Cuma Ekim 9, 2026

Müslüm Elma: Biz devrimciler, sosyalistler düşüncelerimizi ifade etmekte çekinmeyiz

"Sayın Mahkeme Heyeti,

Sayın Avukatlarım tarafından araç içi denetim ve 15.03.2014 tarihli ev içi gözetimine ilişkin değerlendirme itirazlarını gerekçelendiriyorum ve bu itirazın aynı zamanda Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 257. maddesi 1. fıkrası gereğince açıklama olarak anlaşılmasını istiyorum. İllegal temelde yapılan bu dinlemeleri ‘özel yaşam hakkına yapılan bir müdahale olarak görüyorum. Ve gerekçelerimi Alman devletinin Anayasasında yer alan şu görüşlere dayandırıyorum.

”Genel kişilik hakkı bir şahsın kişiliğini, o şahsın yaşam ve özgürlük alanlarına yapılan müdahalelere karşı korumayı amaçlar ve bu hak kapsamlı kişilik koruması olarak Anayasa’nın 1. maddesi 1. fıkrasında garanti altına alınmış olan insanlık onuru ve Anayasa’nın 2. maddesinin 1. fıkrasındaki kişiliği serbestçe geliştirebilme temel hakkından ileri gelmektedir.

Genel kişilik hakkı, kişiliği dikkate alma ve kişiliğe geliştirebilmeye ilişkin mutlak ve kapsamlı bir hak olarak anlaşılır.

Kişiliği özgürce geliştirebilme ve insanlık onuru hakkı, her bir bireye hayatına şekil verebileceği bireyselliğini geliştirip koruyabileceği özerk bir alan teşkil eder. Buna, bu alan içinde “kendin için olmak”, “kendine ait olmak”; şahısların bu alana zorla nüfuz etmesini ya da bu alan hakkında bilgi edinmesini önleme hakkı da dahildir.

Alman devletinin Anayasası’nda kişilik hakları konusunda yukardaki haklar ifade edilmektedir. Söylem bu. Ama bu salona yansıyanlar tam tersi. Bu şaşırtıcı bir durum mu? Tabi ki değildir. Çünkü burjuva ve gerici devletler gerekli gördüğünde kendi yasallığına uymamaktadır. Koyduğu kuralları hiçe saymaktadır.

Bu nedenle burjuva yasallığı, ezilen yığınları aldatmanın bir aracıdır. Örneğin bir kişi bir başkasının evini gözetlemek için kamera veya dinlemek için aracına cihaz yerleştirirse devletin yargısı bunu ‘özel yaşama’ müdahale olarak değerlendirip suç sayar.

Ama aynı devlet bireylere karşı her türlü gözetleme ve dinleme tekniğini kullanmada serbesttir. Yani Emperyalist tekellerin yüksek çıkarları her türlü ahlaksızlığı meşru sayar. Yargı tamda burada susar. Bizim gibi itiraz edenlerin sesleri yükselince, yargı egemen güçlerin kendi çıkarları için koymuş olduğu yasalara sığınır. Aslında bu durum yalnız egemen sınıfların ikiyüzlülüğünü ortaya koymaz. Aynı zamanda yargı kurumlarının egemen sınıfların çıkarlarını korumakla yükümlü olduğu gerçekliğine bütün çıplaklığıyla ayna tutar.

Egemen sınıfların çıkarı ezilen halkların çıkarıyla asla örtüşmez. Ama egemen sınıflar her fırsatta koymuş oldukları yasaların bütün halkın çıkarlarını korumakla yükümlü olduğu yalanına başvururlar. Oysa yukarıda verdiğimiz örnekte de görüldüğü gibi, onların tüm yasaları çıkarlarını korumaya ayarlı. Onların özgürlük dediği; sınırsız sömürme, yağmalama özgürlüğüdür. Buna itiraz eden, emeği için onurluca bir kavgaya tutuşan herkes ‘teröristtir’ onları her türlü gayri insani uygulamaya tabi tutmak ise bir haktır.

Biz devrimciler, sosyalistler bu yasaları tanımadık, tanımıyoruz. Evlere, araçlara yerleştirilen gözetleme ve dinleme cihazlarıyla elde edilen bilgilerin insani ve ahlaki olarak hiçbir meşruluğu yoktur. Evet biliyoruz. Emperyalist-kapitalist sistemin ahlak sınırı, sahip olduğu kapitali korumakla sınırlıdır. Dolayısıyla bu sistemden ahlaki bir tutum beklemiyoruz. Bizim tüm derdimiz-tüm çabamız, bu ahlaksızlık kuyusuna ışık tutmaktır. Görmeyen gözlerin görmesini sağlamaktadır.

Duruşmalara başlandığından itibaren Alman devletinin yasalarına göre yasak olmayan TKP/ML’nin yürütmüş olduğu faaliyetlere dair sözüm ona deliller okunuyor. Sizin delil diye sunduğunuz tüm bu belgeler yıllardır açıkta yürütülen çalışmaların ürünüdürler. Kimi etkinlikler devletin resmi kurumlarından izin alınarak yapılmıştır. Kısacası tüm çalışmalar meşrudur. Demokratik hak ve özgürlükler mücadelesini kapsamındadır. Meşru olan bu çalışmaları yargılamak, demokrasi ve özgürlük mücadelesini yargılamaktır. Buna gücünüz yetmez-yetmeyecektir de.

Açık ve meşru olan çalışmalara illegal bir kimlik kazandırmak için, gizlice çektiğiniz resimler, özel alanlara yerleştirdiğiniz dinleme ve gözetleme araçları da sizi kurtaramaz. Tüm bu çabalarınız demokratik hak ve özgürlükler mücadelesine duyduğunuz sınıfsal düşmanlığın somut göstergeleridir. Bize gösterdiğiniz resimler, sizin sınıfsal olarak bize duyduğunuz düşmanlığın belgeleridir. Delil diye okuduğunuz insani ve siyasi sohbetler ise, yasalarınızda sözünü ettiğiniz “özel yaşama”  ne kadar saygı duyduğunuzun birer karneleridir.

Bu anti-demokratik tutumlarınızla demokratik hak ve özgürlükler mücadelesini engelleyemezsiniz. Evlere kamera koyanlar, araçlara dinleme cihazı yerleştirenler, telefonların başında nöbet tutanlar, bir kez daha duyun. Bu saldırılarla bizi korkutamazsınız.

Biz devrimciler, sosyalistler düşüncelerimizi ifade etmekte çekinmeyiz. Gördüğünüz gibi, burada da konuşuyoruz. Onun için diyoruz ki; gayri ahlaki yöntemlerle elde edilen bilgilere başvurmanıza hiç gerek yok. Yargılanan sosyalist kimliğimizdir. Ama biz onu saklamıyoruz. Bilakis bir bayrak gibi sallıyoruz.

Biliyorsunuz içinden geldiğimiz toplumun kendine has bazı değerleri vardır. Sözgelimi evlerin, özel sohbetlerin dinlenmesine ve insanların gizlice gözetlenmesine şiddetle tepki duyarız. Hiç kuşkusuz bu yönteme başvuranların bir amacı da, insanları demokratik hak ve özgürlükler mücadelesine dair konuşmakta korkar, yürümekte ürker hale getirmektir. Buna müsaade edilemez. Korku mikrobunun panzehiri cesarettir. Her türlü baskıya, dinleme ve izleme saldırılarına karşı cesaretle yürümeliyiz.

Biz her şeyden önce insanız. Duygularımızla, düşüncelerimizle, öfkemizle varız. Yeri gelince, öfkeleniriz, söylenmemesi gerekeni de söyleriz. “İş yapan hata da yapar”. Devrimcileşmede zayıflıklarımız varsa, pratik duruşumuzda, hareket tarzımızda olumsuzlukların olması kaçınılmazdır. Bunun hesabını da biz yaparız. Egemen sınıfların bizim defterlerimiz üzerinde hesap yapmasına asla müsaade etmeyiz.

Bizim mahkeme heyetinden beklentimiz, özünde hiçbir hukuki ve ahlaki değeri olmayan bu masalların burada okunması değildir. Bizim beklentimiz yasak olmayan faaliyetlerin, hangi mantıkla yargılama konusu yapıldığına dair ortaya somut verilerin konulmasıdır. Çünkü sihirli tanımlamanız olan ”yabancı terörist örgüt” iddiasının hiçbir karşılığı yoktur. Soyut iddialarla, somut sonuçlara ulaşılamaz. Ancak hukuk cinayeti işlenir.

Bizim mahkeme heyetinden beklentimiz; iddia makamı tarafından ileri sürülen şu iddiaların ispatlanmasıdır: ”Daha ziyade TKP/ML ile alt kademesindeki örgüt birimlerinin bileşimi sayesinde Avrupa’da da ve özellikle Almanya’da Türkiye’deki saldırıların düzenlenmesi sağlanmaktadır” (bkz. Tutuklama Kararı, s. 7).

Biz, Almanya’da ne zaman hangi saldırının talimatının verildiğinin açıklanmasını istiyoruz. Biz, Avrupa’da yürütülen çalışmalarla hangi devletin yasalarının nasıl ihlal edildiği sorusunun yanıtını istiyoruz. Ama tüm bu sorulara karşın, siz sanki susma hakkınızı kullanıyorsunuz. Oysa iddia sahibi sizsiniz. Sizin susma hakkınız yok. İddialarınızı ispatlama sorumluluğunuz vardır. Umarız çağırılarımız yanıtsız kalmaz.

Teşekkürler. 15.12.2017" 

49961

KESSAB ( GÜZEL EV ) SALDIRISI, 1915'İN DEVAMIDIR !

Suriye'de savaş bütün vahşeti ile devam ediyor.İktidarda bulunan Esad güçleri ile,muhalif güçler arasında,savaşın bilançosu her geçen gün daha da artmaktadır.Türkiye,Ürdün,Lübnan ve Avrupa ülkelerine göç eden Suriye'lilerin sayısı artık milyonları geçmiştir.Mülteci olabilmek için yollarda ölüm haberleri günlük haberlerin artık olağan bir parçası haline geldi.Ölü,sakat,yaralı kalanlar ile evsiz ve hastalıktan ölüm eşiğinde bekleyen Suriye halkının acısı her geçen gün artmakta ve na zaman sona ereceği belli değildir.

Yerel Seçimlerden Kaos Çıktı

Seçimleri herkes kendi sınıfsal penceresinde değerlendirmeye devam ediyor ve edecektir. Bazıları bu seçimlerden büyük anlamlar yükledikleri için, büyük beklentiler içine girdiler ve sonuçlar ortaya çıktığında hayal kırıklıkları yaşadılar. Ayrıca, seçimlerin sonuçları seçim öncesinden belliydi. AKP % 40’ın altına düşmeyecekti. Bütün veriler ve kamuoyu yoklamaları bu doğrultudaydı. AKP ve Erdoğan’da bunu bildiği için rahat davranıyordu.

Saflar çoktan seçildi,kazanan sokaklar ve alanlar olacak!

Başta AKP olmak üzere birçok çevre tarafından “milat” (Tayyip, 25.03.14) olarak gösterilen, yerelden öte “genel” anlamı yüklenen 30 Mart seçimleri; yakın dönemde hemen her tarafça girişilen tahkimatın son durumunu yansıtan verileriyle geride kalmış, üçlü sandık sürecinin ilk aşaması tamamlanmıştır. 30 Mart bir milat değildir ama üreteceği sonuçlardan kaynaklı, kritik bir viraj olma niteliğiyle, kayda değer etkilerde bulunacaktır.

Hırsızlar Kazanınca Demokrasi Kayıpta

Demokratik bir ortamda en doğal hak olan seçme ve seçilme hakkını kullanmak isteyen, yani demokratik, laik, hukuk ve adalet kurallarının uygulandığı, toplumsal barışın sağlandığı, eşitlikçi, özgürlükçü, sosyal bir devlet ve yönetim arzu eden insanlar, ne yazık ki, bir kez daha hırsızlar karşısında yenilgiye uğradı.

Türkiye' de Seçimleri Proletarya Köylü Kazandı.

İster seçim kağıdında gözükelim isterse de gözükmeyelim. 

En çok parti katılımlı bir seçim yaşadık. 

Lakin ki .....

Gönül isterdi ki oklar karşısında  tüfekler zafer kazanmasın. 

Selam olsun neo liberal politikalarla ortaya çıkan proletarya köylüye.

Selam olsun neo liberal politikaların üretimi içerisinde yaşarken yeniden sanayi ve statükocu üretimin proletarya köylüsü olabilme özlemi çekenlere.

Selam olsun neo liberal politikaların içerisinde yaşayan proletarya köylünün zaferine.

Selam olsun.....

Evet bir seçim daha bitti.

Halkın Günlüğünde Malumun İlanı

Darısı şimdi olmasa da gelecekte herkesin başına.

Bir kez daha Dadaistçe yazmak.  

Ortak yaşamlardır hayatı değiştirecek olan.

Nasıl yaşıyorsan öyle .......

Nefes al, nefes ver. Nefes al, nefes ver.

1 ) Bu memlekette  yönetenlerin yönetememe hakları olamaz ( mı  )  yahu ?

Türkiye işçi sınıfının güncel hâli

“Senden yana olanların da, sana karşı olanların da; bir değeri yok seni anlamadıkça.”[2]

31 Ocak 2014’de Paris’te gözlerini kapatan sürgündaşım ve yoldaşım devrimci sendikacı Mehmet Ertürk’ün[3] anısı önünde saygıyla eğilerek, Türkiye bağlamında işçi sınıfının -güncel- hâline değineceğim konuşmama, İsveçli yönetmen Ingard Bergman’ın, “Dünyayı bir tek utanç kurtarabilir,” saptamasına katılmadığımı belirterek başlamak istiyorum.

Katiller aramızda

AKP, sözde demokratikleşme paketi kapsamında tüm KATİLLERİ serbest bıraktı.Hepsi aramızda '' kahraman ''lar gibi dolaşıyorlar.İlkin Pir Sultan Abdal Şenlikleri için ,1 Temmuz 1993 yılında Sivas Madımak otelinde aralarında yazar,aydın,sanatçı 34 canı yakarak hunharca öldüren radikal islamcı örgütler,yapılan göstermelik yargılamalardan sonra hepsi serbest kaldı.İleri gelenleri,esas suçlular ise AKP tarafından,yakalanıp adalete teslim etme bir yana korunuyor.Bulun- dukları ülkelerden getirilerek  '' adalete '' teslim edilmedi.

Sevgili yoldaşımız ERHAN GENCER`İ KAYBETTİK !

Kaypakkaya geleneğine emek –alınteri  ve ömrünü verenlerden vede verdiği emeğin karşılığını dolu dolu alanlardan biri olma şansına sahipti ERHAN GENÇER. Her komüniste  devrimciye  nasip olmaz dolu dolu yaşamak. Erhan yoldaş bununla gururlanmalı, aramızdan ayrıldığında gözü arkada kalmayanlarımızdan biri olma şansına sahip oldu…

Sürüklenme (Ergün Arslan'in elestiri ve felsefe yöntemi)

Marksist bilim bize, bilimsel yöntemlerin en sonunda insan ilişkileri içinde geçerli olduğu tanıtladı. Bu bilimsel yöntem –Diyalektik Materyalizm-  insanlık tarihine uygulanınca, onunda yasalarını netlikle açığa çıkardı. Bu netliği sağlayan şey ise toplumların-ilkel, köleci, feodal, burjuva olarak-  üretici güçlerinin gelişmesi düzeyidir. Marksizm’de bu üretici güçlerin ürünüdür.

Çorbacılar ve halk kahramanı Hristo Botew

Dünyada hainleri en çok olan halklardan biri de herhalde Kürtlerdir. Asırlardır süren sömürgeci cendere bu işbirlikçi hainlerin yardım ve desteği ile ayakta durmaktadır. Onlar olmasa Kürtler çoktan özgürlüklerine kavuşmuş olurlardı. Bu ajanlaşmış işbirlikçiler önlerine konulan çanaklarda beslenmenin karşılığında ruhlarını sattıkları gibi halkı da satmaktadırlar. İdrisi Bitlisi, Diyap Ağa, Meço ve Rayber gibi isimler tarihin ünlü Kürt işbirlikçilerinin başında gelirler. Günümüzde de her il ve ilçede sayılamayacak kadar ajanlaşmış Kürt işbirlikçisi vardır.

Sayfalar