Salı Ekim 13, 2026

“Meral’den Sibel’e kadın devrimi sürüyor” Münevver İltemur

 

Bugün 25 Ocak. Bundan tam 42 yıl önce ’71 Devrimci Hareketin ilk kadın şehidini verdiği gündür. Meral Yakar yoldaşımızın 22 Ocak 1973 günü Ümraniye’deki örgüt üssünde yoldaşının temizlediği silahından çıkan kaza kurşunuyla yaralandığı ve yoldaşı tarafından götürüldüğü Numune Hastanesi’nde üç gün komada kaldıktan sonra ölümsüzleştiği gün.

42 yıl sonra da, onun onurla yükselttiği devrim bayrağı bugün, Arin Mirkanların, Komutan Saryaların ve Rojava Devrimi’nin kalbinin attığı Kobani Özgürlük Savaşında, en ön saflarda direnen kadın militanların elinde IŞİD çetelerine karşı mevziden mevziye dalgalanıyor. Bizler onun mirasını devralan devrimci sosyalist kadınlar olarak bir kez daha söz veriyoruz, hayallerini iktidara taşıyacağız sevgili yoldaş! Kadın Devrimini, tüm kadınlar özgür oluncaya kadar sizlerden aldığımız güçle sürdüreceğiz. Günde 3-4 kadını öldüren erkek egemenliğini tarihin çöplüğüne atıncaya dek.

“Ser verir sır vermez!”

1950 yılında Gaziantep-Nizip’te doğan Meral yoldaş, Çapa Tıp Fakültesi’nde okurken devrimci faaliyete katılır. Tüm yerkürede devrimci bir rüzgar estiren ’68 kuşağının ve elli yıllık revizyonizmden devrimci bir kopuşun ilk militanlarından olan Meral Yakar, 1972 Nisan ayından da İbrahim Kaypakkaya önderliğinde TİİKP’den kopan TKP(ML)’nin ilk kadın üyesi olma onuruna erişir. Meral yoldaş komünistlerin “Birlik Devrimi”yle MLKP’nin onur üyesi olarak kabul edilir.

“Ser verip sır vermeme” ilkesi daha çok ‘71 devrimci önderlerinden İbrahim Kaypakkaya ile özdeşleşmiştir. Gözaltına alınır alınmaz işkencelerin en vahşisine maruz kalması ve destansı direnişi buna yol açmıştır kuşkusuz. Ama Meral Yakar yoldaş yaralı bedeniyle bu ilkeyi ilk pratikleştiren oluyor! Elbette karşı karşıya getirelemez ama tarihi de atlamadan yazmak lazım. Sonuçta Meral ile Kaypakkaya’nın çelikten iradeleri aynı özsudan beslenmiştir. Meral Yakar, yoldaşının kendisini bırakıp belgeleri alıp gitmesi için ısrar eder ama yoldaşı onu bırakmaz, hastaneye götürür ve polis tarafından gözaltına alınıp tutuklanır. Bu durumda Meral yoldaşın devrimci kimliği açığa çıkar. İşkenceci polisler ağzından tek kelime alamayınca tedavisini engelleyerek, yaralı halde işkence ederek öldürürler kadın militan yoldaşımızı.

O dönem yoldaşları tarafından yayınlanan bildiride kısa bir kesit:

“Meral yoldaş, kendini proletaryanın kurtuluşu davasına adamıştı. Bu mücadele uğruna ailesi ile tüm feodal bağlarını koparmış ve profesyonel devrimci olarak mücadelenin içine girmişti. Tüm mücadele hayatı boyunca büyük, küçük iş ayrımı yapmamış teknik işleri küçümsememişti. Yine teknik işleri yaparken vurulmuştu. Mücadele azmini hiçbir zaman kaybetmeyen yoldaşımız, koma halinde dahi devrimci tavırdan en ufak bir taviz vermemiştir. Diğer yoldaşımıza zarar gelmesin diye poliste ‘ser verilir sır verilmez’ devrimci tavrına sonuna kadar uymuştur. Meral yoldaşın bu tavrı hepimize iyi bir ders ve iyi bir örnek olmalıdır. Bu olaydan çıkaracağımız ikinci ders ise, dikkat sorunudur. Her işte çok dikkatli davranalım. Bilhassa egemen sınıfların bütün gücü ile bastırdığı bu günlerden ufak bir dalgınlığın bize çok şey kaybettireceğini hiçbir zaman unutmayalım.”

“Seni Rojava devriminde yaşatıyoruz!”

Özellikle Rojava Kadın Devrimi’nin çok tartışıldığı bugünlerde devrimci, sosyalist kadın hareketi olarak ’71 Devrimci Hareketi’nin ilk kadın şehidine ne kadar sahip çıktığımızı sorgulamalıyız. 42 yıl önce zincirlerini kırıp özgürlük için kavganın tam ortasına atılırken eskiden bir dizi kopuş sağlayan bu kadın yoldaşımızı başucunda andık mı bir kez bile? Hayır. Zira mezarını bilmiyoruz! 41 yıl sonra gömüldüğü yeri öğrensek bile sahipsizlikten belirsizleşen kabrini bulamadık! Onun o tarihlerde feodal erkek egemen değerlerden koparak, ailesinden ve pek çok gencin girmeyi hayal ettiği Çapa Tıp Fakültesi’nden koparak devrimci saflarda yer alışı  çok değerlidir.

Bizler bu değeri ne yazık ki yeterince sahiplenemedik! Genç kuşaklara yeterince anlatamadık. Hala yattığı yeri tam olarak bilmemenin utancını yaşıyoruz... Tüm devrimci kadınlar adına özgür diliyorum sevgili yoldaş! Seni Rojava devriminde anıyor ve yaşatıyor genç yoldaşların. Yolu yok yoldaş bizler de açtığın yolda özgürlüğe yürüyeceğiz!

Sadece Meral değil sahiplenmediğimiz... Türkiye Komünist Partisi’nin ilk kadın şehidi Maria’nın adını bile duymadık, bilmiyoruz. Maria çok iyi bildiğimiz ve her daim saygıyla andığımız TKP’nin önderi Mustafa Suphi’nin eşidir. Yine bir erkek komünist aracılığıyla tanıtmak zorunda kalıyoruz sevgili Maria’yı... Evet tarihi erkekler yazmıştır ama yüzyıllık bir kadın tarihi de vardır bu topraklarda! Biz devrimci kadınlar, kadın şehitlerimize sahip çıkmamışız! Son yıllarda özellikle Sakinelerle birlikte artan bir sahiplenme ve duyarlılık var ama gelenekten geleceğe tüm ölümsüzleşenlerimizi sahiplenmek ve onlardan öğrenmek önemlidir. Çünkü biz köklerimize dayanarak güneşi zapt edeceğiz!

Maria yoldaş, M. Suphi ve yoldaşları katledildikten sonra M. Kemal tarafından kiralanan katil Topal Osman tarafından esir alınır. Tecavüz başta olmak üzere yoğun işkencelere katledilir. Keza Zarife de öyledir. Alişer ile birlikte silah kuşanıp özgürlük için savaşırken üstün öngörüsüyle Kamber’in ihanetini gözlerinden okumuş ve Alişer’i uyarmıştır.

Mücadele uğruna çocuk doğurmayan ve eşi Alişer ile omuz omuza savaşan Zarife de tarih yazımında Alişer’in gölgesinde kalmıştır.

Bunlar sadece üç ayrı dönemde özgürlük devrim ve sosyalizm kavgasında fiziken yitirdiğimiz öncü yiğit kadınlarımızdır. Hani hep deriz ya, onlar fiziken aramızda olmasalar da kavgamızda yaşıyorlar. Evet onların uğruna şehit düştükleri idealleri için mücadelemiz can bedeli sürüyor ve sürecek. Ancak yıldönümlerinde ilkleri unutmamak, mezarlarını bulup başuçlarında anmak gelişen mücadeleyi anlatmak gerekiyor.

Meral Yakar yoldaş ölümsüzdür! Yoldaşa sözümüz devrim olacak!

Münevver İltemur (Ölümsüzlerin ve Tutsakların Sesi Platformu)

 

77631

Partizan: “12/15 Mart Şehitleri Ölümsüzdür! Unutmadık, Hesap Soracağız!”

Katliamlar ve kıyımlar insanlık tarihi kadar eskidir. Yaşadığımız coğrafyada da ülkemiz egemenleri onlarca katliamın altına imza atmıştır. Dersim'de, Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta halkımızın yaşadığı tarifsiz acılara bu sefer de Gazi ve Ümraniye katliamı eklenmiştir.

Demirci Kawa’dan Kobané’ye İsyan, Serhıldan, Zafer !

Baharın coşkusu, Demirci Kawa’nın öfkesi ve cüreti ile harmanlanan bir direnişin, isyanın simgesidir Newroz. Dört bir yanı yangın yeri olan bir halkın tereddütsüz ve korkusuzca yine aynı yangının üzerine zılgıtlarla, sloganlarla yürümesidir. Yok, sayılan kimliğinin, yasaklanan dilinin özgürleştirilmesi uğruna direnenlerin mevzisi, teslimiyete karşı Dörtlerin zindanlarda tutuşturduğu ateşle yanmaktan kendini sakınmayanların adresidir Newroz.

Kobanêʼden, direniş ve umuda dair notlar-1-2-3-4-5

Kobanê: Kobanê’de süren savaşın 134. günü sonunda ezilenlerin tarihine yazılan destana 21. yy. Stalingrad’ı demekte abartmış olmayız herhalde. Çünkü keleşlere karşılık tank ve top ile mücadele edildi. 3710 IŞİD çetesi öldürülürken 426 YPG, MLKP ve diğer örgüt savaşçıları şehit düştü. AKP ve diğer devlerin IŞİD’e destek vermesine rağmen yokluktan var edilen bir zafer de diyebiliriz.

Kadin Sorunu Insan Sorunudur

Kadin Sorunu Uzerine Kisa Bir Giris
Dino Ibrahim....
http://dino-ibrahim.blogspot.nl/2013/11/kadin-sorunu-uzerine-kisa-bir-giris.html

Koçgiri Bir Direniş Başkaldırısıdır

Gelo ew ki ye / Jı wé da te ye

Çı bejnik le ye / We ki reyhan e

Navé wî Alîşer e / Him mér e him reyber e

Li çiya ye / Koçgîriyê zulfîkare(1)

Öncelikle bilinmelidir ki, 1921 de Koçgiri (2), 1925 te Zilan ve 1937-38 de Dersim’de yaşananlar,  resmi tarih belgelerinde tahrif edilerek gösterilmeye çalışıldığı gibi asla  isyan değil, birer katliamdır, hatta soykırım girişimleridir.

TKP/ML Kadın Komitesi

“Kadın düşmanlarının maskesini düşürmek için 8 Mart'a!

Gelin bir aile olalım

Öyle lafla değil, gelin ekmeğimizi ve suyumuzu bölüştüğümüz bir aile olalım. Etrafa  dağılmış kum tanecikleri olmaktan çıkıp paramızı, mal ve mülklerimizi, sevinç ve kederlerimizi birleştirdiğimiz büyük bir aile kuralım. Dünya zorbalarının kana buladıkları tarihin binlerce yıllık ezberini bozup ekonomilerimizi birleştirelim ve kendi büyük aile ekonomimizi kuralım. Birlikte üreten ve kardeşçe paylaşan öyle mutlu, öyle özgür bir hayat kuralım ki, tüm dünya parmak ısırsın, ezilen insanlık bizi örnek alsın.

AKP’nin Lebensraum İhtiyacı ve Kürdistan-Haluk Gerger

AKP iktidarı, “Yeni Türkiye”yi inşa ediyor. Ama AKP, aynı zamanda, şimdi artık çökmüş bulunan “Eski Türkiye”den kalma devlet ve sistem krizini de yönetiyor. Yani, AKP iktidarı bir “kriz yönetimi” de.

Türkiye krizinin üç boyutu var. Birincisi, “sorunların anası” Kürt Sorunu. İkincisi, sistemik iktisadi kriz. Üçüncüsü de, bu iki yapısal krizin politik, sosyal, kültürel, vb. yansımaları. “Eski Türkiye” bu bunalımların ağırlığına dayanamayarak göçtü. AKP iktidarı dolayısıyla devraldığı yapının krizini de yönetmek durumunda.

Hükümet-PKK ‘Ortak açıklaması ’ ve BHH seçim tavri üzerine kısa deginmeler

HDP-İmralı heyeti ile Hükümet yetkilileri arasındaki görüşme ve PKK’nın on maddelik açıklaması üzerine bir çok yorumlar yapıldı ve bazı kesimler “PKK silah bırakacak” şeklinde yorumladı.

Her şeyi kendi koşulları içinde değerlendirmek gerekiyor. Koşullardan bağımsız yorumlar, gerçeklerle örtüşmez veya doğru yaklaşımlar olarak ortaya çıkmaz. PKK’nın geldiği aşamayı da bir on yıl öncesi ve hatta beş yıl öncesi gibi ele almak yanıltıcı olur. Bölgede ve uluslararası alanda bu süreçte çok şey değişti.

Modus vivendi...Riskler ve olanaklar

Uluslararası hukukta anlaşmazlık içindeki iki entitenin anlaşmazlığın çözümünü erteleyerek geçici bir anlaşmaya varmaları durumuna Modus Vivendi deniyor.TC ile PKK arasında süregiden çözüm sürecinin evrildiği durumu bundan daha iyi özetlemek mümkün görünmüyor.

Haziran Hareketi Mahcup Etmedi: Demir Küçükaydın

26 Şubat’ta yazdığımız “Birleşik Haziran Hareketi, Seçimler ve HDP” başlıklı yazıda Marksist ve Sosyalistlerin seçimlere ilişkin tavrının, genel ve önümüzdeki seçimlerin özgül niteliklerinden hareketle, nasıl olması gerektiği sorusunu cevapladıktan sonra, yazının sonunda, şunları yazıyorduk:

“Son olarak tekrar edelim.

CHP’ye oy veren, laik ve Alevi ama pek ulusalcı kaygıları olmayıp da demokrat olan geniş bir kesim vardır. Bunlar HDP’yi dikkatle izlemektedirler. Birleşik Haziran Hareketi, bu geniş kesimin HDP’ye yönelmesini engellemek için kurulmuş bir benttir.

Sayfalar