Perşembe Ekim 15, 2026

Lozan neyin galibiyeti idi:Mehmet Can

‘’Bilmeyen ahmak, bilip de  söylemeyen suçludur.’’ (Fransız Atasözü)


İktidarı alan gücü eline geçiren muktedirler, tarihi de kendi çıkarları doğrultusunda yazarlar. Kendi iktidarlarının devamı için yalanın egemen olduğu bu tarih yazımına ihtiyaçları vardır. Türk egemen tarih yazımı da bir bütün olarak Lozan Antlaşmasından sonra yavaş yavaş ete kemiğe bürünmeye başladı. 1927 yılında Türk egemenleri tam olarak ipleri eline almaya başladıktan sonra Nutuk’un yazılması ile bir yerlere oturdu. TC resmi tarihi giderek bu süreç sonrası bir şekle girerek vücut buldu.

Lozan Antlaşmasını madde madde incelediğimiz zaman esasında Lozan’ın bir kahramanlık ve direniş sonucu elde edilen bir başarı olmadığını tam aksine batının, batılı devletlerin her dediğinin noktası ve virgülüne kadar kabul edildiği bir  antlaşma olduğunu görmekteyiz.

1.Başlık: Doğu sınırı
Türkiye’yi temsilen Lozan’daki görüşmelere giden İsmet İnönü tamamen içi boş argüman ve gerekçelerle ortaya çıkarak doğu sınırı konusunda reel durumdan hareket etmeyerek hiçbir somut temele dayanmayan argümanları masaya koymuştur. Örneğin, ‘‘Ermeni yurdu söz konusu olamaz, olursa görüşmeler kesilir‘‘ demiştir. İnönü’nün masada dile getirdiği bu argümanların masada elle tutulur bir yönü ve yanı yoktur. Neden? Ermeni nüfusu Anadolu’da ne kadar kalmış? Bir buna bakmak lazım… Bu doğu sınırı muhabbeti tamamen göz boyamadır. O dönem Ermeniler hariç kimse bu sınırları istemiyor ve ilgilenmiyor. Ne İngiltere ne de diğer ülkeler… Bunların istememesinin nedeni de şu: Ermeni topraklarının bir bölümü yani öbür taraftaki Ermenistan Sovyetlere günümüzdeki Rusya’ ya kaymış durumda İngilizler bu konuyu Lozan’ da gündeme getirerek neden Sovyetlerin genişlemesini istesin ki böyle bir şey ister mi İngiltere?

Unutmamak gerekir ki Sovyet dış politikası 1917 Ekim Devriminden sonra büyük bir değişime girmiştir. Dolayısıyla İsmet İnönü bu konuda sırf biz de Lozan’da elimizi masaya vurduk diyebilmek için içi boş gerçekleşmesi zaten uzak bir ihtimal olan bir argüman ile ortaya çıkmıştır.

Lozan’daki ikinci başlık ise, Irak sınırı konusudur.
Irak sınırı mevzu bahis olduğu zaman ilk akla gelen Musul sorunu olmuştur. Günümüzde bile özellikle resmi tarihin kalemşörleri tarafından Musul mevzusunda TC egemenlerinin masada, Lozan’da direndiklerini, Musul‘u kaybetmemek için büyük bir mücadele verdiklerini söyler ve yazarlar. Peki, gerçek böyle mi? Bir kere Musul resmi tarihçilerin anlattığının aksine Lozan’da hiçbir zaman direnmenin nedeni olmamıştır. Tam aksine Musul, İngiltere tarafından alındıktan sonra, İngiltere Kemalistlerin tek tip bir ulus devlet kurmasına izin vermiştir. Yani İngiltere için önemli olan Ortadoğu’da bünyesinde zengin enerji kaynakları bulunan Musul’dur. Anadolu değildir. Lozan’da bu bölge üzerinde egemenliğini yeniden tescil ettiren Birleşik Krallık bunun karşılığında Anadolu’da Kemalistlerin ulus devlet kurmasına izin vermiş ve Anadolu ile fazla ilgilenmemeye başlamıştır.

3.Başlık: Suriye sınırı
Reisi İbni Halden başlayarak Müslimi‘ye, Meskene sonra Fırat yolu Deri Zor ve Musul Livası güney sınırına ulaşacak. Lozan’da Türk delegasyonunun talebi bu fakat Lozan’ da Suriye Sınırının TC egemenlerinin lehine düzenlenmesi işlem ve talebi de olmuyor.

4.Başlık: Adalar
Hikayenin en büyüğü bu İsmet İnönü  Lozan’ da 11, 12 adayı masaya getirmeyi, masada konuşmayı unutuyor. Türkiye’ye dönünce hatırlatıyorlar İsmet İnönü’ye ama iş işten geçmiş durumda imzalar atılmış artık.

5.Başlık: Trakya sınırı
1903 öncesi elden giden sınırların tekrar elde edilmesine çalışılacak, yani Balkan Savaşları’nda elden giden 1912’ de Osmanlının elinden giden coğrafya kastediliyor. Bu da hikâye, bu da gerçekleşmiyor. Bu sınırlara bir daha geri dönülmüyor.

6.Başlık: Batı Trakya
Misak-i Milli maddesi gereği plebisit istenecek, yani orada yaşayan halkın kendi kaderini oylama, bir seçim sonucu tayin etmesi.  Karaağacı daha sonra Yunanistan alıyor ve mevzu kapanıyor. Elde var yine sıfır…

7:Başlık: Boğazlar ve Gelibolu Yarımadası
Boğazlar bir geçiş hattıdır ve bütün dünyaya aittir. Sadece Osmanlı ya da Türkiye’ye ait değildir. Zaten İngiltere’nin kendisine bıraktığı bir yeri Türkiye diyor ki asker bulunduramazsın, bulundursan da müzakere sonucu bulundurabilirsin ancak… Unutmamak gerekir ki geçiş hakkı diye bir şey vardır. Yani esasında burada demek istiyor ki ben bu kuruluşu TC’nin kuruluşunu bir şekilde süslemem, bunun propagandasını bir şekilde yapmak gerekir. Aksi halde kitleler nezdinde otoritem ve güvenirliğim yara alır, itibar kaybeder. Sen; İngiltere boğazları yine istediğin gibi kullan fakat benim ile göstermelikte olsa bir görüş, müzakere et.

8.Başlık: Kapitülasyonlar
250 sene Osmanlı sömürdü Fransa’yı, son yüz elli sene de Fransa Osmanlı‘yı sömürmeye başladı. Fransa istediğini yine zaman içerisinde yaptırıyor. Resmi bir sömürü kalksa da, fiili bir sömürü yine var, devam ediyor TC’nin varlığı ile beraber.

9.Başlık: Azınlıklar
Kim var azınlıkta? Ermeni, Yahudi, Rum, Yunanistan diye bir devlet var mı? Var… Ermenistan’da Türk var mı? Yok… Peki, kimi, kiminle mübadele edeceksin? Açık bırakıyor bunun ucunu muammada kalmasını sağlıyor. Ermenilerin; Kiminle? Nerde? Ne zaman? Mübadele edileceği belli değil. Mübadelede şu vardır: TC egemenleri bunu anlatmalılar: Mübadele nedir? Kelime manası olarak: Çok açık sendeki hacmi olan bir şeyi, bendeki hacmi olan bir şeyle değiştirmektedir. Karşı tarafta bunun hacmi yoksa neyle değiştireceksin? Türkiye’nin derdi, hepsini yollamaktı esasında beceremeyince azınlık haklarını getirdiler başlarına.

10.Başlık: Osmanlı Borçları
TC Osmanlı Borçları’nın tamamını Lozan’da kabul ediyor, üstleniyor. Eğer 1923 bir devrim olsaydı eski rejimin borçları kabul edilmezdi. 1979’da İran’da devrim gerçekleştiği zaman, eski rejimden yani Şah Pehlevi yönetiminden kalan borçları yeni İran yönetimi ödemeyi reddetti. Yine Küba ve Vietnam devrimleri aynı şekilde tıpkı İran gibi eski yönetimden kalan borçları emperyalist ülkelere ödemedi. Bu örnekleri çoğaltabiliriz, eğer 1923’te bir devrim olsaydı Osmanlı Borçları ödenmezdi.

11.Başlık: Ordu ve Donanmaya sınırlama
Ordu ve Donanmaya sınırlama söz konusu olamaz diye Lozan’da başlık açılmıştır. İngiltere’nin Musul’dan bile önemli olan ana mevzusudur bu konu. Dünyada İngiltere’den yola çıkan herhangi bir gemi takılmadan dünyanın etrafında dolaşıp veya istediği bir ülkeye girip çıkıp tekrar İngiltere’ye varır. Unutmamak gerekir ki Birleşik Krallık, İngiltere dünyada geçmişten, günümüze denizlerin hakimidir. Herkes ile antlaşması vardır. Antlaşması olmayanı da mağlup etmiştir kendisine bağlamıştır. Mustafa Kemal esasında bu konuda şunu demek istiyor:’’Ben diyor kendi kıyımda istediğim kadar asker bulundururum  ve o denize hükmederim. Bana ait kaç milse oralara o alana ben hükmederim.’’ Fakat İngiltere denizlere hakim olma isteğinden dolayı oraya şöyle bir ara açıyor ve Türkiye’ye şunu söylüyor:Zaten senin donanmanda yok, yani büyük bir boşluğa konuşuyorsun sen demeye getiriyor. Dolayısıyla İngiltere’nin denizlerdeki hakimiyeti boğaz başta olmak üzere TC’ de de sürüyor. Mustafa Kemal’in söylemi lafta kalıyor.

12.Başlık: Yabancı Kuruluşlar
Yabancı Kuruluşlar yasalarımıza uyacaklar. Bu konu da tam bir muamma, hangi yabancı kuruluşlar? Ülkesi olanlar, olmayanlar… Yabancı kimdir? Hangileridir? Kimin, kimin yasalarına uyduğunu doksan yıllık cumhuriyet tarihi bize gösterdi.

Dolayısıyla Lozan’da TC egemenlerinin hiçbir maddesi kabul edilmemiştir. Esas olgu-de facto bir durum olan TC ülkesinin tanınmasıdır. Olayın Kürt ve Kürdistan bağlamında cereyan ettiği yer ise Musul meselesidir. İngilizler 9 Kasım 1918 Musul’u teslim almışlardır. İsmet İnönü ise Musul’u Lozan’da TC sınırlarına dahil etmek için Lozan’da BMM Türklerin ve Kürtlerin ortak meclisidir diyerek sürekli Türk ve Kürt’ün kardeşliğine vurgu yapmıştır.

İsmet İnönü Lozan’da bu kardeşlik edebiyatını dilinden düşürmeyince Lozan’daki dönemin İngiliz temsilcisi Lord Curzon İsmet İnönü’ye dönerek kinayeli bir şekilde gülümseyerek umarım öyledir demiştir. Türk ve Kürt birlikteliği başından itibaren sahte bir birlikteliktir. Yani demek istiyor ki İngiltere, siz ortak falan değilsiniz. Sizin altı yüzyıllık bin yıllık bir devlet geleneğiniz var, Kürt’ün böyle bir geçmişi ve geleneği yok, sanki varmış gibi yanına oturtuyorsun Kürt’ü, işin bitince adamın kafasını kopartacaksın güzel kardeşim.

Şu soru günümüzde de sorulmalıdır, Lozan’dan sonra kaç kez müdahil oldu İngiltere Kürt ve Kürdistan mevzusuna? İngiltere Musul’u aldıktan sonra Türk ve Kürt’e ne haliniz varsa görün demiştir. Kürtleri bir nevi Kemalistlerin önüne atmıştır. Lord Curzon kısaca özetlemek gerekirse Lozan’da İsmet İnönü’ye: ’’ Sizin Kürtler ile olan aşkınız göstermelik bir aşktır’’ diyor. Lozan bir zafer değil, bir hezimet, büyük bir yenilgidir. Mağlubiyetin altına atılmış bir imzadır Lozan. Unutmamak gerekir ki İngiltere 1. Dünya savaşını baz alarak masaya oturmuştur. Sen Kurtuluş Savaşı diyorsun, milli mücadele diyorsun kimsenin umurunda değil. Osmanlı 1. Dünya savaşından yenik ayrılmıştır ve bunun bedelini de Lozan’da ödemiştir. Dolayısıyla Lozan öncesi büyük oranda bu toprakların kadim ve yerli halkı olan Ermeniler, Rumlar kısacası gayri Müslimler tasfiye edilirken, Lozan sonrasında ise Kürtlerin tasfiyesine büyük oranda başlanmıştır. Lozan’dan sonra hazırlanan 1924 Anayasası ile film tamamen kopmuş ve bitmiştir.

75446

KCK Silahlı Mücadeleyi Terkediyor mu? - Dursun Ali Küçük

Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir.

KCK lideri Öcalan esir alındıktan sonra ilk geri çekilmeyle silahlı mücadeleye veda görüşleri belli düzeyde ortaya çıkmıştı.

Sonra 2003 te yeniden ve hemde kontrol altındayken, Genelkurmay-Ergenekon isteği (ki o zaman yeni gelen AKP hükümetine karşı darbe yapılacaktı, asker buna ihtiyaç duyuyordu) üzerine yeniden “silahlı mücadeleyi değerlendirin” mesajlarını göndermeye başladı.

Grup Yorum ve Kobane üzerine iki satir

Kobane'de top mermisinin açtigi delikte gunesi goren cocuklar!

Varin Kobane'nin bir Devrim olup olmadigina siz karar verin.

Ama unutmayin!, ortacag duzenini, 700 yillik Feodal despotluk ve Ruhban sinifin karanlik iktidarini sona erdiren Fransiz Ihtilalide sömürüyü ortadan kaldirmamisti, o Burjuvazinin bir devrimiydi, Kapitalizme yolu acmisti...

Devrimlerin, önderligine gore degil, toplumu nerden nereye tasidigina bakilarak Devrim olup/olmadigina karar verilir.

TKP/ML TİKKO Kobanê: Newroz'u Kuşan, İsyanı Harmanla!

"Newroz'u Kuşan, İsyanı Harmanla!

Bu yıl halkımızın direniş ve serhildanlarının günü olan Newroz bayramını karşılarken, Kobanê direnişi, 6-7 Ekim serhildanı ve bütün Rojava direnişi tüm sıcaklığıyla Newroz’a doğru akmaktadır. Direniş bayrağı diktiğimiz Kobanê sokaklarından, başta Amed, Dersim, İstanbul olmak üzere tüm şehirlere, Newroz’un isyan şiarıyla sesleniyoruz;

Halkımız,

1915 - 2015 ERMENİ SOYKIRIMINI 100.YILINDA LANETLİYORUZ

VE

YENİ SOYKIRIMLARA BİR DAHA ASLA !

ՄԵՆՔ  ԴԱՏԱՊԱՐՏՈՒՄ  ԵՆՔ  ՑԵՂԱՍՊԱՆՈՒԹՅԱՆ  100 ԱՄՅԱԿԸ

և

ԿՈՉ  ԵՆՔ  ԱՆՈՒՄ  ՈՐ  ԵՐԲևՒՑԵ  ՉԿՐԿՆՎՒ !  

Site yazarlarimizdan Agop Ekmekciyan'in Ermeni soykirimini 100.ci yilinda lanetliyoruz 13 bölümden olusan yazi dizisi 21 Mart'tan itibaren  yazarimiza ait kosesinde yayinlanacaktir.

 

1-1915 -  2015 

2-Ermeni tarhi

3-İttihat ve terakki

4-Soykırıma giden yol

5-van Direnişi

6-Tehcir kanunu

7-kanlı şafak

8-Negiste plus

9-İttihatcılar yargılanıyor

“Evet hâlâ, ısrarla, yeniden isyan”

“Hangi dağ efkârlıysa ordayız, Perişan edilen her şey bizimdir.”[2]

“Evet hâlâ, ısrarla, yeniden isyan”ı haykırmaya; “Tek yol devrim” demeye geldim buraya…

Kimileri buna “hayal” ya da “umut işte” diyebilir…

Ama unutmayın: Aristoteles, “Umut, uyanık insanın rüyasıdır,” derken; Remy de Gourmont da, “Gerçek bir hayal ve hayal bir gerçektir,” vurgusuyla yanıtlar bu kuşkucu itirazları…

Hayır kuşkuya, tereddüde yer olmamalı hayatımızda…

Özgecan'ın katlinin AKP’le ne ilgisi var ?[1]

“Omnes una manet nox.”[1]

Özgecan’ın katledilmesinin ardından patlak veren yığınsal öfkeye bakıp, medya ve sosyal medyadaki AKP kuyrukçuları soruyor: “Canım siz de ayağınız taşa takılsa, AKP’den bileceksiniz. Özgecan’ın öldürülmesinin AKP ile ilgisi ne?”

Hangisinden başlayalım ki?

ALÂEDDİN’e bir dilek ve telafinin gelecegi[1] ERIC NAZARIAN

Bugün burada olduğunuz ve beni davet ettiğiniz için teşekkür ederim. Çocukken Alâeddin masalını severdim. Hangi çocuk üç dileğini yerine getirecek şişedeki bir cini istemez ki? Okuldan eve yürürken hayalimdeki bu cinle sohbetlerimi hatırlıyorum. Gizli defterime yazdığım bir dilek listem vardı. Dileklerim çeşitliydi. “Keşke kanatlarım olsaydı ve uçabilseydim” şeklindeki çocukluk dileğim biraz büyüdüğümde Sophia Loren’i öpmek ve Charles Aznavour gibi şarkı söyleyebilmek şeklini almıştı.

TKP/ML TİKKO Kobanê Komitesi

“Erkan Altun Yoldaşı Mücadelemizde Yaşatacağız!

IŞİD’in (DAİŞ) kent merkezine yoğun saldırılarının gerçekleştiği 15 Ekim 2014 tarihinde, mevzisine gelen havan sonucu Erkan ALTUN (Komünist Nefer) yoldaş şehit düşmüştü. Erkan yoldaş Rojava’da halkımıza yönelen saldırılara karşı gövdesini siper etmiş, bu uğurda sonsuzluğa yürümüştür. Kendi inisiyatifiyle, bağımsız bir savaşçı olarak gelmiş, Kobanê direnişini kendi direnişi saymış, bu uğurda enternasyonal savaşçı olarak şehit düşmüştür.

TKP/ML: Avaşin Tekoşin Güneş onurumuzdur

TKP/ML Ortadoğu Bölge Komitesi, Rojava’da yaşamını yitiren Ivana Hoffman anısına yayınladığı açıklamada, “Ivana Hoffman tıpkı yıllar öncesinde İsviçre’nin ALP’lerinde koparak Dersim dağlarına gelerek şehit düşen enternasyonalizmin kızıl gülü Barbara Anna Kistler yoldaşın izini sürerek Rojava’da zalimlere karşı çarpışarak şehit düşmüştür” dedi.

Fırat Haber Ajansı’nda (ANF) yayınlanan habere göre Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist Ortadoğu Bölge Komitesi geçtiğimiz günlerde ölümsüzleşen enternasyonalist MLKP savaşçısı Ivana Hoffman için yazılı bir açıklama yaptı.

Bu açıklama o açıklama değil :Metin Ayçiçek

Tarihi açıklamayı” bekliyordum zaten. Her zamanki gibi, seçimlere beş kala bildik simalar sahne aldı. Bir eylem programından yoksun olan açıklamanın üstü, cafcaflı sahne dekorlarıyla örtülmüştü. Taraflar arasında kan uyuşmazlığının varlığı, baştan beri net bilinen tek bilgi idi. AKP+MHP+CHP yani Devlet Cephesi ile Kürt Özgürlük Hareketi ve ittifaklarından oluşan Barış ve Özgürlük Cephesi’ni, söz konusu on maddede ortaklaştırabilecek tek bir madde yok.

Karman Çorman

Hani mecliste akp nin geçirmeye çalıştığı şu güvenlik paketi vardı ya..

Ha... işte o.

Sahi ya.. çoktandır bu paket geçmemiş miydi ?

Öyleyse biz yoksulların yaşadığı ne ?

Sokakta, okulda....

Bizler çocuklarımızın yaşama tutunabilmesi için mücadele ettikçe hocalar kendilerinden sonra ders girdi diye çocuklarımızı yok yazıp devamsızlıktan kalmasını sağlamaları ne ?

Faşizm birileri içinde daha açık hale gelecekmiş ne yazar.

Şu İstanbul çok ilginç bir yer.

Sayfalar