Salı Ekim 20, 2026

Kürtleri boğmak (Nubar OZANYAN)

İşgalci, soykırımcı Türk devleti ve çeteleri, Rojava’ya ve bir bütün olarak Kürtlere karşı saldırılarına ara vermeden yoğunlaştırıyor. Gün yok ki, haber ajanslarına Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırı haberleri geçmesin. Gün yok ki, toplu insan kaçırmalar, hırsızlık, doğa katliamı, su depolarına yönelik suikast haberleri ajanslara yansımasın. Uluslararası ve bölgesel anlaşmaları, insanlık hukukunu çiğneyerek son 15 gün içinde havan, obüs ve tanklarla tam 225 saldırı gerçekleştirdi. Kobanê, Grê Spî, Eyn İsa, Til Temir, Zirgan, Minbîç, Til Rifet, Şehba’ya yönelik saldırılar sonucu onlarca insan yaralanıyor, sayısız ev yıkılıyor, boşalan köyler oluyor. Halkı katletmek, geride kalanları korku ve yıkımla sürgüne mahkum edip toprakları insansızlaştırmak amaçlanıyor.

Savaş, işsizlik ve yoksulluktan kaynaklı insansızlaşan topraklarda, Kürt çocukları daha büyük dram ve göçmenlik acısıyla tanışıyor. Her gün mültecileşen halklar, daha ağır bir insanlık dramıyla karşılaşıyor. Sınırları aşarken derin karanlık sularda boğulan, soğuktan donan, açlıktan-hastalıktan-sınır güvenlik güçlerinin açtığı ateşten ölenlerin sayısı küçümsenmeyecek düzeyde. Üzerinde yaşadıkları topraklar yetmezmiş gibi komşu ülkelerin toprakları da zulüm ve ölüm denizine dönüşüyor. İnsanlar istedikleri yere daha ulaşamadan ülke sınırlarında kurulan zulüm kamplarıyla tanışıyor.

Kürtlere yönelik benzer politika ve uygulamalar Kuzey’de-Bakur topraklarında da uygulanmaktadır. Dört yanı zulüm pususuna dönüşen topraklarda direnmekten başka yol kalmıyor Kürtlere.

Kürtçe müzik dinlediği için sokakta linç etmeye çalışan, Kürt oldukları için ırkçı faşist saldırılar sonucu katledip yakan, Kürt kadınlarına yönelik her türlü taciz ve tecavüzü uygulayan, sorgusuz-sualsiz Kürtleri hapse dolduran, özgürlük mahkumlarına her türlü işkenceyi maruz gören İttihatçı Kemalist TC devletidir.

Faşizmin ilk akla gelen isimlerinden biri olan Devlet Bahçeli’nin Amed’de kurulacak olan ormanlık alana isminin verilmek istenmesi, Yavuz Sultan Selim’in isminin İstanbul’daki üçüncü köprüye verilmesi kadar manidardır. Hem katliamların en utanç verici olanlarını gerçekleştir hem de zalimlerin ismini unutturmamak için köprülere, ormanlara, sokak ve bulvarlara ver! Enver, Talat, M.Kemal, Türkeş, Bahçeli...

Zulüm ve açlıkla terbiye etmek

Zulüm ve soykırımla dize getirtilip çökertilmek istenen Kürtlerin nefesi ekonomik ablukayla, sınır kapılarının kapatılmasıyla, su depolarının vurulmasıyla kesilmek isteniyor. Rejim sürecinde doğru dürüst bir alt yapıya sahip olmayan, en zor koşullarda hayvancılık ve sınırlı tarım dışında bir üretim ve çalışma alanı olmayan topraklar, bugün daha büyük bir kuşatmayla karşı karşıyadır.

Rojava halkı açlıkla-yoklukla terbiye edilmeye çalışılıyor. En temel gıda maddelerini bulmada ciddi sorunlar yaşatılarak halkın öfkesini Demokratik Özerk Yönetime doğrultmak isteyenlerin kışkırtma ve provokasyonlarını da eklersek, sorun ve sıkıntının boyutunu anlarız. Ancak elbette tüm bu olanlar karşısında yapılacak ilk şey direnmektir. Devamında halkı olup bitenler karşısında bilinçlendirmek, örgütleyerek öfke ve tepkiyi başta Türk devletine ve çetelerine yöneltmek gerekmektedir.

Bugün bütün insanlığın gözü önünde eli, yüreği ve bilinciyle Metîna, Avaşîn, Zap’ta direnen gerillanın kahramanlığı onur vericidir. Sayısız kimyasal silah saldırısıyla ve en üstün teknik üstünlükle saldıran düşmana karşı gerillanın direnişi ve iradesi savaşın kaderini belirlemektedir. Dayanılması, katlanılması oldukça zor olan, insan aklının kabul edemeyeceği dezavantajlı koşullara rağmen, tayin edici olan ulusal özgürlük gerillalarının direnişi, kararlılığı ve yüksek fedakarlığıdır.

Zulmün bayrağı gerillanın savunma alanlarında dikilemedi. Direnen gerillaların anlatımları bile okunduğunda hayranlık uyandıran karşı koyuş sadece anın değil, tarihin de nasıl yapılacağını ve yazılacağını öğretiyor. 10 korkusuz fedai gerillanın 80 günlük direnişi tarihe not düşülecek niteliktedir. Yoğun hava saldırısı, ardından bitmeyen obüs, havan atışları, en küçük bir hareketliliğe yüklü miktarda cephane kullanımına karşı direniş...

Kürtçe şarkılar, çekilen halaylar, devrime-ulusal özgürlüğe, şehit ve önderliklerine verilen sözler yinelendi Grê Sor mevzisinde. Hem savunma hem saldırı mevzisi olan Grê Sor, sayısız emek ve kahramanlıkların mevzisidir.

Yüreğini ve beynini sağlam tutan, karanlığa ışık olan, şiirleri ve şarkılarıyla direniş yazan gerillalar geleceğimizin onur tapınaklarıdır. İddiası büyük olan gerillaların sesi bize ne yapmamız gerektiğini öğretiyor: "Düşmanı Grê Sor’da kıracağız". Düşmanın varlığı, yaşamın zorlukları, mücadelenin sorun ve sıkıntıları varsa, gerillanın düşmanı kırma iradesi, kararlılığı ve ışığı da vardır. Bu ışık, Kürt halkının ve diğer mazlum halkların özgürlük yolunu aydınlatacaktır...

8448

Ermeni soykırımını tanımak için kaç soykırım daha lazım?-Dursun Ali Küçük

Kendinize yapılan soykırımı görürseniz Ermenilere yapılan soykırıma doğru yaklaşırsınız. Ermeni soykırımını görmezseniz, gün gün ve sürekli yaşadığınız soykırımınızı göremezsiniz.

TÜRKİYE, YAKINDOĞU HALKLARININ İMHA EDİLMESİNİN ADIDIR

TC’ye sormak lazım..

Kaç soykırım daha yaparsanız ancak Ermeni soykırımını tanırsınız?

Ermeni soykırımının 100. Yıldönümüne giriyoruz. İttihat Terakki li Osmanlı bu soykırımı işledi, şimdiki Ermenistan hariç, diğer Ermeni topraklarını ve Ermenileri neredeyse haritadan sildi.

Partizan: ATİK ve Yeni Kadın’ın mücadelesini sahipleniyoruz

"Bir yandan Ortadoğu’daki savaşın bizzat besleyicisi olduğu ayan beyan ortadayken bir yandan demokrasi havariliği yapan kapitalizm; kendi sınırları içinde yaşayan göçmenlerin hak arama mücadelesine yıllardır yaptığı gibi saldırmaya devam ediyor.

Komşularım(ız)a kiropiler'e çorum'da ne oldu?

“Veritas nimis saepe laborat, extinguitur numquam.”[1]

Ermeni Soykırımı’ndan söz etmenin ağırlığını, en iyi Murathan Mungan’ın, “Söylenecek sözün çokluğu, bazen insanı dilsiz bırakır. Tıkanır, kalırsınız. Haklılığın suskunluğu, diğer suskunluklara benzemez; düğümü zor çözülür,” sözleriyle; Cemal Süreya’nın, “Kan var bütün kelimelerin altında,” dizeleri betimler…

Soykırım Üzerine Resmi Söylemler Ya Da T.C. Soykırımı Neden Tanımalıdır.

“Nominibus mollire licet mala.”[1]

Siz Can Yoldaşlar Meclise Yakışırsınız!

Önümüzdeki 7 Haziranda Genel Seçimler yapılacak ve milyonlar yeni parlamento temsilcilerini seçeceklerdir. Bu seçim Cumhuriyet tarihinin en önemli seçimlerinden birisidir.

Anlayana Güney Afrika:Haluk Gerger

Bugün Güney Afrika Cumhuriyeti’nde büyük çoğunluğu oluşturan mazlumlar, eskinin kölesi-bugünün “özgür” siyah yoksulları, kendilerinin sandıkları bir rejim ve iktidar altında, büyük sıkıntılar içinde yaşıyorlar. İki kahraman direniş örgütü, Siyahların Afrika Ulusal Kongresi (ANC) ile müttefiği Güney Afrika Komünist Partisi (GAKP)’nin iktidarı, yeri geldiğinde, madencileri, grevci işçileri, yoksul emekçileri kurşunlatıyorlar. Yoksulluk, yoksunluk, açlık ve işsizlik, hastalık, gerilik, çürüme, eşitsizlik ve adaletsizlik kol geziyor Güney Afrika’da.

Nasıl oldu bu?

7 Haziran seçimlerine dair-gerekçeli tavrımız :Temel Demirer Sibel ÖZBUDUN

“Hakikâtin yalan,  yalanın da hakikât gibi  göründüğü bir  dönemeçteyiz şimdi!”[1]

Pablo Picasso’nun, “Kimsen, öyle kal”; Oscar Wilde’ın, “İnsanın rüyaları büyük olmalı ki, hiç gözden kaybolmasın,” uyarılarını hiç ama hiç unutmayanlardanız ve de burjuva patentli “temsili demokrasi” yalanını ve dolayısıyla da “seçimleri”ni gereğinden fazla önemsemeyiz.

Tehcir kanunu ve kanlı şafak,24 Nisan 1915

Bugün dahi tartışılan Tehcir kanunu,yani Ermeni'lerin zorunlu göçe tabi tutulması,henüz Osmanlı'ların Anadolu topraklarında ,Hayastan topraklarında varlıklarından henüz bir haber iken,sonradan gelip yerleştikleri topraklardan asıl yerlileri olan Ermeni'lerin sürülmesi kararıdır.Bu anlamda Tehcir Kararı,ermeni ulusu'nun anavatanından sökülüp atılması kararıdır.Rus yenilgisi ile başlayan,Van direnişi,Sarıkamış'ta bozguna uğrayan Enver Paşa ve komutasındaki ordu,yenilgiye gerekçe olarak Ermeni'leri göstermişlerdir.Faturasını Ermeni'lerden çıkarmışlerdır.Talat Paşa ABD Büyükelçisi ile yaptığı g

Dersim kazanmalı!—ergin doğru

Haziran seçimleri Türkiye’nin açısından belirleyici olacak etkiye sahip görünüyor. Seçimler halklar mücadelesinin temel amacı olmasa da, halkların demokratik gelişimi ve özgürleşmesi açısından önemli bir araç olarak kullanılabilir.

Haziran seçimleri, Türkiye açısından önemli olduğu gibi, Dersim’in genel konjonktürü açısından da tarihsel bir öneme sahiptir. Bu seçimler Dersim açısından tarihsel bir hesaplaşmanın tamamlanması, kendi tarihsel kimliği ile buluşma açısından önemli bir dönüm noktası olacaktır.

Tunceli devletin, Dersim halkındır..

Bahar heryere ve hep gelecek

“Maalouf, ‘insan geçmişin yok olması karşısında kendini kolay avutabilir ama, geleceğin yok olmasını kaldıramaz’ diyor. Benim gibiler için de sorun burada başlıyor. Zira, benim gibilerin geçmişi bir yana geleceği de ‘yok olduğu’ görülüyor” yazmıştı Günay Aslan, 20 yıl sonra “Dönüş Bileti” aldığında.

Sürgünler Meclisi’nin kurulmasının ardından, Günay Aslan’ın bu yazısındaki açıklığı, samimiyeti, gerçeği yazmadaki cesareti; kendimizi nasıl tanımlayacağımıza yardımcı koca bir çakıl taşıydı!

Seçimler, AKP ve Çiller benzerliği

Son zamanlarda Türk Ordusu tarafından gerçekleştirilen her türden askeri operasyonlara ilişkin; “bir devletin güvenlik politikalarıdır”, algısı yaratılarak, aslolan perdelenemez. İçinden geçilen süreç bir taraftan bir “çözüm” süreci ve diğer taraftan da bir “seçim” sürecidir.

PKK, son iki yıldır silahların gölgesinde olmayan bir coğrafya ve halk gerçekliğini açığa çıkarmak için elinden gelen her pratiği sergilemesine rağmen Türk devleti için aynı şeyleri maalesef söyleyemiyoruz ki zaten dile getiriyoruz.

Sayfalar