Kürd Devleti Yakındır - Dursun Ali Küçük
Evet, Kürdistan devleti yakındır...
Mevcut durumda koşullar bunun için uygundur. Kurulması an meselesidir.
Asıl engelleyici TC ve İran diktatörlüğüdür.
Eski TC Genelkurmay başkanı İlker Başbuğ:
“Böyle bir devletin kurulması açısından ümitlerin tepe noktası olduğu bir süreçteyiz, zaman biçiliyor. Bu süreyi tayin edecek kim? Bunu tayin edecek, İran ve Türkiye. Yani böyle bir devletin oluşmasına İran ve Türkiye bugün 'evet' desin, yarın bu devlet kurulur, hiçbir engel yok. Bunu engelleyen halihazırda süreyi uzatan konjonktür, İran'ın ve Türkiye'nin böyle bir oluşuma karşı olmaları. İran, şu anda buna kesinlikle karşı. Türkiye'nin de elbette karşı olması lazım."
Kürdistan daki gelişmeleri durdurmak ve yok etmek için en büyük tehlikenin İran ve Türkiye den geldiği aşikârdır.
Irak ve Suriye engelleyecek güçte değildir.
Yukarıda yazısından alıntı yaptığım TC eski genelkurmay başkanı İlker Başbuğ da Kürdistan Devletinin kuruluşuna hazır olduğunu ve Türkiye ve İran’ın bunu engellediğini açıkça itiraf ediyor.
Bu gerçeği göremeyen bazı Kürd çevreleri bir kez daha hatta bin kez daha yeniden düşünmek ihtiyacı duymalıdırlar.
Öyle bazıları “Kürdistan devleti istemiyoruz” diyerek piyasaya çıkmamalıdırlar.
Bu, çok hafif bir davranış olur ve asıl Kürdistan devletini istemeyen sömürgeci devletlere yardım sunmak anlamı taşır.
UZAYDA BİR KÜRDİSTAN YÖNETİMİ KURULSA ONA DA KARŞI OLURLAR...
TC, İran, Suriye ve Irak uzayda bile Kürd yönetimi kurulsa, Kürdler uzayda bir devlet kurdular denilse yine karşı çıkarlar.
Bunların ruhu, korkusu ve politikası Kürdleri köle olarak kendilerine bağlı tutmak üzerine kurulmuştur.
Korkuları ne? “Komşu” da Kürdistan devleti ve yönetimi kurulmasın, orada kurulursa “bizim Kürdler de isterler”...
İşte “bizim köle Kürdler” istemesin diye kendi devlet sınırları dışındaki Kürdistan kuruluşlarına müdahale etmek istiyorlar.
Bakınız RT Erdoğan: "Kanton kurma çalışmaları sürerse gereği neyse yaparız." dedi.
“Türkiye'nin kimseden izin almaya ihtiyacı yok. PYD, kanton olarak ilan etti. Bu iş bu kadar kolay mı? Kanton kurma anlayışı sürerse gereği neyse yaparız” bu türden şeyler söyledi TC başkanı.
TÜRKİYE'NİN PYD OPERASYONU
“Kuzey Irak'ta (Güney Kürdistan) yaşananı, Kuzey Suriye'de (Batı Kürdistan) yaşamak istemiyoruz” filan… diye konuştu Erdoğan.
Anlamak isteyen için bu kadar basit. Hiç kırk dereden su getirmeye gerek kalmıyor.
Erdoğan, AKP, TC ve İran açık açık söylüyorlar: “Hiç bir Kürd yönetimi ve devletini istemiyoruz”
Irak ve Suriye de aynen böyle düşünüyor ama güçleri engellemeye yetmiyor.
Erdoğan, Batı Kürdistan daki “kanton” yönetimlerine karşı olduklarını ve elinde gelirse yok etmeye çalışacaklarını ilan ediyor. Görünüşe bakmayınız, Kürdistan federasyonuna karşı politika ve tavırları da aynıdır.
İran Kürdistan federasyonuna müdahalede bulunuyor, içişlerini karıştırıyor, Şii Irak ı destekliyor. Suriye rejimini destekliyor, söz konusu Kürdler olunca Batı Kürdistan daki gelişmeleri de bastırmaya yardım edeceği kesindir.
EY GÜNAHKAR KÜRDLER; TC, İRAN, SURİYE SENİN HİÇ YÖNETİM, İRADE SAHİBİ VE ÖZGÜR VE EŞİT OLMANI İSTEMİYOR
Ama siz kalkıp onların yönetici, devlet başkanı, hükümet olmaları için oy kullanıyorsunuz.
Onlar seni köle yerine bile koymuyor, sen onların efendi ve egemen olmalarına oy veriyorsun. Ümmetle , kardeşlik, aynı dindeniz deyip kendini kandırıyorsun.
Vatandaşız deyip avunuyorsun.
Onlar ise her gün senin kuyunu kazıyor.
YÖNETİM OLMANI SEÇİMLERDE KÜRDİSTAN’DA ÇOĞUNLUK SAĞLAMANI ASLA İSTEMİYOR
Ancak Kürd devleti yakın. Asıl önemli olan bu.
Türkiye ve Kuzey Kürdistan da seçimler de çok yakın. Ramak kaldı.
Bana sorarsanız, TC, HDP projesinden korkmuyor. Çoğu Kürdlerin ve demokratların desteğini almasından ve marjinal kalmamasından korkuyor.
Amaç ve projeyi bir tarafa bırakıyorum.
Seçimlerde Kürdistan illerinde HDP ezici bir çoğunluk sağladığında ve metropollerdeki Kürdlerin önemli bir desteğini aldığı zaman bu TC yönetiminin Kürdistan da fiilen iflas etmesi demektir.
Bir referandum olur. Diğer seçime katılan Kürd çevrelerinin oyunu eklersek Kürdistan mücadelesinin meşruiyet ve kitle desteğini yeterince sağladığı anlamını taşır. Dünya da durumu böyle algılar.
TC ve Erdoğan, her türden Kürd yönetimi ve oluşumuna kendi devlet sınırları dışında karşı oldukları için sağlanan bu kitle çoğunluğunun onlar için ne kadar tehlikeli olduğunu görmeden geçemeyiz.
HDP’ye TC cumhurbaşkanı ve AKP, MHP ve CHP niye bu kadar karşılar?
Hesapları sadece iktidar olmaları üzerine değil.
Erdoğan açık söylüyor: Güney ve Batı Kürdistan daki gelişmeleri Kuzey Kürdistan da görmek istemediğini çok net vurguluyor.
Kurdistan’ın Batısı için gereğini yaparım diyen politika ve zihniyet elbette ki kendisine bağladığı, işgal altında ve köle olarak tuttuğu Kuzey Kürdleri için hiç istemez.
İktidar olmak için asıl HDP ye yüklendikleri kanısında değilim, bu da bir faktör.
Barajı geçeceklerini başta hiç düşünmüyorlardı. Şimdi işler tersine döndü. CHP ve MHP Kürdistan da nasıl etkisiz duruma geldiyse AKP de giderek etkisizleşiyor. AKP’ye destek veren Kürdler desteğini çekmeye başladı. Ve AKP’yi MHP gibi algılamaya başladılar.
Bunlar önemli gelişmeler. Asıl korktukları budur.
Seçimler AKP, CHP, MHP vb. lerini onaylamıyoruz noktasına geldi.
Bunun daha gelişmesinde her bakımdan fayda vardır.
HDP projesine katılmayabilirsiniz ama somut gelişmeleri de görmek gerektiği kanısındayım. HDP’yi de aşan bir durumu yaşıyoruz. Değerlendirmeleri bu noktalara taşıyabilsek önemli gelişmelerin ateşleyicisi olur.
SON OLARAK: AKP tek başına iktidar olmamalıdır. Sadece Türkiye için değil, özellikle Kürdistan da önümüzdeki süreçte yaşanan gelişmeler açısından hayati önem taşıyor.
Kaos ve bunalım derinleşecek. Kapılar kapanıyor, rahat açıldıkları ekonomik ve ticari alanları daralmış durumdadır.
Bırakalım kendi kendileri ile uğraşsınlar, biz işlerimize bakalım.
Derdimi paylaşmayan ve dertlerimizi ve acılarımızı derinleştirenlere el uzatmak bize düşmez.
Seçimlerde kendi halkınızın, ülkenizin, dil ve kültürünüzün, özgürlük ve statünüzün tarafı olunuz...
Ne diyeyim:
“Her an her şey olabilir”...
Son Haberler
Sayfalar
Dağlar Erirse / Zevebân…(1)
“Ben şiir yazıyorum.Kedi uyukluyor Güneş sıcak.Çok şükür yaşıyoruz.Suyun şavkı vuruyor bize Çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze...”[2]
Evli kal, Evli değilmişcesine yaşa ( Satirik )
Maoizmin, Leninizmin, Checiliğin... Türkiye' deki temsilcileri Deniz' in, Mahir' in, İbrahim Kaypakkaya' nında süre gelenleri sosyalist proletarya köylülerle sohbet.
Herkesin dört büyük takımlı, dört büyük partili... doğduğu bu memlekette nasıl örgütleneceğine, örgütlü yaşanılacağına.... dahil tereciye tere satacak halim yok .
Yaşamak bir sanattır.
Helede ki Stalin' in resmini taşırken sizi alkışlayan, Stalin' nin ( yeni - eski ) demokratik halk devrimlerine yönelik eleştirilerinin doğruluğuna inanıyorum deyince de.......
Kan damlıyor bayrağınızdan…
O bayrağın altında Ermeni, Rum, Laz, Süryani, Kürt, Alevi halkından milyonlarca insanın kanına girildi. O bayrağın altında içlerinde Türk etnik kimliğinden sosyalistlerin de olduğu yüzbinlerce devrimciye işkence yapıldı… Hapishanelerde, sokaklarında, köylerinde, evlerinde cinayetler işlendi bu toprakların, o bayrak altında.
İşkenceci ve katillerin hepsi o bayrak altında yemin etmediler mi?
O bayrak altında astınız Denizleri…
O bayrak altında katlettiniz Kızıldere’de Mahirleri…
O bayrak altında kıydınız İbrahim’e…
O bayrak altında Kürdistan’ı kana boyadınız…
TKP/ML TİKKO gerillalarından Lice İçin Misilleme!
ANF’de (Fırat Haber Ajansı) geçen habere göre TKP/ML’ye bağlı TİKKO gerillaları, geçtiğimiz gün Lice’de Kalekol inşşatını protesto eden halka yönelik gerçekleşen katliamın hesabını sormak için bir misilleme eylem gerçekleştirdi.
Kürdistan yanıyor, biz de yanalım!
“Çözüm” denilen süreçte, gerillanın ilan ettiği ateşkesi “fırsat bu fırsat” diyerek karşılayan devlet T. Kürdistanı’nı kalekollar ile dolduruyor. “İlginç değildir ki”, Kürt Ulusu’nun bütün tepkilerine rağmen ve “barış” sürecinin bütün “olumluluğuna” rağmen devlet tek yerde dahi geri atım atmadı. Bugün Kürdistan’da halkın dağları mesken eylemesi ve insanların katlediliyor olması bu yüzdendir.
“Barış” süreci ve devletin savaş hazırlığı
Sahte yurtseverler ve çoban yıldızı aydınlar
Tarihin defalarca doğrulanmış tanıklığı ile bilinmektedir ki, sahte yurtsever siyasetçilerin peşinden giden toplumların sonu yılan kaynayan kuyuların dipsiz karanlığıdır. Para, makam ve şöhret bataklığına saplanan o sahte yurtseverler adları üstünde sahtekârdırlar. Marazlı ruhlarını yurtseverlik ve halkçılık gibi cazibeli sözlerle perdelemede ve sinsi yüzlerini saklamada oldukça ustadırlar; halkı tilkice hileler ve makyajlanmış yalanlarla aldatmada üstlerine yoktur. Şarlatandırlar; sesleri gerçek yurtsever aydınlardan hep daha gür çıkar.
TKP/ML- TIKKO gerillaları “Daha fazlasını yapabilmek için çabalayacağız”
Daha önce e-posta yoluyla elimize ulaşan bir haberi sizinle paylaşmış ve bu haberlerden birinde Türkiye Komünist Partisi/Marksist-Leninist (TKP/ML) Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu (TİKKO)’ya bağlı gerillaların 19 Mayıs günü Dersim’de yol kesme eylemi gerçekleştirdiğini aktarmıştık.
Yine elimize e-posta yoluyla ulaşan bir haberde bu yol kesme eylemini gerçekleştiren gerillalarla bir söyleşi gerçekleştirilmiştir. Biz de bu söyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz:
TKP/ML TİKKO Dersim Bölge Komutanlığı
TKP/ML TİKKO gerillaları komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın katledilişinin 41. yıldönümü vesilesiyle bir açıklama yapti ve çeşitli eylemler gerçekleştirdiler. Elimize e-posta yoluyla ulaşan açıklama ve eylemleri güncelliğinden kaynaklı okurlarımızla paylaşıyoruz:
İbrahim Kaypakkaya ölümsüzdür!
Kalbimize saplandı 5 bıçak… (video)
Dersim: 2 Şubat 2011 tarihinde şehit düşen TKP/ML MK üyesi Sefagül Kesgin, TİKKO Bölge Komutanı Nurşen Aslan ve TİKKO komutan ve savaşçıları Gülizar Özkan, Derya Aras ve Fatma Acar’ın mezar yerlerinin açıklanmasının ardından cenaze töreni Dersim Merkez’de gerçekleşti. Yüzlerce insanın katıldığı cenaze töreni ardından şehit düşen gerillalar, kavga yeminleri ve savaş sloganları ile Dersim Belediye (Asri) Mezarlığı’na defnedildi.
Mayıs’(lar)ımızın anlatıp,hatırlattıkları
“Ego contra mundum”[2]
Erdoğan’ın, “Biz bu ülkede hiçbir gerilimin kaynağı değiliz… Berkin Elvan’ın anmasını yapıyorlar... Her ölüm hadisesinde bir tören mi düzenleyeceğiz. Ölmüştür geçmiştir...
Bütün bu araçların üzerine bu teröristler camları kırmaya çalışıyorlar. Polis eli kolu bağlı mı kalacak, bir şey yapmayacak mı? Nasıl sabrediyorlar anlayamıyorum. Hiçbir medya yaralanan polislerin durumu ne olacak demiyor…”[3] diye haykırdığı zor ve zorlu günlerden geçerken; acı çekiyoruz.
Bejdar'ın tutsak alınamayan şiirleri [*]
“Şiir hayatın özetidir.”[1]
Bejdar Ro Amed…
Kürt şiirselliğiyle yüklü bu adı ilkin -olasılıkla Amed’de, Kürtleri “te’dip”te kararlı, rejimin sadık bekçisi, dediğim dedikçi, işgüzar bir nüfus memurunun dayatmasıyla kayda geçilmiş Türkçe bir adın yanına parantez içinde çiziktirilmiş olarak gördük, Kürt coğrafyasındaki cezaevlerden birinden gelen zarfın üzerinde…