Salı Eylül 29, 2026

Kürd Devleti Yakındır - Dursun Ali Küçük

Evet, Kürdistan devleti yakındır...

Mevcut durumda koşullar bunun için uygundur. Kurulması an meselesidir.

Asıl engelleyici TC ve İran diktatörlüğüdür.

Eski TC Genelkurmay başkanı İlker Başbuğ:

“Böyle bir devletin kurulması açısından ümitlerin tepe noktası olduğu bir süreçteyiz, zaman biçiliyor. Bu süreyi tayin edecek kim? Bunu tayin edecek, İran ve Türkiye. Yani böyle bir devletin oluşmasına İran ve Türkiye bugün 'evet' desin, yarın bu devlet kurulur, hiçbir engel yok. Bunu engelleyen halihazırda süreyi uzatan konjonktür, İran'ın ve Türkiye'nin böyle bir oluşuma karşı olmaları. İran, şu anda buna kesinlikle karşı. Türkiye'nin de elbette karşı olması lazım."

Kürdistan daki gelişmeleri durdurmak ve yok etmek için en büyük tehlikenin İran ve Türkiye den geldiği aşikârdır. 

Irak ve Suriye engelleyecek güçte değildir.

Yukarıda yazısından alıntı yaptığım TC eski genelkurmay başkanı İlker Başbuğ da Kürdistan Devletinin kuruluşuna hazır olduğunu ve Türkiye ve İran’ın bunu engellediğini açıkça itiraf ediyor.

Bu gerçeği göremeyen bazı Kürd çevreleri bir kez daha hatta bin kez daha yeniden düşünmek ihtiyacı duymalıdırlar.

Öyle bazıları “Kürdistan devleti istemiyoruz” diyerek piyasaya çıkmamalıdırlar.

Bu, çok hafif bir davranış olur ve asıl Kürdistan devletini istemeyen sömürgeci devletlere yardım sunmak anlamı taşır. 

UZAYDA BİR KÜRDİSTAN YÖNETİMİ KURULSA ONA DA KARŞI OLURLAR...

TC, İran, Suriye ve Irak uzayda bile Kürd yönetimi kurulsa, Kürdler uzayda bir devlet kurdular denilse yine karşı çıkarlar.

Bunların ruhu, korkusu ve politikası Kürdleri köle olarak kendilerine bağlı tutmak üzerine kurulmuştur.

Korkuları ne? “Komşu” da Kürdistan devleti ve yönetimi kurulmasın, orada kurulursa “bizim Kürdler de isterler”...

İşte “bizim köle Kürdler” istemesin diye kendi devlet sınırları dışındaki Kürdistan kuruluşlarına müdahale etmek istiyorlar.

Bakınız RT Erdoğan: "Kanton kurma çalışmaları sürerse gereği neyse yaparız." dedi.

“Türkiye'nin kimseden izin almaya ihtiyacı yok. PYD, kanton olarak ilan etti. Bu iş bu kadar kolay mı? Kanton kurma anlayışı sürerse gereği neyse yaparız” bu türden şeyler söyledi TC başkanı. 

TÜRKİYE'NİN PYD OPERASYONU

“Kuzey Irak'ta (Güney Kürdistan) yaşananı, Kuzey Suriye'de (Batı Kürdistan) yaşamak istemiyoruz” filan… diye konuştu Erdoğan.

Anlamak isteyen için bu kadar basit. Hiç kırk dereden su getirmeye gerek kalmıyor.

Erdoğan, AKP, TC ve İran açık açık söylüyorlar: “Hiç bir Kürd yönetimi ve devletini istemiyoruz”

Irak ve Suriye de aynen böyle düşünüyor ama güçleri engellemeye yetmiyor.

Erdoğan, Batı Kürdistan daki “kanton” yönetimlerine karşı olduklarını ve elinde gelirse yok etmeye çalışacaklarını ilan ediyor. Görünüşe bakmayınız, Kürdistan federasyonuna karşı politika ve tavırları da aynıdır.

İran Kürdistan federasyonuna müdahalede bulunuyor, içişlerini karıştırıyor, Şii Irak ı destekliyor. Suriye rejimini destekliyor, söz konusu Kürdler olunca Batı Kürdistan daki gelişmeleri de bastırmaya yardım edeceği kesindir.

EY GÜNAHKAR KÜRDLER; TC, İRAN, SURİYE SENİN HİÇ YÖNETİM, İRADE SAHİBİ VE ÖZGÜR VE EŞİT OLMANI İSTEMİYOR

Ama siz kalkıp onların yönetici, devlet başkanı, hükümet olmaları için oy kullanıyorsunuz.

Onlar seni köle yerine bile koymuyor, sen onların efendi ve egemen olmalarına oy veriyorsun. Ümmetle , kardeşlik, aynı dindeniz deyip kendini kandırıyorsun.

Vatandaşız deyip avunuyorsun.

Onlar ise her gün senin kuyunu kazıyor.

YÖNETİM OLMANI SEÇİMLERDE KÜRDİSTAN’DA ÇOĞUNLUK SAĞLAMANI ASLA İSTEMİYOR

Ancak Kürd devleti yakın. Asıl önemli olan bu.

Türkiye ve Kuzey Kürdistan da seçimler de çok yakın. Ramak kaldı.

Bana sorarsanız, TC, HDP projesinden korkmuyor. Çoğu Kürdlerin ve demokratların desteğini almasından ve marjinal kalmamasından korkuyor.

Amaç ve projeyi bir tarafa bırakıyorum.

Seçimlerde Kürdistan illerinde HDP ezici bir çoğunluk sağladığında ve metropollerdeki Kürdlerin önemli bir desteğini aldığı zaman bu TC yönetiminin Kürdistan da fiilen iflas etmesi demektir.

Bir referandum olur. Diğer seçime katılan Kürd çevrelerinin oyunu eklersek Kürdistan mücadelesinin meşruiyet ve kitle desteğini yeterince sağladığı anlamını taşır. Dünya da durumu böyle algılar.

TC ve Erdoğan, her türden Kürd yönetimi ve oluşumuna kendi devlet sınırları dışında karşı oldukları için sağlanan bu kitle çoğunluğunun onlar için ne kadar tehlikeli olduğunu görmeden geçemeyiz.

HDP’ye TC cumhurbaşkanı ve AKP, MHP ve CHP niye bu kadar karşılar?

Hesapları sadece iktidar olmaları üzerine değil.

Erdoğan açık söylüyor: Güney ve Batı Kürdistan daki gelişmeleri Kuzey Kürdistan da görmek istemediğini  çok net vurguluyor.

Kurdistan’ın Batısı için gereğini yaparım diyen politika ve zihniyet elbette ki kendisine bağladığı, işgal altında ve köle olarak tuttuğu Kuzey Kürdleri için hiç istemez.

İktidar olmak için asıl HDP ye yüklendikleri kanısında değilim, bu da bir faktör.

Barajı geçeceklerini başta hiç düşünmüyorlardı. Şimdi işler tersine döndü. CHP ve MHP Kürdistan da nasıl etkisiz duruma geldiyse AKP de giderek etkisizleşiyor. AKP’ye destek veren Kürdler desteğini çekmeye başladı. Ve AKP’yi MHP gibi algılamaya başladılar.

Bunlar önemli gelişmeler. Asıl korktukları budur.

Seçimler AKP, CHP, MHP vb. lerini onaylamıyoruz noktasına geldi.

Bunun daha gelişmesinde her bakımdan fayda vardır.

HDP projesine katılmayabilirsiniz ama somut gelişmeleri de görmek gerektiği kanısındayım. HDP’yi de aşan bir durumu yaşıyoruz. Değerlendirmeleri bu noktalara taşıyabilsek önemli gelişmelerin ateşleyicisi olur.

SON OLARAK: AKP tek başına iktidar olmamalıdır. Sadece Türkiye için değil, özellikle Kürdistan da önümüzdeki süreçte yaşanan gelişmeler açısından hayati önem taşıyor.

Kaos ve bunalım derinleşecek. Kapılar kapanıyor, rahat açıldıkları ekonomik ve ticari alanları daralmış durumdadır.

Bırakalım kendi kendileri ile uğraşsınlar, biz işlerimize bakalım.

Derdimi paylaşmayan ve dertlerimizi ve acılarımızı derinleştirenlere el uzatmak bize düşmez.

Seçimlerde kendi halkınızın, ülkenizin, dil ve kültürünüzün, özgürlük ve statünüzün tarafı olunuz...

Ne diyeyim:

“Her an her şey olabilir”...

 

52284

Devrimci Demokratik Kamuoyuna ve Halkımıza!

KOMÜNİST ÖNDER İBRAHİM KAYPAKKAYA’YI ORTAK BÖLGESEL GECELERLE ANACAĞIZ!

Çakma komünistler! (Deniz Aras)

Her genç Kaypakkayacının biraz da alaycı bir alaycı mutlaka karşılaştığı bir cümledir “Köylü devrimcisi”! Kastedilen elbette İbrahim Kaypakkaya ve onun görüşlerini savunanlardır. Bu tanımı yapanlar için zaman mefhumu sanki bir avantaj olarak kullanılır. Zaman geçtikçe Kaypakkaya’nın görüşlerinin eskidiği sanılır ya da umulur. Kaypakkaya artık eskide kalmıştır ve şimdi “yeni şeyler” söyleme zamanıdır!

Siyasi Tutsakların Tecridi Kırma Mücadelesinin Neresindeyiz? (Yorum)

Emperyalist kapitalist sisteme karşı mücadele eden devrimcilere, komünistlere karşı hemen her ülkede gözaltı ve tutuklama sistematik bir şekilde devam ediyor.

Bu sistematik durum, bu faşist devletler nezdinde tutuklananların her gün daha da derinleşen br şekilde tecrit altında bırakılması anlamına da geliyor.

Egemenler dünyanın dört bir yanındaki devrimci ve komünistlere dönük saldırılarını, katletmekle bitiremediğinde esir alma, tutsaklar üzerinden muhalif güçleri, toplumu sindirme, hapishaneleri bu sindirmenin en önemli aracı haline getirmek hedefiyle yürülüğe sokmaktadır.

Artsakh (Dağlık Karabağ) Tehciri: Stalin Düşmanlığı ve Sosyalizme Saldırı

Uluslararası alanda sömürü, baskı, saldırı ve ilhaklar son dönemlerde katbekat artmış ve katmerli boyutlara tırmanmıştır. Emperyalist devletler ve onların güdümündeki gerici devletlerin, tüm ezilen sınıflar ve toplumlar üzerindeki saldırı furyası, had safhaya ulaşmış durumda. Öyle ki, uluslararası hakim sistem bir taraftan mevcut sorunların bedelini giderek ezilen yığınlara ve mazlum uluslara daha fazla yüklerken diğer taraftan saldırılarını da daha acımasız ve daha şiddetli boyutlara tırmandırmış durumdadır.

Garod – “Hasret” (Nubar Ozanyan)

Halkların coğrafyaları suç ve cinayet örgütü gibi çalışan devletler tarafından zorla boşaltılıyor. Soykırım, işgal, tehcir zulmüyle toprakları cehenneme dönüşen halklar; belirsizliğe, bilinmezliğe, karanlığa doğru zorla sürülüyor. Boyunlarında geleceksizlik zinciriyle birlikte adına yaşamak denilen zulme mahkum ediliyor.

Gerilla, haktır ve halktır (Nubar Ozanyan)

Sınırları ateşten ordularla kuşatılmış her dört parça toprakta, yaşam ve var olma hakkı ellerinden zorla gasp edilmiş Kürt halkının, direnme ve isyan etmekten başka çıkış yolu var mıdır? Kürtlere, ezilenlere kıyamet yaşatılırken her bir karış toprağına ölüm yağdırılırken, en dezavantajlı koşullar altında gerilla, çıplak elleri ve cesur yürekleriyle özgürlükleri uğruna savaşmaya devam ediyor.

TURAN TALAY’IN ANISINA…

Onu maalesef ki çok erken denilebilecek bir yaşta, henüz 68’indeyken, 11.10.2023 tarhinde yitirdik. Bu ani ve erken ölümü tüm sevenlerini, yoldaşları ve dostlarını derinden sarstı ve acılara boğdu.

Akciğer kanserine yakalanmıştı. Hastalık, özelliklede ikinci kez nüksettikten sonra çok hızlı ve sinsi bir şekilde gelişti. Öyle ki doktorların her şeyin normal göründüğünü söylediklerinin kısa bir süre sonrasında yapılan muayende, kanserin kafaya sıçradığı ve de yayıldığı tespit edildi. Artık tıbben yapılabilecek bir şey de yokmuş. 

Emperyalist Kamplar Arasına Sıkıştırılmış Bir Halk: Filistin

Filistin-İsrail sorunu olarak bilinen ve esas olarak da Filistin topraklarında İsrail'in kurulmasının teorik ve politik temeli 1890'lı yılların sonunda atılıyor. 1. emperyalist paylaşım savaşıyla koşullar olgunlaştırılıyor. 2. emperyalist dünya savaşı sonrası ise emperyalist burjuvazi, Filistin'i parçalamayı ve orda İsaril devleti inşa etmeye karar veriyor ve bunu Filistin halkının soykırıma uğratma pahasına gerçekleştiriyorlar. Alman emperyalizmi tarafından soykırıma uğratılan yahudi halkı, bir başka ulusu (Filistinlileri) soykırıma uğratarak kendi ulusal varlığını inşa ediyor.

Hazan Ayının Şehitleri

Kasım, proletarya partisinin en değerli kadro, komutan ve savaşçılarının katledildiği aylardandır.  Hüzün ve öfkenin birlikte yaşandığı aydır. III. Konferans delegelerini, komünist önder Mehmet Demirdağ’ı ve Aliboğazı şehitlerini hep bir hazan ayında kaybettik. Zafere açılan kapıyı adım adım aralayan, özgürlüğe giden yolu damla damla döşüyen Kasım ayı şehitlerimiz tarihin yüceliğine kavuşanlardır. Onlar, yarınların mutlak yenenleri olarak yazılacaktır parti ve devrim notlarımıza.

“Durum İyidir, Gerçekler Devrimcidir”

Yaşadığı dönemin özelliklerini anlayarak, savaşın hükmüne, zorun değiştirici rolüne inanan, sınırlı yaşamını sınırsız davaya adayan önder yoldaş Mehmet Demirdağ ölümsüzdür! Özgürlüğü ve kurtuluşu herkesten ve her şeyden daha fazla isteyen bu uğurda emeğin eğittiği bilinçle savaşarak şehit düşen proletarya partisinin dördüncü genel sekreteri Mehmet Demirdağ yoldaşı üstlendiği öncü pratik ve önder duruşuyla tanırız.

Yalım Nubar’dan Ozanyan Nubar’a Süren Hikaye Bizim!

Botan’dan Yozgat’a dek uzanan toprakların bağrından çıkıp İstanbul Ermeni yetimhanelerinde okumaya gelip, orada bilge önder İbrahim Kaypakkaya yoldaşın devrimci görüşleriyle tanışan ve tutkuyla bağlanan yoksul Ermeni çocukların hikayeleridir, Ermeni devrim şehitlerimizin hikayeleri.

Onları doğdukları topraklardan koparıp buruk ve sancılı bir şekilde İstanbul yollarına düşüren tarihsel gerçeklerin yanında yokluk ve yoksulluktur da. Onları İstanbul yolculuğuna çıkaran çaresizlik, yalnızlık, sahipsizliktir.

Sayfalar