Çarşamba Ekim 7, 2026

“Kobanê Stalingrad’dı, Afrin’i Vietnam yap!”

Aşağıdaki mektup, 2016 yılından bu yana Rojava’da savaşan İrlandalı bir enternasyonalist tarafından yazıldı. Tırpan Cudi isimli savaşçı şu anda da TC işgaline karşı direnen Afrin’de bulunuyor ve mektubunda sürece dair düşüncelerini paylaşıyor. Mektup, Gary Oak tarafından Morning Star sitesinde yayımlandı ve Özgür Gelecek tarafından çevirisi yapıldı.*

GARY OAK Türkiye’nin saldırısıyla karşı karşıya olan YPG içindeki savaşan İrlandalı bir gönüllünün mektubunu yayımladı.

Halk Savunma Birliği (YPG) tarafından bana verilen Kürtçe isim Tirpan Cudi. Ben bir komünistim ve Kuzey Suriye, Rojava’nın Türk işgaline karşı direnmek için Afrin’de olan üç İrlandalıdan biriyim. Türk komünist partileri ve enternasyonal komünist ve anarşist gönüllülerin birliği olan Enternasyonal Özgürlük Taburu’nun bir parçası olarak 2016’dan bu yana DAİŞ’e karşı savaşıyorum.

Benim en yakın yoldaşlarım 2014’teki Kobanê savaşından bu yana buradalar. Çoğunlukla da Türkiye Komünist Partisi/Marksist-Leninist ve Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu’ndanlar. 1972 yılından beri başta Dersim dağlarında olmak üzere aktif durumdalar ve bu bölge için tipik olan etnik gruplardan oluşuyorlar: Kürtler, Türkler, Ermeniler ve Alevi inancından insanlar –Aleviler Muhammed’in kızına saygı duyan ilerici bir İslam mezhebidir.

Bölgede ezilen tek bir etnik köken olmadığını hızlı bir şekilde anlıyorsunuz zira Kürtlerin yanında, Türk şovenizmi tarafından tehdit edilen, kendi dilleri ve tarihçeleri olan onlarca ana grup var. Bununla birlikte yerelde hala ittifaklar yetersiz durumda. Bölgede dost bir komşuya yakın olan tek şey, güneydeki Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY). Kürt referandumundan bu yana, Irak hükümeti IKBY’nin özerkliğini büyük oranda geri aldı, bu yüzden daha önce Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB)’den daha önceden alabildikleri görece küçük yardım da ortadan kalkmış oldu.

Eski Irak Kürdistanı başkanı Mesud Barzani’nin Kürdistan Demokratik Partisi (KDP), Irak Kürt Bölgesel Yönetiminin başında bulunuyor ve esasen Rojava sınırındaki tüm bölgeleri içine alıyor. Barzani Türkiye’nin müttefiki ve tam bir düşman. DAİŞ’in en güçlü olduğu dönemlerde dahi, kenara çekildi ve elinden geldiğince YPG’nin mücadelesini engelledi. KDP’nin politikaları Kürt ulusalcı konumda dahi değildir, onlar feodal, aşiretsel, Türkiye ve İsrail ile oportünistçe dost ve başarısız olan bu devletçiğe milyon dolarlar enjekte eden ABD’ye tam olarak bağımlıdır. IKYB’nin Suriye hükümeti ile de ilişkisi karmaşıktır ancak bunu bugün için düşman olarak tanımlamayacağım.

Rojava ayrılıkçı bir proje değildir, arzusu Rusya’nın önerdiği yeni bir Suriye Cumhuriyeti içinde özerkliktir. YPG ve Suriye güçleri geçmişte Halep’in kurtuluşunda birlikte çalıştılar. Rojava’daki Kamışlo’nun komşusu olan birçok şehir hükümetin kontrolü altında bulunuyor. Fakat bir yabancı olarak söyleyebilirim ki, aradaki kontrol noktalarından sorunsuz olarak yürüyerek ya da arabayla geçebilirsiniz.

Suriye Arap Ordusu Afrin savunmasında, kolaylıkla yapabilecek olmasına rağmen bizi engellememektedir. Rusya geçmişte YPG’ye, ABD’den daha az da olsa hatırı sayılır bir miktarda askeri yardım yaptı. Rusya, mevcut Suriye Arap Cumhuriyeti’nin -Kürtlerin özerkliğiyle birlikte- tüm azınlık dilleri resmi olarak tanıyan Suriye Cumhuriyetinin geçmesini arzuluyorlar.

Rusya Suriye Kürtlerinin barış görüşmeleri masasında yer alması için uğraştı ve ilk kez planlanan Soçi görüşmeleri onlara sandalye verdi. Buna karşın, Rusya’nın Türkiye’nin Afrin’i işgaline izin vermesi, onların da ABD’den daha fazla güvenilir olmadığını göstermektedir. Bizim onlarla müttefikliğimiz taktiksel ve geçicidir, tıpkı YPG’nin baştan beri söylediği gibi.

Bu nedenle enternasyonal dayanışma hayati önem taşımaktadır. Buradaki aktif partilerden olan Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP), Afrin direnişini şu şekilde ortaya koydu: Kobanê Stalingrad’dı, Afrin’i Vietnam yap!

Bunu, bizi hala anlamaya ve desteklemeye çalışan Avrupa ve Amerika’daki anti-kapitalist sola bu şekilde anlatacağım. Vietnam olduğu gibi geçmişteki büyük güçlerle ittifak kurduk ve onları birbirine düşürdük. Fakat şimdi Türkiye’yle karşı karşıyayız ve buna bağlı olarak NATO’yla. YPG savaşmaya devam edecek, fakat sizler büyük ve militan bir dayanışma kampanyası yürütmelisiniz. Eylemlere, protestolara ve sendikaların deklarasyonlarına ihtiyacımız var. Batıda duvarlara yazılan sloganlara ihtiyacımız var.

Askeri olarak bir NATO ordusu ile savaşmak, Türk hava kuvvetleri nedeniyle Menbiç ve Rakka’da yaptığım gibi DAİŞ’e karşı savaşmaktan farklı olacaktır. Fakat ideolojik olarak konuşursak o kadar da büyük bir fark yok. Hem DAİŞ ve hem de Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kürt halkının toptan imhasını istiyor, ikisi de İslamist ve tipik faşist bir tarzdalar, her ikisi de eski, görkemli bir düzeni diriltmeye çalışıyor. DAİŞhilafet isterken, Türkiye neo-Osmanı sevdasında.

Türkiye’nin DAİŞ’e vermiş olduğu yardım belgelenmişti ancak Rojava projesini ezme amaçları başarısız oldu. Şimdi, Soçi barış görüşmeleri öncesinde Rojava’yı güçten düşürmek için, Türkiye Afrin’in işgaliyle birlikte sorunları doğrudan kendi ellerine alıyor.

Bakur’da, yani Türkiye’nin doğusunda, 2015 yılında Kürtlere karşı savaşta Türkiye sınırları içinde yer alan Cizre ve Nusaybin gibi şehirlerin geniş sivil bölgelerini dümdüz ettiği göz önüne alındığında, onlardan sivil yaşamı tamamen hiçe sayacaklarını bekleyebiliriz. Bununla birlikte, 2015’te Türk devleti bölgeyi tamamen kapatabildiği için hemen hemen hiç bağımsız gazeteci bulunmadığından buradaki katliamlarının üzerini kapatabilmişti.

Rojava Kürtleri ise daha fazla tanınmakta ve medyayı çok daha iyi kullanmaktalar. Şimdi dünya Afrin’i izliyor ve dün Rakka’yı DAİŞ’ten kurtaran kahramanların bugün neden terk edildiğini soruyor. Bugün Türk tarafına “iliştirilmiş” bazı BBC muhabirleri gördüğümüz halde, bizim tarafımızda olan gazeteciler de mevcut.

Bugün DAİŞ’e kıyasla, bu sefer başa çıkmak zorunda kalabilirsem memnun olacağım üç şey var. Birincisi üzerimize hızla sürülen intihar bombası araçlar. Bunlardan bazıları ortalama bir hava saldırısından daha güçlüydü. Bir keresinde bir tanesini arkadan yakaladım. Bir yol ayrımından saptı ve yol üzerindeki her şey birden buharlaştı ve dört bir yandaki binaları dümdüz etti.

İkincisi mayınlar, bubi tuzakları. DAİŞ tarafından gömülen çok miktarda mayın mevcut burada. DAİŞ geri çekildiğinde bıraktıkları toprakları mayınlarla delik deşik etti. Rakka’da bir evde tam otuz beş adet tuzak patlayıcı bulduk.

Üçüncüsü bireysel savaşçıların üzerlerindeki bilyeli rulman yüklü intihar yelekleri. Bu pek çok DAİŞ ve diğer cihadistlerin Türkiye tarafından istihdam edildiği göz önüne alındığında, yeniden ortaya çıkabileceklerini ön görebiliriz.

Türk birliklerinin sayısına ve hava gücüne rağmen ben iyimserim. Rojava’nın çoğu bölgesinin aksine Afrin dağlık ve tepeliktir. Saldırı sırasında ve eğer gerekli olursa işgal durumunda da gerilla tarzında savaşabiliriz. Büyük alanlar kaybetsek bile, Türkiye geri çekilir çekilmek bunları tekrar geri alacağız ya da eninde sonunda Türkiye, Erdoğan’ın siyasi olarak sonunu getirecek kayıplarla karşı karşıya gelecektir. Yönetiminde kendisine mantıklı yol gösterebilecek bütün insanları uzaklaştıran Erdoğan’ın işgal saldırısı deli bir adamın saldırganlığından başka bir şey değildir.

Hakim bir güçle ya da NATO üyesi bir devletle savaşmanın legal sonuçları beni ilgilendirmiyor. Ben egemen bir devlette bulunuyorum, bu devletin ismi Suriye’dir ve bu ülke Türkiye tarafından istila edilmektedir.

Ben, defacto tanınmaya başlanan bir Suriye ordusu olan YPG üyesiyim. Yasallık umurumda değil. Türkiye ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)’nun adamlarının burada bir işi yok ve korkak neo-Osmanlı Selefist çabaları ezilmelidir. Bu iş tamamlanıncaya kadar buradan ayrılmayacağız.

Eğer kazanırsak, bizi yargılama olasılıkları azalır ya da bu kötü bir karar olur, çünkü batıyla olan dostluk yeniden ilerleyecek. Fakat kaybedersek öldük demektir.

* https://morningstaronline.co.uk/article/kobane-was-stalingrad-make-afrin-vietnam-web-only-feat

51386

Örgütlenme Üzerine :Taner özcan

Siyasi örgütler ya da devrim perspektifiyle yola çıkan tüm hareketler şu ve ya bu düzeyde örgütlenme, güncel görevler, sınıfların savaşımı sonucu açığa çıkmış kendiliğinden doğan hareketlerin sonucunda coşkuya kapılmakta acil görevler ve sorumluluklar ithaf etmektedirler kendilerine. Bu bir gazetenin yada bir organın somutunda sonuçlanmakta ve nihayetinde çelişki geriye düştüğünde organın yada gazetenin özeleştirisi yapılıp geri yada ileri yanları ile ilgili tahliller yapılıp kısa dönemsel sonuçlar üzerinden kesin sonuçlar elde edilmektedir.

Osmanlı rus savaşlarinda çerkez ve kafkas halklara yönelik sürgün katliamlar (2)

 

Üçyüz yıla yakın süren  savaşlar büyük ama o kadar kırım ve katliamları  mazlum Kafkas halklarına  reva görmüştür.  Savaşların galipleri her zaman  egemen sınıflar olmuş ,mazlum yoksul halklar eğemenlerin yenilgisine veya galibiyetine  kurban edilmiş , soykırım katliamları halklara yaşatılmıştır. Bunun en büyük örneği  iki milyona yakın , belkide daha  fazla  başta Çerkesler olmak üzere Kafkas halkı  soy kırıma  ve sürgüne  uğratılmıştır.

Türkiye'nin Well Strit Şehrini İşgal Et‏‏ / Ergün Aslan

Bir devrimciyi diğer görüşlerdeki insanlardan daha  insancıl kılan istisnalar kaydeyi bozmaz demesi değildir.

İstisnalar için gerekirse kendi kurduğunu da yıkıp yeniden yapmasıdır.

Bir rüyaydı bitti.

Türkiye'nin Well Strit Şehrindeki ABD halkı için Well Strit Şehrini işgal ruhunun yarattığı fakiriyle, zenginiyle... yan yana yürüyebileceğinin gerçekliği.

Bir rüyaydı bitti. 

Taşlarda yeniden yerine oturmaya başladı.

 

Düzen partilerine “TEK BİR OY BİLE YOK!”

Yerel seçim süreci, egemenlerin politik temsilcileri olan partilerin gerçekliğini anlama-kavrama açısından emekçilere önemli olanaklar sunmaktadır. Burjuva düzen partilerinde aday belirleme süreciyle birlikte yaşanan utanç verici gelişmeler bir kez daha göstermektedir ki onların halka değil kendilerine hizmet gibi dertleri vardır. Bunun için birbirleriyle dalaşıp, kapışıyorlar, kavga edip küsüyorlar.  Aradıkları, düşündükleri tek şey, kendi sınıf çıkarları; dert ettikleri ise daha fazla olanak elde ederek, zenginliklerini büyütmektir.

Akima Kapilma, Yel Degirmenleriyle Savasa Katil; Atomu Parcalayacagiz-3

Akima Kapilma, Yel Degirmeleriyle Savasa Katil; Atomu Parcalayacagiz-3



Hani essekle semeri karistirma durumu vardir ya, kirk yillik marksist hareketin icinde olup da, daha Marksizmin abc'si olan konularda bu kadar ileri bir cehalet icinde olan arkadaslarimizi gorunce aklima o geliyor; hakkaten bu arkadaslar essekle semeri ayirt edemiyorlar...!

Dersimde Yerel Seçim Sürecine Dair Kısa Bir Değini!

17 Aralık yolsuzluk operasyonunun yarattığı sistem cephesindeki dalgalanmayla seçim sürecine girildi. Halkın açığa çıkan bu duruma yönelik tepkileri dinmemişken yeni yasakları kapsayan yasa tasarıları da gündeme geldi. “Demokrasi paketleri” Taksim’de plastik mermi ve gazlarla saldırının yapıldığı sıralarda mecliste oylamaya açıldı. AKP iktidarının ezilen halk kitlelerini hizaya getirme planlarının başında yinebaskı ve şiddet birinci sırada. Bu durumun önümüzdeki dönem yine bu yöntemlerle iktidarını korumaya çalışacağı ise bir gerçektir.

100’E 1 Kala Ermeni gerçeginin topografyasi:SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER

2015 EŞİĞİNDE,RESMÎ DURUŞ,DEVLETİN İNKÂR VE İMHACI TUTUMU,“ERMENİ AÇILIMI” DENEN ŞEY!,ERMENİLER HÂLİ YA DA DİYORLAR Kİ,24 NİSAN 1915,ERMENİ SOYKIRIMI,MALTA BELGELERİ’NİN ANLATTIĞI,TARİHİN RESMÎ OKUMALARI,SOYKIRIMDA KÜRT FAKTÖRÜ/ VEYA ROLÜ,“EMVÂL-İ METRÛKE”: GASPEDİLEN ERMENİ ZENGİNLİĞİ,MÜSLÜMANLAŞTIRILAN -GİZLİ- ERMENİLER,ABD PATENTLİ İLLÜZYON(LAR),PARLAMENTO KARARLARI İLE “SOYKIRIMI TANI(T)MA”!

VE BUGÜN…AHBARİK HRANT İÇİN HATIRLATMA,HİÇBİRİMİZ MASUM DEĞİLKEN KEFARET (TAZMİNAT) MESELESİ,LİBERALLERİN İŞLEVİ HAKKINDA BİR PARANTEZ

Adıyaman'dan Paris'e ,Bir Özgürlük Savaşçısı,Misak Manuşyan

1 Eylül 1906'da Adıyaman'da yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.

Paralel Değil, Yolsuzluklar Yumağı‏;Erdal Yıldırım

17 Aralık tarihinde başlatılan yolsuzluk ve rüşvet operasyonundan sonra “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” örneğine uygun olarak Başbakan RTE ve AKP sözcüleri, yöneticileri operasyonu yıllardır kader birliği ettikleri, aynı kaptan yemek yedikleri, onlarca yıldır dava arkadaşlığı yaptıkları hizmet cemaati ve mensuplarını devlet içinde devlet, ya da güncel ifadeyle “paralel devlet”, “vatan haini”, “ajan”, “casus”, “dış mihraklar” olarak suçlamaya başladı..

19.ve 20.Yüzyılda tehçir ve soykırımlar üzerine;Hasan Aksu

İnsanın varlığından günümüze egemenlik savaşları hep var olmuştur.İrili ufaklı yürütülen savaşlarda  yüzlece ,binlerce  yizbinlerce ve milyonlarca insan katledilmiştir . Her savaş sonuçta yıkım ,felaket ,yoksulluk sürgün ,soy kırımı ve de katliamları beraberinde getirerek  kanlı yüzünü tarihimize açımasızça yazdırmıştır.İnsanlık geliştikçe  ,bilgi ve bilim dağarcığı  arttıkca  sanırızki savaşlar azalır,katliamlar artık olmaz, tehçir ve soy kırımları  bir daha  yaşanmaz,sonlanır.

Ankara Kapanından kurtulmak‏/Mahmut Alınak

Ey Kürtler, Aleviler, Araplar, Çerkesler, Ermeniler, Rumlar, Süryaniler ve ulusal hakları ellerinden alınan diğer halklar…

            Ey ezilen Türk halkı,

            Yoksullar, işsizler, emekçiler,

            Kadınlar, gençler

            Ve zindanlarda çürütülen mahpuslar,

Sayfalar