Cuma Eylül 25, 2026

Kim getirdiyse O Götürecek

ABD emperyalistlerinin BOP çerçevesinde ılımlı islam projesiyle bölgede koçbaşı olarak kullanılmak için iktidara getirilen RTE ve AKP si zor günler yaşıyor.2000 li yılların başlarında ABD emperyalistleriyle karşılıklı çıkar ilişkilerinde bahar havası yaşayan RTE ve AKP si orta doğu  politikasında tam hizmetten/işbirliğinden kaytarınca ,başka bir deyişle de bazı politikalarda/uygulamalarda ABD emperyalistlerine ters düşünce efendilerinin gözlerinden de düştüler.

 Arap baharı denilen halk ayaklanmalarında Suriye de ki halk ayaklanmasının rejimin askerlerinin süngüleriyle bastırılınca cihadistler tarafından silahlı kalkışmalar başlatıldı. BOP çerçevesinde enerji kaynaklarının ve enerji nakil yollarının denetimini elde etmek ,daha doğrusu bu politika çerçevesinde orta doğu yu yeniden dizayn etmek isteyen ABD  Suriye deki karışıklığa bölgedeki uşağı devletler vasıtasıyla müdahale etmeyi seçti.Suriye de Beşar Esad ı iktidardan düşürme eylemine Kuzey Afrika dan ,Libya dan  tutalım Afganistan a kadar olan bölgelerden ne kadar islami cihadist varsa silahlarıyla uçaklarla taşınarak Suriye ye getirtildi.Yine Avrupa nın çeşitli ülkelerinden getirilenler  Türkiye de eğit donat projesiyle silahlandırıldıktan sonra sınırlardan  Suriye ye götürüldüler.Para Katar ve S. Arabistan dan silahlar ve cihadistler de Türkiye üzerinden taşındı.Yüzlerce tır silah Türkiye üzerinden gitti.

Rusya ve İran ın B. Esad ın yanında savaşa katılmasına kadar işler iyi gidiyordu. İslami cihatçılar Irak ve Suriye nin hakimiyet kurdukları bölgelerinde islam devletini ( IŞİD) bile ilan ettiler.Süreç içerisinde sınırlarını genişletmek,hakimiyetlerini arttırmak için saldırılarını arttırdılar. Orta doğu da hiçbir devlet bunlarla karşı karşıya gelmek istemiyordu. IŞİD ele geçirdiği yerlerde orta çağ usulü katliamlar uyguluyor,kafa kesiyorlardı.

Işid in dalga dalga gelen bu saldırıları ilk defa Kuzey Suriye de Kürtlerin direniş kayalarına çarparak parçalandı.Tarihte eşine az rastlanır ikinci bir Stalingrad savunmasıyla KOBANİ de ışid çeteleri bozguna uğratıldı.Kürtler direngen,savaşçı ve örgütlü ,hatırı  sayılır bir güç olarak ortaya çıktılar.Rusya nın Esad rejiminin yanında yer almasına karşılık olarak ABD de Kürtleri yanına aldı. Işid e  karşı savaşta her türlü silah ve techizat yardımı yapmaya başladı. Omurgasını YPG nin oluşturduğu QSD  ABD nin havadan desteğiyle Işid her alanda yenşlgiye  uğrattı .Işid in  başkenti  Rakka yı  çetin bir kuşatmadan sonra aldı.Bir anlamıyla orta doğu halklarına zulüm eden  ışid belasının sonunu hazırladı.Bu süreçte ABD hep YPG yi destekledi, yanında oldu.Daha doğrusu Suriye politikasında Rusya nın B. Esad ın yer almasından  dolayı ABD de Rojava da özerklik ilan eden Suriye Kürtleri nin  yanında yeraldı.

Kürt politikasında imha ve inkardan başka politikası olmayan daha doğrusu Kürtler konu olunca kırmızı görmüş boğa gibi hareket eden RTE ve AKP si  ABD efendilerinin YPG ye silah ve techizat vermesini bir türlü kabullenemedi. ABD nin Kürtlere yaptığı silah,zırhlı araç yardımlarını her platformda gündeme getirdi.ABD ile ilişkilerini hep Kürtler üzerinden dizayn etmeye çalıştı.Kendisini iktidara getirenin ABD emperyalistleri olduğunu unutarak (göstermelik ,iç kamuoyuna da olsa ) anti Amerikancılığa soyunmaya kalktı.

Halbuki şu andaki iktidarını/cennetini ABD ye borçlu olduğunu bilmez, olamaz.Kaldı ki  tüm AKP kadroları da geçmişin  Komünizmle mücadele derneği üyeleridir. İsmail Kahraman, Abdullah  Gül,Mehmet ALİ Şahin  ve  diğerleri...68 olaylarında Amerikan emperyalizmine karşı/6.filo ya karşı eylem yapan devrimcilere saldıranlardır. Devrimcileri Kanlı Pazar da katledenlerdir.

ABD nin Kürtlere yardımlarını bahane ederek Suriye politikasında ABD ile ayrı kulvarlarda yürümenin ardından , uçağını düşürmekle böbürlendiği Rusya ya dümeni kırmak ,Putin le sarmaş dolaş olmak ABD nin  RTE ve AKP ye dirsek çevirmesine neden oldu.ABD ile olan ilişkileri düzeltmek için öncelikle  RTE kendisi  ABD ye gitti.,ardından başbakanını gönderdi.

Ama nafile...

Zor günler yaşıyor demiştik ya . Bu birincisi

Sıkıştığı ikinci konu ,

ABD nin İran a uyguladığı ekonomik ambargonun delinmesi konusudur.Bizler emperyalistlerin mazlum halklara yönelik ambargoların delinmesinden yana oluruz.Doğru olan emperyalıstlerin ambargolarını tanımamaktır.Ama  RTE nın ve AKP nin yaptığı bu ambargoyu doğru bulmayarak delme değil , arkadan dolanarak ve kişisel çıkarlar sağlanarak yapılan bir iş.Ambargoyu delme konusunda görev alan  İran lı iş adamı Reza şimdi ABD de yargılanıyor. Reza Türkiye de işbirliği yaparak ,rüşvet dağıttığı bakanları,RTE ve çevresini sayıp duruyor.

Yani RTE kendisine iktidar yolunu açan ABD ye yanlış yaptı.

Sıkıştığı bir diğer konu,

RTE ve  yakınlarının kara para aklama  ve rüşvet paralarının Man adasına gönderilmesini CHP genel başkanı  kIlıçdaroğlu mecliste belgeleriyle açıkladı.

RTE nin istifası isteniyor.

Orduyu ve yargıyı denetimine alan RTE ve AKP si KHK le ülkeyi istediği gibi yönetiyor.Her türlü baskı , şiddet ve katliamı uyguluyor.

RTE ve AKP nin her türlü rüşvet, yolsuzluğa bulaştığı net bir şekilde ortaya çıkmış durumda.Yani ne kadar red etse de iç kamuoyunda  zor bir durum yaşıyor. RTE  eğer yargıyı ele geçirmemiş olsaydı şimdiye değin tutuklanıp yargılanabilirdi.

 RTE  kendisine   iktidar yolunu açanları bir kenara iteleyerek kendi başına başkalarıyla görüşmeler/anlaşmalar yapmak da nereden çıktı?Hem de BOP un eş başkanı olarak ?Suriye nin geleceği ile ilgili Soçi de planlar/programlar yapmak neyin nesiydi ?Rusya dan S 400 füzeleri almak neyin nesiydi ?Daha önceden iş başına/iktidara getirilen önceli Menderes de aynı yanlışı yapmıştı.Yani şimdi bu RTE geçmişten de mi ders çıkarmamıştı..

Görünen o ki RTE yi iş başına getiren emperyalist efendileri götürecekler.Belki de Miloseviç gibi Lahey de savaş suçlusu olarak yargılayacaklar.

Bu iyi midir ?

Bir diktatörün savaş suçlusu olarak yargılanması iyidir.Ama onu yargılayanların emperyalist efendileri olması iyi değildir.

Ülkede gelişen iç dinamiklerin diktatörleri yargılaması ve cezalandırması  asıl olandır.

Ama ne yazık ki  RTE yi  iktidara getirenler götürecek.

Görünen odur. 

51389

AKP’nin Eğitim Sistemi: Milliyetçi, Maneviyatçı Ve Piyasacı…[*]

 

“Bilginin iktidarla ilişkisi

sadece uşaklıkla değil,

hakikâtle de ilgilidir.”[1]

 

Sürdürülemez Kapitalist Krizin Topoğrafyası[1]

 

Krizin içindeyiz.

Krizle sarsılıp, savruluyoruz.

Her gün, her an krizin “sonuçları”ndan etkileniyoruz.

Vs., vd’leri…

Bunlar böyleyken; hâlâ krizi “tartışıp”, “konuşuyoruz”.

“Hâlâ” dememek için sürdürülemez kapitalist krizin topoğrafyasını çıkarmak gerekiyor.

Neo-Liberal Türkiye'de Muhafazakârlaşma/ Düşkünleşme Diyaletiği[*]

 

“Yükselen her şey düşecektir.”[1]

 

Bir ‘Millî Gazete’ yazarı, Türkiye’de son yıllarda fuhuş,[2] uyuşturucu kullanımı, cinayet, gasp ve tecavüz gibi olayların hızla arttığına, içki kullanım yaşının 11’e düştüğüne,[3] boşanmaların arttığına,[4] kadınlara yönelik şiddetin yoğunlaştığına[5] vb. işaret edip soruyor: “Bu nasıl ‘Muhafazakârlık’?”

Alevilerin cennette zaten işi yok

 

TRT’de yayınlanan Açı programında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Sedat Laçiner’in Şiilik ve Şiilerle ilgili söylediği bir söz günlerdir sosyal medyada “Aleviler cennete gidemez” şeklinde yer alıyor ve kendisine ‘Aleviyim – Kızılbaşım’  diyen kimi basın yayın organları, kişi ve kurum temsilcilerince de Alevilere yapılan bir hakaret olarak algılanıyor ve kamu oyuna da öyle yansıtılıyor.

 

SAVAŞ, BARIŞ VE KÜRTLER

 

Savaş ve barış iki zıttın birlikteliğidir. Savaşın olduğu yerde barış olacaktır, barışın olduğu yerde de savaş olacaktır. Dünyada savaş koşulları ortadan kalktığında barış kelimesi de kendiliğinden ortadan kalkacaktır. İnsanlar artık “barış” kelimesini kullanma gereksinimi duymayarak, onu ölen kelimeler yığını içine atacaktır. Ve bunun yerine yeni bir kelime türtecektir. Bu da, ancak, sınırsız ve sınıfsız bir dünaya kurulduğu zaman gerçekleşebilecektir.

 

Nepal Halkı'nın Kerenski'ye değil Lenin'e ihtiyacı var ve Nepal Devrimi'nin Sorunları

 

Giriş:

Entellektüel Aydın Bulanıklığı Ya da Devrimi Ehlileştirme Aymazlıkları

 

BirGün gazetesinde 7 Aralık 2011 tarihinde bir röbartaj yayınlandı. Fikret Başkaya(FB) ile Gün Zileli(GZ)’nin konuşmaları. Konuşmanın ana konusu "devrimler”di. Aydınların devrim üzerine konuşmaları, fikir yürütmeleri ve üretmeleri, burjuvaziyi ve onun düzenini "teşhir etmeleri” elbette olumludur. Sorun devrim üzerine olunca, bunun değerlendirilmesi ve tartışılması da bir o kadar gerekli oluyor.

materyalist bilgi teorisi ve komünist partileri

 

“İnsan pratiği, materyalist bilgi teorisinin doğruluğunu tanıtlar.” Marks

 

İnsanın üretimdeki, üretim içindeki ilişkileri ve faaliyetleri, diğer tüm faaliyetlerinin üstünde ve onların üzerinde belirleyici bir rol oynama temel özelliğine sahiptir. Bu bağlamda, insanın bilgisi  üretimdeki faaliyetlerinden bağımsız değil, bizzat ona bağlı olarak gelişir ve şekillenir.

HER GÜN DÖRT İŞÇİ, BEŞ KADIN

“Son kötü günleri yaşıyoruz belki

İlk güzel günleri de yaşarız belki

Kekre bir şey var bu havada

Geçmişle gelecek arasında

Acıyla sevinç arasında

Öfkeyle bağış arasında//

Biz kırıldık daha da kırılırız/

Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza.”[1]

 

ÇİN: KARMAŞIK BİR SORU(N)…[1]

“ben hiç başlamamış bir dündeyim.

yağmur yağacak...

hiç başlamamış bir yarın çok var.

hiç bitmeyen bir dün de çok var...”[1]

 

Arif Dirlik’in, “Sadece bir ulus değildir; bir uygarlıktır,” notunu düştüğü Çin’in geneli veya özelde ise “bugünü” hakkında yazmak kolay değil.

Binlerce tarihsel bağıntı ve güncel referanslarıyla Çin, çoklu bir örnektir.

SINIF KONUŞMAZSA MEYDAN ÇAPULCULARA KALIR

Sayfalar