Cuma Ekim 2, 2026

Kim getirdiyse O Götürecek

ABD emperyalistlerinin BOP çerçevesinde ılımlı islam projesiyle bölgede koçbaşı olarak kullanılmak için iktidara getirilen RTE ve AKP si zor günler yaşıyor.2000 li yılların başlarında ABD emperyalistleriyle karşılıklı çıkar ilişkilerinde bahar havası yaşayan RTE ve AKP si orta doğu  politikasında tam hizmetten/işbirliğinden kaytarınca ,başka bir deyişle de bazı politikalarda/uygulamalarda ABD emperyalistlerine ters düşünce efendilerinin gözlerinden de düştüler.

 Arap baharı denilen halk ayaklanmalarında Suriye de ki halk ayaklanmasının rejimin askerlerinin süngüleriyle bastırılınca cihadistler tarafından silahlı kalkışmalar başlatıldı. BOP çerçevesinde enerji kaynaklarının ve enerji nakil yollarının denetimini elde etmek ,daha doğrusu bu politika çerçevesinde orta doğu yu yeniden dizayn etmek isteyen ABD  Suriye deki karışıklığa bölgedeki uşağı devletler vasıtasıyla müdahale etmeyi seçti.Suriye de Beşar Esad ı iktidardan düşürme eylemine Kuzey Afrika dan ,Libya dan  tutalım Afganistan a kadar olan bölgelerden ne kadar islami cihadist varsa silahlarıyla uçaklarla taşınarak Suriye ye getirtildi.Yine Avrupa nın çeşitli ülkelerinden getirilenler  Türkiye de eğit donat projesiyle silahlandırıldıktan sonra sınırlardan  Suriye ye götürüldüler.Para Katar ve S. Arabistan dan silahlar ve cihadistler de Türkiye üzerinden taşındı.Yüzlerce tır silah Türkiye üzerinden gitti.

Rusya ve İran ın B. Esad ın yanında savaşa katılmasına kadar işler iyi gidiyordu. İslami cihatçılar Irak ve Suriye nin hakimiyet kurdukları bölgelerinde islam devletini ( IŞİD) bile ilan ettiler.Süreç içerisinde sınırlarını genişletmek,hakimiyetlerini arttırmak için saldırılarını arttırdılar. Orta doğu da hiçbir devlet bunlarla karşı karşıya gelmek istemiyordu. IŞİD ele geçirdiği yerlerde orta çağ usulü katliamlar uyguluyor,kafa kesiyorlardı.

Işid in dalga dalga gelen bu saldırıları ilk defa Kuzey Suriye de Kürtlerin direniş kayalarına çarparak parçalandı.Tarihte eşine az rastlanır ikinci bir Stalingrad savunmasıyla KOBANİ de ışid çeteleri bozguna uğratıldı.Kürtler direngen,savaşçı ve örgütlü ,hatırı  sayılır bir güç olarak ortaya çıktılar.Rusya nın Esad rejiminin yanında yer almasına karşılık olarak ABD de Kürtleri yanına aldı. Işid e  karşı savaşta her türlü silah ve techizat yardımı yapmaya başladı. Omurgasını YPG nin oluşturduğu QSD  ABD nin havadan desteğiyle Işid her alanda yenşlgiye  uğrattı .Işid in  başkenti  Rakka yı  çetin bir kuşatmadan sonra aldı.Bir anlamıyla orta doğu halklarına zulüm eden  ışid belasının sonunu hazırladı.Bu süreçte ABD hep YPG yi destekledi, yanında oldu.Daha doğrusu Suriye politikasında Rusya nın B. Esad ın yer almasından  dolayı ABD de Rojava da özerklik ilan eden Suriye Kürtleri nin  yanında yeraldı.

Kürt politikasında imha ve inkardan başka politikası olmayan daha doğrusu Kürtler konu olunca kırmızı görmüş boğa gibi hareket eden RTE ve AKP si  ABD efendilerinin YPG ye silah ve techizat vermesini bir türlü kabullenemedi. ABD nin Kürtlere yaptığı silah,zırhlı araç yardımlarını her platformda gündeme getirdi.ABD ile ilişkilerini hep Kürtler üzerinden dizayn etmeye çalıştı.Kendisini iktidara getirenin ABD emperyalistleri olduğunu unutarak (göstermelik ,iç kamuoyuna da olsa ) anti Amerikancılığa soyunmaya kalktı.

Halbuki şu andaki iktidarını/cennetini ABD ye borçlu olduğunu bilmez, olamaz.Kaldı ki  tüm AKP kadroları da geçmişin  Komünizmle mücadele derneği üyeleridir. İsmail Kahraman, Abdullah  Gül,Mehmet ALİ Şahin  ve  diğerleri...68 olaylarında Amerikan emperyalizmine karşı/6.filo ya karşı eylem yapan devrimcilere saldıranlardır. Devrimcileri Kanlı Pazar da katledenlerdir.

ABD nin Kürtlere yardımlarını bahane ederek Suriye politikasında ABD ile ayrı kulvarlarda yürümenin ardından , uçağını düşürmekle böbürlendiği Rusya ya dümeni kırmak ,Putin le sarmaş dolaş olmak ABD nin  RTE ve AKP ye dirsek çevirmesine neden oldu.ABD ile olan ilişkileri düzeltmek için öncelikle  RTE kendisi  ABD ye gitti.,ardından başbakanını gönderdi.

Ama nafile...

Zor günler yaşıyor demiştik ya . Bu birincisi

Sıkıştığı ikinci konu ,

ABD nin İran a uyguladığı ekonomik ambargonun delinmesi konusudur.Bizler emperyalistlerin mazlum halklara yönelik ambargoların delinmesinden yana oluruz.Doğru olan emperyalıstlerin ambargolarını tanımamaktır.Ama  RTE nın ve AKP nin yaptığı bu ambargoyu doğru bulmayarak delme değil , arkadan dolanarak ve kişisel çıkarlar sağlanarak yapılan bir iş.Ambargoyu delme konusunda görev alan  İran lı iş adamı Reza şimdi ABD de yargılanıyor. Reza Türkiye de işbirliği yaparak ,rüşvet dağıttığı bakanları,RTE ve çevresini sayıp duruyor.

Yani RTE kendisine iktidar yolunu açan ABD ye yanlış yaptı.

Sıkıştığı bir diğer konu,

RTE ve  yakınlarının kara para aklama  ve rüşvet paralarının Man adasına gönderilmesini CHP genel başkanı  kIlıçdaroğlu mecliste belgeleriyle açıkladı.

RTE nin istifası isteniyor.

Orduyu ve yargıyı denetimine alan RTE ve AKP si KHK le ülkeyi istediği gibi yönetiyor.Her türlü baskı , şiddet ve katliamı uyguluyor.

RTE ve AKP nin her türlü rüşvet, yolsuzluğa bulaştığı net bir şekilde ortaya çıkmış durumda.Yani ne kadar red etse de iç kamuoyunda  zor bir durum yaşıyor. RTE  eğer yargıyı ele geçirmemiş olsaydı şimdiye değin tutuklanıp yargılanabilirdi.

 RTE  kendisine   iktidar yolunu açanları bir kenara iteleyerek kendi başına başkalarıyla görüşmeler/anlaşmalar yapmak da nereden çıktı?Hem de BOP un eş başkanı olarak ?Suriye nin geleceği ile ilgili Soçi de planlar/programlar yapmak neyin nesiydi ?Rusya dan S 400 füzeleri almak neyin nesiydi ?Daha önceden iş başına/iktidara getirilen önceli Menderes de aynı yanlışı yapmıştı.Yani şimdi bu RTE geçmişten de mi ders çıkarmamıştı..

Görünen o ki RTE yi iş başına getiren emperyalist efendileri götürecekler.Belki de Miloseviç gibi Lahey de savaş suçlusu olarak yargılayacaklar.

Bu iyi midir ?

Bir diktatörün savaş suçlusu olarak yargılanması iyidir.Ama onu yargılayanların emperyalist efendileri olması iyi değildir.

Ülkede gelişen iç dinamiklerin diktatörleri yargılaması ve cezalandırması  asıl olandır.

Ama ne yazık ki  RTE yi  iktidara getirenler götürecek.

Görünen odur. 

51488

Emperyalist Saldırıya da, Savaşa da Hayır!

Bu ülkenin Başbakanı önceleri ismi “Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)” olan ve daha sonra hedefi, kapsamı, amacı genişletilerek adı “Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi(1)” olarak değiştirilen emperyalist paylaşımcı projenin Eşbaşkanlarından birisidir ve dolayısıyla da ABD emperyalizminin en başta gelen işbirlikçilerindendir. 

Yaşadığımız bu son süreçte bu projenin bir aşaması gerçekleştirilmek isteniyor.

Nasıl mı? Suriye’ye savaş ilan edilerek.

Gerekçe? O da hazır. “Kimyasal silah kullanıldı” 

Ermeni Sorunu’nun Doğuşu ve Osmanlı Bankası Baskını

 

19.yüz yılın sonunda 500 yıldır hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu artık son evresine gelmiş yok olmakla karşı karşıya bulunuyordu. Avrupa'da kapitalizmin gelişmesi, ulusal uyanışlar, bağımsızlık hareketleri,1789 Fransız devriminin yankıları, Balkanlarda ulusal kopuşlar Anadolu'da yaşayan Ermeni ve Rum toplumlarında da oluşmaya başlamıştır.

Osmanlı, iktidarı altında yaşayan Ermenilere, azınlıklara ibadet özgürlüğü, mülklerinin güvence altına alınması, reformlar, yasa önünde, vergi alanında eşitlik vaat ediyordu.

Türki entergasyon dinamikleri ve anadilde egitim

TC’nin Lozan sonrası Kürdistan’a ilişkin programı askeri işgal,asimilasyon ve entegrasyon temelli olmuştur.  Kürdistanlılar askeri işgale ve asimilasyona karşı ciddi isyanlar geliştirmiş,mücadeleler vermiş ve bedel ödemişlerdir.Kuzey Kürdistan’da askeri işgale karşı belli gerilla alanları haricinde herhangi bir kazanım elde edilememiş,ancak asimilasyona karşı yürütülen mücadele hedefine tam ulaşamasa da belli sonuçlar üretmiştir. 

Gülfikâr Aksu'nun Anısına/ Hasan Aksu

Gülfikâr Aksu'nun Anısına: "Cocuglar Bize Oyle Ogrettiler. Ne Bilek Hakim Beg; Biz İbocuyuk, Tikkocuyuk!"/ 

Ben Annemi 18 Mayıs 2000 yılında yitirdim. Annem her Anne gibi önce Kadın’dı. Doğurgan özelliğinden gelen koruma, kollama, her şart altında sahiplenme esasıydı. Erkek egemen toplumunda kadın olduğundan dolayı, cins ayrımcılığına uğradı. Baskı ve şiddet gördü. Kürt olduğundan dolayı ulusal baskıya uğradı. Alevi olduğundan dolayı dinsel, mezhepsel baskılara maruz kaldı, aşağılandı.

Kürtler Ve Burjuva Yalanlar

 

Burjuva siyasal iktidar, iktidarini korumak, işçileri bölmek, birbirine düşürmek, kendi şoven-kirli siyasetinin bir parçası olarak, işçileri kullanmak için her türlü ideolojik silahını kullanıyor.

Güncel Sanatın Vahim Hâl(sizliğ)i[*]

 “Süren acılara dayanmak,çabucak ölmekten çok dahabüyük bir kahramanlıktır.”[1] 

Pablo Picasso’nun, “Her çocuk sanatçıdır. Ama sorun; büyüdüğünde geriye nasıl bir sanatçı kalacağıdır,” saptaması sanat ve insan ilişkisinin en net betimlemelerinden biriyken; bu da biz(ler)e sanatın “Anne bak kral çıplak” diye haykıran çocuksu naifliğinden beslenen isyancı niteliğini anımsatır. Bu elbette işin bir yanıdır.

Kürt Kerbelası‏

 

Boyunlarına ip geçirerek bir duvarın üzerine dizdikleri küçücük çocukları aşağı itip boşlukta sallandırarak boğuyorlar. Çocuklar çırpına çırpına can verirken o vampirler, "Allah Allah" naraları ile onların can çekişini seyrediyorlar.

Bu oyunu zor bozar

 

 

Tarihte, zorun rolü üzerine çok şeyler söylenmiştir. Özellikle sınıfsal zorun ortaya çıkışı, varlığı ve uygulanması konusunda, burjuvazinin ideologlarıyla Marksistler arasında ciddi bir ayrım konusu yaşanmış ve yaşanmaktadır. Burjuvazi, kendi sınıfsal zorunu meşru görürken, ezilenlerin, özellikle de işçi sınıfının burjuvaziye karşı uyguladığı devrimci zorun adını bile duymak istemediği gibi, bunu “toplumsal etik dışı” olarak, son yılların burjuva moda deyimiyle,  “terörist” eylemler olarak kriminalize etmeye çalışır.

On İki İmamlar Alevi Olabilir mi ? 1-2

“…Bir insanın arınmışlık düzeyi en güzel sahip olduğu hoşgörüyle, anlayış ile ölçülebilir. Arınmış insan başkalarını yargılamaktan uzak, olayları ve insanları çok geniş bir bakış açısı ile görebilen, hoşgören, olaylar karşısında sukunetini yitirmeyen, her şeyi doğallıkla kabul eden bir yapıdadır. İyi yada kötü diye ayrımları yapmaktan kaçınır, sevgisi bütüne, herkese ve her şeyedir. Hoşgörüsündeki yükseklik, onun bu sevgiyi bu şekilde eksiksizce ve adilce aktarabilmesini sağlar. Korku ve endişelerden hemen hemen tamamen uzaklaşmıştır.

Minaresiz Camiler ve Alevi Asimilasyonu

 

Dedeler var hoca olmuş bir nevi
İhtirasa kurban edilmiş sevi
Minaresiz cami gibi cemevi
Aleviyi namaz kılarken gördüm

(Ozan  Emekçi)

 

Bazı Milliyetçi Ermeni Aymazlara Zorunlu Cevap! Hasan Aksu.‏

 

İnsan eğer ırkçılık, milliyetçilik ve şovenizmden ideolojik gıda alıyorsa; her şart ve koşulda diğer ulus ve azınlıklara kin nefret ve kan kusarak nemalanıyorsa; adı ne olursa olsun sosyalizm ve de komünizm düşmanlığı yapıyor demektir. Çünkü her türlü milliyetçilik yaşanan örnekleriyle hepimizin malumudur.

Sayfalar