Perşembe Ekim 15, 2026

Kemalizm, İttihat ve Terakki’nin devamıdır (Şunurov)

Alman emperyalizmine göbekten bağımlı İ ve T Partisi'nin yerini alan Kemalist'ler artık devletin tek sahibi oldular.Irkçı,milliyetçi devlet politikaları ile azınlıklara ve Kürt ulusu'na karşı inkar ve imha yollarına giderek Türkleştirme politikalarına geçildi.Ermeni katliamından sonra asimilasyon,sürgün ve katliamlar kemalist'lerin vazgeçilmez politikaları oldu.Dağa taşa yazılan ''Ne Mutlu Türküm Diyene'',''Her Türk Asker doğar''Türkiye Türklerindir''''Türkçe Konuş,Çok Konuş'' şeklinde ırkçı kampanyalardan en çok zarar gören Rum,Ermeni,Yahudi ve Kürt'ler oldu.Bütün milletlerin,Türk'lerden olduğu gibi,Irkçı teoriler icat edilmeye başlandı.Bütün dillerin doğuş kaynağı olarak Türkçe gösterildi.Güneş,dil teorisi bunu ispatlamak için uyduruldu.İnsanlar Türk olmaya,müslüman olmaya zorlandı.Hak ve özgürlükler kısıtlanarak Halk'lar baskı altına alındı.

Cumhuriyet tarihi boyunca öne çıkan Kürt ulusal direnişleri,ermeni sorunundan kurtulan, azınlık durumuna düşen Ermeni probleminin yerini Kürt Ulusal sorunu aldı.1921 Koçgiri,1925 Şeyh Sait,1928 Ağrı İsyanı,1930 Zilan ve 1938 Dersim İsyanı ve bugün doruk noktasına ulaşan Kürt Ulusal Sorunu çözüm beklerken,devlet girdabın içerisinden çıkamamaktadır.2015 yılında halen Kürt sorunu acil olarak çözüm beklemektedir.Ama nasıl?Sorunun çözümü kitlelerin devrimci gücü ile olacaktır.Kör düğümün çözümü,dipten gelecek olan halkın çözüm gücüdür.Bunun dışında çözüm yolları çözümsüzlüktür.Ermeni ulusal hareketi önderlerinin düştüğü hatalar,meşrutiyet döneminde yaşanan Osmanlı oyunlarının halen devam ettiğini görüyor tarih siyasi uyanıklığı bir an olsun elden bırakmamayı öğütlemektedir.

Osmanlı döneminde yönetici kademelerde bulunan kişiler,hiçbir değişikliğe uğramadan aynı şekilde Cumhuriyet kadroları olup çıktılar.Bu yüzden Osmanlı Dönemi ile Cumhuriyet Dönemi arasında nitel bir farklılık olmamıştır.Yeni Cumhuriyet Türkiye'sinin kurucu önderi olan Kemal Atatürk'ün kendisi de İ ve T Partisi üyesidir.Trablusgarp cephesinde faaliyetlerde bulunmuştur.Mustafa Kemal'in adı o dönem sivrilmiş,duyulmuş değildi.Politik kimliği ile öne çıkmış değildi.Bunun sebebi Enver Paşanın komploları ile ayak oyunlarının eksik olmamasıdır.

Belli başlı İtthatçı eli kanlı unsurlar en kritik görev alanlarında hizmete devam ettiler.Celal Bayar,İ ve T Partisi'nin Ege'de Rum'ların tehcirinde aktif görev almış,takma adıyla

''Galip Hoca'' olarak anılmaktadır.Rum'ların anayurtlarından kovulmasında savaş suçu işlemiştir.Celal Bayar sonradan Türkiye'nin 3.Cumhurbaşkanı olmuştur.

Şükrü Saraçoğlu,(Bugünkü Fenerbahçe Spor kulubunun sahasının adı bu kişilikten gelmektedir) İ ve T Partisi'nin İzmir bölge temsilcisi iken görevine yine devam etti.II.dünya savaşında Hitler Almanya'sı ile uyumlu politikalar izleyerek Faşizme hizmet etti.Nazi politikalarını kayıtsız şartsız yerine getirdi.Döneminde çıkarılan Varlık Vergisi ile gayrı-müslümlerin servetlerine,sermayesine el koyarak yeni sermayenin yaratılması,Türkleştirilmesi için aktif rol aldı.

Halil Menteşe,1919 yargılamalarında Malta'ya sürgün edildi.1922 yılında Türkiye'ye ''kahraman''lar olarak dödü.K.Atatürk mükafat olarak1931-46 yıllarında izmir milletvekili olarak atadı.Meclis Başkanlığı ile Adalet Bakanlığında bulunmuştur.

Ali Fethi Bey Başbakanlık yaptı.Şükrü Kaya ,CHP Genel sekreterliği ile İçişleri Bakanlığında görev yaptı.

Rauf Orbay Paşa,''Hamidiye kahramanı'' olarak ün yaptı.Malta'dan döndükten sonra ,Meclis başkanlığı,Başbakanlık,ve milletvekili olmuştur.

Topal Osman,Kemalist harekata katılan,Pontus'lu Rum'ları ''diri diri gemi kazanına atmakla''ünlü cani ve katil olarak bilinen soykırım suçlusudur.Bugün heykeli giresun'da şehrin merkezinde,yine kendisi gibi katil olan Veli Küçük tarafından dikilmiştir.M.kemal'in muhaliflerini öldürmüş,fakat sonradan M.Kemal tarafından öldürtülmüştür.

Halil Kut Paşa,6.ordu komutanı olarak savaştan sonra tutuklandı.Aynı zamanda enver Paşanın amcası olan Halil Paşa tutuklandığında bir İngiliz subayına verdiği alaylı cevabı ile tanınmaktadır.Kendisine soykırımla ilgili  sorular soran bir İngiliz subayına ''300 bin ermeni daha az,ya da fazla olabilir saymadım'' diye cevap vermiştir.Turancılık ülküsü için,islam orduları ile kafkaslardada bulunan,aynı zamanada Ankara hükümeti ile bolşevikler arasında,Bolşeviklerin Ankara'ya hibe ettikleri altınları getiren kişidir. Sabit Sağıroğlu,Soykırım kurbanlarının ''mezbaha vilayeti'' olarak andıkları Harput'tan sonra Erzurum ve Elazığ milletvekilliğinde bulundu.

Dr.Tevfik Rüştü Aras,CHP iktidarı döneminde Dışişleri bakanı oldu.Aynı zamanda Dr.Nazım'ın bacanağıdır.Ermeni ölülerin gömülmesinden sorumlu,sağlık genel müfettişi olmuş,II.Dünya savaşında Dış İşleri bakanlığında görev yapmıştır.

20 KİLO EŞYA , 20  DOLAR  İLE  KOVULDULAR ,

İttihatçılar ile Rum Pontus halklarına karşı girişilen katliamlar,İktidarı ele geçiren Kemalist'ler döneminde de hiç aralıksız devam etti.Savaşı kaybeden Alman'ların yerine,İngiliz hakimiyetine giren Kemalist'lere karadeniz'e çıkması için izin verdiler.Bu Karadeniz'de yarım kalan,bütün Karadeniz'in Rum'lardan temizlenerek ele geçirilmesi anlamına geliyordu.Bütün karadeniz baştan aşağı kana boyandı.Burada işlenen kıyım ve katliamlarda,Topal Osman,İpsiz Recep gibi Ermeni soykırımına katılmış katiller görev aldı.Kendi oluşturduğu özel orduları ile katılan Topal Osman ve çeteleri kalan Rum'ları her yerde ,çocuk,yaşlı,kadın demeden öldürdüler.Bize okullarda ''emperyalizme karşı verilen kurtuluş savaşı'' olarak anlatılan tarih,karadeniz'de bir avuç kalmış olan Rum'ların tasfiye harekatıdır.İngiliz'lerin Yunan ordusuna İzmir'e çıkmasına izin vererek,Kemalist'lerin Karadeniz'li Rum'lara yönelik katliamlarını meşrulaştırdılar.Kemalist dönemiyle beraber353 binkişi öldürüldü,1milyon'dan fazla Rum yapılan antlaşmalarla,ülkelerinden sürülerek,yabancısı olduğutopraklarda,sürgünde yaşamaya mecbur bırakıldılar.İttihatçılarda var olan homojen,Türk,müslüman toplum oluşturma savaşı,Atatürk döneminde de olduğu gibi devam etmiştir.

Enson 1964 yılında ise Rum'lar kesin olarak ülkeyi terk etmeye zorlandı.Yine 45bin kişinin mübadele ile ülkesini terk ederek gittiği,sayılarının artık bugün çift hanelerle telafuz eder duruma getirildi.Bir gecede apar topar hazırlanması emredilen Rum'lar,hiç bir mal varlığını satamadan,sadece 20 kg eşya,20 dolar ile topraklarından kovuldular.Rum tehcirinin son halkası böylelikle acı bir şekilde tamamlanmış oldu.

KOÇGİRİ  DİRENİŞİ ,ZO (ERMENİ)' LARI HALLETTİK , SIRA  LO (KÜRT)'LARDA ;

Koçgiri halk Direnişi,İlk Kürt ulusal hareketi olması,Kemalist'lerle ilk defa karşı karşıya gelmeleri bakımından tarihidir.ZO'ları hallettik,sıra LO'larda diyerek 1921 Koçgiri isyanını bastırmaya giden Sakallı Nurettin Paşa'nın,İzmir'de Rum'lara yönelik katliamları hatıralardan çıkarılmamalıdır.izmir'e giren Türk kuvvetlerinin başında bulunan Nurettin Paşa,Yunan'lıların çekilmesinden sonra,Rum ve Ermeni bölgelerine girerek büyük İzmir yangınını gerçekleştiren kişidir.Hizmetlerinden dolayı da İzmir valiliğine kadar da terfi etmiştir.

Koçgiri ve Dersim kırımlarında da aktif rol alan Nurettin Paşa,Kuvayi Milliye saflarına hiç bir zaman kazanılamayan,Alevi olmaları,kendi özellikleri ile diğer Kürt aşiretlerinden ayrı konumda bulunan Koçgiri ve Dersim'liler,devletle hiç bir zaman antlaşma zemininde bulunamadılar.Devlete vergi vermeyen,I.Dünya savaşındada devlete asker vermeyen,Ermeni soykırım döneminde,Osmanlı ile soykırıma katılmamışlar,aksine kaçıp kendilerine sığınan Ermeni'leri korumuşlardır.Rusların Dersim'e kadar yakınlaşmasında  bağımsız Kürdistan Projesi ile Rus'larla ilişkiler kurmak isteyen önderleri ise Alişer Efendi'dir.

Koçgiri ve Dersim aşiretleri arasında kalıcı bir ittifak sağlamayı amaçlayan aşiret reislerinin Baytar Nuri-Alişer Efendi'nin Hozat'ta yaptıkları toplantıdan çıkan sonuçlar Hozat muhtırası olarak anılmaktadır.Kürt özgürlük talepleri bakımından önemlidir.Hatta ilk'tir.

Ankara Hükümetine iletilen ''Kürdistan özerkliği'nin tanınması,aksi halde bunu silahla alacağız'' mesajı.İlişkileri kopardı.Bütün aşiretlerin silahsızlandırılmasını isteyen Kemalist'lere karşın ayaklandılar.Bazı yerleri ele geçiren Kürt Ulusal direnişi,göndere kendi bayraklarını çektiler.Harekete geçen,harekat ordusu komutanı Nurettin paşa,Dersim ve Koçgiri aşiretleri arasındaki bağlantıyı kesti.İsyanın bastırılmasında Pontus kırımı'nın tanınmış simalarından Topal Osman da kendi birlikleri ile katıldı.1921 yılına kadar devam eden direniş Alişer Efendi'nin teslim alınmasıyla son buldu.İki lider dışında herkes affedildi.İki lider idama çarptırıldı.İsyan kanla bastırıldı.

DERSİM  TERTELESİ ,AYIP'TIR – ZULÜM'DÜR – CİNAYET'TİR : SEYİT  RIZA

Ermeni soykırımından sonra yaşanan Kemalist dönemin en kanlı ve en vahşi uygulamaları Dersim soykırımıdır.Kemal Atatürk'ün,direkt emirleri ile hayata geçirilen halkın deyimiyle Dersim Tertelesi 1937/38 yıllarında oldu.Halk Önderi Seyit Rıza ve 6 arkadaşının ölümüyle sonuçlanan Dersim Direniş mücadelesi sonunda bastırılmıştır.1925 yılından itibaren adım adım Dersim katliamının planlanmasına geçildi.1935'de Atatürk'ün talimatıyla bölgeye giden İsmet İnönü ''Şark Raporu''nu hazırladı.Celal Bayar ile Genel Kurmay'da bölge üzerine raporlar hazırlanmaya başlandı.Raporlar sonucunda ''Dersim bir çıban başıdır,temizlenmelidir'' sonucuna varıldı.1936 yılında yürürlüğe giren ''Tunceli kanunu''da,Dersim adı ,Tunceli olarak değiştirildi.

Dersim'in öne çıkarılmasının sebebi,ulus devlet projesinin hayata geçirilmesinin önünde engel olarak görülmesidir.Halkın kimliğinin,inancının Kızılbaş olmasıdır.Ermeni soykırımından kaçıp Dersim'e sığınan,Ermeni'lere kapılarını açan,Osmanlı'ya teslim etmeyip 20 bin Ermeni'yi ölümden kurtarmışlardır.Bu özellikleri ile egemen toplum arasında kalın çizgilerle farklıdır.Dersim katliamında ,Kemalist'ler halkın en ileri,en sevilen önderlerini yok etmeyi planlamışlardır.Bütün imkanlarını bunun için seferber ettiler.Kemalist'lerin öne sürdükleri talepleri Seyi Rıza ve arkadaşları red edince,Dersim'e asker yığmaya başladılar.Tank'larla,toplarla saldırıya geçen iktidar istediklerini başaramayınca 1937'de görüşmeye çağırdıkları,Seyit Rıza'yı Erzincan'da tutukladılar.Acele yapılan göstermelik mahkemelerden sonra,Seyit Rıza ve arkadaşları idam edildiler.İlerlemiş yaşına rağmen nedamet getirmesini bekleyenler,yanıldılar.Darağacına giderken,düşmanına boyun eğmedi.İpini kendisi çekti.Yargılanan değil,Kemalist'leri o yargıladı.Ve haykırdı :''ben senin hile ve yalanlarınla başedemedim,bu sana dert olsun,ben de senin önünde diz çökmedim,bu da sana dert olsun'' dedi.18 Ekim 1937 yılında Elazığda idam edildiler.Direnişlerinden korkan Kemalist'ler,Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerini bugün dahi gizleyerek,korku ve kabus içerisinde yaşamaktadır.

Mustafa Kemal'in ''bu meseleyi kökünden hallediniz'' talimatı ile Dersim'i kana bulayan,Kemalist'ler,50 bin insanı öldürdüler.Sürgüne gönderildiler.Yetim kalan anasız,babasız çocuklar evlatlık olarak subaylara dağıtıldılar.Mağaralara sığınan insanlar,gaz bombaları ile ''fare gibi zehirlenerek'' katledildiler.Munzur suyu aylar boyunca kanlı aktı.Genç kızlar ve kadınlar namusunu teslim etmemek,için kendilerini Munzur dağlarından atarak,ölümü seçtiler.

Bu yaşanan acı ve trajik olaylar bizi Ermeni soykırımında yaşanılanlarla aynı görüntüleri çağrıştırmaktadır.1934 yılında Trakya olayları olarak tariha geçen Tekirdağ,Edirne,Kırklareli ve Çanakkale'de Yahudi'lere karşı saldırılar olmuştur.Türk milliyetçilerinin girişimleri ile basında oluşturulan anti-semit propaganda kitlelerin toplu olarak Yahudi ve dükkanlarına saldırıları getirdi.Önce boykotla örgütlendi.Sonradan saldırılar başladı.5 Haziran 1934 yılında bütün Trakya'ya yayıldı.Haham'lara saldırıldı.Yağmalar başladı.3 bin kişilik Yahudi topluluğu ev ve eşyalarını bırakarak canlarını zor kurtarıp,İstanbul'a sığındılar.

Cumhuriyet dönemi boyunca hiç bir zaman eksik olmayan,kendinden olmayan azınlık ve farklı inanç sahiplerine karşı katliamlar eksik olmamıştır.Rum ve Ermeni'lere karşı 6/7 Eylül 1955 yılında karşı girişilen yağma,mallarına ve mülklerine elkoyma olayları,Alevi'lere karşı Kahramanmaraş'ta ,Çorum'da ,Sivas'ta yapılan katliamlar ile daha yeni yaşanılan 28 aralık 2011 yılında 34 Kürt köylü'süne (22'si çocuk'tur) mezar olan Roboski katliamı devletin genlerinde katliam,vahşet olduğunu ve hiç bir zaman da kaybolmayacağını ortaya koymuştur.

 

58031

Agop Ekmekciyan

Özellikle azınlıklar üzerine yazdığı yazılarıyla tanıdığımız yazarımız,diğer birçok konuda da makaleleriyle tanınmaktadır.

agop@kaypakkaya-partizan.net(Hazırlanıyor)

Agop Ekmekciyan

Koşulları ve anı değerlendirmek olarak politika üretimi…

Politikanın ne olduğu üzerinde netleşmek, komünistler açısından kendini pratik mücadelede var etmenin en önemli unsuru olan politik tavır konusunda kuşkusuz ön açıcı olacaktır.

İki Yanlış Bir Doğru Etmez; Gezi’nin Direniş Ruhu Yaşıyor!

23 Haziran’da yapılacak İstanbul Büyükşehir Belediye seçimleri, iktidarın yakın dönemdeki en önemli önceliği haline gelmiş durumda.

İstanbul’un gerek nüfus ve stratejik konumu gerekse de Türkiye ekonomisindeki yeri açısından bu durum anlaşılır. 31 Mart seçimlerini ‘Başkanlık Sistemi’nin bir oylamasına dönüştüren AKP/Saray böylece bu durağı kaçınılmaz hale getirdi. Zira, 31 Mart seçimlerini yerel bir seçimden genel seçim niteliğine taşıyan doğrudan R.T. Erdoğan/Saray iktidarı oldu.

Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin ürünü: Kaypakkaya

Bir kırması ve yoldaşları ile Kaypakkaya, 46 yıl evvel faşist TC devleti tarafından pusuya düşürülerek, günlerce işkence edilerek katledildiğinde bizlere gözbebeğimiz gibi sakınmamız gereken çok değerli “silahlar” bırakmıştı. Bu “silahlar”, bu ülkede devrimi nasıl ve ne ile gerçekleştirileceğimizi açıkça önümüze koyuyordu. Aradan geçen 46 yıl boyunca onun bizlere devrettiği bu mirası, yüzlerce yoldaşımızı ölümsüzlüğe uğurlamak zorunda kalsak da asla terk etmedik.

TKP-ML MK SB : Şan ve Şeref Olsun Ölümsüzleşenlerimize!

Türk Kürt Uluslarından, Çeşitli Milliyet ve İnançlardan Halkımıza!

Partimizin 1. Kongresinde 9. Gündem maddesi olarak “Parti Tüzüğü” de tartışılmış ve çeşitli kararlar alınmıştır. 1. Kongremiz, esas olarak 8. PMK, özel olarak da darbeci tasfiyeci anlayışın parti tüzüğü ve işleyişimize yönelik pratiklerini değerlendirmiş ve kimi sonuçlara ulaşmıştır.

Parti tüzüğü gündeminde partimizin kadro ve üye politikası da tartışılmış ve 8. Konferans’ımızın “yeni kadro ve militan yetiştirmek” olarak formüle ettiği “kadro ve halef yetiştirme” politikamız üzerinde de durulmuştur.

TKP-ML TİKKO’dan Cemil Amed :İbrahim Kaypakkaya, Dörtler ve Haki Karer’in ölümsüzlük yıldönümü değerlendirmesi

TKP-ML TİKKO’dan Cemil Amed, İbrahim Kaypakkaya, Dörtler ve Haki Karer’in ölümsüzlük yıldönümünde bir değerlendirmede bulundu.

Cemil Amed yaptığı değerlendirmede şunları ifade etti.

Tabure

İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Gümüşsuyu Amfisi, 1970’in eylülünde Dev-Genç’in parkeli, sarkık bıyıklı militanlarıyla tıklım tıklım dolmuştu. Sahnedeki masada, toplantıyı yöneten üç kişi vardı. Ortada, Filistin’e gidip geldikten sonra tutuklanan ve bir müddet yattıktan sonra serbest bırakılan İstanbul Dev-Genç Bölge Yürütme Komitesi başkanı Cihan Alptekin oturuyordu.

Bir Partizan | Çöldeki Bedevi

Oldukça kritik bir süreçten geçiyoruz. Sürecin bütün temsiliyetleri bir arayış içinde. Tarihi tecrübeler bir hazneye doldurarak masaya yatırılmakta, tatbik edilmekte ve ortaya çıkan sonuçlarla sahaya koşulmaktadır.

Bizler devrimciyiz ve gerçeği kavramalıyız! Gerçek olan tek şey ise bilimsel bakış ve gerçeği açığa çıkartacak yöntemdir. Zira bu bizim elimizdeki kılavuzdur-ilmimizdir.

 Devrimin estetiği

18 MAYIS | Matematiksel bir düzlem ve ihtilâlci bir işlem olarak KAYPAKKAYA

Her düşünce veya hareket, kurucularının kendisini hayata karşı konumlandırması ile başlar. Bu konumlanışın temelleri kuşkusuz insan ve onu çevreleyen etmenlerle tartışılabilir. Konumlanış en temelde hayata karşı hissedilen kaygı ile ilgilidir ki; bu kaygıyı ortaya çıkaran bir maddi zemin de söz konusudur. Metafizik bir kavram olan kaygı, hem akli hem de hissi düzeyde vuku bulduğundan salt psikolojik veya entelektüel düzeyde tanımlanamaz; zira bu tam tersine duyu, duygu ve düşünce yapılarını kuşatan bütüncül canlı bir yapıdır.

Partizan: “Gelişimin her anında öncülüğü en iyi şekilde yaşatmayı başarmış Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya 70 yaşında!”

Komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın ölümsüzleşmesinin 46. yılında bir açıklama yapan Partizan, “Bu bilinç ve kavrayışla attığımız adımları coşkuyla hızlandırmaya ve coşkuyu kitleler nezdinde umuda çevirmeye adayız. Bu taşıyıcısı olduğumuz mirasa karşı bir sorumluluk; ezilen, yok sayılan milyonlara karşı bir görev ve başta Kaypakkaya yoldaş olmak üzere tüm şehitlerimize sözümüzdür” dedi. Açıklama şu şekilde:

“Gelişimin her anında öncülüğü en iyi şekilde yaşatmayı başarmış Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya 70 yaşında!

Örgütle ve Örgütlü Yaşamak

Örgütle ve örgütlü yaşamak -1-

Ele aldığımız başlık, oldukça geniş ve çok fazla alt başlıklara ayrılabilecek bir konudur. Araştırma-inceleme, çalışma tarzı, eğitim, A/P gibi çoğaltabileceğimiz birçok konu, temeli itibariyle, “örgütlü yaşam nedir? Nasıl olur?” sorusuna ve cevabına dayanıyor.

TKP-ML MK SB:Artık Söyleyecek Sözümüz Az, Yapacak İşimiz Çoktur!

FIRTINAYI YARATACAK DAMLALAR OLACAĞIZ! KAYPAKKAYA YOLDAŞI FIRTINALARLA ANACAĞIZ!

Çeşitli ulus, milliyet ve inançlardan Türkiye proletaryası ve halkına;

Sayfalar