Çarşamba Eylül 30, 2026

Karl Marx 200 Yaşında

Karl Marx 5 Mayıs 1818 yılında Almanya’nın Trier şehrinde doğdu. Bu 5 Mayıs’ta Karl Marx 200 yaşına basacak.

Karl Marx’ın mavi tulumlu komünist hayaleti burjuvazinin üzerinde dolaşmaya devam ediyor. Burjuvazi, Marx’ı öldürmek istedikçe, Marx daha da büyüdü ve bütün uluslararası işçi sınıfının ve ezilen halkların kurtuluş umudu oldu. Onların eylemlerinde, düşlerinde mücadelelerinde, kavgalarında, yenilgilerinde ve zaferlerinde yaşadı ve yaşamaya devam ediyor.

Ölülerin hikayesi olmaz. Yaşayanların hikayeleri olur. Karl Marx’ın hikayesi bitmedi ve yazılmaya devam ediyor. Burjuvazi, Komünist Manifesto’nun hayat bulmasından bu yana Karl Marx’ın hikayesini sonlandırmak istedi. Ancak, Marksizm kitlelerde ete kemiğe büründü. Çünkü Marksizm Karl Marx (ve elbette Friedrich Engels) olmaktan çoktan çıkmıştı. O, fabrikalarda işçilerin burjuvaziye karşı yol gösterici silahı, kapitalizme karşı sosyalizm ve komünizm bayrağıydı. O artık ezen sınıfa karşı ezilen sınıfların dünya görüşüydü. İşçi sınıfı var oldukça Marksizmi öldürmek olanaksızdı.

Burjuvazi, Marx’ı düşüncelerini yok edemeyeceğini anlayınca onu çarpıtma, etkisizleştirme ve burjuvaziye karşı işçi sınıfının gerçek kurtuluş silahı olmasını önelemeye çalıştı. “Marksizm” adı altında çeşitli akımların ortaya çıkmasına neden oldu. Hatta bir çoğunu finanse etti. Açık ya da gizli desteklerini sundu.

Ne var ki, Marksizm yok edilemedi ve edilemezdi. Çünkü Marksizm bir kişinin düşünceleri değil, yaşayan bir sınıfın düşünceleri ve dünya görüşüydü. Sömürücü sınıfın toplumu olan kapitalist sistemin sınıfsız ve sömürüsüz alternatifiydi. Daha genel anlamda o; insanlığın özgürleşmesinin ekonomik, ideolojik, siyasal, felsefi ve kültürel özgürleşmesinin gerçek hikayesidir.

Karl Marx her gün aramızda, kavgamızda dolaşmaya devam ediyor. Ve burjuvazinin en gizli toplantılarında, finas oligarşilerin odalarında, kapitalizmi övgülerin dizildiği dolarlı-avrolu ısmarlame kalemlerinde, “yoksa gerçek mi” denilerek Karl Marx adı korku ve kinle anılıyor.

Kapitalizm krize girdikçe, savaşlar birbirinin peşi sıra geldikçe, aşırı üretim ve teknoloji gelişmesine karşın yoksullaşmanın ve işsziliğin daha geniş kitleleri içine almasıyla, Karl Marx ve Marksizm güncelliğini korumaya devam etmektedir.

Dünyanın en zengin sekiz kişinin gelirinin dünya nüfusunun yarısından fazlasının gelirini aştığı kapitalist toplumsal sistemde, Karl Marx’ın yaşaması, mücadele etmesi ve kitlelerin Marksizme daha fazla sarılmasının nedenleri de her geçen gün artmaya devam edecektir.

Alman burjuvazisi Karl Marx’ı 200. yaş gününde yendien hatırlamak zorunda kaldı. Onun adına paralar bastırdı ve doğduğu şehirdeki trafik lambaları Marx’ın resimleriyle donadı. Burjuvazi, yıkamadı, ama onu etksizleştirmeye, sıradan bir “Alman filozofu” görüntüsü vermeye özel bir çaba harcamaktadır. Ve bütün çabaları; onu, işçi sınıfı ve ezilen halkların elinden alarak etkisizleştirmek, Karl Marx adında bir bireye indirgemek. 

 

Der Spigel Dergisi, Karl Marx’ın 200. yaş günün nedeniyle kapsamlı sayılabilecek özel sayıyı çoktan piyasaya sürdü. Marksist öğretilere karşı “birey-filozof” Karl Marx’ı çıkarmayı deniyorlar. Ama, bu etkisizleştirme de tutmayacak ve Marx-Engels öğretilerini kitlelerin, burjuvaziye karşı verdiği son kavgada yaşamaya devam edecektir.

Alman burjuvazisi (ve elbette dünya burjuvazisi), Marksizm olmasa, onun resimlerini Brandenburg Kapı’larına ve borsa salonlarına asmaya çoktan hazır. Ancak, Markszim öğretisi buna engel oluyor. Buna karşın, Karl Marx’ın heykellerini yıkmaya, isimlerini caddelerden silmeye güçleri yetmiyor.

Karl Marx ve Friedrich Engels’in öğretileri Marksizm bir ölü dogma değil, eylem kılavuzu olduğu için; güncel, yaşayan ve somut koşulların somut tahliline göre kendini geliştiren bir öğretidir. O, bu nedenledir ki; her zaman her koşulda işçi sınıfının mücadelesine ışık tutmaya ve ezilen halkların kurtuluş umudu olmaya devam etmektedir. O, bu nedenle, burjuvazini korkusu, sosyalist ve komünist toplumun öğretisi olmaya devam ediyor. Çünkü insanlığın gerçek anlamda özgürleşmes: Sınıfların, sömürünün, sınırların, savaşların, özel mülkiyetin olmadığı ancak ve ancak komünist toplumda gerçek halini alacaktır.

Karl Marx, aslan yeleli başıyla, koltuğunun altında DAS KAPİTAL’i ile, cap canlı aramızda salına salına bütün heybeti ve dinamik yapısıyla dolaşmaya devam ediyor. 

Sen çok yaşa KARL MARX!  

53143

Yusuf Köse

Yusuf Köse teorik ve politik konularda yazılar yazmaktadır. Ayrıca 7 adet kitabı bulunmaktadır. Kitapları şunlardır: Emperyalist Türkiye, Kadın ve Komünizm, Marx'tan Mao'ya Marksist Düşünce Diyalektiği, Marksizm’i Ortodoks’ça Savunmak, Tarihin Önünde Yürümek, Emperyalizm ve Marksist Tarih Çözümlemesi, Sınıflı Toplumdan Sınıfsız Topluma Dönüşüm Mücadelesi.

yusufkose@hotmail.com

http://yusuf-kose.blogspot.com/

 

 

Yusuf Köse

Sosyalizm/Komünizm Nedir? (MLPD Programı)

Sosyalizm ve komünizm hakkında düşündüklerinde birçok insanın aklından geçen sorulara bazı yanıtlar.

Sosyalizm nedir ki?

 Sosyalizm, kapitalizmin toplumsal alternatifidir. Günümüzün devlet-tekel kapitalizminde, uluslararası tekeller kendilerini tamamen devlete tabi kılmış ve tekelci sermayenin organları devlet aygıtının organlarıyla birleşmiştir. Tüm toplum üzerinde çok yönlü egemenliklerini kurmuşlardır. Aynı zamanda, hakim olan uluslararasılaşmış üretim tarzı, dünyanın birleşik sosyalist devletleri için maddi hazırlığı tamamlamıştır.

Dinci-Faşist Gericiliğin Merkezi: Emperyalist Türk Devleti

Özellikle son 15 yıldır dinci (müslüman) gericiliğin merkezi olduğu rahatlıkla söylenebilir. ABD'nin Afganistan ve Irak'ı işgali ve peşinden Kuzey Afrika ülkelerindeki 2010 ayaklanmaları ve Mısır'da geçici olarak Müslüman Kardeşler örgütünün iktidara gelmesi ve peşinden Suriye'de geliştirilen olaylar, Türk devletine, dinci AKP'nin de iktidarda olması, yeni bir emperyalist yayılma politikasını benimsetmiştir.

KAYPAKKAYA’DAN KALAN…[*]

SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER

 

“Türkiye’nin geleceği çelikten yoğruluyor;

belki biz olmayacağız ama

bu çelik aldığı suyu unutmayacak.”[1]

 

18 MAYIS | Umudu Büyütmeye Devam Ediyoruz

"Kaypakkaya'nın kurduğu parti ve oluşturduğu program etrafında elli yıldan fazla bir süredir kavgasını sürdüren yoldaşları büyük bir mücadele ve direniş geleneği yarattılar. Kaypakkaya'nın görüşlerini büyük bedeller ödeyerek bu günlere taşıdılar, taşımaya devam ediyorlar..."

 

Tam 50 yıl önce 1973’ün 18 Mayıs’ında 1971 silahlı devrimci çıkışının “komünist yüzü” İbrahim Kaypakkaya, Amed Hapishanesi’nde Kemalist faşist diktatörlük tarafından katledildi.

“Cabbar”laşan Ermeni (Nubar Ozanyan)

Sonu gelmez Ermeni-Kürt düşmanlığı üzerinden yaratılan büyük korku, bilinçleri kuşatıp yürekleri tutsak almaya devam ediyor. Aradan 108 yıl geçmesine karşın Ermenilerin baskı görme, işini kaybetme vb. korkularından dolayı kendilerini inkar ederek kimliklerini gizlemelerinin trajik hikayeleri yazılmaya devam ediyor. Her an baskı görecekleri endişesiyle güvercin tedirginliği içinde yaşamaya devam ediyorlar.

Soykırımlara Karşı Direnişi Büyütelim!

 

Seçim Tavrı(Mız): Oyumuz Devrime![*]

SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER

 

“Vekil inançların

raf ömrü kısadır.”[1]

 

Umudun Adı ve Devrime Çağırıydı Yılmaz Güney[1]

“Bir pratik,

bir ideolojinin aracılığıyla

ve bir ideolojinin içinde vardır.”[2]

 

Reis Çelik’in, “Düzene başkaldırmış korkusuz bir devrimci”[3] diye betimlediği Onu; hayatının her alanında uçlarda yaşayan korkusuz, sahici insanı; hakikât savaşçısı komünist Yılmaz Güney’i nasıl anlatabiliriz? Bunu çok düşündüm. Sorumun yanıtını da yine Yılmaz Güney’in üç karesindeydi…

‘ÜMÜŞ EYLÜL KÜLTÜR-SANAT’A YANITLAR[*]

 

“Kâğıda dokunan kalem,

kibritten daha çok yangın çıkarır.”[1]

 

Ümüş Eylül Kültür-Sanat/ Hasan Şahingöz (HS): Sizce yazarlık nedir? Yazarlığın ayırt edici özellikleri nelerdir? Kime, neden yazar denir?

Temel Demirer (TD): “11. Tez”ci eyleminin saflarında, “Yazmak eylemdir; yazarlık ise son saatin işçiliği,” diyenlerden ve elime her kalem alışımda Friedrich Engels’in, “El yalnızca emeğin organı olmayıp, aynı zamanda emeğin ürünüdür,” uyarısını anımsayanlardanım.

 

Ben Ölüyorsam Sizde Ölün: Seçimleri (Kılıçdaroğlu'nu Boykot)

Proletaryalar faydacıdır; yararlanmasını bilene.

Seçimler ilginç bir şey.

Herkes seçimlerin neler değiştirip değiştirmeyeceğini tartışıyor.

Ama kime göre neye göre?

Devrimcilere göre mi proletaryalara göre mi?

Şayet tartıştığımız seçimlerin sisteme karşı devrimcilerin yaşamlarında neler değiştirip değiştirmeyeceği  ise...

İnanın dün olduğu gibi bu günde seçimlerin devrimcilere karşı sistemin davranışlarında herhangi bir şey değiştirmeyeceğini herkesbiliyor..

Sistem yine devrimcileri gördüğü her yerde katletmeye çalışacak.

Nisan Güneşi Yolumuzu Aydınlatmaya Devam Ediyor

Nisan’ın 24’ü çeşitli milliyetlerden ve inançlardan işçi sınıfının, emekçilerin, ezilen yığınların öncü müfrezesi proletarya partisinin kuruluş günüdür. Aynı zamanda Marks ve Engels tarafından 1848 yılında ilan edilen Komünist Manifesto’nun Türkiye ve Türkiye Kürdistanı topraklarında yeniden yaşam suyuna kavuştuğu tarihi ifade etmektedir.

Sayfalar