Perşembe Ekim 22, 2026

Kanlı Maraş’ta kılıç artıkları - Mehmet Söğüt

1978’de kızıl kana boyanmıştı Maraş. Sebebini bilmedikleri bir kinle karşılaşmıştılar. Ellerinde kara ciltli Kuranlar vardı katillerin. Kimileri de cüppeliydi. Sarkık bıyıklardan kan damlıyordu. Tek bir ağızdan tekbir getiriyorlardı: Allah u Ekber.

Asker, polis seyirciydi. Yakıp yıkacaklardı. Talan edeceklerdi her yeri. Ki ettiler de. Sonrasında da pasaport dağıtıp, herkesi Avrupa’ya süreceklerdi. Yaşananlar vahşetten de öteydi. Küçücük çocuklar duvarlara çakılmışlardı. Hamile kadınların karınları deşilmişti. Yetmiş yaşındaki, iki gözü de kör olan Cennet Çimen’in gözleri oyulduktan sonra öldürülmüştü. Katliama karşı direnenler, gizliden bazılarını kaçırıp Pazarcık’ın köylerine dağıtmışlardı. Anasını babasını kaybeden çocuklar, sabahlara kadar çığlık çığlığaydılar. Korkmaktan gözleri pörtlemiş, ölü çocuk yurduna dönmüştü Maraş.

Korku sinmişti. Ve o korkuyu bir daha atlatamadılar.

Katliam bittikten sonra herkes kendi ölüsünü aramaya çıkar. Kimisi yakılmış kemikten ibaretti, Cizre’de de olduğu gibi; upuzun bir hawar kaplamıştı yer yanı. Suçları Kürt ve Alevi olmaktı. Devlet, Dersim’de olduğu gibi bilinçli bir kıyım başlatmıştı. Kafaya takmışlardı bir kere, Maraş başta olmak üzere, tüm sınır şehirlerini Kürt Alevilerinde arındıracaklardı.

Daha 1925’lerde devletin raportörü Hasan Reşit Tankut bölge için şöyle yazacaktı: ‘’Fırat’ın batı yakasında yaşayan Kızılbaş Kürtler, okuma yazmayı çok seviyorlar. Bunlar bir an önce Türkleştirilmeli.’’

İyi meziyetlerimiz bile bize karşı kullanılacaktı. Türkleşmemişti Maraş. Tam tersine Kürt hareketleri hızla yayılmaktaydı. Bu da onları korkutuyordu. Bitmeleri gerekiyordu. Ve gerekilen yapılmıştı. Maraş kana bulanmıştı. Ermeni kardeşleriyle aynı akıbete uğramışlardı.

Katliamdan sonra köylere cesetler defin için götürülür. Pazarcık’ın bir köyünde de iki kayıp verilmiştir. Cenazeleri kaldırmak için imam çağırmak istemezler. Gider Malatya’dan Dede çağırırlar. Defin işlemi bittikten sonra birkaç genç Dede’ye, ‘’Dede, sizin yüzünüzden öldürüldük,’’ derler.

‘’Niye ki?’’ der Dede.

‘’Eğer siz olmasaydınız, biz Alevi kalmazdık.’’

‘’Çocuklar eğer biz olmasaydık, siz o canilerin içinde olurdunuz. Bu da az şey değil,’’ der.

Evet, Maraş’ın Kürt Alevisi asla caniliği kabul etmedi. İnancında cana kıymak yoktu. Bilmedikleri, bu dünyada cana kıyamayanlar hep yem olmuşlardır. Zalimleri can sınıfına sokmamak gerekiyordu. Bunu uzun bir deneyimden sonra bazıları idrak etti ve yönlerini dağlara çevirdiler.

Küçücük bir ilçenin bine yakın şehidi vardı. Ama hala üstlerinde korkunun bulutları dolaşmaktaydı. Kimisinin de iliklerine kadar işlemişti korku. Kürtlüklerinde utanır hale gelmişlerdi. Direnişten kareleri izledikçe şaşırdım. Az da olsa, bir kesimin neden düşman görüldüklerini hala anlayamadıklarını gördüm.

Elbistan ve Pazarcık’ı çok büyük tehlikelerin beklediğini, bölgenin aydınlarıyla çok konuştuk. Yaymak istemiyorduk. Çünkü geride bir avuç insan kalmıştı. Ve hepsinin yürekleri avuçlarındaydı.

Korkulan oldu. TC Pazarcık Ovası’na, bölgenin Kürt nüfusundan çok fazla olan Arap kafilesini yerleştirmek istiyor. Bu yöntemle de İŞİD’çileri yerleştirecekler. Sonrasında kafir ilan edilip, insanlarımızı kesmeye sıra gelecek.

Ya da Pazarcık Ovası’nı terk edecek insanlarımız…

Pazarcık halkı direnmeye çalışıyor. Ama yalnızlar. Ama ürkekler.

Diğer Kürtlerin, Alevilerin, demokratların ve devrimcilerin desteğini bekliyorlar.

Pazarcık Ovası’nda bir avuç kılıç artığı direnmektedir. Ki orası ikinci Çukurova’dır. En verimli topraklarımızdır.

Geç olmadan toprağımızı ve insanlarımızı sahiplenelim.

Mehmet Söğüt 

52521

IŞİD ve Kürd Koridoru

Çoğu zaman karmaşık görünen şeyler özünde çok basittir.Rojava’da gerçekleşen IŞİD saldırıları da bunlardan biri.İzlediğimiz tüm karmaşaya karşılık asıl mesele Kürdistan’ın,daha özelinde Kürdistan petrollerinin Akdeniz’e çıkışı ile ilgilidir ve Türkiye’nin önce El Nusra,sonrasında da IŞİD’e verdiği desteğin altında Kürdistan’ın uzun vadede Akdeniz’e çıkış şansının bugünden akamete uğratılması ve Kürdistanlı nesillerin sömürgecilerine mahkum bırakılması politikaları yatıyor.IŞİD’in Musul işgali ve ardından Şengal saldırısı gerçekleşince Güney Kürdistan’ı diğer parçalardan ayrıştırıp Dubaileşt

TKP/ML TİKKO: “Kobanê Direnişi Direnişimizdir!”

 

TKP/ML TİKKO Ortadoğu Bölge Komitesi yaptığı açıklamayla Kobanê Direnişini selamlayarak Direnişi sahiplenme çağrısında bulundu. “Kobanê Direnişi direnişimizdir” diyen TKP/ML TİKKO, tüm örgütlü güçlerine ve devrimci-demokrat kesimlere de direnişin aktif parçası olma çağrısında bulundu.

TKP/ML TÎKKO: Berxwedana Kobanê berxwedana me ye

Komîteya Herêma Rojhilata Navîn a TKP/ML TÎKKO bi daxuyaniyeke nivîskî berxwedana Kobanê silav kir û wiha got: “Em vê berxwedana biesil weke berxwdana xwe dibînin.”

IŞİD Neden Yenilecek-Irfan Aktan

 

IŞİD’in Kobanê’de iki sebepten ötürü daha şimdiden yenilmiş olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Birinci sebep Kobanê halkının bölgeyi terk etmesi, öbürü de IŞİD’in, Kürt sivillerinin boşalttığı bölgeleri doldurabileceği bir “halkının” olmayışı. Daha da ileri gidip şunu söyleyebiliriz ki, IŞİD Kobanê’ye doğru ilerledikçe yenilgiye daha da yaklaşıyor. Üstelik bu iddiamızın dayanakları YPG lehine atılmış sloganlara değil, doğrudan tarihsel deneyimlere bağlanabilir.

Sahi Ergenekon gitmiş miydi? Yeşil Ergenekon geldi - Dursun Ali Küçük

*Derin devlet ve Yeşil Ergenekon işbaşında!

AKP hep Ergenekon’un tasfiye edildiğini söyledi. Ama bu koskocaman bir yalandı. Kemalist Ergenekon gitti, yerine Yeşil Ergenekon geldi.Sadece değişen kişilerin yer değiştirmesidir. Anlayış-zihniyet ve politika olduğu gibi duruyor.

Biri kızıl Elma’yı öne çıkarırken diğeri Neo-Osmanlıcılığı öne çıkarıyor.RTE cumhurbaşkanı oldu, artık başbakanın söyleyecekleri şeyleri o söylüyor. Davutoğlu emanetçi gibi. Yeşil diktatörlük kuruldu.

YDG: Rojava ve Şengal İçin; Direnişe Omuz Ver, Dayanışmayı Büyüt!

 

Yeni Demokrat Gençlik, Rojava ve Şengal'de yaşanan gelişmelere dikkat çekmek, dayanışmayı ve direnişi büyütmek amacıyla bir kampanya başlattığını duyurdu.

"Rojava ve Şengal İçin; Direnişe Omuz Ver, Dayanışmayı Büyüt!

12 Eylül düzen (iniz) dir!

 

“Tarih uyanmak için

uğraştığım bir kâbustur.”[1]

12 Eylül’ün kaçıncı sene-i devriyesindeyiz? Bunun bir önemi yok! Aslolan, kara Eylül’ün “müesses nizam” açısından hâlâ yaşamakta, yaşatılmakta olduğudur!

“Eylül” deyip geçmeyin; “bitti” falan demeyin…

Eylül bir söylentiye göre “kara güneş”in ayıdır. Kara güneş, Fransız şair Nerval’in kullandığı bir mecaz. Şarkının “bazen neş’e bazen keder” dediği gibi bir şey. Melankoli, depresif olma hâli ya da “Winter is coming/ Kış geliyor” dedirten…

Ortadoğu ve İslam Dünyasında Katliam Geleneği-Sait Çetinoğlu

Ortadoğu’da Siyasal İslam son günlerde İslam devleti/ IŞİD-İD eliyle muazzam bir güç devşirdi. Irak ordusunun Sünni bölgesinde (Musul) örgüte teslim ettiği ağır silahlar ile durdurulamaz bir güce ve hareketliliğe ulaştı. Irak’ın sünni bölgesini kontrolüne alıp taban oluşturarak adım adım vahşetini ve etki alanını genişletip ilerleyerek, son yılların en büyük etnik temizliğine – soykırımına imza atmaktadır.

Partizan: “Erkek egemenliğine karşı mücadelemiz sürecek”

Geçtiğimiz günlerde Yeni Demokrat Kadın tarafından “En yakınımızdaki kadın düşmanı ise öfkemizin her daim hedefidir!” başlıklı yazı yayınlanarak; uzun yıllardır Partizan Dergisi çevresinde devrimci mücadele yürütme iddiasında olan Selçuk Bulut’un kadın düşmanlığı teşhir edilmesinin ardından Partizan da konuya ilişkin açıklama yaptı. Açıklamayı olduğu gibi yayınlıyoruz.

Gazze direniyor, Şengal yanıyor

6 Temmuz 2014 tarihinde “Koruyucu Sınır Operasyonu” adı altında başlattığı askeri operasyonuyla, Siyonist İsrail Devleti’nin faşist yüzü bir kez daha dünyanın gözleri önüne serildi. 2000’in üzerinde insan bomba ve füzeler- kurşunlara katledildi. 500’e yakın çocuk evinin önünde, parklarda, sokaklarda, yolda, okulda, oyun oynarken minicik bedenleri bombalarla parçalanarak katledildi. 10 binin üzerinde insan yaralandı. Yüz binlerce insanın evi yıkıldı. Kalacak bir yer bile bulamadılar.

Agos, Ermeniler, ‘bnagalez’ler :ROBER KOPTAŞ

 

Bir süredir basında ve sosyal medyada Türkiye Ermenilerinin siyasi pozisyonları üzerinden bir polemik yürüyor. Şahsen, bu tartışmaya dahil olma niyetinde değildim. Değildim, çünkü, insanların etnik kökeninin siyasi çekişmelere malzeme yapılmaması gerektiğine inanıyorum. Ancak, iş gelip Agos’un yayın çizgisini formatlamak niyetli bir medya mühendisliği çabasına dayanınca, bir cevap kaçınılmaz oldu.

Sayfalar