Çarşamba Ekim 7, 2026

Kandil-Yerevan Yürüyüşümüz(1)-Dursun Ali Küçük

*Geziye karar verdik.
Otobüsle Iğdır-Aralık ve Nahçivan sınırlarını kapsayan yerleri geziyorum.
Yarım otobüste 11 değişik kişileriz. Erivan’a ulaştık. Oradan iç turların yapıldığı yarım-otabüsle yolculuğa başladık. Tarih 22 Eylül 2018 gösteriyor.
İlk gün Iğdır hattı boyunca gidiyoruz. Iğdır’ı Yerevan’dan ayıran Aras nehridir. Aras nehri çevresi ilk uygarlığın başladığı yerlerden biridir.Zerdüşt peygamberlerin tek olmadığı, Zerdüştlerden birinin Aras nehri civarlarında yaşadığı söylencesi var.
Artashad’a ulaştık. Oradan Xorvirap’a geçtik. Hikayesi uzun eski bir tarihi kaleye vardık. Onun hemen yanında Gevuş çavuş’un anıtı var. Sasonlu Ermenilerden. Andranik Paşa ile birlikte osmanlı ve TC ye karşı savaşan bir kahraman...
Xorvirap kalesini geziyoruz. Önemli bir uğrak yerinde yer alıyor. Aralık’ın hemen karşısına düşüryor. Burayı gezip fotolar çekiyorum. Hostes ve yolculuk konusunda bize bilgi veren kadından tek tek hangi yerin ne anlama geldiğini öğreniyoruz. Bu iş bittikten sonra bir başka Ermeni kadın, “işte orası Kürt köyü” diyor...
Karşıda Çiyaye Agıri-Ararat ve ermenilerin deyişi ile Masif dağı bütün görkemliliğiyle bize selam veriyor. Heybetli görünüyor. Yaz ve kış başında kar eksik olmuyor.
Hemen yanında Küçük Ağrı denilen bitişik dağ uzanıyor. Bu dağ soykırıma karşı Ağrı Kürt mücadelesi sürecinde, mücadeleyi bastırmak için İran ve TC anlaşması ile İran’dan alınmış, karşılığında başka Kürdistan toprakları iranâ verilmiştir.
Çiyaye Agıri döneminde ihsan Nuri, Brae Heske Telli ve başka yerlerden gelen Kürt savaşçılarının mekanı olmuştur. Direnişleri epey sürmüştür. Bir nevi gerilla mücadelesi sürdürmüşlerdir. TC sömürgecileri bastırmakta zorlanınca İran ile anlaşmaya varmıştır. Aynı zamanda Sovyetler Birliği soykırıma karşı verilen Kürt mücadelesini gerici görmüş ve ezilmesinden yana olmuştur.

*Karşı taraf bizim...
Bağırsam duyacaklar..
Xorvirap’ kalesinin hemen önünde 50-60 metre ötede tel ögüler çekilmiş.. Onları görüyorum. İşte bu bir sınır... Ve karşı tarafı bizim. Kürt köylerinden biri çok yakın.. Ağaçlar var.. İçinde hemen cami ilk görünenlerden...
Çiyaye Agıri’yi gördüğümde hemen şu aklıma geldi. Türk sömrgecilerin mücadeleyi bastırması ve soykırım ve sürgününden sonra yazılan ve çizilen karikatür...
“Muayyel Kürdistan burada medfundur”(Hayali Kürdistan burada gömülüdür)
Evet çizilen bir mezar ve üstüne yazılan...
Ağrı-Karakose’de 1977 yılında kaldım. Kürdistani grupların ilk çalışmaları bir dönemdir başlamıştı.
O zaman Kendi aramızda TC nin yazdığı bu sözü tartışıyorduk.
“Siz gömdüyseniz, biz dirilteceğiz” diyorduk...
Kürdistan devrimcileri olarak burada faaliyet yürüttüm. Kars’a uğramışlığım oluyordu. Iğdırı ve hatta Van bir kerelik olsada gitmiştim. Mekanımız Doğubeyazıt ve Ağrı’ydı..
Salih Kandal, Mehmet Can Yüce, Salih Hanevdaloğlu, Mehmet Okçu, İbrahim Hoca, Fuat Aslan, Suat Şahin, Tekin Kızılay, Hamit Dönder, Talat Aktaş, Mehmet Savaş, Sıraç hoca, ve daha bir çoğunun adını belirtmeden geçemeyeceğim...
Şimdi Xor Virap’tan baktığımda onlar Çiyaye Agıri’nin öteki yüzündendiler..Gürbulak İran yapay sınırına gidince Çiyaye Agıri’nin bir kısmı Hanevdaloğullarına aitti.
Salih'in cesur bir anası vardı. Erkek gibi kadın diyorlar ya aşağı yukarı öyleydi. Yavrusunun üstünde titreyen bir ana rolünü çiziyordu.
Kürdistan’ın dirilişi, Kürdistan Ulusal Kurtuluş mücadelesi ve Bağımsız Kürdistan için ön çalışmaları yapıyor ve savunuyorduk...
Kars’ta Hüseyin Makal, Akif Yılmaz, İdris Ökmen vb arkadaşları anmadan geçemeyeceğim.

*İşte karşıda Ahmet kesip ve Yusufları görüyorum...
Onların köyleri belli belirsiz karşıda bir yerde.. Çiyaye Agrıri’nin eteklerinde..
Bir toplantıda akrep soktuğu halde toplantı havasını bozmayayım diye istifini bozmayan Ahmet Kesip...Mezara gömüldü denildikten sonra Çiyaye Agıri’nin ilk gerillalarından...15 Ağustos la başlayan gerilla savaşını Serhat alanına yerleştirmek ve geliştimek isteyenlerden..
Hüseyin Makal, 12 Eylül darbesinden dağa çıkan ve yakalan Digor ve Kars'da bağımsızlık tohumlarını ilk ekenlerden..Erzurum cezaevinde birlikteydik. O, erken çıktı, gitti harekete katıldı. Hastalandı, İran a götürüldü, kurtulmadı ve yaşamını yitirdi.
Fuat 1982 de Erzurum askeri cezaevinden çıktı. Gerillaya katıldı. Serhat’ın ilk gerilla şehitlerinden..
Yusuf Adet genç yaşta PKK ile tanıştı ve cezaevine düştü, çıktı ve gerillaya katıldı. Şehit düştü..
Ve ismini sayacağım daha başka arakadaşlar...
İşte karşımda doğdukları mekanlar görülüyor...
Dersim-Elazığ-Bingöl çalışmalarından sonra Serhat’a görevlendirildim. Orada çalıştım.1977 de orada yakalandım.
Şimdi oraların karşı taraflarında sınırları gezince aklım hem gidip geliyor...
Uzaktan görmek insanın özlemlerini gidermiyor..
Bu ülke için bağımsızlık çalışmalarına katıldım. Gençtik, heyacanlıydık, hayallerimiz güçlüydü.
Her tür fedakarlığı göze almıştık. Bağımsız-demokratik ve birleşik Kürdistan için propaganda ve ideoloji , amaç çalışmaları yaptım. Gençlik mücadelerine katıldık. Mücadele ettik, direndik dayandık, 16 yıl TC cezaevlerine yattık. Çıkınca yine soluğu Kürdistan Ulusal Kurtuluş mücadelesinde aldık. Savaştık. Örgüt çalışması, basın yayın çalışmaları yürüttük.
Hayat işte..
Şimdi karşı tarafta sürgündeyim...

*Nahçıvan sınırından TC ve Ermenistan sınırını Gümrü ve Kars kadar Rusya güvenliğini sağlıyordu. Eskiden Sovyetler birliğine aitti güvenliği sağlamak.. Kars, Sovyet devriminin Türkiye'ye hediyesidir. Sovyetler Birliği soykırima karşı Kürtlerin kendini savunmasını ve mücadele etmesini hep gerici gördü.
Çiyaye Agırı Kürt mücadelesine Sovyetler Birliği gerici gözüyle bakıyordu...
Enver-Cemal-Talat üçlüsü genç Türklerdi. Bu Genç Türk devrimi olarak adlandırıldı. İttihat ve Terakki SBKP tarafından böyle değerlendiriliyordu...
Taşnakları hiç beğenmezlerdi. Ermeniler kendi yurtlarından yok edildi. Sovyetler Birliği buna da seyirci kaldı. belirleyici olan kendi çıkarlarıdır. Başkalarının toprakları oldu mu halklar adına dağıtılıyordu. kendilerine göre sınırlar çiziyorlardı.
Mesala şimdi sınırından geçtiğimiz Nahçıvan'ın Azerbeycan ile bağlantısı yoktur. Azerbeycan Nahçıvan arasında Ermenistan toprakları vardır. Burası kendi başına özerk. Azerbeycan'a bağlı.
Karabağ ise özerk olmasına rağmen Ermenistan’a bağlı değildi.1990 larda ki Ermeni ve Azeri çatışmalarında ayrı devlet haline geldi, Ermenistan'a bağlı...

Eskiden Çiyaye Agıri den gece Iğdıra indiğimizde Yerevan bayağı ışıklı görünüyordu. tepeden ığdır'a baktığımda aynı görkemlililk yoktu.
Şimdi yol aldıkça bazı köylerde gördüğüm yükselen ot yığınları ve tezekler vardı. 100 yıllık Sovyetler deneyimi tezekleri hala ortada kaldırmamıştı. Başka bazı köylerde de hala tezek kullanılıyor.
Tezeğe buradada karşılaşıyorum...
Gürcistan 'da kaldım, gezdim ve tanıdım. Ermenistan'ı çok iyi tanıdım ve gördüm. Kültür, giyim, yaşam tarzı, düşünüş biçimi olarak yaşadığımız yerlerden pekte ileri sayılmazlar. hatta bazı konularda geriler...
Eskiden reel sosyalizmdi ve şimdi kapitalizm. İnsanlar iş bulamıyor. Ekonomik vb sorunları var. Ama Gürcistan ve Ermenistan'da Sovyetler Birliği dönemini arayan oldukça azdır. İnsanların ezici çoğunluğu bu günü geçmişe tercih ediyor...
Hayhat...
Ne kadar reel sosyalizm savunucusuyduk. Sovyetlerde herşey devletin ve sen yine ücretlisin... Herkese iş vermek ve sosyal vb haklar vardı.
Ekonomi yaşam standarttı. Gümrük duvarları vardı. İnsanların dışarısıyla yüzleşmesini engelliyorlardı. Kısaca kendi insanlarına güvenmiyorlardı.
Sovyetler Birliği ne kadar destekledik...
Şimdi Çiyaye Agiriye bakıp düşünüyorum. teorilerinize çok kandık. herşey Sovyetler birliği için olunca dünya kurtulacak sandık...
Biz onlara ne kadar çalıştık. Ama onlar zırnık kadar Kürtlere ve Kürdistan'a ve devrimcilerine destek vermedi.
TC'ye Ağrı mücadelesini bastırmada destek verdiler. ve şimdi baktığım ve gezdiğim sınırı kapattılar...
Ruslarıda tanıdım ve sosyalizmin onları ne kadar geliştirdiğini gördüm. herşey merkez bilir ve herşey merkeze akar. Sovyetler yıkılınca çevre halklar iyice çöktü, bir tek Rusya ve Bele Rusya kendini toparladı. Çünkü zenginliğin merkezi çarlıktan beri oradaydı.
Areni ye yol alıyoruz. Burası Ermenistan ve Nahçıvan sınırında.. Kandilden Ermenistan'a bir grup olarak yürüyerek geçerken Nahçıvan sınırından içeri girmiştik. Sağ tarafta oturuyorum. Sınır oldukça yakın..
Ozaman geçince geceydi. Bilmediğimiz yerlerdi. Tam nerede geçtiğimizi kestiremiyordum.
Areni'de mola veriyoruz. Gözlerim yine karşı sınırda...
Areni, Areni şarapları ile meşhur. şarabı bayağı güzel ve hoş.. Bir yere oturuyoruz. Areni şarabını tanıtıyor. Gelişim hikayesini anlatıyor.
Bizlere tadına bakmamız için uzatıyor.
İçiyoruz. gerçekten hoş bir şarap. Marka yapmıştır.
Bu arada Ömer Hayam'ın yaşamının bir parçası olan ve şiirine döktüğü şarabı anımsıyorum.

*Areniyi geçince gözlerim yine sınırda.
Bir yere geliyoruz. Aha, işte biz buradan indik kararını veriyorum.Nahçıvan'dan Ermenistan'a geçtiğimi yerin ta kendisi...
Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti yıkılınca orayı koruyan Melle Mustafa Barzani denetimindeki bazı peşmergeler ve hatta aileler ile Güney Kürdistan dan , İran ve Türkiye devlet sınırlarını bir o tarafa bir bu tarafa geçerek zorlu bir yürüyüş gerçekleştiriyor. 45 günde Azerbeycan'a ulaşıyorlar..
Biz beş kişilik bir gruptuk. 19 günde Erivan'a vardık. gerillaydık. Dinlenerek gece gündüz Kandil'den xaxurke üzerinden bir kısım Türk devlet sınırını geçerek İran tarafından sınır boyunca yürüdük. Çok az ve uygun yerde oda zozanlarda arabaya bindik. Araba yolculuğu yapmadık ve hiçbir şehire ve ilçeye girmedik.
Karşımızdaki Küçük Ağrı nın yanından Aras yakınında bulunan Kürt köyüne ulaştık. Oradan Aras'ı vurup Nahçıvan'a geçtik. Nahçıvan küçük, bir gecede bir yerinden diğer ucuna vb ulaşabilirsiniz.
Devam edecek....
Dursun Ali Küçük
25.9.2018 

42294

Misafir yazarlar

Güncele iliskin yazilariyla sitemize katki sunan yazar dostlarimiza ait bölüm

Son Haberler

Sayfalar

Misafir yazarlar

Tüm Türkiye Diyarbakır Cezaevidir

Kürt işçilerine, halkına ve gençlerine saldırmak Türkiye’de normal hale getirilmiş. Kürtlere parya ve birçok ülkede görüldüğü gibi saldırılması gereken mülteciler olarak yaklaşılıyor. Amedli bir Kürt ile Yozgatlı bir Türk aynı görülmüyor. Bu ayrımcılığı da bizzat Türk devlet yöneticileri yapıyorlar. Kürtler, Aleviler ve başka kimlikten topluluklar bu ülkenin özgür ve eşit vatandaşları olarak görülmüyor. Ne anayasal ne yasal ne de toplumsal kültürde bu topluluklar eşit görülüyor. Bunu yaratan da Türk devlet politikalarıdır.

Kuşak, kuşak azalırken…(İsmail Cem Özkan )

78 kuşağı üzerine çok laf edilmeli, onların özverileri, ütopyaları, hayalleri, yaşayamadıkları gençlikleri, verilen görevi layığı ile yerine getirme telaşı, kaybettiği arkadaşının arkasında onun anısını yaşatma mücadelesi...

Bir de bugünden onlara bakış...

Rojava’nın geleceği (Mustafa Peköz)

Rojava’nın toplumsal bir örgütlenme modeli olarak ortaya çıkması ile küresel güçlerin Ortadoğu stratejisi arasında önemli bir bağ var. Bu durum doğru kavranılmazsa ve gerekli sonuçlar çıkartılmazsa bugünden geleceğe yönelik stratejinin başarılı bir şekilde uygulanması da oldukça zor olacaktır.

Rojava’yı Var Eden Sosyolojik-Politik Dinamikler

İsviçre mülteci entegre kampları: Ucuz iş gücü pazarı

İki yıla varan bir süredir İsviçre' de kamplarda yaşamaktayım. Bu süre içerisinde kendi isteğim dışında ( biri sürgün edildiğim deport kampı olmak üzere) toplam altı kampta kaldım.

Şunu net olarak gözlemlemiş oldum ki; kantonlar arası bir takım uygulama farklılıkları olmakla birlikte, tümünde sistem kesinlikle aynı temel mantıkla işliyor:  Gerek ilk kamplarda ve gerekse de entegre kamplarında mülteciler ucuz iş gücü olarak görülmekte ve kullanılmaktadır.

Tüm kamplarda, kamp yönetimi alenen TAŞARONLUK yapmaktadır.

Devrimcilik Bir Merhalelik Değil Son Nefese Dek Olmalı!

Toplumsal gelişme ve üretim ilişkilerine bağı olarak değişen sınıflar mücadelesi, tarihin her döneminde değişik biçimlere bürünerek bugünlere kadar gelmiştir.

İlk sınıflı toplum olan köleci toplumda köle sahipleriyle köleler arasındaki başlayan sınıf çatışması, sırasıyla feodal toprak ağalarıyla yoksul köylüler; kapitalist toplumda burjuvazi ile proletarya ve sınıfsız topluma geçmenin alt aşaması olan demokratik halk diktatörlüğü ya da sosyalist sistemde de eskiyle yeninin kıyasıya mücadelesi bu başlıca sınıf çatışmalarının öne çıkan göstergeleridir.

Kendini Aldatma Sanatı ( Emre Erdal)

Sanat gibi incelik ve üstün yaratıcılık gerektiren saygın bir etkinliğin, aldanma/aldatılma ve kendini kandırma gibi hiç de güzel şeyler çağrıştırmayan zihni tasarım ve edimlerle ne ilgisi var denilse yeridir. Öyle ya, toplumsal yaşamın, insan ruhunun bütün labirentlerine destursuz dalan, sorgulayan sanatın kendini ya da dışındakileri aldatma gibi misyonlarla ne işi olabilirdi?

İleri!.. Daha ileri!!! (Orhan Ünal)

Haklarını almak için gittikleri Ankara yürüyüşü dönüşü geçirdikleri trafik kazasında yaşamlarını yitiren Tahir Çetin ve Ali Faik İnter emek mücadelemizin günümüzdeki sembolleri oldular. Onların adları unutulmayacaktır. Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Tahir Çetin’in ve babasının alamadığı ve oğluna mücadelesini “miras” bıraktığı tazminatı için yılmadan mücadele eden Ali Faik’in mücadele hayatları yol göstericidir.

Peker’in İtiraflarının İşaret Ettiği Gerçek: Mafya, Uyuşturucu ve Kara Para Devleti!

Faşist mafya lideri Sedat Peker, çıtayı düşürse de itiraflarına devam ediyor. R.T. Erdoğan’la helalleşeceğine yönelik son video sonrası itiraflarına ara veren Sedat Peker, bir süre sonra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu hedefine alarak açıklamalarını sürdürdü.

Avrupa’da Alevi hareketinin çıkmazı….

Alevi toplumuna dönük bütün çirkef saldırı ve katliamların ardında her zaman siyasi bir zemin oluşturulmuştur. Toplumun en kırılgan ve toplumsal çelişkinin en hassas noktasından birini oluşturması açısından da önemlidir.

Bir halkın iftiharı: Mehmet Hayri Durmuş

Yakın tarihimize göz attığımızda, önemli birçok olayla karşılaşırız. Bunlardan biri de 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Direnişi'dir.

14 Temmuz 1789'da Paris halkı krallığın zulüm merkezine dönüşen Bastille Hapishanesi'ni basarak baskıya ve zulme karşı nasıl ayaklandıysa 14 Temmuz 1982 günü Amed Zindanı'nda Büyük Ölüm Orucu Direnişi'ni başlatan devrimciler de kimliksiz, kültürsüz ve inançsız yaşanmayacağını göstererek büyük bir direnişin öncülüğünü yaptı ve Kürt halkına büyük bir miras bıraktılar.

14 Temmuz yürüyüşü (Nubar OZANYAN )

Kuşlar nasıl ki dostlarında yankı bulsun diye ötüyorsa 14 Temmuz Ölüm Orucu direnişçileri de açlık yiyerek uyuyan bir halkın yüreğine seslendiler.

14 Temmuz’a sadece bir özgürlük eylemi ve onur direnişi olarak bakılamaz. Köleleştirilmek istenen bir halkın aydınlatılma, eğitilme ve ayağa kaldırılma eylemidir; karanlık koridorlarda, kör hücrelerde sessizliği parçalayarak herkesi özgürlüğe çağıran bir direniş davetidir. Düşenlerin yeniden ayağa kalkması, ürkenlerin cesaretlenmesi için çalınan uyanış çanıdır.

Sayfalar