Perşembe Ekim 29, 2026

Kalbimize saplandı 5 bıçak… (video)

 

Dersim: 2 Şubat 2011 tarihinde şehit düşen TKP/ML MK üyesi Sefagül Kesgin, TİKKO Bölge Komutanı Nurşen Aslan ve TİKKO komutan ve savaşçıları Gülizar Özkan, Derya Aras ve Fatma Acar’ın mezar yerlerinin açıklanmasının ardından cenaze töreni Dersim Merkez’de gerçekleşti. Yüzlerce insanın katıldığı cenaze töreni ardından şehit düşen gerillalar, kavga yeminleri ve savaş sloganları ile Dersim Belediye (Asri) Mezarlığı’na defnedildi.

DNA testlerinin sonuçlanmasıyla 3 Haziran Salı akşamı Malatya Adli Tıp Kurumu’ndan alınmasının ardından Tunceli Devlet Hastanesi’ne getirilen cenazeler, burada kızıl bayraklarla süslenerek yoldaşları ve aileleri tarafından alındı.

Partizan ve Partizan Şehit ve Tutsak Aileleri’nin çağrısıyla sabahın erken saatlerinden itibaren İstanbul, Ankara, İzmir, Erzingan, Mersin ve Dersim’in ilçelerinden çok sayıda kişi Sanat Sokağı’nda öğle saatlerinde gerçekleşecek eylem için toplanmaya başladı.

İstanbul’dan gelenler Sanat Sokağı’na “Beşler yaşıyor, kavga sürüyor”, “Kadınlar kavgayı büyütüyor”, “Gerillalar ölmez, yaşasın halk savaşı” vb. sloganlarla girdi ve bekleyişini burada sürdürdü.

 

“Kafanı kaldır, misafirlerine bak Fatma!”

Anma töreni ilk olarak 5 Kızıl Karanfil’den Fatma Acar’ın cenazesi için ailesinin talebi üzerine Dersim Merkez Camii’ne götürülmesi ile başlandı. Hastaneden alınan Acar, annesinin dua ve ilahileriyle camiye getirildi. Yüzlerce yoldaşı onu burada da yalnız bırakmadı.

Acar’ın annesi Fadile Ana, “Anne kurbane! Kıyamam, yatıyorsun, sesini çıkarmıyorsun. Kafanı kaldır, misafirlerine bak. Hoş geldin de kızım. Hepiniz hoş geldiniz, Fatma’nın yerine ben söyleyeyim size. Var olun, iyi ki geldiniz” dediğinde kitle gözyaşlarını tutamadı.

“Sana bu yakışmıyor. Sana gelinlik yakışıyor. Kızım, gözünü aç, anne kurban olsun. Onu öpün, o değerlidir, kıymetlidir” diyen annenin dualarının ardından cenaze namazı kılındı.

Daha sonra Fatma’nın tabutu, aralarında Yeni Demokrat Kadınlar’ın da bulunduğu kadınlar tarafından omuzlanarak “Gerillalar ölmez, yaşasın halk savaşı”, “Şehîd namirin”, “Kadınlar kavgayı büyütüyor” vb. sloganları cenaze aracına taşındı. Cenaze aracı, çok sayıda araç eşliğinde konvoy halinde, Fatma’yı bekleyen diğer 4 kadın yoldaşını almak için devlet hastanesine doğru yola çıkarıldı. Kitlenin bir kısmı da sloganlarla Sanat Sokağı’na döndü.

Kalbimize saplandı 5 bıçak…

Dört kadın gerillanın cenazeleri de hastane morgundan kadınların omuzlarında, sloganlarla araçlara taşındı. Ve burada yine konvoy eşliğinde 5 Kızıl Karanfil, eylemin başlayacağı Sanat Sokağı’na getirildi.

Kitle burada pankartları açmış ve sloganlarla zaten beklemekteydi. Yürüyüş boyunca Partizan imzalı Beşler'in fotoğraflarının olduğu "Halk savaşının beş kızıl karanfili ölümsüzdür", PŞTA imzalı "Kalbimize saplandı beş bıçak, kalbimiz daha güçlü çarpacak" ve YDG imzalı “Beşlerin acısı öfkemiz, inancı meşalemiz olacak” yazılı pankartlar taşındı.

Cenazelerin karşılanmasının ardından Cemevine doğru yürüyüşe geçildi. Yürüyüşte ESP, BDP, Halk Cephesi, DHF ve Dersim Belediyesi Eşbaşkanları Mehmet Ali Bul ile Nurhayat Altun da katılarak destek verdir.

Yürüyüş boyunca sık sık “Beşler yaşıyor kavga sürüyor”, “Önderimiz İbrahim Kaypakkaya”, “Bedel ödedik, bedel ödeteceğiz”, “Kadınlar dağlara, Partizanlara”, “Gerillalar ölmez, yaşasın halk savaşı” sloganlarının yanı sıra “Yaşasın Partimiz TKP/ML, halk ordusu TİKKO, TMLGB”, “Marx, Lenin, Mao; önderimiz İbo, savaşıyor TİKKO”, “İbrahim’den Mehmet’e selam olsun partiye” vb sloganların atıldığı da duyuldu.

“Bu toprakların her karesinde nice kızıl karanfilin kanı var”

Yol boyunca ses aracından ajitasyon içerikli konuşmalar yapılarak şiirlerin okunduğu yürüyüşte Cemevi’ne gelinerek burada bir anma gerçekleştirildi. Anmada yapılan açılış konuşmasında, “Onlar bizim devrim sevdamız, devrim dileğimiz, özlemimiz, devrim emelimiz ve eylemimizdi” denilerek 5 kızıl karanfil şahsında tüm devrim, demokrasi ve komünizm şehitleri için saygı duruşunda bulunuldu.

Saygı duruşunun ardından ilk sözü Partizan temsilcisi alarak “Bundan tam 42 yıl önce, Dersim topraklarında filizlenen Kaypakkaya yoldaşın ideallerini onun yoldaşları bugüne taşıdılar. Bugünden itibaren de yine yoldaşlarının, beş karanfilimizin bize bıraktığı mücadele bayrağını taşımaya devam edeceğiz, ta ki o güzel günler gelene dek” dedi.

Partizan temsilcisi açıklamasını “Bu toprakların her karesinde halkımızın, Dersim halkının kanı var. Bu topraklarda nice kızıl karanfilin kanları var. Beş karanfilimizi uğurlarken daha gür ses ve daha emin adımlarla yürüyeceğimize söz veriyoruz” sözleriyle sonlandırdı. Partizan açıklamasının ardından Gebze Kadın Hapishanesi’nden Tutsak Partizanlar’ın yolladığı mesaj okundu.

“Mezar taşlarını, yoldaşlarına siper olsun diye bıraktık”

Dersim Devrimci Güç Birliği adına konuşan BDP İl Başkanı Ergin Doğru ise, “Yüreğimiz kan ağlasa da, bu coğrafyanın bir gerçekliği olan, acıyla umudu büyütmenin pratiğini görüyoruz. Öfkeliyiz, ama biliyoruz ki bu topraklar, bu coğrafya ödenen bedellerle özgürleşir. Kürdistan’da ve Türkiye’de bu bedeli ödeyecek olan da elbette devrimcilerdir” dedi.

“Türkiye’deki devrim mücadelesinin öncü ve önderlerinden gördüğümüz ve onlardan öğrendiğimiz şey, halk için feda ruhuyla mal edebilmektir. 5 kadın yoldaşımızın da yaptığı buydu” diyen Doğru, “Kürdistan’da da Sakinelerin, Zilanların; Dersim’de Barbaraların yarattığı geleneğin devamcısı olan 5 kadın devrimci yoldaşımız, aslında bu toprakların özgürleşmesi için yapılması gerekeni yaptılar” sözleriyle andı onları ve “Mücadelemiz çığ gibi büyüyecek” diyerek açıklamasını sonlandırdı.

Şehitlerden Gülizar Özkan’ın dayısı Hakkı Özkan da söz alarak “Aliboğazı’ndan kadın yoldaşlarımızı alıp buraya getirirken hep canımız yandı. Özenle isimlerinin yazılı olduğu mezar taşlarını ise geride kalan yoldaşlarına siper olsun diye bıraktık” dedi.

Sakine ile komşu oldular!

Buradan beş kızıl karanfilin tabutları yine kadınlar tarafından omuzlara alınarak Dersim Belediye (Asri) Mezarlığı’na doğru yürüyüşe geçildi. Coşkulu sloganların hiç susmadığı yürüyüşte kah Fatma’nın, kah Gülizar’ın, kah Nurşen’in resminin olduğu pankartlar en önde taşındı. En çok da acılı ama mağrur ailelerinin ellerinde…

Ardından Beşler’in cenazesi, Sakine Cansız’ın mezarının yanından taşınarak, ona yakın olan mezar yerlerine taşındılar. Bu sırada kitleden bazı kişilerin Cansız’ın mezar taşını 3’er kez öptüğü ve okşadığı görüldü.

TKP/ML ve MLKP militanlarından mezar başında anma

5 kızıl karanfilin tabutları, zor da olsa, yoldaşlarının özeniyle hazırlanmış mezar yerlerine konulurken, TKP/ML militanları sloganlarla cenaze yerine giriş yaptı. “Yaşasın Partimiz TKP/ML, halk ordusu TİKKO, TMLGB”, “Kadınlar dağlara, kızıl ordu TİKKO’ya” sloganları atan militanlar “Beşler kavgamızın sönmeyen meşalesidir” yazılı TKP/ML TİKKO imzalı pankart açtılar.

Militanlar “Savaş cephesinde sonsuzluğa uğurladığımız yoldaşlar ölümsüzdür. Onlar silahlardaki mermilerde yaşamaktadır” diyerek kitleyi saygı duruşuna davet ettiler. Daha sonra alana “Yaşasın partimiz MLKP” ve “Yaşasın devrimci dayanışma” sloganları ile giriş yapan MLKP/Kürdistan militanları, devrimci dayanışma örneği sergileyerek “Yasemin’den Beşler’e Yaşasın Kadın Devrimi” yazılı pankart açtılar.

“Beşler, önderleşme ve savaşı yükseltme çağrısıdır”

Saygı duruşunun ardından ilk olarak TKP/ML Kadın Komitesi adına bir açıklama gerçekleştirildi. “Beşler örgütlenme, önderleşme ve savaşı yükseltme çağrısıdır. Sizleri savaşın en kızıl günlerinde yaşatacağız” sözleriyle başlayan açıklamada “Komünist kadınların yürüteceği kavga, sizleri rehber alacak, sizlerin yolunda gidecektir. Sizlerden doğan boşluğu gidermek elbette ki parti kadrolarına ama öncelikle de bizim görevimizdir. Gözünüz arkada kalmasın yoldaşlar. Gözbebeğiniz gibi koruduğunuz parti, emin ellerde zafere yürüyor. Vardık varız ve sizlerle var olacağız!” denildi.

“Sözümüz devrim olacak”

Kadın Komitesi’nin ardından TKP/ML MK’nın açıklaması okundu. “Eylem’imize, Emel’imize, Özlem’imize, Dilek’imize, Sevda’mıza sözümüz devrim olacak” sözleriyle başlayan açıklamada, “Artık daha fazla nedenimiz var. Şimdi onlar gibi olmanın, onlar gibi savaşmanın, onlar için de dövüşmenin zamanıdır” denildi.

“Halk savaşının kızıl bayrakları olan Beşler’in, yoldaşlarımızın savaş çağrısına kulak verme zamanıdır. Onlar için safları sıklaştırmanın zamanıdır” denilen açıklamada, “Gün bize devrettikleri silahların elden ele geçmesi, savaş sloganlarının dilden dile dolaşması zamanıdır” denildi. Açıklama parti sloganlarıyla sonlandırıldı.

Daha sonra kitle hep bir ağızdan Partizan andı okurken, militanlar ise mezarlara TKP/ML bayrağı bıraktılar.

MLKP/Kürdistan militanları da açıklamada bulunarak “Yasemin'den Hasan Ocak'tan, Serkan'dan ve Yılmaz'dan aldığımız güçle alanlarda olacağız. MLKP/K olarak Beşler'in mücadelesini büyüteceğiz. Beşler'in bayrağı bayrağımız, kavgası kavgamızdır. Onlara sözümüz zafer olacak" dedi.

Cenaze töreninin ardından kitle Cemevi’ne dönerek burada ailelerin ve yoldaşlarının şehitler için verdiği yemeğe katıldı. Cemevi’ndeki yemeğin ardından ise anma etkinliği son buldu.

video için tıklayınız http://www.youtube.com/watch?v=xZXzm_vl2N8

 

111755

Partizan'dan

Partizan'dan; Gündem ve güncel gelişmelere ilişkin politik açıklama ve yazılar. 

Partizan'dan

TKP/ML- GYDK

24 Aralık 1978 Maraş katliamını,19 Aralık 2000 Hapishaneler katliamını ve 28 Aralık 2011 Robiski katliamını Unutmadık/Unutturmayacağız!

TKP/ML Enternasyonal Büronun açıklaması:Tüm Kardeş Parti ve Örgütlere

Partimize bağlı Halk Ordusu TİKKO (Türkiye İşçi Köylü Ordusu) gerillalarıyla faşist Türk Ordusu arasında Dersim'in Aliboğazı alanında 23 Kasım 2016 tarihinde başlayan ve 28 Kasım 2016 tarihine kadar süren çatışmada 8 yoldaşımız şehit verilmiştir.

Rojava’dan bir Partizan: “Yıldızlara gömülen, bilincimize kazınan halk ordusu savaşçıları ölümsüzdür!”

Emeğin, özgürlüğün, halkın düşmanları bir keza daha gerillaya saldırarak onları teslim alıp diz çökerteceğini düşündü. Bir kez daha barbar ve katliamcı yüzünü gösteren faşist TC ordusu, mazlumların özgürlük diyarına Dersim’e, direniş kalesi Aliboğazı’na son zamanların en kapsamlı, en kıyıcı operasyonunu gerçekleştirdi. En modern silahları ve en üstün tekniği kullanarak gerillayı yaşam ve direniş alanlarından koparmak istedi. Ancak hesapları tutmadı, umduklarını bulamadılar. Egemenlerin imha ve yok etme hesaplarını gerillaların kahramanca direnişi bozdu.

Sefagül Kesgin’in kaleminden “Aliboğazı’nda izler, tanıklar…”

2 Şubat 2011 tarihinde 4 kadın yoldaşıyla birlikte Aliboğazı’nda şehit düşen TKP/ML Merkez Komitesi Üyesi ve TİKKO Siyasi Komiseri Sefagül Kesgin tarafından 2010 kışında Aliboğazı’nda kaleme alınmıştır.

 

Aliboğazı’nda izler, tanıklar…

Hayaller gerçektir. Gerçekten süzüldüğü için!

Hayaller gelecektir, geleceğin parçası olduğu için!

Komünizm

Burada, komünizmi incelemeyeceğiz, ama, kısaca, olacak olanları, Marx ve Engels’in söylem ve öngörülerinin ışığında, içinde yaşadığımız koşulları da dikkate alarak, komünizmin bir ütopya olmaktan çıkıp gerçek olacağını yinelemek istiyoruz.

İçinde yaşadığımız emperyalist-kapitalist kaos sisteminin, bireylere umutsuzluk verdiği bir koşulda, kaybedecekleri hiç bir şeyi olmayan milyonlarca işçinin komünizmin ilkelerini yaşama geçirmelerinin de kaçınılmaz olduğunu söyleminin ütopya olmadığı, işçilerin kendi yaşamları ve üretimleri kadar gerçektir.

Teslim olmayacağız!

Sanatçısına ,yazarına,siyasetçisine,aydınına düşman bir devlet yeryüzünde hangisidir denildiğinde,kuşkusuz ilk akla gelen TC devleti olacaktır..Bu düşmanlık ve zulüm 1915 ile başlamış artarak bu güne gelmiştir.Kendinden olmayanı ayrı düşüneni hiç tereddütsüz öldürmüştür.Bir gece evlerinden alınan müzikolog olan Gomidas Vartabed,Özgürlük Savaşımı gazetesi yazarı Nerses Papazyan,mizah dergisi yazarı Krikor Torosyan,Emek gazetesi yazarı Sarkis Parseğyan,Vatanın sesi yazarı Levon Larents...gibi sayıları yüzlere varan basın emekçileri ölüm yolculuklarında dağbaşlarında vahşice öldürülenlerden sa

Sana Gelen Ölüm Bana Gelsin,

"Artık tribünden sahaya in ve siyasi bir harekette yer al," diye yazıyor bazı okurlar bana. Aslında tribünde değilim, sahaya atlamak için kenarda heyecanlı bir bekleyiş içindeyim. Ateşin ve zulmün kol gezdiği o sahada her türlü zulme ve cefaya göğüs germeye çalışarak tarihi görevimi yerine getirmek istiyorum. 

Evet, haklısın Saygı Öztürk! “Aliboğazı’na girmesi de, çıkması da zor”

Kemalizm’in iflah olmaz, faşizmin “sol kanadı”nın yayın temsilcisi Sözcü gazetesinin Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk, gazetenin dünkü sayısındaki köşesinde, Dersim’de 6 gün süren ve TSK’nın 2 askerin yaşamını yitirdiğini söylediği (ama bölge halkının anlatımı TC ordusunun kaybının daha fazla olduğu) Aliboğazı operasyonunu yazdı. Havsalası gerillanın 6 günlük direnişini pek almayan Öztürk, yazısında aynı zamanda bir gerçeğe işaret etti: “Güvenlik güçleri teröristlere en büyük kayıpları burada verdirir ama şehitler de buralarda olur. Aliboğazı’na, Kutuderesi’ne girmesi de, çıkması da zor.”

Diz çökmeyenlerin, faşizme siper olanların direnişini yükselteceğiz! Aliboğazı şehitleri ölümsüzdür!

28 Kasım günü üç halk savaşçısı Dersim’de Çemişgezek, Pulur ve Xozat ilçeleri arasında bulunan Aliboğazı Vadisi’nde TC’nin kolluk kuvvetleri ile girdikleri çatışmada ölümsüzleştiler. İki askerin de öldüğü çatışmada, Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist (TKP/ML)’ye bağlı Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu (TİKKO) gerillaları Hakan (Ersin Erel), Aşkın (Hasan Karakoç) ve Tuncay (Murat Mut), faşizmin kendilerine doğrulttuğu silahlara karşı MLM bilimini rehber edinerek direndiler.

“Örgütlüysek Her Şeyiz Değilsek Hiçbir Şey” de; Bu Nasıl Olacak?

Halk gençliğini, genç kadınları, liseli gençliği, LGBTİ+’ları, değişik inançlara mensup kitleleri ya da daha genel bir ifade ile geniş halk yığınlarını maruz kaldıkları, sömürü, baskı, şiddet, asimile etme, yok sayma ve imha etme politikasına karşı mücadelesinde örgüt, tarihsel önemde bir rol oynar.

Sitemin çarkları arasında can çekişen yığınların mücadele etmekten başka çıkar yolu yoktur. Zira mevcut sistem, varlığını sürdürdükçe dizginsiz bir sömürü, zincirlerinden boşanmış azgın bir şiddet sarmalında soluksuz kalmaya mahkûm kalacaktır.

Gelişimin diyalektik adı: MEHMET DEMİRDAĞ

Gelişimin diyalektiğini anlamak, kavramak için komünist önder Mehmet Demirdağ yoldaşın yaşamına, devrim ve parti sorunları karşısındaki duruşuna, devrimi ve Parti’yi örgütleme tarzına bakmak gerekir. O adım adım ilerleyerek büyümenin ve gelişimin zirvesidir. Küçük bir taş parçasının mücadele içinde parça parça büyüyerek granit kayalara ve oradan Dağlaşmaya varmasının adıdır. Toplumlar ve devrimler tarihinde özgürlüğü en güçlü düzeyde istemenin ve bunun savaşımını örgütlemenin öncülüğünü yapmaktır Demirdağ. Onu sıra dışı ve “özel” yapan onlarca özelliğin senteze varmasıdır.

Sayfalar