Çarşamba Eylül 30, 2026

Kadroların Handikabı

İktidar sensen iktidarını perçinleştirmek için daha neyi beklersin ?

Proletarya Partisi’ndeki sıkıntıların temel çözüm yöntemi olarak kolektifin iradesini açığa çıkartacak mekanizmaların işletilememesi ..... demek kolayı.

Sıkıntıları ortaya çıkaranın mekanizmalar olduğunu söyleyebilmek zor.

...... çelişkinin sürekli var olacağı akıldan çıkarılmamalıdır .... demek kolayı

Çelişkilerin yol açtığı kutuplaşmaların nasıl önlenebileceğini söylebilmek zor.

İşçi köylü kitlesel hareketlerinin ortaya çıkardığı objektif koşulları örgütlenme zemini olarak görmek kolayı.

Halkların kitlesel hareketlerinin ortaya çıkardığı objektif koşulları örgütlenme zemini olarak görmek zor.

Vs ...vs ..... vs ....

Marksın, leninin eternasyonalizm için söylediğini söylemek kolayı.

Enternasyonalizm için söylenenleri belirleyenin bölgeler ve dünya yüzerindeki kapitalist meta oranı olduğunu söylemek zor.

vs ..... vs .... vs ......

Boykot - Hayır demek kolay.

Güncel politikaların diğerinin rettini kolaylaştırmak için seçilmediğini söylüyebilmek zor.

Vs ...vs ..... vs ....

Örgütlü olmak kolayı.

Örgütlü olunca iktidarım demek zor.

Seviyorum şu devrimci halkın günlüğünü  seviyorum.

Yazar Erol Önder, her şeyi yolunda giden türkiye devrimci hareketlerinin sizlerde beklentilerini ne güzel özetlemiş: Temel çelişkiler büyüyerek olduğu yerinde duruyorken devrimci kendini karamsarlığa düşürecek şekilde ayrıntılara boğulmaması gerekir diyerek.

Kendisine komünistim diyen bir partinin komünist kadroları farkında mı bütün tartışmaların kendilerinin yönetilebilirliği yüzerinde gerçekleştiğinin ?

Sormazlar mı adama örgütlü olmak proletaryanın partide iktidara gelmesiyse nasıl iktidardasın diye ?

Ne diyeceksiniz ?

Yo ... idaa ettiğin gibi değil mi diyeceksiniz ?

Sen:

Çalıştığı patronun basiretsizliğiyle patronunun elindeki işyerini, müşterilerini, işçilerini nasıl aldığını anlatan adamın hikayesiyle ....

İşini, müşterilerini, işçilerini güvendiği, işverdiği adama nasılda kaptırdığını anlatan patronun hikayesi arasındaki ince siyasi tartışmayı, yaşanılanları anlatmadaki tercih edilen üslubu, mağduriyetin sürekli prim yaptığını .... görmüyorsun mu diyeceksiniz ?

Sonrada:

Üstler, program ..... kafamızı bozdumu partiyi olağanüstü toplantıya çağırız mı diyeceksiniz ?

Sıradan proletaryanın olaylara, demokrasiye bakışı sizlerdeki gibi devrimci anlayış içerisinde gelişmiyor ki.

Daha  narif !! ....

Tüzüğü çiğnerek merkezi iradenin aldığı kararlar diyenlerden tutun ...

Tüzüğü çiğnerek programı değiştirenlere karşı tüzük içinde kalarak lav edilen programı savunmaya çalışmış devrimci halkın günlüğüne kadar herşeyi akıllarına getirerek ...

Birazcıkta tayyip vari denilerekte burjuvaziyle devrimcinin karşılaştırılmasınında yolu açılmışken

Hemencecik:

İşler yolunda gitmedimi cumhurbaşakanı görevde alabilmek için 3/2 altıyüz milletvekilinden dörtyüzünün onayı, cumhurbaşkanının meclisi fesih yetkisi ....
Sizde de işler yolunda gitmedimi kongreyi olağanüstü toplantıya çağırabilmek için  3/1 ( farzı misal ) onsekizbin üyenin altıbininin onayı .... delege gönderecek bölgeleri, delegelerin  kaç kışiyi temsil edeceklerinin nasıl belirlendiğinin parmak hesabını, karşılaştırmalarını yaparak... söyleyi verirler size.

Program ve tüzük savunuluculuğununda, değişikliğininde üyelere başvurularak değil delegellerin salt çoğunlukluğuyla gerçekleşebildiğini söylediğinizde de..... Yaa .... demekki sizde mk' yı olağanüstü toplantıya çağırmayı zorlaştırabilmek için üyelerin yoğunluğunda faydalanıyorken asıl program ve  tüzük için başvurulması gereken üye iradesinin yoğunluğuyla uğraşılmak küfletli ve şefaketli görülüyor olmalıki diyerekte sizin giremediğiniz küflete ve şefakete girerek yeniden delegelerin temsil ettikleri bölgelerin, kaç kişiyde temsil edeceklerinin nasıl belirlendiğini size söyleyi verirler.

Ardındanda size söyleyecekleri hala bitmemişçesine bir daha marks, lenin dünyaya gelmeyeceğine göre: İktidar sensen iktidarını perçinleştirmek için daha neyi beklersin, deyi verirler.

50403

Zemherinin Kızıl Gülü‏

Bugün 24 Ocak 2011..

Boğazımda düğümlenmiş hüzünler..

İçimde tarifi zor  duygular..

Ve dilimde 18 Mayıs 1973′te Diyarbakır işkencehanesinde ser verip sır vermeme geleneğinin önderi olarak ölümsüzleşen İbrahim Kaypakkaya’nın "Devrim için her zaman ölecekler bulunur" adlı şiirinin sözleri..

"…gider,

  …gider, nice koç yiğitler gider

Senin de içinde  bir oğlun varsa çok değildir,

Ey mavi gök! 

Ermeni Meselesi hallolunmuştur Talat Pasa 29 Agustos 1915

Ermeni Soykırımı , İttihat ve Terakki Partisi hükümeti idaresinde ama tüm devlet kurumları ile gerçekleşmiş bir olaydır.Hükümet ve devlet uyum içerisinde artık Ermeni'lerin varlığını or tadan kaldırdıktan sonra Ermeni sorunu'' hallolunmuştur ''  diyerek '' kurtulduklarını '' zannetmişlerdir.Aradan yüz yıl geçmiş olmasına rağmen Ermeni sorunu güncelliğini olduğu gibi korumaktadır. 100.yıl yaklaşırken Türkiye, yeniden dünya gündeminde tartışılır ülke konumu ile dikkatleri üzerinde toplayacaktır.

24 Ocak Vartinik Baskını ve Ali Haydar Yıldız.. / Muzaffer Oruçoğlu

 

 Hayatımın unutulmaz anı. Menzil ve yaşam hakkı vermeyen haşin bir kış. Geyiklerini mağaralarına kapatan sisli, boranlı yüce zirveler. Yarı yıkık bir ev ve halkın korkarak, ‘sizi öldürecekler, gidin buralardan,’ diye mırıldana mırıldana acıdığı, destek vermeye çalıştığı bir avuç silahsız gerilla. Ve seher öncesinin toz karı hafif hafif ırgalayan ruzigarı ve tüfek şakırtıları.

Karışık

Yeni yılın ilk ayını epey aşarak yazıyorum ilk yazımı, belki korktum, belki panik yaptım, belki bir şey bekledim, ya da kimsenin aklına gelmeyecek hesaplar yaptım, yani derine daldım. “derin” kelimesi nasıl bir algı yaratır, nereden yakalar adamı, nasıl eğer, nerede büker, ne hale sokar, bilemem. Ama içimde tedirgin, kuşkucu, rahatsız ve hasta bir yer etti. Nerede bir erk, kurum, parti, örgüt, hele hele devlet varsa derini mevcuttur. Başka bir gücün olduğu ve derinlerden zelzele kudretine sahip bir şey bu…

Gaz kullanımı - ya da halkın zehirlenmesi üzerine (*)

“Zulüm bizdense; ben bizden değilim!”[1]

En net hâliyle Adolf Hitler’den biliriz “Gazlamak filli”nin ne olduğunu; elbette onun öncesinde I. Emperyalist Paylaşım Savaşı’nda veya İngilizlerin Kürtlere karşı kullandığını; sonrası da bunun Şeyh Wassan ile Doli Smakoli’den Halepçe’ye uzandığını “es” geçmeden…

“Kimyasal gazdır” bunun adı; farklı versiyonlarıyla…

Kimyasal gazların, “biber”, “portakal”, “Brezilya” vb. versiyonlarıyla IMF İstanbul, KCK Diyarbakır, 1 Mayıs Taksim’inde ve bir alay itiraz eyleminde tanıştık…

"Özerlikçi"Anayasa sonrasında Bolivya dersleri (1)

“Anayasacıların öncelikle önemsedikleri şey, otorite ve gücün sınırlandırılması ve dağıtılmasıdır. Bu sınırlamalar felsefe ve ahlâki tartışmaların geniş alanından beslenir...”[2]

“Şangay Komünü” Hikayeleri

MKP ve Marksizmin En Temel İlkeleri 

Eleştirilerime aşağıdaki başlıklar altında devam ediyorum:

1-    “Şangay Komünü” Hikayeleri

2-      Parti Diktatörlüğü Mü?  Proletarya Diktatörlüğü Mü?

3-      MKP ve  Kaypakkaya

1-     “Şangay Komünü” Hikayeleri

Sınırlı bir yaşamı sınırsız bir davaya adayanlara bin selam!

 

“ YÜKSEKLER ASLA FETHEDİLEMEZ ETEKLERİNDE MEZARLAR YOK İSE”  

Mille salutations a ceux

 

QUI ONT PRÉCONISÉS UNE VIE LIMITÉE POUR LA LUTTE !

"Rien ne s’obtient sans effort et sacrifice"

La lutte des classes continue sans cesse à travers le globe.

 

Yarım Fokoculuktan Tam Fokoculuğa Geçişin Teorisi

MKP 3. Kongresini yaptı ve Kongre belgelerini yayınladı. Kongrelerini başarıyla sonuçlandırdıkları için devrimci mücadelelerinde başarılar diliyor ve kutluyorum.

 

Kendini Kaf dagında zanneden bir çeyrek "aydın"Haydar Karataş

Bazen zorunluluklarla, bazen tesadüflerle, bazen daha iyi bilen birisinin yönlendirmesiyle bazı kişiler bilgilenme anlamında yaşadığı toplumun gelişmişlik düzeyinden kendilerini daha ileriye taşırlar, gerek bilgiyi fethetmenin verdiği haz(“mutluluk fethetmektir.” Engels) gerekse de öğrendikçe doğa ve toplum karşısında özgürlük duygusunun güçlenmesi,  bu bazı kişilerde,  bilgilenmeyi bilinçli bir eyleme dönüştürür.( “insan bilmediklerinin esiridir, öğrendikçe özgürleşir” spinoza)  ve düşün dünyasının büyümesiyle, olgulara, olaylara, nesneye diğerlerinden farklı olarak daha geniş açılardan ba

Sayfalar