“İsyanı sürdürüyor, ayağa kalkıyoruz!”
Gezi İsyanı, 1. yılını dolduruyor. İsyanın ruhunun hala sokakları sardığı bugünlerde art arda açıklama yapan dayanışmalar, forumlar ve devrimci, demokratik ve yurtsever tüm kurumlar Gezi İsyanı’nı yıldönümünde alanlarda olmaya çağırıyor.
Konu ile ilgili bir açıklama yapan Partizan da “İsyanı sürdürüyor, ayağa kalkıyoruz” diyerek “Tüm halkımızı, işçi-emekçileri, öğrencileri, kadınları, LGBİ’leri, inancı ve kimliği yok sayılanları, ötekileştirilen ve horlananları bulunduğumuz tüm alanlarda başta Taksim ve Kızılay olmak üzere halka yasaklanması mümkün olmayan tüm yasaklı meydanlarda isyan günlerini yaşatmaya, Gezi şehitlerini anmaya, mücadeleye çağırıyoruz” şeklinde çarı yaptı.
Açıklamanın tamamı aşağıdadır:
İsyanı sürdürüyor, ayağa kalkıyoruz!
Devletin korku, panik ataklarını büyütüyoruz!
Faşist TC Devleti’nin AKP hükümeti eliyle işçi ve emekçi yığınları kuşatan sömürü ve köleleştirme çarkı, başta Kürt ulusu olmak üzere ezilen ulus ve milliyetlere dayattığı katmerli zulüm ve baskı, cinsel saldırı ve katliamların hedefi yapılan kadınların ve LGBTİ’lerin cehenneme dönüştürülen yaşamı, ayrımcılık ve asimilasyon kıskacında örselenen Alevilere, tutsaklara, devrimci demokratik ve ilerici mevzilere yönelen saldırı politikaları halk kitlelerinin tümünde biriken bir öfkeye yol açmış, dipten gelen dalgayı isyan zemininde mayalanmıştır.
Hakim sınıfların ekonomik, siyasi ve toplumsal krizinin aldığı boyut işçi ve emekçileri dizginsiz bir sömürüyle kuşatmış, doğayı, çevreyi ve yaşam alanlarını yağma ve talan eden politikaların önünü açmış, milyonlarla ifadesini bulan halk hareketine; gerilen, öfkeye tutulan, tepkili ve kızgın milyonlar akın akın katılmıştır.
Milyonların katıldığı Gezi/Taksim İsyanı Türkiye halkının dinamik bütün renklerini yansıtmasıyla bir halk hareketini, işgal ve direnişi ifade etmiştir. Gezi İsyanında milyonların yükselttiği “Bu daha başlangıç mücadeleye devam” şiarının meydanlardan, caddelerden, sokaklardan tınısının hiç susmamış-azalmamış olması isyanın yıldönümüne yaklaştığımız saatlerde hakim sınıfların korkusunu diri tutmaktadır. Taksim/Gezi’de 15 gün süreyle merkezi ve yerel otoritelerin işlemediği, yasa ve yasakların hükümsüz kılındığı işgal, hakim sınıfların yaşadığı büyük yıkımın, çaresizliğinin ispatı olmuş, şartlar elverişli hale geldiğinde ancak büyük polis güçlerini harekete geçirerek Geziyi/Taksimi kapatabilmişlerdir. Kitlelerin dinmeyen öfkesi yeni örgütlenmelere yol açmış, direniş sokaklardan çekilmemiş, barikatların ateşi neredeyse geride bıraktığımız yıl boyunca hiç sönmemiş, soğumamıştır.
AKP’de vücut bulan faşist devletin verdiği tepki isyanın, direniş ve çatışmanın çapıyla orantıyı gelişmiş, tüm baskı aygıtları ve polis şiddetiyle binlerce resmi, gayri resmi gözaltı yapmış, yüzlerce direnişçi tutuklanmış, binlercesi yaralanmış ve katledilen direnişçiler olmuştur. Devletin örgütlü şiddetinin yanı sıra paramiliter güçler eli satırlı, sopalı katiller sürüsü sahaya sürülmüş, tehdit ve gözdağı gırla gitmiştir.
Eylül sendromu, yolsuzluk ve rüşvet operasyonları, internet yasakları ve sansür eylemleri, T. Kürdistanı’nda kalekol, baraj ve talan projelerine karşı verilen can bedeli mücadele, 1 Mayıs, 18 Mayıs, Soma katliamı; toplumsal muhalefetin görünür olduğu yüzlerce kitlesel eylem ve direniş Gezi İsyanı’nın yıldönümüne taşınmış, devletin panik ve korku hali bir yılını geride bırakmıştır.
Gezi İsyanı şehitleri parolamızdır!
Gezi İsyanı’nın güler yüzlü çocukları; Ethem, Ali İsmail, Abdullah, Ahmet, Medeni, Berkin, Hasan Ferit ve Mehmet isyana katılan milyonların sokakta süren direnişlerinde büyüyen cesareti, devletin aczinin, paniğinin, korkusunun adı oldular.
Ölümsüzleşmeleriyle isyanı sürdüren, kitlelerin öfke selinin yığınsal katılımlarla büyütüldüğü görkemli meydan okuyuşlara yol açtılar. Yaşam ve gelecek gezi isyanında ölümsüzleşenlerin ilerlediği yola tutunarak kazanılacak, gezi isyanı şehitleri her daim parolamız olacaktır. Baskı, sömürü ve talanla kuşatılmış kitlelerin sıkışan ve patlamalarla açığa çıkan öfkesinin yanına gezinin güler yüzlü çocuklarının sorulacak hesabı eklenmiştir. Sokaklarda yükselen direniş yüreğimize su serpecek, sorulacak hesapla gülüşleri daim kılınacaktır.
İsyan günlerinin adresi TAKSİM
Katliam ve baskıyla, dizginsiz sömürü ve saldırıyla halkımızın mücadelesini ezmeye, yenilgiye uğratmaya yeminli faşist devlet mezarlıktan geçerken ıslık çalmaya devam etmektedir. Gezi isyanıyla sarsıntıya uğrayan, sersemleyen katiller sürüsü devlet şiddetini örgütleyerek halkımızın mücadelesinin önüne dikilmeye, meydanları yasaklamaya, kitle hareketine azgınca saldırmaya devam etmektedir.
1 Mayıs ve 18 Mayısla provasını aldıkları önlemlerle Gezi’nin yollarını kapatmaya şimdiden başlamış, büyük bir abluka ve kuşatma hazırlığıyla içinde bulundukları korku ve acze tavan yaptırmışlardır. Devlet emekçi mahallelerin çıkışları da dahil girişeceği polis ve TOMA işgaliyle halkımızın öfkesini erken tatma talihsizliğiyle karşı karşıya kalacaktır.
Gezi İsyanı kitlelerin gücünün tayin ediciliğine, yıkıcı ve sarsıcı etkisine, devletin “kurtarıcı” olarak başvurduğu her türlü saldırganlığına tanıklık etmiştir. Gezi İsyanı’yla patlayan öfkemiz bilinçlenmiş, yaşamı ve geleceği örgütlemede aydınlanmış, kitle hareketinin deneyimlerinden öğrenmiş ve tecrübelenmiştir. Gezi İsyanı’nın yıldönümüne saatler kala faşizmin en kaba karekteristik özellikleriyle saldırısının önüne kitlelerle birlikte set çekme, kazanımları elde tutma ve ileriye taşıma zamanıdır.
Gezi şehitleri isyana katılanların yürekliliğiyle bizleri kavgayı büyütmeye çağırmaktadır.
Halk savaşının kızıl gülleri; Sefa, Nurşen, Fatma, Derya, Gülüzar Partizanca direnişi yükseltmeye, kitleleri örgütlemeye ve savaştırmaya çağırmaktadır.
Tüm halkımızı, işçi-emekçileri, öğrencileri, kadınları, LGBİ’leri, inancı ve kimliği yok sayılanları, ötekileştirilen ve horlananları bulunduğumuz tüm alanlarda başta Taksim ve Kızılay olmak üzere halka yasaklanması mümkün olmayan tüm yasaklı meydanlarda isyan günlerini yaşatmaya, Gezi şehitlerini anmaya, mücadeleye çağırıyoruz!
Gezi isyanı şehitleri ölümsüzdür!
Halk savaşının 5 kızıl gülü yaşıyor!
Dağların doruklarında, meydan ve sokaklarda isyanı büyütüyoruz!
İsyan edelim, ayağa kalkalım, birleşerek örgütlenelim!
PARTİZAN
Son Haberler
Sayfalar
Ermeni soykırımını tanımak için kaç soykırım daha lazım?-Dursun Ali Küçük
Kendinize yapılan soykırımı görürseniz Ermenilere yapılan soykırıma doğru yaklaşırsınız. Ermeni soykırımını görmezseniz, gün gün ve sürekli yaşadığınız soykırımınızı göremezsiniz.
TÜRKİYE, YAKINDOĞU HALKLARININ İMHA EDİLMESİNİN ADIDIR
TC’ye sormak lazım..
Kaç soykırım daha yaparsanız ancak Ermeni soykırımını tanırsınız?
Ermeni soykırımının 100. Yıldönümüne giriyoruz. İttihat Terakki li Osmanlı bu soykırımı işledi, şimdiki Ermenistan hariç, diğer Ermeni topraklarını ve Ermenileri neredeyse haritadan sildi.
Partizan: ATİK ve Yeni Kadın’ın mücadelesini sahipleniyoruz
"Bir yandan Ortadoğu’daki savaşın bizzat besleyicisi olduğu ayan beyan ortadayken bir yandan demokrasi havariliği yapan kapitalizm; kendi sınırları içinde yaşayan göçmenlerin hak arama mücadelesine yıllardır yaptığı gibi saldırmaya devam ediyor.
Komşularım(ız)a kiropiler'e çorum'da ne oldu?
“Veritas nimis saepe laborat, extinguitur numquam.”[1]
Ermeni Soykırımı’ndan söz etmenin ağırlığını, en iyi Murathan Mungan’ın, “Söylenecek sözün çokluğu, bazen insanı dilsiz bırakır. Tıkanır, kalırsınız. Haklılığın suskunluğu, diğer suskunluklara benzemez; düğümü zor çözülür,” sözleriyle; Cemal Süreya’nın, “Kan var bütün kelimelerin altında,” dizeleri betimler…
Soykırım Üzerine Resmi Söylemler Ya Da T.C. Soykırımı Neden Tanımalıdır.
“Nominibus mollire licet mala.”[1]
Siz Can Yoldaşlar Meclise Yakışırsınız!
Önümüzdeki 7 Haziranda Genel Seçimler yapılacak ve milyonlar yeni parlamento temsilcilerini seçeceklerdir. Bu seçim Cumhuriyet tarihinin en önemli seçimlerinden birisidir.
Anlayana Güney Afrika:Haluk Gerger
Bugün Güney Afrika Cumhuriyeti’nde büyük çoğunluğu oluşturan mazlumlar, eskinin kölesi-bugünün “özgür” siyah yoksulları, kendilerinin sandıkları bir rejim ve iktidar altında, büyük sıkıntılar içinde yaşıyorlar. İki kahraman direniş örgütü, Siyahların Afrika Ulusal Kongresi (ANC) ile müttefiği Güney Afrika Komünist Partisi (GAKP)’nin iktidarı, yeri geldiğinde, madencileri, grevci işçileri, yoksul emekçileri kurşunlatıyorlar. Yoksulluk, yoksunluk, açlık ve işsizlik, hastalık, gerilik, çürüme, eşitsizlik ve adaletsizlik kol geziyor Güney Afrika’da.
Nasıl oldu bu?
7 Haziran seçimlerine dair-gerekçeli tavrımız :Temel Demirer Sibel ÖZBUDUN
“Hakikâtin yalan, yalanın da hakikât gibi göründüğü bir dönemeçteyiz şimdi!”[1]
Pablo Picasso’nun, “Kimsen, öyle kal”; Oscar Wilde’ın, “İnsanın rüyaları büyük olmalı ki, hiç gözden kaybolmasın,” uyarılarını hiç ama hiç unutmayanlardanız ve de burjuva patentli “temsili demokrasi” yalanını ve dolayısıyla da “seçimleri”ni gereğinden fazla önemsemeyiz.
Tehcir kanunu ve kanlı şafak,24 Nisan 1915
Bugün dahi tartışılan Tehcir kanunu,yani Ermeni'lerin zorunlu göçe tabi tutulması,henüz Osmanlı'ların Anadolu topraklarında ,Hayastan topraklarında varlıklarından henüz bir haber iken,sonradan gelip yerleştikleri topraklardan asıl yerlileri olan Ermeni'lerin sürülmesi kararıdır.Bu anlamda Tehcir Kararı,ermeni ulusu'nun anavatanından sökülüp atılması kararıdır.Rus yenilgisi ile başlayan,Van direnişi,Sarıkamış'ta bozguna uğrayan Enver Paşa ve komutasındaki ordu,yenilgiye gerekçe olarak Ermeni'leri göstermişlerdir.Faturasını Ermeni'lerden çıkarmışlerdır.Talat Paşa ABD Büyükelçisi ile yaptığı g
Dersim kazanmalı!—ergin doğru
Haziran seçimleri Türkiye’nin açısından belirleyici olacak etkiye sahip görünüyor. Seçimler halklar mücadelesinin temel amacı olmasa da, halkların demokratik gelişimi ve özgürleşmesi açısından önemli bir araç olarak kullanılabilir.
Haziran seçimleri, Türkiye açısından önemli olduğu gibi, Dersim’in genel konjonktürü açısından da tarihsel bir öneme sahiptir. Bu seçimler Dersim açısından tarihsel bir hesaplaşmanın tamamlanması, kendi tarihsel kimliği ile buluşma açısından önemli bir dönüm noktası olacaktır.
Tunceli devletin, Dersim halkındır..
Bahar heryere ve hep gelecek
“Maalouf, ‘insan geçmişin yok olması karşısında kendini kolay avutabilir ama, geleceğin yok olmasını kaldıramaz’ diyor. Benim gibiler için de sorun burada başlıyor. Zira, benim gibilerin geçmişi bir yana geleceği de ‘yok olduğu’ görülüyor” yazmıştı Günay Aslan, 20 yıl sonra “Dönüş Bileti” aldığında.
Sürgünler Meclisi’nin kurulmasının ardından, Günay Aslan’ın bu yazısındaki açıklığı, samimiyeti, gerçeği yazmadaki cesareti; kendimizi nasıl tanımlayacağımıza yardımcı koca bir çakıl taşıydı!
Seçimler, AKP ve Çiller benzerliği
Son zamanlarda Türk Ordusu tarafından gerçekleştirilen her türden askeri operasyonlara ilişkin; “bir devletin güvenlik politikalarıdır”, algısı yaratılarak, aslolan perdelenemez. İçinden geçilen süreç bir taraftan bir “çözüm” süreci ve diğer taraftan da bir “seçim” sürecidir.
PKK, son iki yıldır silahların gölgesinde olmayan bir coğrafya ve halk gerçekliğini açığa çıkarmak için elinden gelen her pratiği sergilemesine rağmen Türk devleti için aynı şeyleri maalesef söyleyemiyoruz ki zaten dile getiriyoruz.