Salı Ekim 13, 2026

Inger Nubar Can, Hewal Nubar, Nubar Yoldaş’a!

Halen pek çoğumuzun inanmak istemediği Nubar Ozanyan’ın ölümsüzleşmesinin 7. yılında, onu bir kez daha saygı ve sevgi ile anarken, şehadetinin yıldönümünde onu anlatmak da bizim için en zor yazılardan olacaktır.

Kaypakkaya geleneği ilk şehitlerinden olan Ali Haydar Yıldız, Meral Yakar, Cemil Oka, M.Zeki Şeritler ile başlayan Ünal Küçükbayrak, Barbara Anna Kistler ile devam eden Rojava’da ölümsüzleşen enternasyonal devrimciler Lorenzo Orsetti, Nubar Ozanyanlar ile  yüzlerce ölümsüze ulaşan, Türkiye toplumunun komünist yüzünü oluşturan oluşturmuştur. Bu geleneğin Türkiye’nin toplumsal şekillenmesinden kaynaklı Türk, Kürt, Alevi, Sünni, işçi, köylü, zengin, fakir ve enternasyonal devrimcileri biraraya toplanması ile de ayrı bir yanı bulunmaktadır.

50 yıldan fazladır devam eden mücadele geleneğinde, 1915 Ermeni soykırımından, Kürt katliamlarından sonra İttihat ve Terakki’nin devamı olan Kemalist devlet yapılanmasına karşı, Paramazlardan, Manuşyanlardan, Seyit Rızalardan, Şeyh Saitlerden gelen mücadele geleneğini devralarak bugüne kadar sürülegelmiştir.

Geleneğimizin öncülerinden olan Armenak Bakırcıyan sayesinde Türkiye’nin dört bir yanından biraraya gelen “kılıç artıkları”nın buluştukları Ermeni yetimhanelerinde, Türkiye’de Ermeni soykırım gerçekliğini yazılarında ilk defa belirten İbrahim Kaypakkaya önderliğindeki çizgide buluşmaları tesadüfi değildir.

Manuel Demir, Nubar Yalımyan, Hayrabet Honca, Hrant Dink, Garbis Altınoğlu’ndan sonra Rojava’da Türkiye destekli IŞİD çetelerine karşı Rakka’nın özgürleştirilmesi hamlesinde şehit olan Nubar Ozanyan, Armenak Bakırcıyan’ın bize son emaneti idi. Nubar Ozanyan’ı anlatmak ne sayfalar dolusu kitaba ne romana ne de belgesele sığar. Birçoğumuz için Nubar Ozanyan’ın iradesi abartılı da gelebilir. O, Artsakh’ta Inger Nubar oldu. Rojava’da-Lübnan Bekaa Vadisinde Hewal Nubar oldu. Dersim-Kürdistan coğrafyasında yoldaş Nubar oldu.

O, hiçbir zaman nerede olursa olsun Ozanyan olmaktan vazgeçmedi. O, Ermeni Devrimci Geleneği, Fedai Geleneği’nin yaşayan ismi, yaşayan efsanesi oldu. Yeni nesillere örnek ve önder oldu. Çünkü o, Antranik Ozanyan gibi yaşadı. Onun gibi de arkasında unutulmaz izler bırakarak aramızdan ayrıldı. Şehitler kervanına katıldı.

Nubar Ozanyan’ın gittiği bütün coğrafyalarda bu kadar çok sevilmesinin arkasında O’nu ezen ile ezilen sınıf mücadelesinde her zaman mazlumların safında yer almış olması belirleyicidir. Filistin halkının haklı mücadelesinde Lübnan-Bekaa vadisinde Filistinli oldu. Artsakh’ta işgalci Türk faşizmine karşı Karabağlı oldu. Kürt halkının yeniden doğuşunda yine işgalci Türk Devleti ve çetelerine karşı Rojavalı oldu. Türkiye’de, Dersim’de Partizan oldu.

Tanışageldiğimiz ilk günden bu yana Türkiye Vücut Geliştirme şampiyonası’ndan kazandığı, o heybetli ve güçlü duruşu her zaman gözlerimizin önünde canlanırken, hiçbir zaman gücünü kötüye kullanmamış “karıncayı dahi incitmeyen” duruşundan taviz vermemiştir. Onun insani duruşu en belirgin özelliklerindendi. O, hiç kimsenin tahmin edemeyeceği, dış görünüşünden yanılacağı bilgi dolu yapısı ile sosyal hayatta herkesi yanıltmıştır. Boş zamanlarını değerlendirdi, plan ve programlar ile halka ve devrime daha nasıl faydalı olabilirim hesapları içerisinde oldu. Bilgi ve yeteneklerini, kişisel menfaat elde etmek için kullanmadı. Mal ve mülk sahibi olmak gibi bir derdi olmadı.

O yeteneklerini ve emeğini devrimci ve komünist hareketin gelişimine adadı. Örneğin Ermenice, Türkçe ve Fransızca bilmesini, bu dillerden Türkçe’ye çeviriler yapmak için kullandı. Daha fazla genç devrimcinin öğrenesi için “Kafkasların Lenin’i Stepan Şahumyan”, “G.K.Orjonokidze ve Ermenistan’da Sovyet İktidarının kuruluşu, Samvel Digrani Alihanyan”, “Hıristiyan Protestanlar ve Kızılbaş mezhebinin doğuşu; Nazaret Dağavaryan” “Tarihin Hükmü Öncesinde Jön Türkler, John Giragosyan I. Cilt” (Henüz yayınlanmadı) kitaplarını, Türkiye Devrimci Hareketi’ne sundu.

O; Ermeni, Kürt ve Filistin halkları ile omuz omuza savaştı!

1960’lardan bu yana Filistin halkı ile İsrail siyonistleri arasında süregelen savaşta bugün Gazze’de yaşanan işgalin adı Nakba-Soykırım’dır. Gazze’de soykırımın destekçisi ise ABD-AB ile İsrail siyonistlerinin işbirlikçisi Erdoğan’dır. Erdoğan, 22 yıl önce iktidara gelmesine yardımcı olan İsrail siyonistlerine vefa borcunu bugün lojistik-gıda ve askeri malzemeler sağlayarak ödemektedir. Yine İsrail’in kolay kolay kimseye vermeyeceği “Yahudi üstün cesaret madalyası” ile Erdoğan’ı ödüllendirdiği günleri henüz unutmadık.

Aynı şekilde İsrail siyonizmiyle “iki dost ve kardeş ülke” olan Azerbaycan da savaşın petrol ihtiyacını karşılamaktadır. Artsakh’ın işgalinde Azerbaycan’a sunduğu desteğin karşılığı olarak. Bu yüzden Erdoğan ile Aliyev soykırım suçlularıdır.

Dünyanın değişik ülkelerinden toplanarak Filistin halkının topraklarına işgal ederek yerleşen Siyonistler bugüne kadar dökülen kanın sorumlusudurlar. İsrail Devleti halen süren kanlı saldırılara ve savaşlara neden olmaktadır. Dünyanın değişik ülkelerinden devrimcilerinin haklı ve meşru olan Filistin halkının mücadelesine destek sunarlarken, Türkiye’den ise ’68 kuşağının devrimci önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’lar “Savra Hatha-Zafere Kadar Devrim” diyerek, Filistin mücadelesini kendi davaları olarak görmüşlerdir. Üç bine yakın Türkiyeli devrimci Filistin halkıyla dayanışmak için siyonizmle savaşmaya gitti. Bazı devrimciler ölümsüzleşti, bazıları İsrail hapishanelerinde işkencelere maruz kaldı, yıllarca hapis yattı. İsrail hapishanelerinde esir tutulanlar ile savaşta şehit olan ve halen mezar yerleri belli olmayan devrimciler unutulmadı.

Diğer tarafta devrimcileri polise ihbar eden “Filistin’de ne işleri var?” var diyen, dönemin İslami hareket liderlerinden olan, Erdoğan’ın da “biat ettiği” N.Fazıl Kısakürek, İsmail Kahraman gibi gerici odakların bütün amaçları Filistin Davası’nı rant haline getirmek olmuştur. İsrail’e giden bütün yardımların gizlice Türkiye’den gönderildiği bugün ispatlanmış, Erdoğan’ın gerçek yüzü ortaya çıkmıştır.

Ortadoğu’nun en kadim halklarından olan Ermeniler, 1915 Soykırımı ile Kürt halkı ise Lozan Anlaşması (1923) ile yurtlarından edildi. Filistin halkının yaşadığı topraklar Siyonistlerce işgal edildi. Bugün süren bütün savaşların ana sebebi işgal ve soykırıma uğrayan halkların haksızlığa olan başkaldırısıdır. Geleneğimizin de içinde olduğu Filistin ve Kürt halkı ile dayanışma kampanyalarına ilk önce katılanlardan biri Nubar Ozanyan oldu. Filistin’e gitti. “Zafere Kadar Devrim” şiarı ile Filistin halkı ile beraber oldu.

Diğer tarafta kendi kaderini tayin eden Artsakh halkının mücadelesinde halkını yalnız bırakmadı. Türk ordusu ve desteğindeki Azeri-MHP-Ülkü Ocaklarına karşı savaştı. Türk Cumhuriyetleri ile birlik oluşturmanın önünde engel olarak görülen ve yüz yıldır devam eden Ermenistan’ın ortadan kaldırılması hayallerine karşı mücadele etti. Monte Melkonyan-Leonid Azdgalyan’lar ile birlikte omuz omuza savaştı. Halkına karşı görevlerini yerine getirdi.

2012’de bu sefer Ortadoğu Suriye-Kobane’de tutuşturulan Kürt halkının özgürlük ateşine katılmak için Rojava’ya gitti. Türk devleti desteğindeki IŞİD çetelerine karşı savaşma önerisini kabul etti. Tek başına kalma pahasına da olsa, geçici yol arkadaşlarının “bizim orada ne işimiz var?” anlayışına karşı çıkarak, Kürt halkı ile omuz omuza savaştı. Geleneğimizin de içinde yer aldığı, Rojava’nın özgürleştirilmesi hamlesinde tarihi başarılara imza attı. IŞİD çetelerine hayatları boyunca unutamayacakları dersler verdi.

Ararat’tan Dersim’e, Filistin’den Rojava’ya… Bir devrim neferi!

Ortadoğu’nun en barbar ordularının başında gelen Türk Ordusu destekli IŞİD çetelerinin işgali altında ve başkent ilan ettikleri Rakka Operasyonu’nda kaybettiğimiz Nubar Ozanyan’ın yeri kolay kolay doldurulamayacak Partizanlarımızdan olmuştur. Kendini sadece savaş ustası olarak değil, aynı zamanda bugün inkar edilen “Ermeni Tarihi-Ermenistan Tarihi” konulu çalışmaları ile de başvurduğumuz bilge Partizan olmuştur. Birçokları gibi bilgilerini hiçbir zaman “şan ve şöhret” edinmek için kullanmadı. Maddi kazanç sağlamak için çalışmadı. Gösterişten uzak, çoğu zaman maddi sıkıntılar içerisinde yaşama tutundu. Ama hiçbir zaman yakınmadı.

Teknik ve askeri yeteneklerini yüzlerce Enternasyonal Devrimci’nin yetiştirilmesinde onlara öğretmenlik yaparak gösterdi. Bu yüzden yoldaşları onun yanını kendilerini her zaman güvende hissettikleri yer olarak görmüşlerdir. Rojava’ya ulaşmadan önce, çok zor koşullar altında Türk Ordusu’nun hezimete uğradığı ağır yenilgiler aldığı, Gare’de askeri eğitimini tamamladı. İlerlemiş yaşına rağmen verilen ve gösterilen görevleri her ne pahasına olursa olsun yerine getirme azmi ve kararlılığı içerisindeydi. Bir gurup yoldaşı ile partisinin talimatı doğrultusunda Rojava’ya geçti. Hiç kimseye “şunu yapın- bunu yapın, ben sonra gelirim” emir ve direktiflerde bulunmadı. En önde kendisi gitti. Örnek ve önder oldu.

Bugün Rojava’da Türk devletinin işgal ve tehditleri halen devam etmektedir. Türk ordusu ve çeteleri destekli saldırılar tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Terör gerekçe gösterilerek, Rojava bir kez daha işgal ile karşı karşıyadır. 2012’de başlayan özgürlük ateşi Rojava’da on beş bine yakın şehit verilerek savunulmuş, IŞİD çetelerine diz çöktürülmüştür. Erdoğan’ın en büyük isteği olan “Kobane düştü düşecek” hayali boşa çıkarılmıştır.

Rojava’da kaybettiğimiz enternasyonal devrimci Ulaş Bayraktaroğlu “…faşizme karşı, Türkiye’de, Kürdistan’da, Rojava’da omuz omuza mücadele ediyoruz ve savunuyoruz, alınterimiz ve kanımız birbirine karışıyor” derken, Rojava’nın özgürleştirilmesi hamlesinde kaybettiğimiz enternasyonal devrimciler, Amerikalı, İngiliz, İtalyan, Alman, Türk devrimcilerin kanları ile Rojava toprakları sulanmıştır. Aynı şekilde 14 Ağustos’ta Rakka’nın özgürleştirilmesinde Inger Nubar Can, Hewal Nubar, Nubar yoldaşı da kaybettik.

Nubar Ozanyan’ın şehit düşmesi haberi ile Yervan’dan Türkiye’ye, Başur’dan Filistin’e kadar birçok coğrafyada derin üzüntü ile karşılanmıştır. Naaşının Hayastan’a defnedilmesi talebi, Kürt halkı tarafından sahiplenilmesi ve naaşının Rojava’da kalması istenmesi nedeniyle yerine getirilmemiştir. Rojava topraklarında kalması istenmiştir. Derik şehrinde bulunan Xebat Şehitliği’nde istirahatine yoldaşları ile Kürt halkı karar verilmiştir. Derik halkı, Nubar Ozanyan’ı sahiplenerek bağrına basmıştır. Kürt halk geleneklerine göre, başka topraklarda şehit olan gerilla, bir aileye emanet edilmektedir. Nubar Ozanyan’ın şehitlik nasnamesi bir Kürt aileye verilmiştir.

Nubar Ozanyan yoldaş bütün yaşamı boyunca Kaypakkaya çizgisine sadık kaldı. Nasıl düşündüyse öyle yaşadı. Sadece yaşamadı aynı zamanda yaşamının her anında mücadele içinde oldu. Partisi Nubar Ozanyan ölümsüzleştikten sonra gerçekleştirdiği Birinci Kongresi’ni Nubar Ozanyan’a adadı ve kongre duyurusunda “1. Kongremiz ayrıca Kongre iradesi tarafından Partili kimliğin örnek bir temsilcisi olan, Partimizin bir üyesi olarak Rojava’da şehit düşen Nubar Ozanyan yoldaşa atfedilerek; İbrahim Kaypakkaya’dan Mehmet Demirdağ’a ve Nubar Ozanyan’a uzanan çizgide, Partimizin nasıl bir komünist kişilik ve kadro istediğinin altı çizilmiş ve bu zorlu sürecin ‘Ozanyanlaşarak’ aşılacağı vurgulanmıştır” ifadelerini kullandı.

Bugün ardılları onun bıraktığı yerden mücadelesini devralmışlar ve onu yaşatıyorlar…

Inger Nubar Can, ölmedi mücadelemizde yaşıyor!

(Bir mücadele yoldaşı)

7993

Özgür Gelecek

Gündem ve güncel gelişmelere ilişkin politik açıklama ve yazılar. 

Özgür Gelecek

Güzel Ana'nın öyküsüdür: ‘Dünyanın bütün anneleri birleşin’(Ayşegül Tözeren)

Güzel Şahin’in önce hastaneye kaldırılış haberi kulağıma çalındı. Ardından farkettim ki sokakta gördüğüm, tanıştığım kim varsa Güzel anne için endişeleniyor, onun kaldırıldığı hastaneye koşmuş. Fotoğrafına baktım, Cumartesi Anneleri oturumlarından, cezaevi önündeki özgürlüklerinden tanıdık bir dost yüzü olduğunu anladım. Birkaç gün sonra da vefat haberi geldi. Yaşıtları pek evden bile çıkmazken, o politik eylemlilikten hiç kopmamıştı. İster istemez Güzel annenin hikayesini merak ediyordum. Bazen insanın kalbi bir hikayenin peşine düşer ya... Öyle oldu.

Bizim Ulaş'lar...Şemdin Şimşir

"Bir acının izini sürdüm durmadan/ Aydınlık bir gelecek adına./ Geçmişte kalanı kitaplardan aldım/ Yaşadığımı koydum üstüne / Hayatı bir yoğun acıda kavradım..."

Bizimkileri anlatmak zordur, bizim Ulaş'ları, çünkü bizimkiler inançları uğruna ölümün eşiğinde bükülmeden duranlardır. Spartaküs, Marks, Engelslerle başlayan bizimkiler. İlk onlar direnç ve bilimle donatılar kavgayı, tarihin yasalarını, geleceğin yönünü yine onlar, yani bizimkiler çizdiler.

Serdar ve Güzel Ana'nın ardından...

İki güzel, yiğit ve fedakar yoldaşımızı kaybetmenin acısı ve hüznü içerisindeyiz. Beklenmedik ölümleri ile bizleri derin ve tarifi imkansız bir acıya düşürdüler. Yaşamlarının büyük bölümünde kolektifimiz in çalışmalara dâhil olan, eylemlerden eylemlere koşan bu iki can yoldaşımızın yerlerini doldurmak kuşkusuz çok zor. Onların yerlerini doldurmak ancak anılarına ve miraslarına sahip çıkılarak, düşlerini gerçeğe dönüştürerek gerçekleştirilebilir. Çünkü onların düşleri, demokratik halk devriminin ta kendisidir.

TKP/ML Örgütlenme Komitesi “Güzel Şahin ve Serdar Can yoldaşlarımız devrim mücadelemizin her anında hep bizimle olacak!”

Devrim emektarlarından ve Kaypakkaya geleneğinden Serdar Can ve ardından PŞTA’lı Güzel Şahin’in (Güzel Ana) ölümsüzleşmesi üzerine bir açıklama yayınlayan TKP/ML Örgütlenme Komitesi “Analarımıza layık olmak, mücadelemizi devrimle taçlandırmak, onların karşılarına Demokratik Halk İktidarını kurmuş olarak çıkmak için bir kez daha yemin ediyor, anıları önünde saygı ve minnetle eğiliyoruz” dedi.

Elimize e-posta yoluyla ulaşan açıklamayı haber değeri taşıdığı için olduğu gibi yayınlıyoruz.

TKP/ML TİKKO Rojava Komutanlığı:“Partimizin şen çocuklarından, şen Analarına…”

Sonsuzluğa uğurlanan Serdar Can ve Güzel Şahin için bir açıklama yapan TKP/ML TİKKO Rojava Komutanlığı “Nasıl ki yollar yürümeyi öğrettiyse, sonsuzluğa uğurladığımız her bir yoldaşımız da bizlere zaferimizin yolunu gösteriyor. Devrimin muzaffer yolunda partimizin şen çocukları ve şen analarıyla birlikte yürümeye, onlardan öğrenmeye Güzel Ana’mızın her fırsatta dile getirdiği, "Gençler dağlara, Parti iktidara" sloganını her anımızda yaşatacağımıza, onların özlemlerini gerçekleştireceğimize söz veriyoruz” dedi. Elimize e-posta yoluyla ulaşan haber şu şekilde:

Hatun Tuğluk Ezilen Halkların Vicdanına Yer Etmiştir, Unutulmayacaktır! – İmera Fera Yeşilgöz

İnsanlık değerlerinin günbegün yok edilmeye çalışılması yeni değildir. Evvelden beridir, AKP iktidarı , iktidarını kendinden olmayanın yok edilmesi üzerine kurmuştur. İşçi sınıfının ve halkların sürekli ve yeniden sömürülmesi ile güç elde etmiş ve bu gücü gerçekleştirdiği katliamlarla, toplum içerisinde kutuplaşma ve beraberinde ayrıştırma yaratarak elinde tutmayı hedeflemiştir.

TKP/ML-TİKKO Dersim Komutanlığı: “Varlığı ile Partimizi onurlandırdı, pratiği ile ordumuzu şereflendirdi!”

14 Ağustos’ta Rojava’da ölümsüzleşen TİKKO Komutanı Nubar Ozanyan için bir açıklama yapan TKP/ML TİKKO Dersim Komutanlığı “Bizler TKP/ML TİKKO Genel Komutanlığı’na bağlı Dersim’de ve Rojava’da savaşan halk savaşçıları olarak TİKKO’nun savaş generali Orhan Bakırciyan yoldaşın bizlere devrettiği savaş bayrağını taşımaya devam edeceğiz” dedi. Elimize e-posta yoluyla ulaşan açıklama şu şekilde:

Varlığı ile partimizi onurlandırdı, pratiği ile ordumuzu şereflendirdi!

Meydanlarımızın Serdar’ı Güzel Şahin Ölümsüzdür!

Yüreğimizin bir parçası daha aramızdan ayrıldı. Her duruşunda tarihsel bir çınarı temsil eden, gülüşünde varlığını adadığı mücadelenin sıcaklığı ve enerjisinde geleceğe olan umut ile Güzel’imizi, Türkiye Devrimci Hareketinin Anasını kaybettik. Onun direngenliğinde bilincimizin önüne serilen inanç ile onun kararlılığını heybemize koyduk.

18 Eylül günü Partizan geleneğinin önemli kişilerinden Serdar Can’ın Gazi’de gerçekleşen anma töreninde fenalaşarak hastaneye kaldırılan Güzel Anamız iki günlük yaşam mücadelesini bizlere miras bırakarak aramızdan ayrıldı.

TKP/ML GDPK ve Dersim Komutanlığı’ndan açıklama:

“Dimdik ayakta duranlar darbeci tasfiyeciliğin saldırılarını alt edecektir!”

H. Merkezi: Elimize e-posta yoluyla ulaşan bir habere göre açıklama yapan TKP/ML Geçici Dersim Parti Komitesi ve TKP/ML TİKKO Dersim Komutanlığı “Bilinmelidir ki, bu türden saldırılara maruz kalan yoldaşlarımız yalnız değildir. TKP/ML TİKKO gerillaları olarak yoldaşlarımızın, taraftar ve militanlarımızın yanındayız. Onlarla omuz omuzayız.

Güzel Ana'yı yıldızlara uğurladık!

Devrimcilerin anası Partizancıların yoldaşı Güzel Ana sonsuzluğa yürüdü. YIldızlar yoldaşı olsun.

Kürtlerin ayrılma hakkı gasp edilemez!

Kürtler, Mezopotamya coğrafyasının yerleşik kadim halklarından biri olmasına karşın, son yüzyıllarda bir devleti (Doğu Kürdistan’da kurulan kısa ömürlü Mahabad Cumhuriyeti’ni saymazsak) olmayan ve çeşitli ülkelerden tarafından parçalanarak sömürgeleştiren bir ulus olma haksızlığını, ağır bedeller ödeyerek yaşamaktadır, yaşatılmaktadır.

Sayfalar