„Holodomor „ Yalanı Üzerine
Başta Avrupa emperyalist burjuvazisi olmak üzere, bütün gerici devletler, emperyalist Rusya'nın Ukrayna'ya saldırı ve işgalini bahane ederek, tüm SSCB kazanınlarını, anıtlarını yok etmenin yanında, yeni yeni kararlarla, Stalin önderliğindeki SSCB'ni ve sosyalizmi karalamak için her türlü yalana baş vurmaya hız verdiler. Burjuvazinin, sosyalizm ve onu anımsatan herşeye düşmanlığı, kapitalizm ayakta kaldığı sğrece devam edecektir. Bu nedenle, burjuvazinin bütün yalanlarını açığa çıkarmakta devrimci mücadelenin en önemli ayaklarından biridir.
30 Kasım 2022'de Alman Federal Meclisi, SPD, Yeşiller, FDP ve CDU/CSU tarafından ortaklaşa sunulan "Ukrayna'da Holodomor: hatırlama - anma - uyarı" (yani, soykırım) önergesini kabul etti.[1] Avrupa Parlamentosu, 2009'dan beride, 23 Agustos'u, “ Avrupa'da Stalinizm ve Nazizm Kurbanlarını Anma Günü” olarak anıyor. 23 Agustos'u almalarının nedeni iser, 1939'da SSCB-Almanya arasındaki “Karşılıklı Saldırmazlık Paktı”nın imzalandığı gün olmasıdır.[2] Burada “Nazizmi” araya sıkıştırmalarının nedeni, “ayıp” olamasın diyedir. Yoksa, hiç biri Nazizmi kınamadıkları gibi, BM'de Nazizmi, başta ABD, Almanya ve diğer Batılı emperyalistler olmak üzere bir çok ülke, Nazizmi kınama önergesine oy vermemişlerdir.[3] ABD, Ukrayna ve Batılı emperyalistlerin karşı oyuna rağmen BM'de çoğunluk ülke kınama önergesine oy verdiği için önerge BM kararı olarak kesinleşmiştir.
Bazı ülkeler[4] daha da ileri giderek, 2. Dünya savaşında Nazizme karşı direnenlerini anısına dikilen anıtları bir bir söküyorlar. Özellikle de “Rusya-Ukrayna Savaşı” bahanesi adı altında. Bu aslında SSCB'e karşı olmaktan öte her ülke burjuvazisinin sosyalizme karşı olmasından, sosyalizmi anımsatacak her şeye karşı öfke duymalarından kaynaklanıyor. Örneğin, Letonya burjuvazisinin böyle bir karar alması, 2. Emperyalist dünya savaşı sırasında Nazi işgaline karşı Letonya işçi sınıfı ve emekçilerin anısına karşı yapılan bir ihanettir. Kapitalizmin bütünüyle egemenliği ve AB kapılarının açılmasıyla, 2 milyonluk ülkenin yüzde onunun (200 bin)AB ülkelerine göç ettmiş olması, kapitalizmin yıkımı olarak görülmüyor.
SSCB ve Stalin üzerine ABD ve AB burjuvazisinin yalanları biliniyor ve bunlar daha 2. dünya savaşının hemen bitiminde Stalin şahsında antikomünist saldırılara ve SSCB aleyhinde yoğun kara propagandalara başlamışlardı. Çünkü, 2. Emperyalist Dünya savaşı'nda Alman emperyalizminin SSCB tarafından yenilgiye uğratılarak çökertilmesi, bütün dünya işçi sınıfı ve halkları arasında geniş bir sempati kazanmıştı. Stalin şahsında SSCB'ne ve sosyalizme karşı büyük bir sempati vardı. ABD önderliğindeki Uluslararası burjuvazi bu sempatiyi bir şekilde yıkmak için harekete geçti. ABD emperyalist burjuvazisi, başta ABD ve Avrupa olmak üzere dünyanın her köşesinde kendilerine hizmet edecek, dolara endeksli kalem oynatan Entelektüel yazarlar ordusu oluşturdu. Antikomünizm şaha kaldırıldı. Stalin, SSCB ve sosyalizm üzerine binbir türlü yalan ve iftiralar yayınlatıldı. Hannah Arentd[5] gibi burjuva liberal entelektüeller yahudi kökenli olmalarına rağmen Nazizmi “masum” çıkarmanın teorilerini üretecek denli “bilimsel” olabildiler. ABD emperyalizminin Hiroşima ve Nagazaki yüzbinlerce (anında 250 bin kişi) insanın canice katlediliğinden ise hiç söz etmediler ve hatta “yapılması gereken bir şey”miş gibi “normal” bir olay olarak göstermeye özel gayret gösterdiler. Emperyalist ABD burjuvazisi, Hiroşima ve Nagazaki'ye attıkları atom bombası nedeniyle Japon ve dünya halklarından hala özür dilememiştir.
Ve ABD'nin bu canice katliamı yıldönümü, normal bir anma olarak geçiştirilir ve asla ABD teşhir edilmez. ABD emperyalizmi değil, ölenler, katledilenler suçluymuş gibi anma etkinlikleri düzenlenir. Japon emperyalist burjuvazisi, ABD'yi bu katliamda “suçsuz” göstermek için özel bir çaba harcar. Oysa, Japon emperyalizmi teslim olmak üzereyken ABD emperyalizmi atom bombasını iki şehire attı. Amaç çok açıktı: SSCB'nin Japonya'yı teslim almasını önlemek ve aynı zamanda SSCB'ne ve ezilen dünya halklarına atom bombasının “yıkıcı-yokedici” gözdağını vermek ve 2. emperyalist dünya savaşının emperyalist galibi olarak kendini kabul ettirmek içindi.
Liberal entellektüeller ve burjuvazi asla bunları konuşmaz ve asla gündeme dahi getirmezler. Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombasını, adeta, bir “doğa olayı” gibi göstermeye özel bir önem verirler. Doğrusunu yazarlarsa, gerçekleri kitlelere net olarak göstermeye çalışırlarsa, kutsadıkları kapitalist sistemin yara alacağını düşünürler.
Konumuza dönersek;
Ukrayna'daki Holodomor'la ilgili burjuva yazarlar tarafından çok kitaplar yazıldı ve yazılmaya devam ediyor. Isıtıp ıstıp yeniden gündeme sokuyorlar. Ama, gerçekleri çarpıtarak. Bunlardan biri de yeminli Stalin, SSCB, sosyalizm ve MLM düşmanı Gün Zileli. Bu konuyu Artı-Gerçek'teki köşesinde bir kere daha yazdı.[6] Emperyalist Alman tekellerinin siyasal temsilcisi meclisin kararından sonra Zileli'nin bu konuyu yazmaması düşünülemezdi.[7] Çünkü bu zatın, Bolşeviklerle ilgili görüşleri, başta Naziler olmak üzere bütün antikomünistlerin Bolşeviklerle ilgili görüşleriyle birebir örtüşür ve bu konuda onlarla ayrı düşmemeye özel bir dikkat gösterir. Hollodomor'un ilk yaratıcısı da Goebbels'dir ve onun bu konudaki görüşlerini de dünyaya yayan ise o dönemin ABD'li basın patronu olan faşist W. R. Hearst'dir.
Alman burjuvazisin Ukrayna'da “Holodomor”u tanıması, Nazi Almanya'nın geçmişini temize çıkarma operasyonudur. Alman burjuvazisi Nazi geçmişini dünya halklarına unutturmaya ve birazda olsa nazizmi aklamaya çalışıyor. Bütün çabası bu. Alman emperyalist burjuvazisinin ve Ukraynalı nazilerin bu konudaki çabalarının nedenleri analşılabilir. Onların derdi her yerde ve her alanda sosyalizme, sosyalizmin tüm kazanımlarına ve değerlerine karşı savaştır. Ya Zileli gibi küçük burjuvaların, antikomünistlikte öne çıkma gayretlerinin amacı ne ola acaba?
Ukrayana da Kıtlık Yılları
Ukrayna'da 192-1932 arasınnda kıtlık oldu. Bu bir gerçek. Bu nedenle de bir çok insan öldü. Ancak bu, SSCB'nin politikasından, Kulakları (zengin köylüler) mülksüzleştirme politikalarından değil, birincisi iklimin kurak geçemesiyken, ikincisi ve önemlisi kulakların tahıl ürünlerini satmayıp stok etmelerinden kaynaklandı.
Bu konun daha iyi anlaşılması için Stalin'den bu konuyla ilgili uzun bir alıntı akatarayım: Bu konu SBKP içinde de tartışılır.
“.... Her şeyden önce bu yılki çavdar ve buğday rekoltesinin, geçen yıldan 500-600 milyon pud[8] -gayri safi rekolteden sözediyorum- az olduğu unutuldu. Bu, tahıl alımında etkili olmamış mıdır? Elbette omuştur.
Belki bu konuda suç MK politikasındadır? Hayır. MK politikasının bununla hiç bir ilişkisi yok. Bunun nedeni, Ukrayna'nın bozkır kesimlerinde (don ve kuraklık nedeniyle) büyük ölçüde, Kuzey Kafkasya'da, Merkezi Kara Topraklar bölgesinde ve Kuzey Batı bölgesinde ise kısmen kötü mahsul alınmasıdır.”
Stalin devam ediyor:
“Bizim her yıl, kentlere ve sanayi bölgelerine, Kızıl Ordu'ya ve sanayi bitkileri eken bölgelere ekmek temin etmek için, yaklaşık 500 milyon pud tahıla ihtiyacımız var. Kendiliğindelik yoluyla alım organlarının eline 300-350 milyon pud geçiyor. Geriye kalan 150 milyon pudu, köydeki kulak ve varlıklı unsurlara yapacağımız örgütlü baskı yoluyla tedarik etmek zorundayız.
“... geçen yıl Ukrayna'da Nisan'a kadar 200 milyon pud tahıl (çavdar ve buğday) tedarik etmemizin, fakat bu yıl sadece 26-27 milyon puda ulaşmamızın esas nedeni budur.
“Bu iki yıli içinde neler olmuştur, bu değişiklikler nereden geliyor, neden kendiliğindencilik öncelikle yeterliydi de şimdi yetersiz hale geldi? Bunun nedeni, Kulak unsurların ve varlıklı unsurların, bu yıllarda (NEP dönemi kast ediliyor -YK-) büyümüş olmalarıdır; bol ürün elde edilen bir dizi yıl, onlarda iz bırakmadan geçip gitmedi, ekonomik olarak güçlendiler, küçük bir sermaye biriktirdiler ve artık, tahıl fazlasını, fiyatların daha da yükseleceği beklentisiyle ellerinde tutarak ve geçimlerini başka ürünlerden sağlayarak pazarda manevra yapabilirler.
“Tahıl ... içinde bulunduğumuz koşullarda altında herkesin satın alacağı, olmazsa olmaz bir metadır. Bu hususu gözönüne alan Kulak, tahılını alıkoyuyor ve böylece öteki tahhıl sahiplerine de bu tavrı bulaştırıyor. Kulak, tahılın bütün paraların parası olduğunu biliyor. Kulak, tahıl fazlasının sadece zenginleşme aracı olmadığını, aynı zamanda, köy yoksullarını boyunduruk altına almanın aracı olduğunu biliyor.
“Tahıl alımı örgütlenmelidir. Yoksul ve orta köylü kitleleri Kulaklara karşı seferber edilmeli ve Sovyet iktidarının, tahıl alımını güçlendirmeyi hedefleyen önlemlerinin, bu kitlelerce tam olarak desteklenmesi başarılmalıdır.”[9]
Burada şunu da anımsatalım, SSCB'de devrimden sonra Ukrayna'da 1930'a kadar ekili alanlar %2,7 genişletilirken, genel olarak bütün Sovyetlerde ise, devrim öncesi 16 milyon çiftçi varken, devrimden sonra 25 milyon çiftçi'ye yükselmiştir.[10]
Kulakların tasfiyesi politikası esas olarak 1929 yılında başladı. Çünkü gelinen süreçte Kulaklar zengin bir sınıf olarak güçlenmeye ve Sosyalizm için tehlikeli bir hal almaya başlamıştı. Kulakların tasfiyesi elbette SBKP (Sovyetler Birliği Komünist Partisi) içindede sert tartışmalar yaratmıştı. Tersi beklenemezdi. Kulakların tasfiye politikasına başta MK içinde karşı çıkanlar ve Kulakları savunanların başında Buharin ve Rikov (bu ikisi de aynı zamanda SBKP Polit Büro üyeleriydi) geliyordu. Resmen kulakların parti içinde sözcüleri durumundaydılar. Stalin bu sağsapmacı düşünceleriş eleştirmiş ve mahkum etmiştir. Troçkistlerin ve bunlarla birlikte hareket eden sağ sapmacıların 1934-37 SSCB yıkma girişimleri, SBKP'nin kulak politikasına karşı direnenlerin bir eylemiydi. Daha doğrusu, sosyalizmin inşasına karşı, karşı-devrimci bir örgütlenmenin ortaya çıkarılması ve ona karşı mücadeleydi bu süre.
Ukrayna'daki ve daha bir çok alanda “açlık” sorunun temeli buydu. Karşı-devrimci grühların ileri sürdüğü gibi, SSCB'nin ve Stalin'in Ukrayna halkını “cezalandırma” politikası değil, kuraklık ve içteki Kulakların karşı devrimci eylemlerinin ürünüydü. Ukrayna'yı bir devlet olarak, bağımsız bir ülke olarak ortaya çıkaran Bolşeviklerdir. Rus emperyalizmin burjuva çarı Putin'i bunu doğru olarak açıklamıştır: “Ukrayna Lenin ve Bolşeviklerin eseri” diye.
Vikipedia ise, 'Ukraya'da 8 milyon” kişinin “açlık”tan öldüğünü yazacak denli çok çok “tarafsız” bir burjuva yalan sitesi.[11]
Emperyalist burjuvazinin “Holodomor” iddiası tamamen yalan ve uydurmadır. Belegelere dayanmaz. O süreçte Stalin'den de aktardığımız gibi ortada bir kuaraklık ve don etkisi nedenyile tahıl rekoltesinin ciddi bir düşüşü söz konusuydu ve ikincisi ise, Kulakların tahıl satmama direnişiydi. Özellikle Rusya'nın hemen hemen her yerinde 1931-1933 arası bütün ülkeyi etkileyen bir kuraklık dönemi yaşandı. Buna rağmen SSCB hükümeti, kuraklık nedeniyle tahıl rekoltesinin düşük olduğu yerlere tüm olanakları ölçüsünde yardım etmiştir. 1933'ten sonra Kulakların esas olarak tasfiyesi ve kolhozlaşmanın (tarımın kollektifleştirilmesi) artışıyla birlikte, daha sonraları da yer yer kuraklık olmasına karşın, Sosyalizmin esas olarak inşasıyla bu sorun tümden çözülmüştür. Ayrıca, Stalin'in ya da herhangi bir SSCB yetkilisinin “Ukrayna'yı aç bırakın” diye bir yazılı ya da sözlü belgesi de yoktur. Olsaydı, burjuvazi bunu çoktan “çarşaf çarşaf” yayınlardı. Kendilerinin yayınlanmasına gerek kalmadan sınıfdaşları Kruşçev yayınlardı. Aksine, Ukraynadaki kuraklığa dikkat çeken ve acil önlem ve yardım yapılmasını içeren hükümet kararnameleri var.
Emperyalist burjuvazinin, iç savaş sırasında ve daha sonra SSCB'e ait olamayan açlıktan ölüm fotograflarını “Ukrayna'da açlıktan ölenler” diye sunması, gerçekleri ters yüz etme ve antikomünist paropagandanın bir aracı olarak ileri sürlmüştür ve sürülmeye devam ediyor. 25.12.2022
[1] Rote Fahne, https://www.rf-news.de/rote-fahne/2022/nr26/bundestagsbeschluss-zum-holodomor-teil-der-psychologischen-kriegsfuehrung
[2] 23 agustos 1939 Sovyet-Nazi almanyası arasındaki anlaşmayı, emperyalist burjuvazi, Stalin'in diktatörlüğünün “kanıtı” olarak sunmayı sever. Oysa, daha 2. emperyalist savaş öncesi başta ABD, Fransa ve İngiltere olmak üzere bir çok kapitalist ülkenin Nazilere maddi ve silah yardımı yaptıkları biiliniyor. Bunların belgeleri var. Amaç, Hitler Almanya'sını SSCB'ne saldırmasını sağlamktı.
[3] https://press.un.org/en/2022/gashc4365.doc.htm (4 Kasım 2022)
[4] ttps://www.gazeteduvar.com.tr/ikinci-dunya-savasinda-nazilere-direnenlerin-hatiralari-da-lanetlendi-makale-1579337
[5] Yusuf Köse, https://www.kaypakkayahaber.com/kose-yazisi/cianin-anti-komunist-ozgur-dusunceli-entellektuelleri-1bolum
[6] https://artigercek.com/makale/holodomor-232950
[7] G. Zileli, kamuoyunda “ilerici-demokrat” gibi gösteriliyor. Oysa, azılı bir sosyalizm düşmanıdır. Bazı devrimci Tv yayınları, bu kişiliği tartışma toplantılarına çağrıyor ve “devrimci hareketin duayenlerinden” gibi sıfatlarla ödüllendiriyorlar. Oysa, bu kişilik, Perinçek ile karşıt gibi gözükmesine karşın, sosyalizm düşmanlığında birleşirler ve bu ikili bir madalyonun iki yüzü gibidirler. Bütün yazılarında sosyalizme, sosyalizmin yaratıcılarına, bilimsel sosyalizmin teorik ve pratik önderlerine küfür eden birisinin “demokratlığı” nasıl olur acaba? Sınıf bilinçli işçi sınıfı açısından, böyle bir sıfat, bu tür ideolojik sınıf düşmanlarına “bahşedilemez”. Olsa olsa karşı-devrimin yedekleri, kullanımlı ideolojik manipülasyon araçları olabilir. Ancak, ideolojik kırılma (ve ideolojik mezhepleri geniş olanların) içinde olanların bunları görmeleri söz konusu olamaz elbette.
[8] Pud: Rusya ve Ukrayna'da Çarlık döneminde kulanılmış 16,38 kg denk gelen bir ağırlık ölçü birimi. (YK)
[9] Stalin, Eserler, C.12, sf. 82-88, 1. Basım, İnter Yayınları
[10] Rote Fahne, https://www.rf-news.de/rote-fahne/2022/nr26/bundestagsbeschluss-zum-holodomor-teil-der-psychologischen-kriegsfuehrung
[11] https://tr.wikipedia.org/wiki/Holodomor
26 Mart 1932 tarihli, Ukrayna’da kıtlık yaşanan bölgelere buğday ve tohum yardımı yapılmasına ilişkin kararname
23 Nisan 1932 tarihli, Ukrayna’da kıtlık yaşanan bölgelere ekmek ve erzak gönderilmesine yönelik kararname
26 Haziran 1932 tarihli, Ukrayna’da kıtlık yaşanan bölgelere yardım için devlet bütçesinden pay ayrılmasına ilişkin kararname 13
1Holodomor: Ukraynaca Ölüm ve Açlığın kısaltarak “açlıkla öldürme” anlamına geliyor.
2Rote Fahne, https://www.rf-news.de/rote-fahne/2022/nr26/bundestagsbeschluss-zum-holodomor-teil-der-psychologischen-kriegsfuehrung
323 agustos 1939 Sovyet-Nazi almanyası arasındaki anlaşmayı, emperyalist burjuvazi, Stalin'in diktatörlüğünün “kanıtı” olarak sunmayı sever. Oysa, daha 2. emperyalist savaş öncesi başta ABD, Fransa ve İngiltere olmak üzere bir çok kapitalist ülkenin Nazilere maddi ve silah yardımı yaptıkları biiliniyor. Bunların belgeleri var. Amaç, Hitler Almanya'sını SSCB'ne saldırmasını sağlamktı.
4https://press.un.org/en/2022/gashc4365.doc.htm (4 Kasım 2022)
5ttps://www.gazeteduvar.com.tr/ikinci-dunya-savasinda-nazilere-direnenlerin-hatiralari-da-lanetlendi-makale-1579337
6Yusuf Köse, https://www.kaypakkayahaber.com/kose-yazisi/cianin-anti-komunist-ozgur-dusunceli-entellektuelleri-1bolum
7https://artigercek.com/makale/holodomor-232950
8 G. Zileli, kamuoyunda “ilerici-demokrat” gibi gösteriliyor. Oysa, azılı bir sosyalizm düşmanıdır. Bazı devrimci Tv yayınları, bu kişiliği tartışma toplantılarına çağrıyor ve “devrimci hareketin duayenlerinden” gibi sıfatlarla ödüllendiriyorlar. Oysa, bu kişilik, Perinçek ile karşıt gibi gözükmesine karşın, sosyalizm düşmanlığında birleşirler ve bu ikili bir madalyonun iki yüzü gibidirler. Bütün yazılarında sosyalizme, sosyalizmin yaratıcılarına, bilimsel sosyalizmin teorik ve pratik önderlerine küfür eden birisinin “demokratlığı” nasıl olur acaba? Sınıf bilinçli işçi sınıfı açısından, böyle bir sıfat, bu tür ideolojik sınıf düşmanlarına “bahşedilemez”. Olsa olsa karşı-devrimin yedekleri, kullanımlı ideolojik manipülasyon araçları olabilir. Ancak, ideolojik kırılma (ve ideolojik mezhepleri geniş olanların) içinde olanların bunları görmeleri söz konusu olamaz elbette.
9Pud: Rusya ve Ukrayna'da Çarlık döneminde kulanılmış 16,38 kg denk gelen bir ağırlık ölçü birimi. (YK)
10Stalin, Eserler, C.12, sf. 82-88, 1. Basım, İnter Yayınları
11Rote Fahne, https://www.rf-news.de/rote-fahne/2022/nr26/bundestagsbeschluss-zum-holodomor-teil-der-psychologischen-kriegsfuehrung
12https://tr.wikipedia.org/wiki/Holodomor
13SSCB Kararname belgeleri, https://www.sovietimages.com/holodomor-yalani-ve-altinda-yatan-gercekler/ alınmıştır.
Yusuf Köse
Yusuf Köse teorik ve politik konularda yazılar yazmaktadır. Ayrıca 7 adet kitabı bulunmaktadır. Kitapları şunlardır: Emperyalist Türkiye, Kadın ve Komünizm, Marx'tan Mao'ya Marksist Düşünce Diyalektiği, Marksizm’i Ortodoks’ça Savunmak, Tarihin Önünde Yürümek, Emperyalizm ve Marksist Tarih Çözümlemesi, Sınıflı Toplumdan Sınıfsız Topluma Dönüşüm Mücadelesi.
http://yusuf-kose.blogspot.com/
Son Haberler
Sayfalar
Hamas[1] -siyonist İsrail devleti denkleminde gazze'deki soykırım:
Açıklanan rakamlar muhtelif olsa da 7.Ekim.2023 ile 30.Mayıs.2024 tarihleri arasında, ezici çoğunluğu çocuk ve kadın olmak üzere, toplamda 36 bin Filistinli hunharca katledilmiş durumda. Yaralı sayısının 80 bini aştığı ve keza binlerce kişinin akıbetlerinin bilinmediği söylenmekte.
Yirmi saplı ilmik (Nubar Ozanyan)
Zulmün sınırının ve çapının olmadığı, çığlığın ve yüksek sesle ağlamanın yasak olduğu topraklarda yaşıyoruz. Ermeniler, Kürtler, Aleviler geçmişte yaşadıklarının yaslarını tutmaya vakit bulamadan daha kapsamlı acıların içine itiliyorlar. Diktatörler bir yandan halkların bembeyaz barış sayfalarına zulümlerini kara kalemle yazarken diğer yandan yaptıkları kötülüklerin ve işledikleri cinayetlerin unutulması ve bir daha hatırlanmaması için ellerinden gelen her şeyi yapmaya çalışıyorlar. Halkların hafıza ve belleklerini silerek sahte bir tarih yazımıyla kirletiyorlar.
Emperyalizm Üzerine Notlar-3
Emperyalizm, Bağımlılık ve Eşitsiz Gelişme
Soru 3:
Türkiye Mali olarak ABD ve AB Emperyalistlerine Bağlıdır
Cevap:
Türkiye'nin mali olarak, mali olarak daha güçlü emperyalist ülkelere ihitiyaç duyduğu hatta bağımlı olduğu bir gerçektir. Ancak bu bağımlılık, bir yarı-sömürge ya da bağımlı ülke bağımlılığı gibi olmayıp, finansal olarak daha büyük olmamasıyla ilgilidir.
Bir Kez Daha: Tehlikenin Farkında mıyız?
Ermenistan’da Tavuş Hareketi Üzerine
Ermenistan Apostolik Kilisesi Tavuş İdari Başpiskopos’u Bagrad Galstanian önderliğinde başlatılan sivil itaatsizlik gösterileri, halkın yoğun katılımı ile devam ediyor. Ermenistan’a ait dört köyün, Azerbaycan’a iade edilmesi bardağı taşıran son damla oldu. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın derhal istifa etmesi isteniyor. 4 Mayıs’ta başlayan gösteriler, yol güzergahı üstünde bulunan Lori, Sevan, Geğarhunik… şehirlerinden halkın yoğun katılımı ile Yerevan’da sonlandırıldı. 26 Mayıs’ta Cumhuriyet Meydan’ında düzenlenen miting ile yüz binlere ulaştı.
“CHP’yi demokrasi cephesıne katılmaya zorlama” yaklaşımları üzerine - 2
Sol-sosyalizm adına adeta akıllara durgunluk veren yaklaşım örnekleri bu saptama ve belirlemeler. Yani sanki de CHP işbirlikçi tekelci burjuvazinin temsilcilerinden ve T.C Devleti’nin koruyucu-kollayıcı ana güçlerinden olan bir sosyal demokrat parti değil de sol, sosyalist veya halkçı bir partiymiş gibi tenkit ve değerlendirme konusu yapılıyor. Hal böyle olunca da burada kusur, varlık nedeni gereğince davranan bir sosyal demokrat partinin değil; sosyal demokrat partiye, sahip olmadığı/olamayacağı payeleri yükleyen yaklaşımların olur doğallığıyla.
İdeolojik Netlik ve Örgütlülük
Günümüzde özgür bir geleceğe doğru yapılacak her hamle, sınıf bilinçli bir duruşu ve buna uygun bir örgütlülüğü zorunlu kılar. Tüm bunlar da yoğun bir emeği ve fedakarlığı gerektirir. Sınıf bilincinden yoksun, kendiliğinden hareketlerle köklü değişimlerin-tarihsel kopuşların yaratıcısı olunamaz. Proleter ideolojiyle donanmış partilerin tarihsel misyonu tam da burada ortaya çıkıyor. Yine partisiz-örgütsüz bir duruşla özgür bir geleceğe dair hesaplar yapılmaz.
AKP-MHP FAŞİST DİKTATÖRLÜĞÜNÜN K. KÜRDİSTAN’DA FİİLİ OLARAK UYGULADIĞI, SÖMÜRGE SİYASETİDİR.
Sömürge siyasetinin en belirgin özelliği, yerel halkın iradesinin gasp edilerek, yok sayılmasıdır. Bunun yerine, sömürgeci merkezi yönetimin doğrudan kendi memurlarını oraya yönetici olarak atamasıdır. Bunun adı bir dönem OHAL Valisi, sıkıyönetim komutanı, bölge müsteşarı oluyorken; bugün de Kayyum belediye başkanı, muhtar vs. vs. oluyor.
Günümüz koşullarında sömürge veya ezilen bağımlı uluslara, azınlıklara, baskı altındaki inançlara ve ezilen cinse karşısömürge siyasetinin aldığı biçim; aleni bir şekilde, koyu faşizmden başka bir şey değildir.
Piroğlu Ecevit (Nubar Ozanyan)
Özgürlük uğruna bedeni ölüme yatırarak bir mevsim aç kalmak… Onurlu ve özgür bir yaşam için kendisine ait olan her şeyi feda etmek. Budur, özgürlük mahkumlarının hikayesi! Dünya ve ülkemizin zindan direniş tarihi buna fazlasıyla tanıktır. Amed zindanından Metris zindanına uzanan direniş tarihi fazlasıyla buna tanıktır. Kolay mı saatlere günlere aldırmadan her gün herkesin gözü önünde santim santim erimek; yaşamın nimetlerine dokunmadan açlığa yatmak… 120 günden daha fazla süren bir direnişi sürdürmek; düşünmek ve hayal etmek bile insanı ürkütüyor.
ABRÜST - leylekler getirdi kız... leylekler...
"Sol Kal Sol Yaşa"
Sol tatile gitmişken...
Toplumsal yapı da; bir an bile parlamentarizmi savunmakta vazgeçmediğini ilan eden her insan ve siyasi yapı da ağır saldırılara maruz kalıyorken...
seçimlerle siyaset yapmak istiyen devrimcilerde proletaryaların her geçen gün ağırlaşarak hissettiği solcusuzluğa karşı da proletaryanın karşısına umut olma uğruna olsa da "Sol Kal Sol Yaşa" diyerekte çıkamıyorken...
fırsatta buyken... fırsatta buyken...
yazın gitsin kız... yazın gitsin...
abrüst... falan filan...
sanat da diyin gitsin.
Zap’a bomba Colemerg’e kayyum (Nubar Ozanyan)
Türk patronlarının ve generallerinin Kürt ve emek düşmanlığı kapsamlı ve planlıdır. Sınırlı bir zaman ve belli bir dönemle sınırlı değildir. Süreğendir. Demokrasiyi gerçekte değil sözde bilir. Uygulamada değil yasalarında yazılı haliyle tanır. Ki bunu bile kaale almaz. Tarihten günümüze dek en iyi yaptığı şey işgal ve Türk olmayan halkların canını almaktır. Emek ve topraklara konmaktır. En iyi bildiği ise “Yakma-Yıkma-Çökme”dir. İkiyüzlü ve sahtekâr olduğu kadar kinci ve intikamcıdır.