Perşembe Eylül 24, 2026

“Halkın aslanları: HBDH milisleri” (Ziya Ulusoy)

Bahsetmek istediğimiz HBDH militanları. Yaklaşık 7 yıldır Erdoğan faşizminin acımasız  saldırı ve zulmüne karşı mücadele ediyorlar. Şimdiye değin yüzlerce eyleme imza attılar.

Mücadele koşulları çok ağır. Faşizmin saldırgan ve devasa miktardaki polis aygıtı, yüksek gözetleme ve takip tekniğini de kullanarak, hareket imkanını çok daraltıyor. Az güçle ve bu duruma rağmen, HBDH militanları eylem yapabiliyor. Biribirinden çok uzak kentlerde de, değişik bölgelerde de, aynı kentin değişik semtlerinde de Erdoğan faşizmine karşı eylem yapabiliyorlar.

Eylemleri genellikle faşist AKP ve MHP’li patronların işyerlerini, grevdeki işçilerin çalıştıkları  şyerlerinin sahibi şirketleri, ekolojiyi tahrip eden şirketleri, Erdoğan faşizminin polisini, bekçisini ve bazen de askeri konvoylarını hedef alıyor.

HBDH militanları, eylem gruplarına değişik dönemlerdeki devrimci şehitlerin adlarını vererek onların anılarını  mücadelede yaşatıyorlar. Ayrıca her eylemi şehit düşen devrimcilere ve halka adıyorlar. Böylece güncelde mücadeleyi geliştirmeye çalışırlarken, yakın tarihin devrimci şehitlerini ve içinde yeraldıkları mücadeleleri örnek göstermeye özen gösteriyorlar.

Erdoğan faşizmine karşı kentlerde devrimci mücadele iki başlıca yoldan örgütlenmeli ve geliştirilmeli. Bu, komünist, devrimci ve demokratik güçlerin birleşik mücadelesinin ihtiyacıdır.

HDBH milisleri, kentlerde olması gereken iki başlıca mücadele yolunun, devrimci zor kullanarak direnmenin görevini büyük ölçüde omuzluyorlar.

Yıllarca bu devrimci görevi yapageldiler. Ve Erdoğan faşizmine karşı korkusuzca mücadele etmede esin kaynağı oldular. Olmaya devam ediyorlar.

HBDH eylemlerinin haberlerini faşist medya da burjuva medya da bilinçli olarak vermiyor. Faşist medya ”mezar sessizliği” sağlandığı yanılgısı hakim olsun diye elbette vermeyecek. Burjuva muhalif medya ise, halkçı ve devrimci mücadele gelişmesin diye son derece bilinçlice haber yapmıyor.

Fakat antifaşist medyanın hatırı sayılır sayıdaki bölümü de HBDH eylemlerine yer vermiyor. Bunun iki nedeni olabilir.

Birincisi ceza almaktan çekindikleri için. Oysa bunun faşizmi yenilgiye uğratma mücadelesine hiçbir yararı yok, tersine zararı çok.

İkincisi, sözkonusu yayınların izlediği siyasi çizgi, bu mücadele biçimini kendisine yabancı görüyor. Sözkonusu yayınlar bu nedenle de HBDH milislerinin eylemlerine  yer vermiyor. Bu tutumun faşizme karşı birleşik mücadeleye zararı var. Çünkü benimsemediği yöntemle de olsa faşizme darbe vuran her mücadelenin haberini yapmak, propaganda etmek,  her devrimci, antifaşist, demokratik, sosyalist akımın ve yayınlarının omuzlarındaki görevidir.

Faşist rejim, seçimi baskı ve hileyle kendi lehine sonuçlandırdıktan sonra, şimdi kitle desteğini daha pervasızca  şakşakçısı yaparak saldırganlığını sürdürecek. Dahası tırmandırmayı deneyecek.

Bu ağır koşullarda bir yandan kitlesel direnişi geliştirmeye, geliştirmek için cesarete dünden daha çok ihtiyaç var. Diğer yandan devrimci zor yoluyla direnmeye, direnmek için cesarete ihtiyaç var. HBDH milislerinin cesaret verici, esinlendirici mücadelelerinin haberlerini vermek bu nedenle antifaşist yükümlülük, sorumluluktur.

Diğer mücadele yöntemi, kitle eylemlerini faşizme karşı geliştirmektir. Bu mücadele yöntemini yükseltmede zorlanan devrimci ve demokratik güçler, mutlaka eksikliklerini ve hatalarını aşmalı. Vurgulamak gerekir ki, bu başarısızlıkta HBDH’ın hiçbir payı yoktur.

Bu ağır koşullarda yüzlerce devrimci zor eylemiyle faşizmin mezar sessizliği yaratma amacını bozguna uğratan HBDH milisleri halkın aslanlarıdır.

Halkın aslanlarının saflarında yeralmak, onların mücadelelerine katılmak, yardım etmek, haberlerini yaymak, faşizmi yıkma mücadelesini omuzlama onurudur. Tıpkı şimdi Batı Şeria’da genç Filistinli kuşağın, İsrail siyonizminin zulmüne karşı Aslanlar Yuvası örgütlenmesinde yer alarak meydan okumalarının onur vericiliği gibi.

HBDH milislerine, halkın aslanlarına şan olsun!  Faşizme karşı mücadeleleri sürekli olsun!

9978

ANALİZ: TC ve ABD’nin Kürdistan’da Kendi Kürdünü Yaratma Politikası

 

CHP heyetinin Hewler ziyareti öyle kısa vadeli hesaplarla yapılmış bir ziyaret olarak değerlendirilmemelidir. Bu ziyaretin özellikle ABD emperyalizminin bölgesel çıkarları için uzun vadeli bir planın adımlarından biri olduğu kuşku götürmezdir.

 

Türk Tekelci Devletin Yumuşak Güçleri

Her emperyalist ülkenin, kültürel yayılmacılığı da vardır. Kendi ekonomik ve politik nüfuz alanların genişletmek ve geliştirmek için birçok “barışçıl” gözüken aracı da devreye sokarlar. Bunlar, yardım kuruluşları, dini kuruluşlar ve çeşitli adlarda sivil toplum kuruluşlarıdır. Aynı zamanda, her ülkenin dilinden radyo ve TV yayınları da yaparlar ya da yapmaya çalışırlar. Türk tekelci devleti, uzun zamandır, bunları “iyi yapan” ülkelerin başında geliyor.

Türk devletinin denetiminde olan yardım kuruluşların başında TİKA, DEİK, AFAD, Yunus Emre Enstitüsü gelmektedir.

EYLÜL;Nubar OZANYAN

Zalimler ellerinde bulundurdukları olanakları en iyi şekilde kullanarak darbe, katliam, linç hafızası yaratırlar. Mazlumlara ait özgürlük düşlerini, direniş tarihini alt üst ederek ve silerek yok etmeye çalışırlar.

Mazlumlar ise özgürlük ve direniş hafızalarını korumaya ve güncellemeye çalışarak yeni direnişlerin yolunu açarlar. Zalimlerin çaba ve çalışmaları, onları hafıza katili olmaktan kurtaramaz.

SENTEZ | 40 Yıl Süren Afganistan İşgali, Taliban’ın Ülkeyi Ele Geçirmesi Ve Olasılıklar Üzerine…(1/2)

Taliban’ın Afganistan’ın büyük bölümünde iktidarı ele geçirmesini konu edinen bu makalenin birinci bölümünde, ülkenin tarihsel sürecine uğradığı işgaller bakımından bir değerlendirme ikinci bölümünde ise Taliban’ı doğuran zemin ve Afganistan’ın güncel durumuna ilişkin bir perspektif sunuluyor.

 

YORUM | Mustafa Suphi ve Komünist Hareketin 101. Yılı

Kemalist iktidara ilericilik atfeden Şefik Hüsnü TKP’si oportünizmin temsilciliğini yaparken Karadeniz’de boğulmak istenen Komünist Hareket 71 devrimci kopuşuyla yeniden ayağa dikilmiştir.

 

Birinci Emperyalist Paylaşım savaşının ön günlerinde İttihat ve Terakki partisinin Alman emperyalizmiyle yaptığı anlaşmalara karşı çıktığı için sürgün edilen Mustafa Suphi bir grup arkadaşıyla birlikte Rusya’ya geçer.

Ölümünün 45. Yılında Mao Yoldaşı Anıyoruz!

"Devrimi proletarya diktatörlüğü altında devam ettirilmesi teorisinin yanında, Marksist askeri çizgide Halk Savaşı teorisinin geliştirilmesi ve uygulanması, felsefe alanında çelişme yasası ve “zıtların birliği ve mücadelesi” yaklaşımı, Marksizm-Leninizm’in Maoizm aşamasına ulaşmasında belirleyicidir"

 

Komünizmi Sahte, “Cephe Çağrısı” Ulusalcı Olan Bir TKP

TKP[1] Merkez Komitesi, “yeni bir cephe açılmalıdır” başlığı altında bir cephe çağrısı yayınladı.[2] İçinde, Kürtlerin ve diğer azınlık ulusların ve sosyalizm olmadığı bir “cephe”.

Gerçekten de, “Bizi Kurtaracak Olan, Kendi Kollarımızdır!”[*]

 

 

“Gömülecek bir yerimiz bile yoksa vatanda

Ve dövülmüş köpek gibi yalnızsak

Bu suç bizim suçumuz ey emekçiler

Bu karanlık bizim karanlığımız!”[1]

 

“Devlet-mafya ilişkileri”, ya da daha kapsamlı bir deyişle “devlet-çete ilişkileri” bu ülkenin, deyim yerindeyse,   “sabite”lerindendir; gündem döner dolaşır, eninde sonunda bu konuya gelir… Adeta bir devlet rutini…

Örgütlülerin Handikabı

Çarşı (örgütlü) her şeye karşı.

Öncüye de, örgüte de, devlete de.

Ve yazar, geçiş dönemini içermeyen komünizmi eleştiriyor.

Şu koca dünyada komünizm karşısında örgütlülerin yaşadığı handikapı her halde başka hiç kimse yaşamıyordur.

Hemi geçiş dönemini içermeyen komünizmi eleştiriyorlar.

Hemi de eleştirdikleri geçiş dönemini içermeyen komünizm yerine  kendilerininde nasıl bir komünizm tezahür ettiklerini söylemiyorlar.

Sanki eleştirdikleri geçiş dönemini içermeyen komünizm geçiş dönemini içerseydi kabul edeceklermiş gibi.

15 Ağustos uyanıştır! (Nubar OZANYAN)

Kürt’ün yüzlerce yıllık kölelik ve uyuyan dünyasına yapılan en etkili devrimci müdahaledir, 15 Ağustos. Özgürlükle ve aydınlıkla tanışmanın ilk fişeğidir. Aynı zamanda yüzlerce yıldır süren kölelik dünyasından uyanışın, ayağa kalkışın devrimci yürüyüşüdür.

Umut, Umutsuzlukla Çatışarak Büyür…

Yeni duruma sıkça vurgu yapmamız boşuna değildir. Yeni durumu kavramazsak hatalarımızdan öğrenmeyi, yeni söylemlere açık olmayı ve dahası değişimin gerekliliğini yeteri kadar bilince çıkarmayı başaramayız. Keza yeni doğanı, gelişip büyüyeni doğru anlamak, tarihi anı doğru ve bütünsel okumakla orantılıdır.

Yine, yeni dönemin zorluklarına dikkat çekmek bir umutsuzluk ve karamsarlık işareti olarak görülmemelidir. Bu sadece bir gerçekliğin altını çizmektir. Ve yine, bu zorlukların içinde taşıdığı olanakları görmezsek, sınıf savaşımı için tarihi anı doğru okumamış oluruz.

Sayfalar