Salı Ekim 13, 2026

Haklarını Tavizsiz Savunan Dirençle Karşılaştığımda/ Hasan Aksu

Kadın sorunu yalnızca sınıf sorunu olarak ele alınamaz, görülemez. Kadın sorununda asıl çelişki cinsiyet sorunu olarak görülmelidir.

Sosyalizm de dâhil bütün sınıflı toplumlarda, cinsiyet sorunu vardır. Kadın cinsiyet ayrımcılığı bu toplumlarda temel sorunlarından biridir. Eğer ki kadın sorunu yalnızca sınıf sorunu görülür de, cinsiyet ayrımcılığı görmezden gelinirse toplumun ana yaralarından birisi olan kadın sorunu doğru ele alınamaz kavranamaz. Komünizme gidilecek yolda bir ayağımız topal kalır. Aynı zamanda kadın sorunu sınıf mücadelesi sorunudur. Açıkçası sömürü sisteminde erk/erkek burjuvaziyi, kadın proletaryayı temsil eder. Bu kapitalizmden komünizme geçiş sürecinde böyledir.  Çünkü her yeni dönemde çelişkiler değişim yaşayarak devam eder, yerini başka bir çelişkiye bırakır. Komünizm bütün toplumların en ilerisi, gerçek özgürlüklerin fışkırdığı devletsiz, sınıfsız bir toplum olacağından, kent ile kır arasında ve kafa ile kol çelişkisinin ortadan kalktığı, insanın insan tarafından sömürülmediği bir toplumda yaşayacağımızdan eski çelişkiler yerini yeni maddi çelişkilere bırakacaktır.  Şunu söyleyebilirim: Komünizmde de Kadın sorunu, yani cinsiyet sorunu olacaktır ama çelişki özünü değiştirerek yeni bir şekil alacaktı. Kısacası çelişkiler ortadan kalkmayacaktır.

 Devrimcileşme sürecinin sürekliliği içerisinde burjuva aileden kopma çabası da sürekli ve çatışmalı olmaktadır.

Bu anlamda her aile ve aile ortamı ayni zamanda bu çatışmanın yaşandığı bir arena gibidir.

Doğal olarak bundan ben de bağımsız değilim. Egemenliğin bir uzantısı olarak eşimle ve kızlarımla çatışmalar yaşamaktayım. Çünkü bütün ilerici özelliklerime rağmen içgüdüsel otoriter bir egemenlik parçası olarak sürekliliğini istememekteyim. Bu egemenliği kültürel alışkanlık ve şekillenmenin yansıması olarak bırakmak istemiyorum. Bastırmacı, kavgacı, sekter davranışlar göstererek burjuva yanlarımı korumaya ve bunu süreklileşmiş bir egemenlik biçimine eğilimlerimi fark ediyorum. Karşımda bilinçli sorunlarını gören, haklarını tavizsiz savunan dirençle karşılaştığımda geri adım atıyorum.  Bu elimdeki iktidarı gönüllü sizlere bıraktım anlamına gelmiyor elbette! Ama değişim gerçekleşiyor. Ve değişim sadece benim zihinsel ya da ideolojik yapımla değil bu kadın dünyasının zihinsel ve ideolojik yapısıyla çatışma halinde nesnel oluyor. Yani bütün engelleme çabalarına rağmen sınıf mücadelesi burada da haklıdan yana işliyor.

1. BÖLÜM devam edecek...

 

103783

Son Haberler

Sayfalar

Haklarını Tavizsiz Savunan Dirençle Karşılaştığımda/ Hasan Aksu

İSRAİLOĞULLARI ve DARİUS I (2.Bölüm)

Yorumcuların (bunlar Zerdüşt rahipleridir, Med bölgesinde yaşayan Mager kabilesi mensubudurlar, Batı dillerindeki Magie, Magic(sihir, büyü) kavramı buradan gelmektedir) anlatımlarından kızının hükümdarlığını sona erdireceği sonucu çıkartan Astyages, kızını bir Med soylusu yerine küçümsediği, hor gördüğü Perslerin bir prensi olan Kambyses ile evlendirir. Efsane bu ya Astyages bu evliliğin gerçekleşmesinden kısa bir süre sonra bir rüya daha görür. Rüyada kızı Mandane'nin cinsel organından bir asma ağacı çıkarak tüm Asya'nın üzerine yayılır.

Gülmek devrimcidir… [ismail cem özkan]

Gülmek mutlu olmak ve kendine güvenen anlamına gelir. Gülen insan yaşayandır, umudu var olan demektir. Gülmek her canlıyı daha güzel yapar, her birini ayrı ayrı sevimi gösterir. Gülen insan “Merhaba” diyendir, kısaca benden sana zarar gelmez!

100. yılında Ekim Devriminin İzinde!

Dünyayı sarsan büyük Ekim Devriminin 100. yıldönümünü geride bıraktık. Dünya işçi sınıfı ve ezilen halklarına başka bir dünyanın, sosyalizmin mümkün ve aynı zamanda gerçek, uygulanabilir olduğunu gösteren Ekim, geride bıraktığımız yüzyıl içindeki en önemli tarihsel dönemeçlerden birini oluşturuyor.

Yalinayak düşlerin yalın sözleriyle Sokrates-Özden Çiçek

Milattan önce yaklaşık 5. yüzyıl Atina`sında yaşayan, düşünen, sorgulayan ve bilmediğini bilen  Sokrates`in yaşamıdır konu edilen.

Yeni Bir Yıla Girerken, Kapitalist Sistem

Kapitalizm, insanı, sermayenin değişim ve kullanım aracı haline getirdiğinden bu yana; insan kendi toplumsal sisteminin öznesi olmaktan çıkıp, sisteme egemen olan sınıfın nesnesi haline getirilmiştir. Sermayenin kendi çıkarları için geliştirdiği bu ilişki biçimi ve niteliği, insan ve doğa için yıkımdan başka bir yöntem öngörmemiştir. Kapitalizm bütün vahşiliğini, sermayenin bu ilişkiler niteliğinin içinde üretmektedir. Sermaye ne denli büyüp, çalışanlar (işçiler) ise ne denli sermayenin egemenliği altına girmişse, toplumsal yıkım ve çürümüşlük bir o kadar artmaktadır.

“Denizden nehre Filistin”; Kudüs Filistin’dir!

ABD Başkanı Donald Trump’un, tüm tepkilere karşın 6 Aralık’ta Kudüs’ü “İsrail’in resmi başkenti” olarak tanıması ve Tel Aviv’deki ABD Büyükelçiliği’nin Kudüs’e taşınacağını açıklamasıyla tansiyonun zaten her daim yüksek olduğu Filistin’de gerilim iyice yükseldi.

İSRAİLOĞULLARI ve BÜYÜK KURUS (1. Bölüm“)

Amerika ve İsrail’in Irak’a ilk saldırısında, yani kendi koydukları isimle "1. Körfez Savaşı’nda" Saddam Hüseyin İsrail’e hatırladığım kadarıyla mealen şöyle bağırıyordu; " atalarımız gibi, Büyük Kral Nebukadnezar gibi sizi Filistin’den söküp atacağız, bir 2500 yıl daha kendinize gelemeyeceksiniz" bu laf üzerine, anamın ve Cafer dayımın bana aşıladığı ve sonrasında Marksist tedrisatla birlikte bir sisteme kavuşmuş bilimsel merakım beni yine eski kitapçılara ve kütüphanelere sürüklemişti.

Müslüm Elma: Biz devrimciler, sosyalistler düşüncelerimizi ifade etmekte çekinmeyiz

"Sayın Mahkeme Heyeti,

Sayın Avukatlarım tarafından araç içi denetim ve 15.03.2014 tarihli ev içi gözetimine ilişkin değerlendirme itirazlarını gerekçelendiriyorum ve bu itirazın aynı zamanda Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 257. maddesi 1. fıkrası gereğince açıklama olarak anlaşılmasını istiyorum. İllegal temelde yapılan bu dinlemeleri ‘özel yaşam hakkına yapılan bir müdahale olarak görüyorum. Ve gerekçelerimi Alman devletinin Anayasasında yer alan şu görüşlere dayandırıyorum.

Birazda İktisadı Konuşağ Gardaş

Bilirsiniz bir şoförün kullandığı araçtan farklı bir araç kullanmasının acemiliğini atması bir kaç saatini, çok çok bir kaç günü alır.

Lakin patronların kendi işlerini öyle bir abarttığını, öyle bir abarttığını, kendi arabalarını kullanabilmede bir sanat haline getirdiklerini görürsünüzki şaşar kalırsınız.

Devrimcilerin kolektif ve sosyalizm anlayışlarıda böyledir.

Netekim, ne ağızlarında istediğiniz günde gelin ne de istediğiniz saatte dergi satımına, faaliyetlerin hazırlamasına katılın dediklerini duyarsınız.

Yaşamda kazanmak

Sömürü ve zulme dayalı toplumda özgür ve onurlu bir tarzda yaşamak ne kadar zor ise mücadele etmekte bir o kadar zordur. Yaşam ve savaş diyalektiği ve gerçekliği kavrandığı ölçüde doğru yaşamanın devrimci savaş için ne kadar gerekli ve zorunlu olduğu anlaşılır. Devrimci saflarda en az dikkate değer olarak görülen yeterli ve gerekli önem verilmeyen üzerinde en az tartışılan konunun başında devrimci yaşam gelir. Toplumsal-güncel olan hemen her gelişme hakkında ve her konu üzerinde durulmaya konuşulmaya tartışılmaya çalışılır. Belli değerlendirmeler yapılmaya çalışılır.

Partizan: Filistin halkı yalnız değildir/الشعبالفلسطينيليسوحده

ABD’nin çeşitli inanç ve milliyetlerden Filistin halkına dönük bu savaş ilanı, Siyonist İsrail’in özellikle Suriye eksenli giderek genişleyen coğrafi alanını meşrulaştırmaya yöneliktir. İsrail ile girişilen bu mutabakat sadece Filistin halkını değil bütün Ortadoğu’daki ezilen halkları ilgilendirmektedir.

Bu saldırı en başta Lübnan, Suriye ve Filistin halkına yönelik olup geniş bir alanı kapsayan bir işgalin ve tarihsel haksızlığın ilanıdır. Çizilen sınırları, emperyalistlerin imtiyazlarının ürettiği açıktır.

Sayfalar