Pazartesi Eylül 21, 2026

Güzel Ana, Serdar Can ve Nubar Ozanyan; Üç mücadele abidesi…

Güzel Ana’nın ölümsüzlüğünün 3. yılını geride bıraktık. Serdar Can’ı, Nubar Ozanyan’ı da uğurlayalı 3 yıl geçti.

Güzel Ana’yı bir tarafım daha dün gibi hatırlar, burada oluşunu,  kapıdan bir tebessümle girişini…

Bir tarafım özlemden, hasretten olsa belki kabullenmez, bir tarafım yıllar geçmiş gibi hissetmekte…

Serdar Can için de geçerli bu duygum. Sanki uzun bir işi var da, halledince geri gelecekmiş gibi. Çok az tanıma fırsatı buldum ben Serdar Can’ı, keşke uzun uzun sohbet etme fırsatım olsaydı.

Nubar Ozanyan ise ölümsüzleştiğinde varlığından haberdar olduğum ancak hayatımın önemli bir parçasında dönüm noktası yarattığını düşündüğüm büyük komutan. Onun hiç tanımıyorum ancak yıllardır tanıyorum gibi de geliyor.

Bende, bence bir çok kişide de, yarattığı etkinin bambaşka olduğunu düşünüyorum. 60’ı geçkin yaşına rağmen savaşın en ön cephesinde yer alışı, yaşamının büyük bölümünü bu şekilde savaşın en önünde savaşarak yaşaması, üstelik çıkarsız, sessiz, sade ve anlatılardan aktarılanların ortaya koyduğu üzere, savaşta büyük bir bilge oluşu yarattığı etkiyi büyütmekte…

Bu yıl Güzel Ana’yı mezarı başında anarken, her anma vesilesiyle yeniden anlatmalı bu güzel insanları dedim. Ama Güzel Ana’dan bahsederken Serdar Can mutlaka dile geliyor, Serdar Can dediğin anda Nubar Ozanyan onun bir parçasıymış gibi aklına gelir çoğumuzun.

Bu üç güzel insan aynı halkanın aynı dairenin birer parçası. Farklı alanlarda, farklı misyonlar, farklı mücadele biçimlerinin birbirini tamamlayan halkaları benim gözümde. Her biri kendi bulunduğu noktadan birbirinden farklı ve değerli birikimler bıraktı,  ortak amaç için, bu anlamıyla çok şey öğretti bize.

Kimseyi kutsallaştırmak değil derdim, her birinin belki farklı büyük hataları  da olmuştur; ki mümkündür, doğaldır. Ancak şu net ki her biri yoldaşlarına bağlılıkta, üreticiliğin farklı biçimleri ile, duruşları ile bize çok şey anlattı.

Örneğin Güzel Ana’nın  ölümsüzlüğünün 3. yılı vesilesiyle birçok kişi tarafından Güzel Ana’nın çok fazla fotoğrafı paylaşıldı. Bu fotoğraflarda ilk dikkat çekici şey bende, Güzel Ana’nın nerdeyse bütün fotoğrafları eylem alanlarından. Kalanı eylem yollarında, mücadele alanlarından; dernekler, partiler, etkinlikler için bulunduklarıyla çekilmiş.

Diğer dikkat çekici şey ise bütün fotoğraflarda gözlerinin içine kadar gülen yüzü…

Gülmek genel olarak gerçekten bir çok kişiye yakışır bana kalırsa, umudu, heyecanı, enerji aşılar çünkü.

Bunlar ise moralin, üretkenliğin, yaratıclığın gelişmesinde önemli bir paya aittir. Hiç dertlenmeyelim, hiç canımız sıkılmaz, endişe edilemez, umutsuzluğa düşülmez gibi idealist, polyanacılık edecek değilim, ancak bir şekilde bir yol bulunur diyerek pozitifi öne çıkarınca yüzünde tebessüm, o tebessüm ise çözümün anahtarı için yol açar bana kalırsa.

Birde güleç yüzlü insan, umut aşılıyor, sen de ona bakarken kendini gülümserken buluyorsun. Güzel Ana ile biraz zaman geçirme fırsatı bulmuş biri olarak çok rahat söyleyebilirim ki, Güzel Ana’da etrafını geren bir yüz ifadesine rastlamadım.

Güzel Ana’yı, Serdar Can ve Nubar Ozanyan’dan daha fazla tanıma ve birlikte paylaşım içinde bulma fırsatım oldu.

Kadın eylemlerimizin en önünde yer alan Güzel Ana, gülen yüzü ile  bize hep moral ve cesaret verdi. Bir de Güzel Ana için hemen herkesin mutlaka dile getirdiği; nerde bir eylem varsa, açıklama varsa, o  şimdilerde bir çok kritik süreç için mumla arar gibi aradığımız birlikte mücadelenin taşlarını  adeta o dönemden döşer gibi, hepsinde ve mutlaka en önde yer aldı.

Yol gösterdi bu pratiği ile.

Evet Güzel Ana gerçekten gün içinde bir çok eyleme katılırdı, en önde yerini alırdı ama aynı zamanda o Partizan kimliğini, duruşunu gittiği her yere götürürdü. O nedenle O’da Partizan’ın Serdar Can gibi yürek işçisi, yorulmak bilmez emekçisi ve eylem alanlarımızın vazgeçilmez Güzel’iydi ve hep eylemlerimizin Güzel’idir.

Serdar Can ise üretkenliği ile hafızalarımızda yer edinmiştir. Kitapları vesilesiyle yan yana gelişlerimizde yüzünde hafif tebessümü ile mütevazi duruşu dikkatimi çekmişti. Sınırlı paylaşımlarımızda gözlemlediğim sakinliğini Nubar Ozanyan’ı kaybettiğimizde bozmuştu.  Yüzünde derin bir keder ve büyük bir öfke vardı, sakinliğine rağmen yumruğu havada yaptığı konuşması hatırımdan hiç düşmez. Ancak keşke onu tanıyan yoldaşları ve ailesi daha fazla anlatsa ki üretkenliğinin sırları daha fazla açığa çıksa, O’nunla bütünleşen yürek işçiliği daha fazla tanınır hale gelse, mücadelenin üretkenliğine  bu alandaki yerinden daha fazla öğrensek…

Nubar Ozanyan’ı ise anlatmam benim açımdan hem çok zor hem çok kolay gibi.  Gerçi derdim anlatma değil aslında, bu üç mücadele yolcusunun bendeki etkisini, mücadelenin bendeki izdüşümlerini yeniden hatırlamak sadece.

Ve bu hatırlatmayı sizinle paylaşmak.  Bu üç mücadele abidesi insan, yaşım kadar mücadele içinde emek vermiş, bağını üçü hiç koparmadan, mutlaka sınıf mücadelesinin farklı alanlarda, biçimlerde birer parçası olmuş bu üç devrimci komünisti anlatamam zaten.

Nubar Ozanyan’ı hiç tanımıyor oluşum, onun bıraktığı etkiyi anlatmakta bir zorluk çıkarsa da aslında sadeliği, sessiz duruşu, savaş içinde aldığı konum durumu anlatmakta. Bu anlamıyla yaşamı ele alışı, mücadelede nerede, nasıl olmanın cevabı gibi kolaydır.  Yaşamına baktığımız zaman mücadelenin savaş alanının bilgesidir O.

Savaşın işçisi, savaşın komutanıdır. Sınıf mücadelesinin de işçisidir. O nedenle farklı alanlar farklı mücadele biçimlerinin önemli, kıymetli bu halklarına dair anlatıları yazarken ve okurken Nubar Ozanyan, birini değersizleştirmek için değil ancak savaşın işçisi, sınıf mücadelesinin kilit noktasından geçişi bambaşka bir etki yaratmaktadır bende.

Gidişlerinde birbirini takip eden, birbirini ölümsüzlüğe yollayan bu üç mücadele insanı geçtikleri yollarla öğretilerini, yaşamları ile, pratikleri ile bize miras olarak bıraktı. O mirasa sahip çıkmak ise bizim borcumuz…

7690

Örgütlenme Üzerine :Taner özcan

Siyasi örgütler ya da devrim perspektifiyle yola çıkan tüm hareketler şu ve ya bu düzeyde örgütlenme, güncel görevler, sınıfların savaşımı sonucu açığa çıkmış kendiliğinden doğan hareketlerin sonucunda coşkuya kapılmakta acil görevler ve sorumluluklar ithaf etmektedirler kendilerine. Bu bir gazetenin yada bir organın somutunda sonuçlanmakta ve nihayetinde çelişki geriye düştüğünde organın yada gazetenin özeleştirisi yapılıp geri yada ileri yanları ile ilgili tahliller yapılıp kısa dönemsel sonuçlar üzerinden kesin sonuçlar elde edilmektedir.

Osmanlı rus savaşlarinda çerkez ve kafkas halklara yönelik sürgün katliamlar (2)

 

Üçyüz yıla yakın süren  savaşlar büyük ama o kadar kırım ve katliamları  mazlum Kafkas halklarına  reva görmüştür.  Savaşların galipleri her zaman  egemen sınıflar olmuş ,mazlum yoksul halklar eğemenlerin yenilgisine veya galibiyetine  kurban edilmiş , soykırım katliamları halklara yaşatılmıştır. Bunun en büyük örneği  iki milyona yakın , belkide daha  fazla  başta Çerkesler olmak üzere Kafkas halkı  soy kırıma  ve sürgüne  uğratılmıştır.

Türkiye'nin Well Strit Şehrini İşgal Et‏‏ / Ergün Aslan

Bir devrimciyi diğer görüşlerdeki insanlardan daha  insancıl kılan istisnalar kaydeyi bozmaz demesi değildir.

İstisnalar için gerekirse kendi kurduğunu da yıkıp yeniden yapmasıdır.

Bir rüyaydı bitti.

Türkiye'nin Well Strit Şehrindeki ABD halkı için Well Strit Şehrini işgal ruhunun yarattığı fakiriyle, zenginiyle... yan yana yürüyebileceğinin gerçekliği.

Bir rüyaydı bitti. 

Taşlarda yeniden yerine oturmaya başladı.

 

Düzen partilerine “TEK BİR OY BİLE YOK!”

Yerel seçim süreci, egemenlerin politik temsilcileri olan partilerin gerçekliğini anlama-kavrama açısından emekçilere önemli olanaklar sunmaktadır. Burjuva düzen partilerinde aday belirleme süreciyle birlikte yaşanan utanç verici gelişmeler bir kez daha göstermektedir ki onların halka değil kendilerine hizmet gibi dertleri vardır. Bunun için birbirleriyle dalaşıp, kapışıyorlar, kavga edip küsüyorlar.  Aradıkları, düşündükleri tek şey, kendi sınıf çıkarları; dert ettikleri ise daha fazla olanak elde ederek, zenginliklerini büyütmektir.

Akima Kapilma, Yel Degirmenleriyle Savasa Katil; Atomu Parcalayacagiz-3

Akima Kapilma, Yel Degirmeleriyle Savasa Katil; Atomu Parcalayacagiz-3



Hani essekle semeri karistirma durumu vardir ya, kirk yillik marksist hareketin icinde olup da, daha Marksizmin abc'si olan konularda bu kadar ileri bir cehalet icinde olan arkadaslarimizi gorunce aklima o geliyor; hakkaten bu arkadaslar essekle semeri ayirt edemiyorlar...!

Dersimde Yerel Seçim Sürecine Dair Kısa Bir Değini!

17 Aralık yolsuzluk operasyonunun yarattığı sistem cephesindeki dalgalanmayla seçim sürecine girildi. Halkın açığa çıkan bu duruma yönelik tepkileri dinmemişken yeni yasakları kapsayan yasa tasarıları da gündeme geldi. “Demokrasi paketleri” Taksim’de plastik mermi ve gazlarla saldırının yapıldığı sıralarda mecliste oylamaya açıldı. AKP iktidarının ezilen halk kitlelerini hizaya getirme planlarının başında yinebaskı ve şiddet birinci sırada. Bu durumun önümüzdeki dönem yine bu yöntemlerle iktidarını korumaya çalışacağı ise bir gerçektir.

100’E 1 Kala Ermeni gerçeginin topografyasi:SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER

2015 EŞİĞİNDE,RESMÎ DURUŞ,DEVLETİN İNKÂR VE İMHACI TUTUMU,“ERMENİ AÇILIMI” DENEN ŞEY!,ERMENİLER HÂLİ YA DA DİYORLAR Kİ,24 NİSAN 1915,ERMENİ SOYKIRIMI,MALTA BELGELERİ’NİN ANLATTIĞI,TARİHİN RESMÎ OKUMALARI,SOYKIRIMDA KÜRT FAKTÖRÜ/ VEYA ROLÜ,“EMVÂL-İ METRÛKE”: GASPEDİLEN ERMENİ ZENGİNLİĞİ,MÜSLÜMANLAŞTIRILAN -GİZLİ- ERMENİLER,ABD PATENTLİ İLLÜZYON(LAR),PARLAMENTO KARARLARI İLE “SOYKIRIMI TANI(T)MA”!

VE BUGÜN…AHBARİK HRANT İÇİN HATIRLATMA,HİÇBİRİMİZ MASUM DEĞİLKEN KEFARET (TAZMİNAT) MESELESİ,LİBERALLERİN İŞLEVİ HAKKINDA BİR PARANTEZ

Adıyaman'dan Paris'e ,Bir Özgürlük Savaşçısı,Misak Manuşyan

1 Eylül 1906'da Adıyaman'da yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.

Paralel Değil, Yolsuzluklar Yumağı‏;Erdal Yıldırım

17 Aralık tarihinde başlatılan yolsuzluk ve rüşvet operasyonundan sonra “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” örneğine uygun olarak Başbakan RTE ve AKP sözcüleri, yöneticileri operasyonu yıllardır kader birliği ettikleri, aynı kaptan yemek yedikleri, onlarca yıldır dava arkadaşlığı yaptıkları hizmet cemaati ve mensuplarını devlet içinde devlet, ya da güncel ifadeyle “paralel devlet”, “vatan haini”, “ajan”, “casus”, “dış mihraklar” olarak suçlamaya başladı..

19.ve 20.Yüzyılda tehçir ve soykırımlar üzerine;Hasan Aksu

İnsanın varlığından günümüze egemenlik savaşları hep var olmuştur.İrili ufaklı yürütülen savaşlarda  yüzlece ,binlerce  yizbinlerce ve milyonlarca insan katledilmiştir . Her savaş sonuçta yıkım ,felaket ,yoksulluk sürgün ,soy kırımı ve de katliamları beraberinde getirerek  kanlı yüzünü tarihimize açımasızça yazdırmıştır.İnsanlık geliştikçe  ,bilgi ve bilim dağarcığı  arttıkca  sanırızki savaşlar azalır,katliamlar artık olmaz, tehçir ve soy kırımları  bir daha  yaşanmaz,sonlanır.

Ankara Kapanından kurtulmak‏/Mahmut Alınak

Ey Kürtler, Aleviler, Araplar, Çerkesler, Ermeniler, Rumlar, Süryaniler ve ulusal hakları ellerinden alınan diğer halklar…

            Ey ezilen Türk halkı,

            Yoksullar, işsizler, emekçiler,

            Kadınlar, gençler

            Ve zindanlarda çürütülen mahpuslar,

Sayfalar