Çarşamba Ekim 21, 2026

G-20 ler Ezilen Halkların Kaderini Belirliyor! “Alın Size Barış”!

Defalarca yazdık,anlatmaya çalıştık ve dedimki; siyaset yapanlar,demokrasi isteyenler,"büyük politik tahliller'de bulunanlar, emperyalizmle ,faşizmle , faşist diktatörlüklerle barış olmaz. Çünkü, bütün savaşları başlatan-çıkaran onlar. Sömürüyü, ve insanların bütün eşitsiziliğini yaratan ve bu sistemlerini devam ettirmek silah üretenler yakıp yıkıp dünyamızı çöl haline getiren , yaşanmaz kılan yine glabol emperyalist devletlerdir. Onlar var oldukca emperyalist savaşlarda var olacaktır. Emperyalist  glabol sermaye sömürü çarklarını  döndürdükce , işçi sınıfının ,ezilen halkların ve  ulusların karşı haklı savaşlarıda devam edecektir.

Gerçek barış , emperyalist haydutlara , onların uşağı faşist devletlere ve gericiliğe karşı yürütülecek mücadele ve zaferlerle  gelecektir. Dünya,Türkiye ve Kürdistan ezilen-halklarına uygulanan sömürü,baskı ve her türlü eşitsizlik ortadan kaldırılınca gerçek barış , kardeşlik ve özgürlüklerden bahsedeceğiz. İşte o zaman glabol emperyalist sermaye son bulacak,tüm insanlık sömürüden,baskıdan , katliam ve tüm savaşlardan gerçek anlamda kurtularak barış içinde , bütün özgürlüklerin insanlığın yararına sunulduğu tüm kötülüklerin yok olduğu bir dünyada kardeşce bir arada yaşayacaktır.

Siz dedinizki; "Hayır kan akmasın,insanlar ölmesin,kimse kimseye karışmasın,devletin çizdiği çerçevede siyaset yapılsın. Yasalara sadık kalınsın,dışına çıkılmasın,kardaş kardeş birlikte yaşayalım. Kaderimize razı olalım,böyle gelmiş böyle gider. Biraz demokrasinin  de kırıntısı,özgürlüğün öz kırıntısı,bağımsızlığın be kırıntısı herşeye kadirdir,bize yeterde artar".

Bu anlayışı bizlere dayattınız. Bizim gibi düşünenleri neredeyse, "terörden yana olanlar" gösterdiniz. Meşru savunmadan kaynaklı zorunlu devrimci şiddetle , faşist devlet terörünü , emperyalist sömürgeci terörü,El nusra,IŞID vb.emperyalist maşası  islami faşist  piyon örgütleri aynı kaba koymaya kalktınız.

Siyaseti bu çerçevede görmemizi istediniz. Dedikki,bu kaderciliktir,bu emperyalist sermayenin egemenliğini kabül etmektir. Glabol emperyalizm (baş düşmanımız ABD ) ve Faşist diktatörlükler asla ve asla variyetinden vazgeçmez , bilakis özgürlük,halk demokrasisi ve bağımsızlık isteyen halklarımıza tankıyla ,topuyla, savaş uçaklarıyla bombalar , kurşunlar yağdırarak  katleder , devlet terörüyle korku toplumu yaratarak egemenliğini garanti altına almaya çalışır, dedik...Ama kulaklarınızı bize karşı yıllarca kapalı tuttunuz,şövenizmin etkisinden , Kamalist Türk milliyetciliğinden bir türlü köklü kopuşu beceremediniz.

Bizi es geçtiniz yaşanan gerçekleri objektif değerlendirmek yerine , akıl hocalığına soyundunuz. Halkların gerçek anlamda kardeşliğini , barışın gerçek yaratıcılarını küçümsediniz. Gazze'yi gördünüz, Geziyi gördünüz,ama,Silvan'da,lice'de, Nüsaybin'de , Varto'da, Dersim'de Kürtlere, alevi'lere yapılan katliamı,işkenceyi , zulmü görmezden geldiniz. Göklere yükselen , dağı-taşı parçalayan Kürtlerin feryadını,çığlığını anlamadınız. Yükselen çığlığın isyanı ateşleyeceğini faşizm gördü. Kürdistan  bundan dolayıda akıl almaz faşist saldırılara maaruz kalınmaktadır.

Parlemento bir aldatmaca ve faşizmin yüzünü gizleyen maskedir , gözlerinizi boyuyorlar,parlemento ahırında emre amedelikten öte bir rolünüz olmaz dedik,inanmadınız. Gerçekleri sizlere kırk küsür yıldır anlatıyoruz , ama siz hala bizi anlamamak için kendinizi zorluyorsunuz. Bizleri" kırk yıl önceden kalma,doğmatik , nesli tükenmişler, dikine bakan,dönemi iyi okuyamayan kalın kafalılar"görmekten bir türlü vazgeçmediniz.

Yetmez, faşizme karşı kırk küsür yıldır savaşanları küçümsediniz ,hala  küçümsüyorsunuz. Burnunuzdan kıl aldırmıyorsunuz,geniş günde,faşizmin ehvenişer dönemlerinde boy gösteriyor,piyasa devrimciliği yapıyorsunuz, yapmaktasınız. Faşizm çarkını geripte dişlerini azgınca gösterince sesiniz soluğunuz kesilir oluyorsunuz,gıkınız çıkmıyor. Şunu itiraf edeyimki, Hasan Camal , Mehmet Altan gibiler dahi sizden daha" cesurca"faşizme  karşı mücadele ediyorlar .Tükenen devrimci enerjinizi bir türlü kabullenmiyor , içerisinde bulunduğunuz gerçekliği büyük söylemlerle gizliyorsunuz. Hala bedel ödeyen devrim güçlerine  koro  halinde düşman vari saldırıyorsunuz.  Bunun adıda ;" ben hertürlü şiddete karşıyım,barış istiyorum", oluyor. Ve sonuçta bizlerde "teröristler grubuna dahil "edilmiş oluyoruz , sayenizde!
Sanki,emperyalizme,faşizme karşı savaşanlar ezilen halkların eşitlik ve özgürlük temelinde barışlarını savunmuyorl, "barış istemiyorlar"mış gibi ,karşı propaganda yaparak devrimcilere haksız ithamlarda bulunyorsunuz. Bu yanlış tahlille gericiliğin elini güçlendirmekte,faşist diktatörlüğün katliam, terör ve zulmüyle , devrimci haklı savaşı,zorunlu kendini savunmayı "bir ve aynı gösterme "densizliğine düşmektesiniz.

Haklı savaşlarla haksız savaşları bir ve aynı göstererek sapla samanı birbirine karıştırmaktasınız.Egemen emperyalist devletlerin birbirleriyle yürüttükleri egemenlik kurma  savaşları haksız ve gerici savaşlardır. Bu gerçeklik ayırt edilmeden,zulmün , sömürünün sorumluları gösterilmeden, " ben (veya)/ biz hertürlü savaşa karşıyız"demektesiniz.Egemen devletlerin egemenliğini kabul etmeyip bağımsızlık , özgürlük için baş kaldıranlar,mücadele yürütenler,katliama uğrayanların yürüttüğü haklı savaşları"bir ve aynı "gösteriyorsunuz. Böylece haklı, haksız kavramı hasır altı edilerek, redikal devrimci güçlerin yürüttüğü haklı savaşları özünden kopararak ,haksız gerici savaşlarla aynılaştırıyorsunuz.
   
Burada asıl amaç, redikal devrimci direnişin etkisini-gücünü kırmak,kitleleri destekten uzaklaştırmak ,tecrit'i gerçekleştirmektir. Dönüp yüz yıllık tarihimize baktığımızda , emperyalist gerici savaşlara,faşist diktatörlüklerin baskı,zulüm ve katliamlarına karşı direnişlerin başını komünistler çekmiştir. Kazanılan zaferlere  kömünistler damgasını vurmuştur. Emperyalizmi,faşizmi yenilgiye taşıyan, komünistlerin  önderliği ve olağanüstü direnişleridir.  Bu,bugünde gelecekte'de böyle olacaktır.

Yüzümüzü ne yana çevirsek ,kime sorarsak soralım,dünya halklarının düşmanları Amerikan başkanı Obama, Fransa Cumhurbaşkanı Hollande , Alman başbakan Markel, Rusya başkanı Putin, Erdoğan vb.lerinin hepsi ama hepsi " savaşlara karşılar,barış ve huzur istiyor"lar.! Neyin karşılığında "barış ve huzur" istemektedirler? Kendi aralarındaki pazardan pay kapma,pastadan dilim alma dünya halklarını yoksulluğa,açlığa , ölümlere mahkum etme adına ..." Barış" istiyorlar , kendi aralarında yürüttükleri savaşların bilancosunu dünyanın ezilen , yoksul halklarına , uluslarına yıkmak için!. Bu sebeplede kurtlar sofrasını kurup , sofrada kim hangi paya sahip olacak pazarlığını yapmaktalar. Eğerki , anlaşamazlarsa it dalaşına,savaşa devam diyeceklerdir. Savaşları finanse edecekler, buyrukları altındaki devletleri savaştıracak silah ticaretini ikiye katlayacaklar. Sahte adı "barış"olan savaşın yaşanan bilançosu ortada. Bu nasıl barışki, başta  amerika ve diğer emperyalist devletlerin hepsi daha çok silahlanmakta, mali bütçelerinin esasını savunmaya ayırmaktalar.

Günümüzde yaşanan savaşlar ve ortaya çıkan mali bilânçosu bütün insanlığın yaşamını açlık , yoksulluk , sağlık -hastalık ve ölümler yaşamadan sürdürmesine ,kat kat yetiyor ve artıyor. Peki bütün buakıl almaz savaşları ve harcamaları kimler yapıyor? Tabikiişçi sınıfı ve emekçi halklar değil. Dünyayı , insanlığı kendi egemenlikleri altında tutan,bununlada yetinmeyen daha çok kar , sömürü ve talanda tek eğemenlik kurma hırsı  yoksulu daha yoksul , zengini daha zengin yapmaktadır. Birinci,ikinci dünya savaşını emperyalistler çıkardı, bedelini dünya halklarına ödettiler . Bugün ateşi yakılan yakın gelecekte tüm dünyamızı saracak olan üçüncü dünya savaşı bölgemizde alev alev yayılıyor. Çok yakın gelecekte genişleyerek devam edecektir . O zaman emperyalist devlet terörünü görmeyip, bu devletlerin piyasaya sürdüğü, dilden dile dolaştırdığı,"ben hertürlü teröre karşıyım" diyenleri göreceğiz.

Ülkemiz ateşten gömlek alev alev yanıyor , başta Kürdistan ulusu olmak üzere bütün ezilenler anlatılmaz katliamlar, acılar , zulumler yaşıyor. Başta amerikan emperyalizmi olmak üzere Fransa,Almanya , İngiltere ve diğer emperyalistler bölgemizde dünya savaşının ateşini yaktılar. Ateşi tutuşturmak için kibriti  yakmayı uşak piyan faşist devletlere verdiler. Türkiye'de bu uşak piyonlardan biridir. Emperyalist gerici haksız paylaşım savaşı bütün bölgemizi sarmaladığı gibi, dünyamızda kavurucu ateşin içine çekilmiş durumdadır. Bu gerçekleri görmemezlikten gelemeyiz.

Dünya proleyeryası ,ezilen halklar ve uluslar bu vahşi emperyalist savaş haytutlarına karşı birlrşmeli,örgütlenmeli gerici haksız savaşları , haklı savaşlarla yenilgiye uğratmalı,karşı devrimleri  halk devrimleriyle,sosyalist devrimlerle taçlandırmalıyız.

Sonuç olarak; G-20'lerin buğün sona eren toplantısında ortaya çıkan gerçek şu, Başta Amerikan ve Rus emperyalizmi olmak üzere, emperyalistler birbirleriyle egemenlik savaşlarına devam dediler. Amerika ve Avrupa'lı emperyalistler kendi yarattıkları IŞID  canavarını desteklemeye devam kararı  çıkardılar. Ortadoğu'da devrimci redikal kürt hareketini ya yanlızlaştırma yada etkisiz kılmak için binbir hile ve entirikaya baş vuracaktır.

Bu bilinçle Amerikanın gözboyayan sahte kurtarıcılığını teşhir ve teçrit ederek kürt devrimci hareketinin yanında olmalıyız,yanlışlarını eleştirerek ittifak yönümüzü ilkelerimiz den sapmadangüçlendirmeliyiz. Kürt  ulusuna, devrimci  hareketine karşı, faşist diktatörlüğün topyökün yürüttüğü saldırılara karşı, tüm devrimci güçler ve bireyler  topyekün savunuya , direnişe geçmelidir. Faşizmi ülkelerimizde yıkıncaya dek, başta  Amerikan emperyalizmi olmak üzere tüm emperyalistleri  ülkelerimizden kovuncaya dek direnişleri zaferle taçlandırma azmi ve kararlılığını göstermeliyiz.

    "Savaşmaya cesaret etmek,yenmeye cesaret etmektir."Mao Zedung

 

 

 

48594

Son Haberler

Sayfalar

G-20 ler Ezilen Halkların Kaderini Belirliyor! “Alın Size Barış”!

Militan bir silah arkadaşlığı nasıl başladı: Çin-Filistin ilişkisinin başlangıcı

Mao Zedung ve Çin'in en popüler ve prestijli olduğu Orta Doğu ülkesi Filistin'di, buna karşılık aynı oranda bir güç mevcut değildi. Bu popülaritenin kökeni, Filistin Devrimi başladığında Çin Halk Cumhuriyeti'nin daha en baştan buna destek vermesinden geliyordu.

El-Fetih Devrim Konseyi (MK) üyesi Hani el-Hasan'a göre, Filistin davasına omuz veren ilk sosyalist ülke, Çin Halk Cumhuriyeti idi. Hani el-Hasan şöyle diyordu:[1]

Maddi Dünyadan Kopmak ve Yoldaşlaşmak

Komünist Partilerin temel amacı sömürü ve zulümden kurtarılmış özgür-eşit-adil bir toplum yaratmaktır. Bu amaç ne kadar değerli ise kullanılan dil de bir o kadar doğru olmalıdır. Eşit, özgür, adil olanı temsil etmelidir. Gerek kurum içi gerekse dışı kurulan her ilişki, kullanılan dil varmak istenen amaca uygun olmak zorundadır.

Dünyada popülaritesi hiç bitmeyen alan sağlıktır. [ismail cem özkan]

Çaresizliğe gülerken… (1)

Demokratik Kitle Örgütleri, Devrimin Volan Kayışları!

Her şey ihtiyaçtan doğar ve ihtiyaçlara cevap olduğu oranda işlevini yerine getirebilir.İnsanlar (ya da canlılar) kendi hayatlarını sürdürebilmek için çeşitli yol ve yöntemlere başvurarak hayatlarını sürdürmeye çalışırlar.

Dünya Bir Felakete mi Gidiyor?- Dursun Ali Küçük

Dünya tahrip ediliyor..

İnsanların ve egemenlerin, dünyayı yönetenlerin egosu tavan yapıyor..
İnsanlara yemek içmek, gezmek, sevmek, zevk almak yetmiyor.. Hayatta tat almaktan çok egemenlik ve diktatörlükten tat alıyorlar..
Marx’ın doğaya hakim olmak teorisi artık geçerli değildir.
İnsanlık doğaya hakim oldu, bu yetmedi artık doğayı tahrip ediyor..
Doğa ve toplum dengesini alabildiğine bozuyor..
Dünya evrende küçük biryer..
Ama şu insan egosu dünyayı harabeye çevirdi..

SENTEZ | Kendine Devrimcilik…

Geçmişten günümüze kadar gelen örgütsel çalışmalarımız, günümüzde, cevaplanması gereken bir takım soru veya sorunları her zamankinden daha açık ve anlaşılır haliyle ortaya çıkartmış durumda.

Mevcut haliyle görebildiğimiz sorunları tutarlı ve gerçekçi bir şekilde tartışmak onun karşısında kendi gücümüzün zayıf ve güçlü yanlarını yine gerçekçi bir şekilde koymak, tıkanıklıkları aşmak için ilk elden yapılabilecek en akıllıca düşünüş olabilir.

Sen Çok Büyüksün Virüs Abi

Tayyip günler sonra yaptığı virüs ilgili açıklamalar boy boy.

Evet doğrudur...

İster burjuvanın içerisinde olsun, istersede proletaryanın içerisinde olsun virgülüne kadar söylenenleri aktaranlar her dayim olagelmiştir 

Lakin...

Sermayeyle, devletin ayrı olduğunu düşünüp tarafların lehinde davrananlar hiç bu kadar da izlerini açıkça belirtmemişlerdi.

Hemi de....

Proletaryaların diğer insanlarla kuracağı sınıfsal ve eternasyonalist ilişkilerin nasıl olacağına cevap veremedikleri...

Mao’nun Yalınayak Doktorları Emperyalist Çin’de bile salgına karşı mücadeleyi etkiliyor*

Marx, önce ağlatı ve sonra komedi olarak ‘tarih kendini tekrar eder’ der. Çin ve koronavirüs, dünyanın son pandemisi söz konusu olduğunda tarihsel bir istisna değildir. ‘Mao’nun Grip Felaketi’**, 1968’in Kasım’ında kamuoyuna duyurularak, Roma’da 200 bin insanın hastalandığı raporlandı ve epidemi, gelecek birkaç haftada büyümesi için beklendi.

Coronavirüs'ün Ekonomi-Politiği.! Sait Oral Uyan

Birçok ölümcül virüsün çıktığı coğrafyadan(*) mutasyona uğramış bir virüs daha çıktı: “COVID-19” diğer adıyla YENİ KORONAVİRÜS. Bu yeni ölümcül virüsün –şimdilik- öldürme oranı % 3 civarında. Mutasyona uğrayan bu virüsün, SARS ve MERS virüslerinin birleşmesi sonucu ortaya çıktığını söylüyor bilim insanları. Yine bilim insanları SARS virüsünün % 10, MERS virüsünün ise % 35 oranında öldürme yüzdesine sahip olduğunu bilimsel verilerle insanlığın önüne koyuyor.

Korona Günlerinde İsyan!

Koronavirüsü günlerinde1 kapitalizmin aşkı; yine sermaye birikimidir. Ve her kapitalist birey ya da tek tek tekeller için, bu krizden etkilenmemek ve etkileneleri hızla yutmak ve sermayenin daha da merkezileşmesini sağlamaktır.

TKP-ML Komünist Kadınlar Birliği:Cüreti Kuşanıp Mücadeleyi Seçen Kadınlar Saraylarınızı Başınıza Yıkacak!

Enternasyonal proletaryanın, özel olarak da emekçi kadınların yarattığı değerlerin başında gelir 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü… New York’lu dokuma işçisi kadınlar, 1857 yılında ücretlerinin yükseltilmesi ve çalışma saatlerinin düşürülmesi için direnişe geçmişler ancak tarihe geçeceklerini düşünmemişlerdi muhtemelen. Kapatıldıkları fabrikada çoğunluğu kadın 129 işçinin bedenini yakan ateş, nesillerdir kadınların elinde, üzerine yeni değerler katılarak büyütüldü-büyütülüyor.

Sayfalar