Pazar Ekim 4, 2026

Faşizme Taş Atmak İyidir

Tas Atmak Degil, Tas Atmamak Provakasyondur   Yasalcilikla, mesruiyet/haklilik zemini arasindaki farki kavramak istiyorsaniz, cocugunuzun, sizin koydugunuz kurallarla, kendi ozgur ruhu arasinda yasadigi catismanin sonuclarina bakin...Orda iki dunya catisir; bir kendi disindaki dunya, ve onun kurallari, ve de cocugun kendi ozgur ruhu ve varmak istedigi dunya...Kural koyucular, dunyayi kendi istedikleri sekilde dizayn etmek, yonetmek, baslarinin agrimamasini isterler;, koleler ise, yine dunyayi kendi tasavur ettikleri seklide kazanmak arzusu guderler...Bu iki farkli dunya ve irade arasindaki catisma ve celiskiler kacinilmaz olarak bir catisma dunyasi yaratirlar...Her kural ve kanunun amaci kendi disindaki dunyayi disiplin altinda tutmaktir; tutabildigi yere kadar...   Mesruiyet ve  kendisi olmak zemininden her cikis, ozunde, kendisi olmak istencinden cikis ve disardaki dunyaya teslim olmaktir.Hicbir kural yoktur ki, onu koyan iradenin/sinifin, kendi sinif cikarindan azade olsun; tum yasalar, o sinifin cikar ve iradesinin korunmasi icin vardirlar...Iste, tam da burada, mesruiyet zemini, aslinda ozgur olmak, kendisi olmak zeminidir; mesruiyetten her kacis, ozgurlukten bir kacis, ruhun teslim dunyasini yaratir... Koleler ve cocuklar, ve dahi devrimciler, her donem icin, o donemin ozgur ruhunu temsil ederler; o ruh oldugunde ozgurlukte olur; teslimiyet, karsi iradeye biat, egemen olanin dunyasindasinizdir artik...Birakin, o cocuk ruhu yasasin; cunku ozgurluk icin ihtiyacimiz olan tam da o ruhtur iste; mesruiyetin kavgasi, ozgurlugun kavgasidir!


 

Insanlari daga ideolojiler cikartmaz, fasizm cikartir; daga cikmak zorunda kalan insan, kendi ideolojisini yaratir.

Radikalizm bir duygudur, onu besleyen, yasatan, yaratan, insanin icinde yasadigi maddi toplumdur. Radikal duygular, radikal ideolojiler yaratir.

Kuru-siki baris edebiyatlari yapmayin, anlamaya calisin insan-toplumsal gerceklik-siyasal sonuclar iliskisini.

Dagdakilere cagri yapacaginiza, radikalizmi oldurmeye calisacaginiza, fasizmi oldurun.

Fasizm varsa, daga cikan insan da var olacaktir.

Savas arzu edilen birsey degildir, kacinilmaz birseydir. Zora karsi Zor Tarihsel Materyalizmin bir yasasidir.

Kafkaslardan, Ortadogu, Afrika, Uzak Asya, Latin Amerikaya kadar heryerde adi konulmamis dusuk yogunluklu bir savas ya da acik savas suruyor, ama kimleri 'silahla cozum donemi bitmistir''(!) diyor....
Bu sozu hakim siniflar icin mi yoksa ezilen siniflar icin mi soyluyorsunuz?...Hangisi icin soylerseniz soyleyin, tum devletlerin en buyuk butceyi silahlanmaya ayirdigi bugunun dunyasinda bu koskocaman bir yalan degil mi?

Hayatin, gercegin dili bunun bir palavra oldugunu soylerken, kendi oznel istekleriniz bu aci gercegin yerine gecebilir mi?....Gecseydi eger hemen yanibasinizda Suriye'de Irak'ta, Ukrayna'da, Kurdistan'da cocuklarin yasiyor olmasi, kadinlarin korkusuzca sokaklarda geziyor olmasi gerekmez miydi?
Ya Gezi?...Eli silahsiz gencler salt bariscil protestolar yaparken onlari Marslilarin tufeklerinden cikan kursunlar mi oldurdu?

Kimin kafasidir bu; hakim siniflarin halki-halklari yalanlarla aldatmak kafasi degil mi?!

Kilicdaroglundan Recepe, tum TV lere kadar siddetin-tas atmanin bir devlet provakasyonu oludugu beyninize islenmeye calisiliyor...

Boy boy kameralar onun de cantali, tas atan, sivil polislerin resimleri, fotolari tum basina gosteriliyor....Yani bakin devlete tas atmanizi isteyen devlettir, polisin kendisidir, aman sakin ha oyuna gelmeyin, asla devlete, polis tas-molotof atmayin, devrimci siddet kotudur denmeye calisiliyor...

Devrimciysen, tas atiyorsan provakatorsun demek istiyorlar

Siz hic boy boy sivil-provakator polislerin goruntulerini basina veren, ben provakatorluk yapiyorum, tas atan ben devletim diyen bir devlet gordunuz mu?....Provakasyon adi uzerinde sinsi, caktirmadan oyuna getirmektir....Peki niye boyle acikca tas atanlar sivil polislerdir diye gozumuze sokuyorlar dusunuyor musunuz?

Yillardir son moda ideolojik silahlari budur; ''yeralti orgutleri, teror orgutleri, gizli orgutlenenler, siddete , tasa, molotofa, silaha sarilanlar aslinda devletin derin orgutleridir, onlardan uzak durun'' diyerek tasfiyeciligi gelistirdiler, devrimci orgutleri tecrit ettiler...Kimileri de sol adina bu oyuna gelmeye coktan hazirdi, cizgileri geregi bu boyleydi...

Peki Perincek gibi bir CIA solunu temsil eden birisi, Mahir Kaynak gibi eski bir MIT sefi bu komplo teorilerinin onculugunu yaparkan hic mi akliniza sormak gelmiyor, acaba bu herifler harala gorele bu komplo teorilerini yaymaya calistiklarina gore acaba bu da baska bir buyuk komplo olmasin?

Recep kotu devlet yok, derin devlet var sahtekarligini yayarken, buna tutunurken hic mi akliniza gelmez bu Recep efendi ne zamandir halkin dostu oldu???

Ucuz teorilerle geliyor devlet, ama isin kotu yani kitleler icinde bu ucuzluga kanacak, dahada kotusu eski sol icinde bu ucuzluga dayaanarak sosyalizm adini gosterip burjuvazinin yardimina kosacak bir suru hain var.

Devrimci siddeti savunmak devrimi savunmaktir.

Ilk once tas atan sivil polisleri vurun; sonra tas atmaya devam edin...Tas atmadan duzen degismez!

  
98575

Siyonizm,anti-semitizm ve bir "Mugalata"üzerine

“Kişi ancak kalbiyle görür.Göz hiçbir şeyin özünü göremez.

 

Yıl 1975 ya da 1976 olmalı; Paris’te bir grup Türkiyeli devrimci öğrenciyiz. Aklımız ve yüreğimiz, bir yanıyla yükselen devrimci hareketin devlet destekli faşist çeteler eliyle kırılmaya çalışıldığı memlekette; bir yanıyla da hem yaşadığımız ülkedeki devrimci mücadelelerin içinde yer almaya, hem de Türkiye’deki devrimci/sosyalist hareketle dayanışma sağlamaya çabalıyoruz. Türkiyeli işçileri Fransız emek hareketi içerisinde örgütlemeye çalışıyoruz, örneğin.

TKP/ML TİKKO: “Kobanê Direnişi, Direnişimizdir”

TKP/ML TİKKO savaşçısı Agit Cem, İbrahim Kaypakkaya'nın ardılları olarak üstlerine düşeni,Kobanê'de yerine getirdiklerini ifade etti. Cem, "Önümüzde duran enternasyonal bir görev olarak hem Türkiyeli devrimcilere hem de diğer uluslardan demokratik çevrelere, Kobanê direnişinde yerlerini alma çağrısında bulunuyoruz. Artık 'Kürt halkının mücadelesini destekliyoruz' demek yetmez. Gün halkların ortak mücadelesi için pratik adım atma günüdür" dedi.

Çözüm Sürecini Yüzdük Kuyruğa Geldik- D. Ali Küçük

Kurbanın derisi yüzüldü, kuyruğuna geldik. Hani “dananın kuyruğu kopacak” diyorlar ya onun gibi bir şey.

İmralı heyeti(Barış-Çözüm-Süreç-müzakere heyeti vb ne derseniz deyin) Bu hafta Kandile gidemedi, ertelediler.

Gerekçelerini de şöyle sıraladılar:

“"Akdoğan ile görüşemedik, ondan"

Darbeye hazır mıyız?

La benim fikrim avrat bir teşti ekmek pişirmeye razı olsa da ailemizin tüm yaşantısı çağdaş kölelikte / patronlarda / kurtulsa diye çalışırken bu Marmaranın sömürgeciliğe entegre olmuş iş kollarında patronların yaşam mücadelesine karşı  işçilerin patronlarla kurduğu duygusal bağ beni baya etkiledi ya.

Neyse aman zaten gündemimizde lenizmle, maozmi tarih sahnesinde ortaya çıkaran işçilerin koşullarındaki farklılıklar da değil.

Gündemimiz darbeye hazır mıyız ?
Aslında:
Gündeme göre de uçuk bir konu.

İnsanlığa ve geleceğe açık mektup! H.GÜRER

Acılar dilsizdir. Derin acılar ise insanların iradesini çelikleştirir! Çelikleşmeyen iradelerin cesaretini aşındırır! Umudunu kırar! Acılar öğreticidir! Apansız yitirdiklerimizin acısı nefesimizi keser, ama öldürmez. Yönsüz bir öfke kalbimizi zorlar, zor kazanıp, kolay kaybederiz! Duruyoruz şimdi sessizce, kaybettiklerimizin mezarlarının yanıbaşında, biliyoruz öfkemizi, ölülerimizin acılarıyla… Kim kimi ne kadar anlayabilir diye düşünüyorum uzuncadır. Kim, kimin derinliğini görebilir, hangi gözle? Kaç kapıdan geçer de bir insanda bulur yerini söz?

H. Kılıç’ın Tehdidi ve Seçimin İşaret Fişeği!

“Seçim dönemleri yaklaştıkça, Ankara’da ‘Ali Cengiz oyunları’ da başlar” Bu sözler hükümetin medya temsilcilerinden Abdülkadir Selvi’ye ait. Pek de yanlış bir tespit değil. Türk egemen sınıfları arasındaki “Ali Cengiz oyunları”, pusular, operasyonlar, boğazlaşmalar aslında hiç eksik olmaz. Ama seçim atmosferine girildiğinde bu durum dozu artarak gerçekleşir. Türkiye’de seçimler,  Aziz Nesin’in “Zübük” hikâyesine taş çıkaracak “zenginlik”lere sahne olur. Şimdilik 2015 Haziran’ında yapılması planlanan genel seçimlerin de bu iklimden farklı yaşanmaması için tek bir neden yok.

Diktatörün Sarayındaki Paçoz Çariçe-Galip Munzam

Birkaç sene evvel –sanıyorum 2011 yılında– memlekette paçozluk ve onunla alakalı olarak paçozlaşma kavramları tartışılmaya başlandı.

Daha Neyi Bekliyoruz?

Yazıya ülkedeki tüm demokrasi güçlerini, toplumsal dinamikleri, siyasal yapı ve  kurumları, dostlarımızı, canlarımızı, Zorunlu Din Dersine karşı başlatılan ve önemli bir hak alma mücadelesi olan “Oturma  Eylemleriyle” dayanışmaya davetle başlayayım..

Demokrasi mücadelesinde bazen bir çığlık, bazen sessiz bir duruş, ya da bir oturma eylemi,  Plaza De Mayo Anneleri ile Cumartesi Annelerinin Oturma Eylemlerinde olduğu gibi çığ misali büyüyerek tüm ülkeye, hatta başka ülke ve kıtalara da ulaşabiliyor.

Faşizme Taş Atmak İyidir

Tas Atmak Degil, Tas Atmamak Provakasyondur   Yasalcilikla, mesruiyet/haklilik zemini arasindaki farki kavramak istiyorsaniz, cocugunuzun, sizin koydugunuz kurallarla, kendi ozgur ruhu arasinda yasadigi catismanin sonuclarina bakin...Orda iki dunya catisir; bir kendi disindaki dunya, ve onun kurallari, ve de cocugun kendi ozgur ruhu ve varmak istedigi dunya...Kural koyucular, dunyayi kendi istedikleri sekilde dizayn etmek, yonetmek, baslarinin agrimamasini isterler;, koleler ise, yine dunyayi kendi tasavur ettikleri seklide kazanmak arzusu guderler...Bu iki farkli dunya ve irade arasindaki cat

“DEMİR LEYDİ” DENİLEN BİR “MILK SNATCHER/ SÜT HIRSIZI”… [*]

“Torbada ne varsa,çorbada da o vardır.”[1]

İngiltere’nin ilk ve tek kadın Başbakanı Barones Margaret Thatcher 8 Nisan 2013’de geçirdiği felç sonrası 87 yaşında öldü. 11 Nisan 2013 tarihli ‘The Independent’in haberine göre ölümünün ardından ilk 3 saatte internete girenlerin yüzde 92’si, hayatlarını perişan ettiği kömür madencilerinin çocuklarıydı…

SOSYAL BİLİMLER: BİR ŞEY YAPMALI![*]

“Etik açıdan toplum bilimleri insanlığa hizmet etmeli;ancak sınıflar, etnik gruplar, uluslar vb.arasındaki çelişkilerle dolu bir dünyada,herkesin çıkarlarına hizmet etmek olanaksız gözükmektedir.Ezilenlerle ezenlerin dolayımsız çıkarları arasında bir seçim yapmak zorunda kalırsak, sorumluluğumuz ilk elde ve öncelikle birincileredir: çünkü özel yetkinliğimiz bu alandadır.”[1]

Şu satırlara göz atar mısınız?

Sayfalar