Faşizm kadın devrimcilerden intikam alıyor - Ziya Ulusoy
Erdoğan faşizmi, generalleri ve polis şeflerini, kadın devrimcilerin katledilmesine seferber etti.
Yalnızca son aylarda İstanbul'da Günay, Dilek, Dilan,Yeliz, Şirin, Kürdistan'da Güler, Sakinelerin öldürülüşünün yıl dönümünde Seve, Fatma, Pakize yoldaşları katletti. Ayrıca, çocuk büyük demeden çok sayıda kadını da kuşatma altına aldığı Kürt ilçelerinde öldürdü.
Faşizm, özgürlük ve sosyalizm mücadelesine katılan devrimci kuşaklardan intikam almayı, intikamcı acımasızlığının bir yansıması olarak da, mücadeleyi yeniden yeniden omuzlayan kuşakları korkutarak sindirme amacıyla da uyguluyor.
12 Eylül askeri faşizmi sonrası 80'li yılların sonundaki gençlik kuşağının yetiştirdiği kadrolar, devrimci örgütlere yeniden cansuyu oldular, onları büyüttüler.
Faşizmin intikamı gecikmedi. Kaybederek, kurşunlayarak, cezaevlerinde, dağda, işkencede, devrimci kadro kuşağına ölüm yağdırdı. Onların devrimci örgütleri ayağa kaldıran fedakarlığına, tarihsel girişkenliğine öldürmelerle yanıt verdi.
Kürt özgürlük hareketini geliştiren genç kadrolara, sömürgeci faşizm, dağda, kentte, köyde ölüm yağdırdı. JİTEM, Özel Harekat, Hizbulkontra bu on yıllardaki acımasız katillikleriyle kötü ün saldılar. Sömürgeciliğin genç devrimci Kürt kadrolarına, onların fedakarlığı ve mücadele girişkenliğine, ulus çapında seferber olarak mücadeleyi büyütmelerine karşı yanıtı ölüm yağdırmak oldu.
Faşist sömürgecilik, şimdi benzerini kadın devrimcilere yapıyor.
Kadınların toplumsal koşulları o toplumun uygarlık derecesinin ölçütüdür. Kapitalizm bir yandan kadınları üretime katar ve bu nedenle eğitime katılmalarını engelleyemezken, diğer yandan ağır çalışma koşulları ve patriarkal erkek egemen kültürü sürdürerek, sermayenin egemenliğini sürdürmek için ikinci sınıf bağımlı toplumsal koşullarla gelişmelerini engeller.
Erdoğan faşizminin özgünlüğü, kadınları eve hapsetmek, erkek egemenliğinin patriarkal biçimlerini din ve gelenek adına daha katılaştırmaktır. Böylece, halkın yarısını oluşturan ezilen cinsi tarihsel girişkensizliğe, sermaye ve erkek bağımlılığına diğer sermaye partilerinden daha çok mahkum ediyor. Geri bıraktırılmışlığını uzun sürdürmeyi amaçlıyor. Erdoğan, elinden gelse Suudi teo-monarşisi gibi kadınlara araba kullanmayı bile yasaklamak istiyor.
Fakat öğrenci, işçi, köylü kadınlar, bu gericiliğe karşı kadın hareketini geliştirerek, önlerine kadın devrimi amacını koyan mücadeleleri yükselterek cevap verdiler. Türkiye devrimci hareketinde kadın kadrolar öne çıktılar, partilerini geliştirmeyi en önde omuzladılar. Devrim emekçiliğini de, tarihsel girişkenliği de, cesareti de kuşandılar.
90'ların başlarında bir ara kadın derneklerindeki artış eğilimi, bugün değişik renk ve akımın kadın örgütlerinin o zamana göre çok daha artışı olarak kendisini gösteriyor.
Komünist ve sosyalist kadın örgütlerinin kurulması, gelişmesi, bu tarihsel yürüyüşte inisiyatifli öncü yerini alıyor.
Kürt özgürlük hareketi ayrı kadın parti ve ordusu olarak kadın devrimi sürecinin ilerleyişine büyük katkılarını sunuyor.
Faşist sömürgecilik, kadın devrimindeki yürüyüşten, özellikle kadın kadroları katlederek intikam alıyor. Onların, devrimci hareketin bugününde hareketi geliştiren girişkenlik ve fedakarlığından intikam almayı ve bu yolla geniş emekçi ve genç kadın kitlelerini sindirmeyi amaçlıyor.
Kadın devrimi yapıcıları, Erdoğan faşizminin, sömürgeciliğinin bu barbarlığına karşı ve rağmen, mücadeleyi ve yapıyı yükseltecekler. Tarihsel ayağa kalkmış toplumsal ve ezilen sınıfların hareketlerini, ne Hitler faşizmi, ne 90'lardaki generallerin faşist sömürgeciliği durdurabildi! Ne de Hitler'e özenen Erdoğan faşizmi durdurabilir!
Kadın yoldaşların aramızdan barbarca ölümlerle koparılıp alınmasına, devrimci kadın hareketi yalnızca cesaretini kuşanarak yanıtlamakla kalmayacak. Kadın kitle örgütlerini, mahalle mahalle, okul okul, işyeri işyeri geliştirecek, hareketin günlük mücadele taleplerini formüle etmede yaratıcılığını, kadın devrimi programını geliştirmede bilimsel ufukluluğunu da gösterecektir.
9 Ocak, Sakine, Fidan, Leyla yoldaşların, Kürt kadın özgürlük hareketinin üç önder ve militanının Erdoğan faşizmi tarafından kalleşçe katledilmelerinin yıldönümü.
Sakinelerin, Yelizlerin, Sevelerin şahsında, faşizmin aramızdan aldığı sayısız devrimci kadını saygıyla anıyor, onların cesaret, feda ve devrim emekçiliğinin yalnızca kadın devrimi yapıcılarına değil, bütün devrimcilere ve ezilenlere de öğreteceğine inanıyoruz.
Son Haberler
Sayfalar
Ermeni tarihi ve ittihat terakki dönemi
Türk'ler 11.Yüzyıl'dan itibaren,Anadolu'ya gelmeye başladılar.Doğu,Güney ve Orta Anadolu'da etkin çoğunluğu oluşturan topluluklar Ermeni'lerden oluşmaktaydı.Toros'larda ''Klikya Ermeni Devleti'' vardı.Batı'da Roma vatandaşı Rum'lar,Güney'de,Süryani'ler,Karadeniz'de Pontus krallığı ile Hristiyan Laziki'ler vardı.Osmanlı'nın kuruluş dönemlerinde ,Türk'lerin ve diğer müslümanunsurların,Anadolu halklarının yanında ancak on'da birini oluşturuyordu.Türk'ler zamanla zor yoluyla savaşarak Anadolu'ya zorla yerleştiler.Hristiyanlığı ilk kabul eden topluluk olan Ermeni'ler,Türk'lerin-Osmanlı'ların isl
İran; Kürdistan için büyük tehlikedir!...-Dursun Ali Küçük
Bölgede en başta Kürdistanın kuruluşunu engellemek istemektedir:
1915 – 2015
24 Nisan 1915 Mazlum bir ulusun soykırıma uğratılma tarihidir.
24 Nisan, uygarlığın ,kültürün maddi ve manevi zenginliklerin toprak altına gömülmesi, küller içinde kaybedilmesi,hafızalardan silinip unutturulmak istenmesinin acı tarihidir.Anadolu mozaiğinin önemli ve renkli dokusu bu tarihsel kesitte silinmek ve unutturulmak istenmiştir.Bir uygarlık ile bir kültür 3000 yıldır Anadolu topraklarından vahşice yokedilmştir.
Birinci Dünya Savaşı Sırasında Ermenilerin Kıyımı – Raymond Kévorkian
İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Türk milletine dayalı bir ulus devlet inşası projesi, Türk olmayan unsurların dışarıda bırakılması fikrini zımnen öngörüyordu. Toprak kayıpları, özellikle Balkan Savaşlarında (1912-1913) alınan aşağılayıcı mağlubiyet, Jön Türk merkez-i umumisinin üyelerinin radikalleşmesine yol açtı ve kamuoyu nazarında Birinci Dünya Savaşı sırasında Rum ve Ermenilerin “cezalandırılmasını” mümkün kılan bir şeytanlaştırma sürecini hazırladı.
Radikalleşme Süreci ve Kararın Alınması
Marx’tan Mao’ya Marksist Düşünce Diyalektiği
Bu kitap, polemiksel bir üslupla, esas olarak düşüncenin diyalektiğini ele almaktadır. Bu bağlamda, proletaryanın sınıf mücadelesinde teorinin maddi bir güç halini alması ve maddenin düşünceye, düşüncenin ise maddeye dünüşmesi nesnel gerçekliği tartışmasını devam ettirmektedir.
Düşüncenin nereden geldiği, ne olduğu ve maddeyle ilişkisinin nasıl olduğu gibi sorular, ilk filozoflardan bu yana tartışılan ve üzerinde düşünce üretilen bir konudur. Ozellikle
TKP/ML: Newroz, ateşten zırhı kuşananlara selamdır!
Binlerce yıl evvel Demirci Kawa'nın yaktığı, baharın müjdecisi isyan ateşi; bugün Rojava'da ve özelde de Kobanê'den yanmaya devam ediyor. Newroz ateşinin sıcaklığında başta Kürt halkı olmak üzere bu coğrafyanın ezilen kadim milliyetleri ve azınlıkları ile bu ateşi harlamanın, bu ateşte yanmanın zamanıdır.
BİZ SÜRGÜNLER "MAĞDUR"DEĞİLİZ.
Faşizme, faşist diktatörlüğe karşı verdiğimiz özgürlük, demokrasi ve bağımsızlık mücadelesinde biz haklı, doğru ve onurlu bir mücadele yürüttük. 12 Eylül askeri faşist diktatörlüğü de bu mücadelemizin bir parçasıydı. Neticede güçler dengesi ve bazı yanlış stratejik ve taktik hatalarımız bizlerin yenilgisine sebep oldu. Aradan geçen 35 yıllık uzun bir zaman dilimi dahi, hala 12 Eylül faşizminin kanlı- katliam, işkence ve zulüm izlerini üstümüzden silip atamadı.
Armin T. Wegner’in yazılarında 1. Büyük Savaş:Sait Çetinoğlu
“Hastanenin kapısında Ermeni papazın siyah sakalı beliriyor. Öğleye doğru ölmüş olan bir Ermeni askerin cenazesini almak için gizlice geliyor. Hamallar sırtlarında çarşafa sarılmış sallanan cesetle karanlıkta sessizce kayboluyorlar.”
Duygusal tepki! İsmail Cem Özkan
Sol, 12 Eylül yenilgisinden sonra kendisini izleyici konumda, olayların arkasından sadece yorum yapar halde buldu. Bu yorumcu konumuna o kadar alıştı ki, Marks’ın 11. Tez’i sadece geçmişte söylenmiş güzel bir söz olarak algılanır oldu. Zaman zaman o söz kullanılsa da, nasıl olsa devrimcileri değil, felsefecileri ilgilendiriyor algısı bilinç altına işlenmiş olduğunu düşünüyorum. Bu ihtiyaç yok algısı sanırım solun kılcal damarlarına kadar işledi!
Tarihi Çanakkale Yalanları:KADİR AKIN
Çanakkale Savaşlarının bu kadar aktüel hale gelmesi, Tayyip Erdoğan’ın 100’e yakın devlet başkanı, başbakan ya da ülke temsilcisini bundan bir süre önce, 24 Nisan’da Çanakkale’de yapılacak törenlere davet etmesi ile başladı. Üzerinde türlü rivayetler sürdürülse de aslında Çanakkale Savaşı, I. Dünya Savaşı çerçevesinde İtilaf Güçlerinin, içinde Osmanlı’nın da olduğu İttifak Güçlerine saldırısının adıdır.
"Türkiyelileşme" üzerinde dolaşan kirli eller! Sefa Ünal
28 Şubat 2015’de HDP heyeti ile Hükümetin ayrı ayrı metinleri ortak kürsüde açıklaması, Kürt meselesinin barış ve uzlaşma ile yol almasında önemli bir eşiğin aşıldığı iddiasına neden oldu. Bu açıklamanın muhtevasını egemen sınıflar ve onun medyası “silah bırakmada” tarihi adım olarak doldururken, Kürt hareketi silah bırakmanın müzakerenin gerçekleşmesi ve ilerletilmesine bağlandığı şeklinde doldurmaktadır. Şimdiden bu bakış açısı farkının uzun soluklu bir tartışmaya zemin sunduğu görülmektedir. Yapılan açıklamada silah bırakma eksenli PKK’nin kongresini toplama çağrısı söz konusu.