“Eski” olan Nubar Yoldaş değil, darbecilerin ikiyüzlülüğüdür-İsmail ORAL / ROJAVA
Nubar Ozanyan yoldaşımızın Rojava devrimi sürecinde şehit düşmesinin, Dünya emekçi halklarında ve Devrimci örgütlerinde yarattığı duygu,düşünce ve anlam etkileri, bilincimize, yüreğimize nakış nakış işliyor...
Nubar yoldaşımızın, bizler/yoldaşları tarafından anlatılması,hiç kuşkusuz daha içkin özelliklerine vakıf olunması açısından önemlidir, elzemdir. Ancak netice itibarı ile halihazırda buna ihtiyaç kalmadı. Zira Enternasyonal savaş cephelerinde, omuz omuza savaştığı, siper yoldaşlarının anlatımı, bizlere, Nubar yoldaşımızı ifade edecek söz hakkı bırakmadı.
Bu arada bizler, Rojava’da Nubar yoldaşın cenaze merasim hazırlıklarını hakkı ile ifa edebilmek için koşturuyorken ve gelen taziyeleri kabul ediyorken sözüm ona Partimizi temsil iddiasında olanlar yüz kızartıcı, Nubar yoldaşa dair açıklamada bulundular.Görünürde, Nubar yoldaşımız için taziye yazısı kaleme alınmış gibi bir orta ayar giriş ile birlikte asıl niyetlerini yazılarının sonunda ifşa edivermişler efendiler.
“MLM PARTİZAN” isimli web sayfalarının 16 Ağustos 2017 tarihli gündeminde Nubar yoldaşımız için kaleme alınmış itiraf ve iftira beyanatının esasını ifade eden paragrafı olduğu gibi aktarıyoruz.
“Nubar Ozanyan şehit düştüğünde partimizle ilişiği kesilmiş, kendi belirlediği tercih doğrultusunda devrimci faaliyetini yürütme kararı almıştır. Partimiz açısından zorlu sancılı ve ağır bedeller içeren ideolojik-politik hastalıklardan mustarip bir tutumun ve anlayışın parçası olmuştur. Ancak ezilenlerin saflarında, onların acısını ve öfkesini devrimcilik ekseninde yürütme kararlığını sürdürmüştür. Devrimci mücadelesini parti saflarını terk ederek yürütmeyi tercih etmiştir. Bu duruşu ve konumlanışı ile partimiz nezdinde devrim şehiti olarak anılacak ve sahiplenecektir.
Partimiz kültürü ve anlayışı; saflarını terk etse de silah elde devrim mücadelesi için savaşan şahsiyetlerin ideolojik-politik gerçekliklerini bilerek ve mahkum ederek ancak devrim saflarındaki yerini ve konumlanışına saygı duyarak ele alan bir tutuma sahiptir. Parti tarihimizdeki ayrılıklar ve ayrışmalara bakıldığında, bu yaklaşım kendini gösterir. Nubar Ozanyan’ı da bu gerçekliği ile ele alıyoruz ve partimizin bu tür durumlardaki anlayışı doğrultusunda devrim şehiti olarak ilan ediyoruz...”
1. Nubar Ozanyan ya da hiçbir parti üyesinin, üyeliğini ve üyelikten doğan haklarını gasp edebilecek bir hukuka sahip değilsiniz. Zira 10 yıldır gerçekleştirilmemesi için elinizden geleni ardınıza koymadığınız Parti Konferansı nedeni ile ve büyük çoğunluğu emperyalist devletlerin TC ile işbirliği neticesinde engelenen Parti MK’den arta kalan iki kişilik sayı ile böyle bir hakkınız ve yetkiniz çoktan nihayete ermiştir. PMK hukukunuz yoktur. Kadüksünüz.
2. “Partimiz açısından zorlu sancılı ve ağır bedeller içeren ideolojik-politik hastalıklardan mustarip bir tutumun ve anlayışın parçası olmuştur...” ithamınız ile esasen kendi gerçekliğinizi itiraf ve ifşa etmiş oluyorsunuz.
Zira Nubar Ozanyan yoldaşımıza Ortadoğu bölgesinde, savaşın göbeğinde faaliyet görevini veren, engelenen PMK’dır. Açık Parti Tüzüğü darında, Gayrı-Meşruluğun gramajı ile sahte imzanın sahibi olan sizler değilsiniz.
Hiç kuşkusuz şu utanç verici yazıyı ve ithamları kaleme alan, Avrupa’ya karargah kurup, ülkenin ve Ortadoğu’nun savaş alanlarından kendini uzak tutup, mülteciliğin konformizm eksenli rehavetinde yan gelip yan yatan, kişisel güvenliğinin,rahatın, rehavetin riyakar halet-i ruhiyesi ile dogmatizmin, özünde Kemalizmin ete kemiğe büründüğü sizlerden, Partimizin “Savaş, savaşılarak öğrenilir.Komutan,ateşin ve barutun içinde, savaşın göbeğinde, çatışmaların ortasında komutandır.” praksistini beklemek, değil saflık, direkt budalılık olur.
Partimizin üyesi, Ordumuz TİKKO’nun Rojava komutanı Nubar Ozanyan’ın naaşı henüz toprağa bile verilmeden, O’nun ardından bu çirkin saldırınız, gerçek künyenizi ortaya seriveriyor.
Halkımız “ölenin ardından konuşulmaz” geleneğine sonuna kadar bağlıdır. Hal böyle iken, ne parti etiğimizde ne de devrimci geleneğin etiğinde sizin şu yalanlar ile bezeli çirkin tutumunuza ne halkımız, ne de parti güçlerimiz prim tanımaz,tanımıyor, tanımayacaktır !
Önderimiz İbrahim KAYPAKKAYA’nın gerçek ardılı, Partimiz TKP/ML’nin muammasız, şaibesiz üyesi ve ordumuz TİKKO’nun kahraman komutanlarından birisi, yaşamı, mücadelesi ve savaşı ile Nubar OZANYAN yoldaşımızdır !
O ne Partisi için ne de yoldaşları için tek kelime kem söz etmedi!
O, boş sözlerin, sırça köşklerin efendisi değil, eylemin ve yoksulluğun militanı, ezilen tüm mazlum halkların fedaisi idi !
O, Dünya’nın dört bir tarafında, Partili bir sıra neferi idi !
O, Dünya’nın dört bir coğrafyasında savaşın alevinin içinde en önde bir Komutan idi !
Biliyoruz, yaşasa, hadsizlere yanıtımıza bile üzülür, o katliamların kahır ve acı yükü ile yoğrulmuş insan güzeli gözleri ile hüznün ve arılığın sessiz yorumu ile kınardı bizleri...
Artık kelimeler kifayetsiz...
Susun !
İsmail ORAL / ROJAVA
Son Haberler
Sayfalar
Kadınların Irkçı Hareketlere Katılımı: Karmaşık ve Çok Boyutlu Bir Gerçeklik -2-
Son yıllarda, emperyalist savaş tehlikesinin zemininin güçlenmesine paralel, dünya genelinde ırkçı hareketlerin ve partilerin dikkat çekici boyutta güçlendiğine vurgu yapmış, bu yükselişin, sadece belirli demografik gruplarla sınırlı kalmadığını, kadınları da içine aldığını gördüğümüzü ifade etmiştik.
Peki, kadınlar neden bu tür hareketlere katılıyor? Bu sorunun yanıtı, birçok faktörün karmaşık bir birleşiminde yatıyor.
Faşizmin Yüzünü Örten Çirkin Bir Maske (Nubar Ozanyan)
İttihatçı Türk kompradorları, ekonomik-mali-siyasal krizden bir türlü kurtulamıyor. Faşizmi maskeleyen kaba uydurma parlamentoyla bile ülkeyi yönetemiyor. Zorbalık her taraftan fışkırıyor. Kötülük ve çirkinlik her yerde bütün utancıyla görülüyor. Dağda, köyde, sokakta Kürt ve emekçi kanı dökmekten çekinmeyenler dünyanın gözü ve kulağının üzerinde olduğu parlamentoda bile Kürt kadın parlamenterin kanını dökmekten çekinmiyor. Zorbalık, pervasızlık, yasa, hukuk tanımamazlık ayyuka çıkmış, had safhaya ulaşmıştır.
Emperyalist haydutlar, 3.Dünya savaşı hazırlıklarını yoğunlaştırmakla meşgul…
Bazı sol-sosyalist ve kendilerini komünist addeden kesimler hâlâ (evet, hâlâ) bir 3. Dünya Savaşı çıkacak mı çıkmayacak mı ve keza “süreci belirleyen esas etmen savaş mı devrim mi?” ikilemi girdabında, adeta miskince bir fikirsel jimnastik rehavetiyle, sorunu ele almaya devam ede dursunlar; fakat süreç, maalesef ki hem de çok hızlı bir şekilde, o istenmeyen malûm sona doğru ilerliyor.
Fakir (Nubar Ozanyan)
Yaşamı boyunca hep yokluk ve fakirlik içinde yaşadı. Bundandır ki arkadaşları ona “Fakir’’ dedi. Ne zaman biraz dünya nimetlerine yakın olan olanaklara sahip olsa o yine fakir yaşamından ayrılmadı. Yaşamı fakir, bilinç ve yüreği zengin olan Nubar Ozanyan en alttakilerin, yoksulların, mazlumların yoldaşı olmaktan bir an olsun geri durmadı.
Servet Vergisi ve Sermayenin Olmayan Vijdanı
Bugünlerde de toplumsal eşitsizlik sermayenin birikimine ve merkezileşmesine koşut olarak artınca, zenginlerden servet vergisi alınmasını dilendirenlerde çoğalmaya başladı.[1] Servet vergisi, toplumsal servetin belli ellerde birikmesinden bu yana ara sıra gündeme getiriliyor. Zaman zaman kısmen de uygulanmıştır. Örneğin savaş dönemlerinde vb. Yine ABD'de, 1960'larda 400 zenginden %53 oranında vergi alınmıştır.
Inger Nubar Can, Hewal Nubar, Nubar Yoldaş’a!
Halen pek çoğumuzun inanmak istemediği Nubar Ozanyan’ın ölümsüzleşmesinin 7. yılında, onu bir kez daha saygı ve sevgi ile anarken, şehadetinin yıldönümünde onu anlatmak da bizim için en zor yazılardan olacaktır.
Rusya / Ukrayna Savaşında Yeni Bir Aşama
Savaşın Rus topraklarına doğru genişlemesi Ukrayna'daki savaşın yeni bir aşamaya geçmesi anlamına geliyor.
6 Ağustos Salı gününden bu yana Ukrayna birlikleri Rusya sınırını geçerek Rusya'daki savaşta yeni bir cephe açtı. En az üç Ukrayna tugayı ve çeşitli taburlar savaşa dahil oldu ve ilerleme Rus topraklarının yaklaşık 30 kilometre içine kadar ulaştı. Bu, savaşın yeni bir aşamasının başlangıcına ve dünya savaşı tehdidinin önemli ölçüde yoğunlaşmasına işaret ediyor.
İKTİDARIN BÜYÜK YALANI: “HİÇ KİMSENİN YAŞAM TARZINA KARIŞMIYORUZ.”
Genel olarak tüm siyasal İslamcıların, ama özel olarak da İslamo-faşist Erdoğan ve iktidarının, başvurduğu en kullanışlı “idare etme” araçlarının ilk sırasında hiç kuşkusuz ki dinlerince de serbest sayılan takiyedir. Yani amaçlananı gerçekleştirebilmek için, gözünü dahi kırpmadan YALAN SÖYLEMEKTİR.
Belliki sol-sosyalist eski nostaljik söylemlerin tekrarı bugün artık kitlelerde herhangi bir karşılık bulmuyor!
Geçenlerde, “dini bütün” olarak tabir edilen kesimlerden bir ahbabımla, “ne olacak bu memleketin hali” kıvamında sohbetteyken, şöylesi bir cümle kurmuştu: “Abi benim anlamadığım, bunca açlık, yoksulluk, işsizlik ve zulüm varken, yani koşullar aslında tam da siz devrimci solcuların kolayca taban bulmanıza ve kitleleri harekete geçirmenize ve hatta devrim bile yapmanıza bunca uygunken; bu derece atıl ve etkisiz olmanız, sence normal mi?”
KADINLARIN BİRLİĞİ | Kadınların Irkçı Hareketlere Katılımı: Karmaşık ve Çok Boyutlu Bir Gerçeklik -1-
Emperyalistler arası çelişkiler derinleştikçe, ekonomik kriz ağırlaştıkça vb. bu sistemin sarıldığı en temel dayanaklardan birinin ırkçılık-faşizm olduğunu biliyoruz. Zira bunun, sistemin alametifarikalarından biri olduğunu birçok -acı- deneyimiyle elbette biliyoruz. Şu anda yine tam da böyle zamanlardan geçtiğimizi söylüyoruz. Bu tehlikeye dair önlemler almaktan bahsediyoruz, özellikle Avrupa’da ırkçı partilerin yükselişini izlerken, Avrupa Parlamentosu’ndan çeşitli Avrupa ülkelerinin kendi seçimlerine odaklarımızı çeviriyoruz vs.