Perşembe Ekim 8, 2026

Ermeni'yim Fedai'yim (2)

Ermeni ' lere Burada Yer Yok... 

Tertemiz,parlak ve örnek alınacak bir geçmiş bırakarak şahadete ulaşan Nubar Ozanyan Aras nehri gibi berrak,Kızılırmak gibi coşkun,Munzur gibi hırçın,Fırat-Dicle gibi gür akarak ,şimdiden Mazlum halkların,ortadoğu halklarının gönlünde yıldızlaşarak efsane Komutan olmaya devam ediyor...

Temiz ve berrak olan tüm hayatı boyunca Ozanyan'ı yıldızlara uğurlarken,her insanın gözlerini hayata açıp ,kapatana kadar din,ahlak,kültür,gelenek,görenek hesaplanarak 3 Kutsal kitap'ın da kabul ettiği dini vecibeler yerine getirilerek,insan toprağa verilir.İnsanın kundak ile kefen arasındaki uzun dönem hayatını oluşturur.Tüm insanların kabul ettiği normları yerine getiren toplumlar hayatta saygın yerlerini alırken,tüm insanların kabul ettiği değerlerin dışına çıkanlar barbar'lar olarak anılırlar.Toplumlar insanlar,onurları,erdemleri sayesinde ancak ayakta kalabilirler. İnsan'ı insan yapan,ayakta tutan değerler olmadığı zaman,artık o toplum,çökmüş bitmiş demektir.

Yaşadığımız süreç barbar'ların kutsal değerlere yoğun olarak saldırdıkları bir dönemi göstermek – tedir.İnsani değerlerle uzaktan yakından alakası olmayan iktidarı artık her şeyi rafa kaldırmıştır.Her şey Ermeni soykırımı'nın 100.yılında tarihin en uzun süren MGK kararlarında ''Çöktürme Planı '' devreye konularak Kürt halkı için çıkarılan Ferman 'lar ile başladı.Yani ''taş üstünde taş,baş üstünde baş ''kalmayacak denilerek,Ferman'lar yürülüğe konuldu.Tek adam olan''Reis''inemirleri doğrultusunda,harekete geçen Özel Harekatçılar kırım ile katliamlar uygulamaya başladı.

6 milyon seçmenin oyunu alan seçilmişler,cezaevlerine atıldı.Milletvekiller cezaevine atıldı.Belediye'lere kayyum atandı.Gazeteler ile televizyonlar susturuldu,Aydınlar ile akademisyenler uyduruk suçlamalarla tutuklandılar..

Kutsal Değerlere saldırı ,insanlığa saldırıdır...

Uluslararası antlaşmalarda Türkiye'nin de bizzat taraf olduğu sözleşmeler rafa kaldırılarak,kural tanınmayarak savaş suçu olan uygulamalara tanık olmaktayız.Kayyum ile bir gecede Van'ın Edremit ilçesine atanan belediye başkanı Ermeni mezarlığı üzerine tuvalet yaptırarak,gerçek yüzlerini sergilemişlerdir.Şırnak-Cizire'de PKK'lılara ait mezarlıklar dozerlerle kırılmış,cenazeler torbalara konularak,kaldırılmaktadır.Şehitliklere karşı tahammmülsüzlük artık had safhadadır.2015 yılında Armenak Bakırcıyan şahsında soykırımda ölen,mezar yerleri belli olmayanlar anısına düzenlenen Anıt Mezar yine parçalanmıştır.Bayan gerillaların vucudu çıplak edilerek çekilen pozlar,Taybet Ana'nın cenazesini 7 gün yerde bırakarak,yaklaşanı vuran kaldırılmasına müsade etmeyen uygulamalar artık belli bir merkezden koordinalı olarak yönlendirilmektedir.

Türkiye Kürdistanı'nda yaşanılan,çetelerin cenazelere saldırıları,ölüye saygısızlık,Nubar Ozanyan'ın cenazesinin en iyi yer olarak Rojava Devrimi toprakları uygun görülmüştür.Hayastan ile Türkiye kürdistanı'ndan gelen yoğun istek ve taleplere rağmen,son istirahatgahında rahat uyuması isten miştir.Kürt ve Ermeni analarının yoğun talepleri Rojava'da kalmasından yana olmuştur.'' Bizim için şehit düştü,asla başka yerde gömülmesine müsade etmeyiz '' denilerek sahiplenilmiştir.Derik'te o gün yas ilan edilmiş halk sokak ve caddelere dökülmüştü.YPG savunma birlikleri morgdan Derik Şehitliği'ne gidene kadar,şehidini selamlayıp saygı duruşunda bulundular.'' Şehit Namırın '' sloganları ,zafer işaretleri yaparak son yolculuğuna uğurladılar.

Konuşmalardan sonra,artık toprağa verilme vakti gelince Kürt anaların cenaze üzerinde ağlaşmaları,Kürtçe ağıtlar yakarak,cenazeyi kendileri taşımak istemiş,ama mümkün olmamıştır.Kürt geleneklerine göre başka topraklarda şehit düşen gerillalar için,sahiplenecek aile tespit edilmiş,Nubar Ozanyan için Şehitlik Nasnamesi verilmiştir.Törene katılan Kürt ve Ermeni anaların toprağa verilirken ağlaşmaları ile duygusal anlar yaşanmıştır.Halk bağrına basarak,kalbinin en sıcak köşesine koymuştur.

Acı ölüm haberlerinin hiç eksik olmadığı bu yaz aylarında HDP Eşbaşkanı,Aysel Tuğluk'un annesi Hatun Tuğluk'un vefatını derin üzüntü ile karşılıyoruz.80 yaşında vefat eden Hatun ana'nın cenazesine, cezaevinden izinli olarak gelen Aysel Tuğluk'a yaşatılanlar,Kürt ve Ermeni halkına verilmiş bir mesaj olarak anlaşılmalıdır.Cenazelere artık saldırı düzenlenir noktasına gelinmiş,insanların yasını tutmasına engel olunurken zulüm yaşanılmıştır.Önceden ayarlanan çeteler,polisin üstelik orada olduğu vakit hiç ses çıkarmaması dikkat çekicidir.Toprağa verilen cenaze '' siz çıkarmazsanız ,biz bu cenazeyi buradan çıkaracağız '' ermeni'lere burada yer yok ''burası ermeni toprağı değil '' diyerek saldırılarda bulunmuşlardır.Cenazelerimizin,mezarlıklarımızın artık güvenlikte olmadığı dönemleri yaşıyoruz.

İşid ' in kalesi,islam devletinin başkenti Raqqa'da can cekişen çetelerin sonu yaklaşırken,Enternas-yonal Tabur savaşçılarını yerinde görmek,onlara önderlik eden TİKKO komutanını ziyaret etmeden dönmek olmazdı.Savaş bölgesi olması ürkütüyor.Bir gurup gerillalar ile nöbet değişimi için yönümüzü Raqqa'ya çeviriyoruz... (Devam Edecek )  

 
53363

Agop Ekmekciyan

Özellikle azınlıklar üzerine yazdığı yazılarıyla tanıdığımız yazarımız,diğer birçok konuda da makaleleriyle tanınmaktadır.

agop@kaypakkaya-partizan.net(Hazırlanıyor)

Agop Ekmekciyan

Roboski: Taammüden devlet katliami!

SORU(N)LAR “RAİSON D’ETAT”SINDAN VAZGEÇMEYEN TUTUM YALANLAR, YALANCILAR “GERÇEK” ROBOSKÎ HÂLİ AKP: “CİNAYET VAR (DA), CANİ YOK(MUŞ)”?! (S)ÂKÎL -BEYAZ- KÜRTLER MUHATAPLAR YORUM(LAR) HUKUK(SUZLUK) ADALET DEĞİLDİR! “NE OLACAK” MI? ROBOSKÎ: TAAMMÜDEN DEVLET KATLİAMI![*]

“Herkesin bir gideni vardır, İçinden bir türlü uğurlayamadığı…”[1]

Veysi Altay’ın yönettiği ‘Faîlî Dewlet’ adlı belgesel, Cizre’de 90’lı yıllarda devlet eliyle işlenmiş cinayetleri anlatır ki, Roboskî de bu “realite”den bağışık değildir…

Deli dumrul'un "kentsel dônüm"ü yada yolsuzluk rantin ikizkardesidir

“Ya ümitsizsiniz, ya da ümit sizsiniz. Ya çaresizsiniz, ya da çare sizsiniz.”[1]

Şaşırmadınız, değil mi?

Şaşırmış gibi yapmanıza da gerek yok.

Ne de olsa, AKP medyasının her şeyden çok anlayan, her şeyi en iyi bilen gülücüksüz prenslerinden, her şeyi çok uzaklardan seyreden, dalgın bakışlı, nazlı prenseslerinden değilsiniz…

Yani şaşırmış gibi yapmadığınızda dolar bazında her ay banka hesabınıza geçen maaşınız tehlikeye girmez.

Yasli tarih diyor ki:"Halk iktidari ele almadikça.."

Dikkatinizi mutlaka çekmiştir; meclisteki partilerden, "Halk örgütlenip iktidar olsun, kendi kendisini yönetsin," diyen yoktur. Ne böyle bir hedefleri var, ne de felsefeleri… İstedikleri şey, halkın merdiven olması, kendilerinin de tepede oturmalarıdır.

Hozat, Altun ve Öcalan:Garbis Altınoğlu

Demir Küçükaydın ve Ayhan Bilgen'e Bir Yanıt

(Genişletilmiş versiyon)

Ocak ayında Parti ve Devrim şehitleri üzerine

İnsanlık tarihine alın teriyle emekle, yürekle, bilinç ve çizilen ideolojik güzergâhla yazılırlar. Ve bir daha yüreklerde silinmezcesine kalıcılaşırlar. Orda söz biter eylem başlar, iş başlar, insanlığa adanan, insanın özgürleşme kavgası başlatılır. Bunu kelimelerle ifade etmenin mümkünatı yoktur,

Rober Koptaş yazdı: Öcalan’ın mektubundan beklenen

Rober Koptaş, Agos’taki köşesinde KCK’nin ‘lobi’ açıklamasını yazdı: Kürt illerinde gördüğüm, Hrant Dink’in hatırasına hürmeten Ermenileri el üstünde tutan, iç savaşın etkisiyle de Ermenilerin yaşadığı acılara karşı empati duygusu geliştirmiş bir tavır oldu. Bu ileri duruşa karşın, Kürt siyasi hareketinin temsilcilerinin Ermeni meselesinde daha ikircikli bir tutum aldığı söylenebilir.

Hrant belleğimizde yasıyor...Nazaret Vartanyan

 

Hrant Dink 19 ocak 2007 tarihinde katledildi. Yaşamını mensup olduğu Ermenilerin tarihsel akıbetini kamuoyuna açmaya adamıştı Hrant… Ama Hrant’a tahammül edilemedi… Bundan dolayı Hrant katledildi..

Sevan bu sefer yalnız değil

 

Sevan Nişanyan’ın zekâsına, bilgisine ve hayat görüşüne hayran, onu merak eden biri olarak benim de yolum Şirince’den geçti. Geçen yıl Şirince’ye yaptığım birkaç aylık yolculuğun yaşamımda önemli bir yere sahip olacağını biliyordum, öyle de oldu… Ancak iz bırakan yalnızca Sevan Nişanyan’ın kendisi değildi. Sevan ile Müjde Tönbekici, kamuoyunun onlar hakkında düşündüğünün aksine ve hiç tereddüt etmeden söyleyebilirim ki şahane bir aile kurmuşlar.
 

“Iyi” Papa mı?

“Yüreğin soğuksa,güneş de ısıtamaz.”[1]

Papa Benediktus’tan (ya da önceki Papa II. Jean Paul’den) sonra Vatikan’da ikamet eden Papa Francesco, “iyi” Papa mı?

Kanımca değil. Papalık kurumunun “iyi”si olmaz/ olamaz. Çünkü orası Vatikan’dır…

Tam da bu noktada Mohandas Karamchand Gandhi’nin, “Çoğunluğun onayı yanlışı doğru yapmaz,” saptamasının altını çizerek, Immanuel Wallerstein’ın, “Katolik olmayanlar kimin Papa olacağını umursamalı mı? Elbette,”[2] saptamasını paylaşmadığımızı belirtelim.

Bu Ne Şiddet,Bu ne Celal?(Yada Gulyabani Kim?)

“İnsan çıtır ekmeği ısırdığında,Kırıklar dolar kucağına,İşte orası umudun tarlasıdır.Ve orada başaklar ağırlaştığında,Sayısız ah dökülür toprağa.”[1]

Şiir şöyle: 

“gencecik cocuklardık/ milyonlar kadardık/ haykırışlarımızla türkülerimizle/ güle oynaya/ Gezi’deydik/ meydanlardaydık.

Gulyabani!/ annelerimizin masalındaydı/ zifiri karanlıktı/ çıktı geldi/ esti gürledi/ BEŞimizi yuttu/ ONİKİmizin gözünü yedi/ yetmedi organlarımızı yedi/ yetmedi/ YÜZlercemizin kolunu bacağını kafasını kırdı/ sakat bıraktı/ kimimizi komaya/ SEKiZBiNden fazlamızı yaralı kodu.

Türkiye'de paradigma değişimi ve "Derin Kürdistan aklı"

Kapitalist dönemin en önemli başarısı kitleleri gönüllü aptallaştırabilmesi, hatta köleleştirebilmesidir.Kendi çıkarlarının nerede olduğunun rasyonel bir analizini yapamadan,kitleler egemen yapının çıkarlarının kendi çıkarları olduğu yanılsamasının etkisinde ömürlerini geçirirler.Seçimlerini bu doğrultuda yaparlar,yeni nesilleri bu doğrultuda yetiştirirler.Hukukun üstünlüğüne inanırlar ve hukuk adı verilen sistem makyajının onların haklarını korumak için varolduğunu zannederler.Halbuki ezenler/ezilenler veya egemenler arası yerel/global çelişkiler suüstüne çıktığında il

Sayfalar