Salı Ekim 6, 2026

Ermenistan'lı Devrimciler: “Son gülüşünü unutmayacağız! Nubar Ozanyan, Rojava halkına emanetimizdir”

Nubar Ozanyan, Rojava halkına emanetimizdir!

Üzerinde şu anda bulunduğumuz Ortadoğu coğrafyasında savaşların, katliamların, soykırımların eksik olmadığı, aynı zamanda buna karşı halkların, Partizanlar’ın şanlı mücadelelerine tanık oluyoruz.

Arap, Kürt, Ermeni, Süryani her çeşit inanç ve düşünceye sahip coğrafyanın içinden kendini ezilen, sömürülen, mazlum halkların mücadelesine adayan savaş alanlarında Osmanlı-Türk devleti destekli çetelere karşı mücadele içerisinde yitirdiğimiz Ermeni halkının eşsiz komutanı, Nubar Ozanyan’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.

Nubar Ozanyan sıradan bir asker, bir savaşçı değil, O bizzat savaş içerisinde, savaşa yön veren, önderlik eden, en önde giden, bizzat savaşın içerisinde kaybettiğimiz, sözde değil, bizzat önde giden komutandır.

1915 Ermeni soykırımı ile tarihi sosyal, ekonomik, kültürel dokusunu, bir buçuk milyon Ermeni’yi tarihten silen, İttihat ve Terakki’nin bugün devamı olan Türkiye Cumhuriyeti’nde azınlıklara, Kürtlere uygulanan yok etme politikası aynen olduğu gibi devam etmektedir.

Yeni ve eski ittihatçılara karşı mücadeleyi kendine görev sayan Nubar Ozanyan yoldaş tüm bu acıları iliklerinde hissetmiş, kendinde mücadeleyi zorunlu görev kabul etmiştir.

Türkiye’nin dört bir yanından Ermenilerin ruhani lideri olan Der Giragosyan’ın girişimleri ile toplanan soykırım artıkları, kılıç artıkları, çocukları İstanbul’da Ermeni okullarında toplanan yetim çocuklardan birisidir Nubar Ozanyan. 

Şehit düşen diğer yoldaşları Armenak BAKIRCIYAN (Diyarbakır), Hayrabet HANÇER (Kayseri), Nubar YALIM (Şırnak), Manuel DEMİR (Kayseri), Hrant DİNK (Malatya) gibi şehitler kervanına Nubar OZANYAN da katılmıştır.

“Başkasını savaş alanına göndermedi”

Arkadaşlığın, dostluğun, fedakarlığın, yoldaşlığın günümüz dünyasında, yaşayan en iyi örneklerinden olan Nubar Ozanyan ilerlemiş yaşına rağmen bugüne kadar geleneklerin dışına çıkmış öz ve sade yaşantısıyla herkese örnek olmuştur. İnsanların kafasında “Halen bugün demek ki böyle devrimciler de var” dedirtmiştir. Şehadet mertebesine kavuştuğu zaman kendisine ait bir ceketi dahi olmamıştır. Açık deyimle evini sırtına yüklemiş, nerede mücadele varsa kendisi orada olmuştur.

O’nu, haksızlığın zulmün işgalin savaşın olduğu her coğrafyada görebilmekteyiz. Görev insanı bazen Bekaa vadisinde bazen Filistin’de, Ermeniler’in en zor anında Karabağ’da yoldaşları Leonid, Valod, Manuk, Hovsep ve Monte ile beraber olmuştur. Görev insanı, ne zaman mazlum Kürt halkının Türk devleti destekli IŞİD çetelerine karşı mücadelesi gündeme geldi hemen Rojava’da en ağır sorumluluklar üstlendi. Başkasını savaş alanına göndermedi. “Siz gidin, ben sonradan geleceğim” demedi. En önde giderek yoldaşlarına, Partizanlar’a gerekli hazırlıkları yaparak, onlara yol gösterdi, örnek oldu.

“Antranik Ozanyan’ın adının kullanarak onu ve direnişini yaşattı”

2014’te Irak Kürdistanı’nda dağlarda, 2015 yılından bu yana da Rojava Kürdistan’ının özgürleştirilmesinde yer alan Nubar Ozanyan yoldaş, İŞİD çetelerinin korkulu rüyası olmuştur. Her saldırılarını üstün zeka ve savaş taktiklerini kullanarak bertaraf etmesini bilmiştir. Komutanlık sıfatının kazanılması öyle kolay olmamıştır. Kan, ter, acı ve emek ile yoğrularak kazanılmıştır.

IŞİD çetelerine karşı mücadele için gelen Enternasyonal Savaşçıları İngiliz, Amerikalı, Fransız, İtalyan, İspanyol, Yunanistan ve birçok değişik ülke ve milletten özgürlük savaşçılarının bizzat Orhan/Nubar yoldaş ile çalışmak, öğrenmek ve mücadele etmek isteği boşuna değildir. Abartılı da sanılmamalıdır.

Alçak gönüllü mütevazi, hiçbir zaman kendisini övmeyen, anlatmayan, fotoğrafını dahi çektirmeyen, sıradan insan görüntüsü ile tanıdığımız enternasyonal bir devrimci olmuştur. Nubar yoldaş çok önemli erdemlere sahiptir, anılarını yazan medya devrimcisi olmamıştır.

1915’te Ermeni ulusunun ölüm yürüyüşünde, boynu bükük gidenlerden değil, bizzat direniş örgütleyen devrimci Kevork Çavuşlar, Ağpür Seroplar, Antranik Ozanyanlar, Avolar, Sivaslı Muradların gittiği seçtiği direniş geleneğini kendine rehber almıştır. Aradan yüz yıl geçmiş olmasına rağmen Ermeni halkının ulusal kahramanı Antranik Ozanyan’ın adının yaşatılmasını ve tanıtılmasını gerekliliğine inanmış kendini Nubar OZANYAN soyadını kullanarak ifade etmiştir.

Komutanın acı ölüm haberi Amerika’dan Kanada’ya, Avrupa’ya, Kuzey ve Güney Kürdistan’da duyulduktan sonra başta Ermeni halkı ve ezilen halklar yas tutmaktadır.  Yüzyıl aradan sonra kendisine Antranik Ozanyan’ın fedai direniş ruhunu rehber alan,  Nubar OZANYAN’ın mücadelesi de O’nunla aynı olmuştur.

“Ermeni halkı, Ermenistan’da defnedilmesini istedi”

Ermeni halkı en yüksek düzeyde sahiplenerek anavatan Ermenistan topraklarında ebedi olarak istirahat etmesini istemişlerdir. Fakat şehit düştüğü Rojava’da halk şehidine son görevini yaparak kalbine gömmüştür. Kürt halkının özgürlük savaşçılarının mücadelesinde yitirdiği halk fedailerinin şahadetlerinden sonra mezarlıklarının tahrip edilmesi, dozerlerle yıkılması, ortadan kaldırılması, gerilla cenazelerine yapılan saldırılar, saygısızlıklar ve en son Armanek BAKIRCIYAN’ın anıt mezarının özel harekatçılar tarafından yıkılması, devletin gelenekçi, ittihatçı yüzünü ortaya çıkarmıştır. Ermeni’ye Kürt’e, Alevi’ye muhaliflerin cenazelerine dahi tahammülsüzlük artık üst noktaya varmış olduğundan Rojava topraklarında istirahatı uygun görülmüştür.

Bugüne kadar ender rastlanan ezilen halkların özgürleştirilmesi mücadelesinde şehit düşen Nubar OZANYAN’a, Kürt halkı ile beraber burada yaşayan kalabalık bir Ermeni kitlesi de sahip çıkmış, bağrına basmış, kendilerine emanet olarak görmüşlerdir. Cenazede bu sahiplenmeyi bizzat yaşadık, gördük. Cenazeyi Kürt anaları omuzlarında taşımak istemiş, zılgıtlar, gözyaşları içerisinde defnedilmiştir.

“Ermeni ve Kürt halkına emanetimizdir”

Kürt devrimci geleneklerine göre ailesiz, başka topraklarda şehit düşen gerillalar, bir aileye emanet edilmektedir. Nubar OZANYAN’ı şehitlik nasnamesi bir aileye verilerek üstlenmesi sağlanmıştır. Son yolculuğunda halkın, özgürlük güçlerinin, yediden yetmişe herkesin, ezilenlerin sahiplenmesi duygusal anlar yaşanmasına neden olmuştur. Kürt ve Ermeni analar, kalplerinin en sıcak köşesini Nubar OZANYAN yoldaşa ayırmışlardır...

Bugün Türkiye ve Ortadoğu coğrafyasında yaşanan çatışmalarda her yurtsever, aydın, ilerici, demokrat insanım diyen herkes saflarını netleştirmek zorundadır. Mazlumların, Ermenilerin, Kürtlerin yanında mı yoksa İttihatçi Osmanlı Türkiyesi yanında mı yer alacak. Yer alınan taraf kişinin rengini belirleyecektir.

Şu acıyı da yaşıyoruz Nubar yoldaş mücedelesini ve hayatını verdiği özgürlük ve bağımsızlık yolunda, kendi öz topraklarında toprağa verilemedi. Ama şu konuda da gönül rahatlığı içerisindeyiz ki, Kürt halkı kendi evladı gibi sahip çıktı.

Ama birgün muhakkak Antranik Paşalar gibi demokratik özgür anavatan topraklarında, Panteon’da yerini alacağı sözünü veriyor ve and içiyoruz.

Son gülüşünü unutmayacağız!

 

Yaşasın halkların kardeşliği!

Kahrolsun Osmanlı İttihat ve Terakki Geleneği!

Nubar Ozanyan yoldaş ölümsüzdür!

Պայգար Պայգար Պայգար մինչեւ հախդանակ!

Şehîd namirin!

Ermeni Delegasyonu

27.08.2017 / Rojava

 

Kaynak: www.partizan-online.net

56196

Agop Ekmekciyan

Özellikle azınlıklar üzerine yazdığı yazılarıyla tanıdığımız yazarımız,diğer birçok konuda da makaleleriyle tanınmaktadır.

agop@kaypakkaya-partizan.net(Hazırlanıyor)

Agop Ekmekciyan

TKP/ML MK SB-KİMSE KUSURA BAKMASIN; GEBERİŞİNİZ NE “GÜZEL” NE DE “TATLI” OLACAK!

Faşist diktatörlük halka karşı en korkunç suçları işlemeye devam ediyor. Sömürü ve zulmün ölüm makinesi yüzlerce canımıza daha kıydı. Acımız ve öfkemiz büyük, yasta değil isyandayız…

Sarsıldıkça, darbe aldıkça, saltanatlarını koruma kaygısı büyüdükçe zalimleşen, en aşağılık yöntemlere başvuran, kitlelerin direniş ve isyanına kudurmuş biçimde saldıranlar, kanlı çarklarını döndürmek için var güçleriyle yükleniyorlar.

Kaypakkaya'yi Savunmak Dünya Proleter Devrimini Savunmaktir

Kaypakkaya'yi Anarken;

Kaypakkaya'yi sadece iskencede direnmek, ser verip sir vermemek ilkesi ile anmak, onun bu yonunu one cikarmak, Kaypakkaya'yi kucultmek, onu kavramamak demektir.

Kaypakkaya sadece ser verip sir vermemek, dusmana teslim olmamak ilkesi degil, o ayni zamanda;
-Proleter dunya devrimine baglilik ilkesidir
-Halka guven esas ilkesidir
-Proleteryanin felsefesi Marksizm-Leninizm-Maoizme baglilik ilkesidir

TKP/ML MK- Bugüne rehber, geleceğin müjdesidir Kaypakkaya

BUGÜNE REHBER, GELECEĞİN MÜJDESİDİR KAYPAKKAYA!

“Dibinde bir ejderha yaşadığı bilinen bir kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki, dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır.” (Sabahattin Ali)

Kaypakkaya yoldaş devrimin olanağı ve iradesidir!

İşçi sınıfı ve çeşitli milliyetlerden emekçi halkımız Kaypakkaya yoldaşın katledilmesi sonucu sadece devrimci bir önderini ve öncüsünü kaybetmedi aynı zamanda muazzam düzeyde aydınlatıcı bir proleter ışığını da kaybetmiş oldu.

Onun kaybıyla oluşan düşünsel-politik boşluk, bütün ağırlığıyla demokratik halk devriminin önünde durmaktadır. Unutmamak gerekir ki; devrimin önderleri ve öncüleri kolay ve çok sayıda yetişmez. Sınıf savaşım tarihi emekçilere devrimin önderlik olanağını yaratma fırsatını her zaman kolay ve rahat bir şekilde sunmaz.

Soma Roboski'dir

Soma işçi katliamı bir defa daha gösterdi ki, bu düzenin Tanrısı paradır. Söz konusu olan paraysa, insan hayatının bir sinek kadar bile değeri yoktur. Düzenin kanunlarına göre para; onur, şeref ve haysiyet gibi insani vasıflardan kat kat üstündür. Bu düzenden beslenen vampirler para için her türlü rezilliği mubah görmektedirler. "Tek vatan, tek millet, tek bayrak," diye diye halkı tavuk gibi yolmakta, devlet imkânlarını kullanarak halkın cebinden parmak ısırtan zenginliklere sahip olmaktadırlar.

Madencilerin Ölümü Kader Değil, Sermayenin Kar Oranını Arttırma Katliamıdır!

13 Mayıs günü Soma Holdinge bağlı Soma Kömür Ocaklarında yapılan işçi katliamı üzerine, gözler, bir kere daha, sermayenin kar oranını yükseltmek için durdurulamaz işçi cinayetlerine çevrildi. Bu elbette, en zor koşullarda çalışan işçilerin kaderi değil, sermayelerini arttırmak için hiç bir güvenlik ve sağlık önlemi olmayan derme-çatma denebilecek yerlerde çalıştırılmasının bir sonucudur. Burjuvazi, üretim maliyetini (değişmeyen sermaye) düşürmek için işçi ölümlerini artırmayı yeğlemiştir.

Burada bazı istatistikler vererek konuya girelim.

Kızıl Güller Kanıyor‏

Öyle bir coğrafyada, öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, nerdeyse yılın tüm günlerinde ve ülkenin dört bir tarafında bize yaşatılan acıları, haksızlıkları, uğradığımız katliamları protesto etmekle geçiyor ömrümüz. Ve her gün o acılarla, duygusal anlarla bir kez daha yoğruluyor her birimiz. 

"Yüzünüzdeki maden karasını yıldızların kızıllığıyla aydınlatacağız"

Kaypakkaya yoldaşı andığımız bugünlerde Gezi şehitleri kervanına katılarak ölümsüzleşen Mehmet İstif ve Soma’da katledilen maden işçileri ile öfkemiz daha da büyümektedir.

Partizan : Yüreğimiz Soma’da! Yas değil isyan!

MANİSA’NIN SOMA İLÇESİ’NDE YÜKSELEN ÇIĞLIKLAR VE 

YÜZLERCE MADENCİ CENAZESİ…

 

Aralarında, Berkin Elvan gibi 15 yaşındaki işçi çocuk Kemal’in de cesedi, kara bir torbada…

16 saat sonra enkazdan sağ çıkarılan işçi Fatih, yaralı haline bakmadan kendisi gibi emekçi olan sağlıkçılara soruyor: “Çizmelerimi çıkarayım mı? Sedye kirlenmesin”…

Diğer yanda ise elinde bir kamera ile şaklabanlığa soyunan bir başbakan…

Diyalektiği güncelle!

Her faaliyet alanı bir önceki sürecin devrimci çalışmalarını kapsamlı bir şekilde örgütsel-pratiksel-yönetsel boyutuyla değerlendirmelidir. Bölge ve alanlar bu süreçte kitlelere ne kadar gidebildi? Ulaştığı, kapısını çaldığı emekçilere sistemin politik teşhirini ne kadar, nasıl yaptı? Kitleleri bilinçlendirip-örgütlemede ikna ve inandırmada ne kadar etkili ve başarılı oldu? Nasıl bir yol ve yöntem izledi ve ne kadar mesafe kat etti? Propagandanın içeriği kitleleri uyandırmak-bilinçlendirmek-harekete geçirip örgütlemek için yeterli miydi?

BİR AYDIN(LIK) HÂLİ FİKRET BAŞKAYA[*]

“Dünyamızı sorularımızın cesareti ve yanıtlarımızın derinliğiyle önemli kılarız.”[1]

 

Bir aydın, bir insan olarak Fikret Başkaya, önemlidir.

“Entelektüellere ihtiyaç duyan bir toplum değiliz”;[2] “Aydın kavramı raf ömrünü tamamladı. Günümüzde entelektüelin yeri filin sırtında sivrisinek olmaktan öte değil,”[3] türünden “ucuz” saptamalara karşın bundan dostun da, düşmanın da asla kuşkusu olmadı; olamaz da…

Sayfalar