Perşembe Ekim 15, 2026

Ermeni tarihi ve ittihat terakki dönemi

Türk'ler 11.Yüzyıl'dan itibaren,Anadolu'ya gelmeye başladılar.Doğu,Güney ve Orta Anadolu'da etkin çoğunluğu oluşturan topluluklar Ermeni'lerden oluşmaktaydı.Toros'larda ''Klikya Ermeni Devleti'' vardı.Batı'da Roma vatandaşı Rum'lar,Güney'de,Süryani'ler,Karadeniz'de Pontus krallığı ile Hristiyan Laziki'ler vardı.Osmanlı'nın kuruluş dönemlerinde ,Türk'lerin ve diğer müslümanunsurların,Anadolu halklarının yanında ancak on'da birini oluşturuyordu.Türk'ler zamanla zor yoluyla savaşarak Anadolu'ya zorla yerleştiler.Hristiyanlığı ilk kabul eden topluluk olan Ermeni'ler,Türk'lerin-Osmanlı'ların islamlaşma sürecine denk gelmektedir.

Osmanlı'da iki farklı tebaa vardı.''Hakim unsur ile Tabii unsur''dur.Hakim unsur Müslü man'lardır.Tabii unsur ise Gayri-müslüm'lerdir.Gayri-müslüm'ler her zaman sultana karşı sorumluydular.İslam devleti'ne,hukukuna göre haraç,peşkeş gibi vergiler karşılığında islam devleti'nin koruması altındaydılar.Hakları verilen fermanlarla sınırlıydı.Anadolu'da bu yüzyılda Türk'lerin çoğunluğunu Alevi'ler oluşturuyordu.1512 yılından itibaren,Sultan Selim döneminde Anadolu tümüyle sunni nufus artışı oldu.Toplumsal,dinsel,kültürel değişimler bu döneme denk gelmiştir.Baskı ve katliamlar dönemi olarak tarihe geçen bu yüzyıllar boyu süregelmiştir.İnsanlar dinlerinden,inançlarından zorla dönmeye zorlanmışlardır.Slogan halini alan ''ya öl,ya dininden dön'' denilerek,insanlar tercih yapmaya zorlandılar.Osmanlı'ların son döneminde  ise bu tercih Ermeniler için ''terket'' oldu.

 Ermeni'ler Anadolu'da yaşadıkları her dönem sadık tebaa olmuşlardır.Çalışkan,sanaatkar,yaratıcı özellikleri ile bilinirlerdi.Ama Ermeni'leri zayıflatan,değişime uğramasına sebep olan Osmanlı despot politikaları olmuştur.Balkanlardaki bağımsızlık hareketlerinden sonra Yunanistan'ın Mora isyanında 1821 yılında bağımsızlığını ilan edince ,Ermeniler Osmanlı'ya hep bağımlı kaldılar.Bundan dolayı o dönemlerde ''sadık millet''(Millet-i sadık) olarak anıldılar.Önemli devlet görevle rinde bulundular.Savunma,ekonomi,mali işlerden sorumluluk aldılar.Anayasa'nın hazırlanmasına katkı sundular.

1826 yılında,yürürlüğe giren ''yeniçeri ocakları'' ailelerden zorla toplanan hristiyan çocuklar,eğitilerek kılıç kuşatılıp İslam ordusu oluşturuldu.1789 Fransız Devrimi'nin yankıları kendini Osmanlı'da da göstermiştir.Artık Gayrı-müslümler de ''eşit haklara'' sahip vatandaşlar olmuşlardır.Nizamnameler,iş yönetmelikleri,antlaşmalar Avrupa devletlerinden esinlenerek Osmanlı'ya uyarlandı.Yeniçeri'ler yerini,polis teşkilatları ile istihbarat kurumlarına bıraktı.Ermeni'lerin yaşadığı vilayetlerde meydana gelen mal,can,namus saldırılarında görülen yükseliş huzursuzluğu beraberinde getirdi.Balkanlar'da meydana gelen milliyetçi bağımsızlık hareketleri zorla,kanla bastırılmaya çalışıldı.Müslümanlığı,Türklüğü benimseyen unsurlar,Anadolu'ya gelerek sorun olmaya başladılar.Göç eden bu insanlar Ermeni köylerine dağıtılarak sorunların  başlaması gündeme geldi.Feodal beylerin vergi,haraç altında topladıkları paralar Ermeni'lerde artık sosyal patlamaya  dönüştü.

Tanzimat(1839) ve Islahat(1856) Fermanı ile artık Osmanlı Devleti'nin son dönemlerine denk gelen,ülkede yaşayan azınlık haklarının güvence altına alınması için Rus'ların,Avrupalı'ların etkisiyle reformların kabul edilmesi sağlanmıştır.Osmanlı devletine verilen borçlar ile kendine bağımlı kılan yabancı sermayenin sömürgesi durumuna gelmiştir.Ermeni toplumunda meydana gelen ulusal uyanış artık Osmanlı'ları rahatsız etmeye başladı.1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı ile yenilen Osmanlı'lar,Berlin'de imzaladıkları antlaşma ile''G.Doğu'da Ermeni'lerin yoğun olarak yaşadıkları illerde,kürt ve Çerkez saldırılarından koruma altına almayı taahüt etti''.Ama tüm antlaşmalar sözde kaldı.''reform sözü verildi,otonom bir yönetim şekli oluşturulması'',Berlin Antlaşması'nın maddeleri arasına kondu.Ama hiç bir şey hayat bulmadı.

Ermeni'ler,süregelen katliamların durdurulması,Avrupa devletlerinin dikkatlerini buraya çekmek,gelecekteki katliamların önlenmesi için 1896 yılında İstanbul'da Osmanlı Bankası'na bir baskın düzenlediler.Talepleri arasında ''genel af,el konulan mülklerin iadesi,reformların hayata geçirilmesi'' idi.Bu fedai eyleminden hiç kimsenin burnu bile kanamadan sıyrılarak,gemi istekleri kabul edilerek Türkiye'den ayrıldılar.Amaçlarına ulaştılar.Fakat sonradan,istanbul'da başlatılan operasyonlarda 6000 Ermeni öldürüldü.Baltacı'lar diye adlandırılan,Kürt'lerden oluşan hamallar grubu,Kumkapı'da yaşayan Ermeni'leri yerlerinden ederek,kendileri buralara yerleştiler.

Ermeni toplumuna verilen reform sözlerinin yerine getirilmeyişi,ulusal uyanış ile ihtilalci,milliyetçi hareketlerin de doğmasını beraberinde getirmiştir.Kızıl Sultan olarak bilinen Abdülhamit bu hareketlere ve Ermeni'lere karşı katliamlar yaparak karşılık vermiştir.Ama Balkan'larda böyle olmamış,Osmanlı'ların yenilgisiyle sonuçlanmıştır.Milliyetçi,ulusal,ihtilalci hareketler ile ayaklanan halklar uzun süren savaşlar sonucunda Osmanlı'ların Balkanları kaybetmesiyle sonuçlanmıştır.1912-1913 yıllarında yaşanan yenilgi ile şekillenen ulusal devletler,''Ermeni soykırımı fikrinin doğuşun-da büyük rol oynadığı'' bir gerçekliktir.

1894-1896,Abdülhamit krallığının Ermeni'ler üzerinde baskı,terör ve katliamların en yoğun olarak yaşandığı dönemlerdir.Bu dönemde,hapishaneler boşaltıldı,cinayet ve katliamlardan sanık katiller serbest kaldı.Kürt'lerden oluşan başı bozuk insanlar silahlandırılarak çeteler oluşturuldu.Doğu Anadolu illerinde silahlı Kürt aşiretlerden oluşan,bir askeri örgütlenme olan Hamidiye Alayları Sultan Abdülhamit tarafından kuruldu.Kürtler'den oluşan cinayet şebekeleri ''tetkçi'' rolünü üstlendiler.Ermeni'ler kitleler halinde İslamiyet'e zorlandı.1915 Ermeni Soykırımı arifesinde Ermeni top- lumunu savunmasız bırakmak için daha çok erkeklere yönelik oldu.Abdülhamit Han Hamidiye Alaylarına çok geniş olanaklar sağladı.Yağmacılık,eşkiyalık için Ermeni'lere istedikleri gibi davranma yolunda izin verdi.

300bine yakın Ermeni'nin ölümü ile sonuçlanan 1894-96 katliamları,1915 soykırımını gölgede bırakmıştır.Erzurum'da öğle namazından sonra işitilen borozanla başlayan katliamlar akşam saatlerine kadar,işitilen borozan sesiyle son buluyordu.Tüm bunlar yaşanırken Berlin Antlaşmasında büyük devletlerin vermiş olduğu ''gözleme ve denetleme'' sözü havada kaldı.Katliamlar karşısındaki sessizlik ise onaylamak anlamına geliyordu.Bu tavır 1915 soykırımını kolaylaştıran en büyük etmenlerden birisi oldu.

ITTİHAT  VE  TERAKKİ  DÖNEMİ

Kılıç zoru ile sınırlarını Afrika,Arap Yarımadası,Balkanlara  kadar işgal ederek medeniyetleri yok eden, Osmanlı imparatorluğu 10 milyon km kare olan yüzölçümü,25 parçaya bölünerek küçüldü.Bağımsızlık,ulusal hareketler sonucunda Kuzey Afrika ile Arap Yarımadasında 13 İslam Devleti,Balkanlarda ise 12 Hristiyan devleti meydana çıktı.

1907 yılında Abdülhamit krallığının baskılarına karşı gelen Ermeni Taşnaksutyun Partisi ile İttihat ve Terakki Partisi 27-29 Aralık 1907 tarihlerinde,Paris'te Osmanlı sultanına karşı bir kongre örgütlediler.Kongre'de sultanı tahttan indirmek,rejimi değiştirmek ile Millet Meclisi kurma konularında anlaştılar.Selanik'te kurulan Genç Türkler(Jön Türk'ler) hareketi ile Paris Genç Türk'ler hareketi aralarında görüş ayrılıkları olsa da ''İslamiyetin hakikatlerin kaynağı olduğu'' konusunda görüş birliğine vararak 1901 yılında İttihat (birlik kurma) ve Terakki'nin (İlerleme,gelişme) temel lerini attılar.

13 Mayıs 1908 tarihinde,Paris'te İttihat ve Terakki Partisi ile EDF (Ermeni Devrimci Federasyonu) Taşnaklar ''elele çalışmaya söz verdiklerini'' kongrede alınan kararları uygulamaya koyuldular.Ordu içerisinde gizli örgütlemelerde bulunan Enver Paşa orduları ile Selanik'ten İstanbul'a orduları ile yürümeye başladı.Çaresiz kalan kral Meşrutiyeti ilan etme zorunda kaldı.Bu hareket yurt dışında ve ülkede sevinç gösterileri ile karşılandı.Abdülhamit krallığı döneminde yurt dışına kaçanların ülkeye dönüşünün kapısını araladı.Balkanlardan,ABD'ye Kafkaslar'dan Avrupa'ya sürgünde olan elli bin Ermeni tekrardan Van,Bitlis,Erzurum'a ...döndüler.Hürriyet-Adalet-Eşitlik sloganları Meşrutiyet'in ana sloganları oldu.İlk genel seçimlerde tüm adaylar eksiksiz seçildiler.EDF-Taşnaksutyun Partisinden ise altı milletvekili,İ-T Partisinden ise 12 milletvekili Meclis'e girdiler..

İttihat ve Terakki Partisi'nin esas gayesi sanıldığı gibi krallığı devirip halkların özgürce yaşayacağı bir rejim hiç olmamıştır.Aksine parçalanmaya mahkum olan Osmanlı İmparatorluğu'nun birliğinisürdürmekti.Kendilerini,krala  karşı olan,Pan-Turanizm ve Türkçülük ideolojisini rehber edinerek,kendi sonlarını,aynı zamanda yok olmak üzere olan Osmanlı'cılığın mezar kazıcısı oldular.Meşrutiyetin ilan edildiği yıllarda Varna'da bulunan Ermeni halk önderi Antranik Ozanyan (Paşa)'ya EDF-Taşnaklar  önderliği davetiye çıkararak,İstanbul'a gelmesini Muş'tan 50 lira maaşla,milletvekili olması teklifinde bulundular.Genç Türk'lerle samimi ve candan olan Taşnaklar,Meşrutiyet'in sahte özgürlük havasıyla zafer sarhoşluğuna kapılarak,gelecekteki olacakları göremez duruma düştüler

1907-1913 yılına kadar,yani İttihat-Terakki Partisi ile ilişkileri kopana kadar halkı sukunete davet ettiler.Bu politikaya karşı çıkan halkın içinden kesimler olmuş olsa da gelişmelere engel olamadılar.Genç Türk'lerin politik oyunlarını sezen ve ilerisini gören Antranik O.Paşa,EDF-önderleine,Taşnaklar'a cevaben ''ben sultan,Enver vede Talat'ın elini sıkıp kardeş olamam.Bu yeni kardeşlerinize dikkat edin,onlar halkımızın ve sizin başınıza felaketler getirecekler'' diyerek,önerilerini reddetti.

1908 yılında kral Abdülhamit'i devirerek iktidarı ele geçiren İttihat ve Terakki Partisi, üyelerinin 1910 yılında Selanik'te gerçekleştirilen kongrelerinde önemli kararlara imza attılar.Tartışılan konuların başında ''tüm uyrukların,tam Osmanlılaştırılması'' denilen,Türkiye'nin zorla Türkleştirilmesi,tek tipleştirilmesi planı üzerinde yoğunlaştı.Özel stratejilerin belirlendiği bu toplantıda Talat Paşa ''...imparatorluğu osmanlılaştırma görevimiz başarılıncaya dek,eşitlik meselesi diye bir şey olamaz'' diyerek,azınlık unsurların tasfiyesini gerekli görüyordu.

İttihat ve Terakki Partisi'nin önde gelen liderlerinden aynı zamanda Turancılık ideolojisinin baş mimarlarından olan Ziya Gökalp da Selanik'te yapılan toplantıya Diyarbakır delegesi olarak katıldı.Turancılık görüşünün resmi devlet görüşü olarak benimsenmesini sağladı.Turancılık,Rusya'ya karşı Osmanlı İmparatorluğundan başlayıp Çin Seddi'ne kadar uzanacak yeni bir cephenin oluşması düşüncesidir.Aynı dili konuşan,aynı ülküyü paylaşan,aynı geçmişe sahip,hayali bir Turan ırkı yaratılmış,bu düşünce Cenevre,Paris'e kadar bulunan genç Türklere kadar ulaşmıştı.Ziya Gökalp'ın hatalı olarak gördüğü 1839-1856 Islahat Fermanlarını eleştirerek Egemen ulus (millet-i hakim)kavramını ''hakimiyet islamındır'' diyerek yeniden düzenledi.İttihat ve Terakki Partisi bu milliyetçi temeller üzerinde kuruldu ve dönüşüme uğradı.Bu coğrafyada yaşayan insanları tek dil,tek bayrak,tek millet adı altında örgütlemek amacı ile savaşın içine soktular.Milyonlarca insanın ölümüne sebep oldular.Sarıkamış'ta 90 bin insan sadece bu yüzden öldü.Bu ırkçı-milliyetçi düşüncelerinden dolayı Ziya Gökalp Osmanlı Meclisi üyesi seçildi.

İttihat ve Terakki Partisi ile EDF-Taşnaklar arasında ilk güvensizlik sorunları Adana katliamında 1909 yılında yaşandı.30bin Ermeni'nin ölümü ile sonuçlanan katliamlarda,İttihat ve Terakki Partisi olayların sorumlusu olarak EDF-Taşnakları suçladı.Halbuki Selanik'ten getirilen,Genç Türk orduları,katliamı işaret ediyordu.Anayasa inancını hala koruyan Ermeni'ler,silahsızlanma talebini kabul ederek,silahlarını teslim ettiler.Silahların tesliminin hemen ertesi günü olaylar başladı.Ve katliamlar gerçekleştirildi.Ermeni'ler için önemli bir gün olan Paskalya yortusuna denk gelen 12 Nisan1909 tarihine  denk getirdiler.Olayların bitiminden sonra Adana'ya soykırımın planlayıcısı ve uygulayıcısı Cemal Paşa görevli olarak atandı.

Katliamı Alman'lar ve Avrupa'lılar sessizce izlediler.Çünkü büyük güçlerin gözlerini kamaştıran Klikya pamuğından çıkan,çiğidin savaş öncesi barut sanayiinde kullanılmasıdır.Ermeni'lerin ölüm fermanı Avrupalı'ların gözleri önünde yaşandı.Avrupalı'ların mühimmat ihtiyacını karşılayan,Klikya pamuğuna Ermeni'lerin yok edilmesiyle el konuldu.

 

 

 

 

 

67469

Agop Ekmekciyan

Özellikle azınlıklar üzerine yazdığı yazılarıyla tanıdığımız yazarımız,diğer birçok konuda da makaleleriyle tanınmaktadır.

agop@kaypakkaya-partizan.net(Hazırlanıyor)

Agop Ekmekciyan

Su,...Nergis,...7 Haziran!

Acı ve mutluluk bu kadar uç birarada yaşanır mı! İkisi de en uçta, ama o kadar yoğun birarada! Gözyaşları iki sebebe karıştı bugün birçok yürekte! 7 Haziran!

7 Haziran! “Tommiks-Teksas” çizgi romanını aratmayacak hızda, karelere sığmakta zorlanan, bombalamaları-tutuklamaları, ölümleri izledik; uzaktaki satılmış topraklarımızdan. Buralarda hiç böyle anlara tanıklık etmeyeli yıllar oldu; gerçekten Tommiks-Teksas çizgi romanını aratmayacak hızda görünüyor gözümüze, uçuşan kurşunlar!!! “Bu kadar olur mu?” diyoruz her gün, dudaklarımız uçuklayarak, yüreklerimiz delik deşik edilerek!!

Partizan: AKP Korktukça Saldırıyor; Biz Kazanacağız!

Tüm saldırılara, baskı, engelleme ve yasaklara rağmen adeta bir çığ gibi büyüyen HDP’yi durduramayan AKP, seçimlerde kan akıttı.

Dün Amed de düzenlenen ve görkemli bir kalabalığa sahne olan seçim mitinginde yaşanan saldırıda, resmi açıklamalara göre şu ana kadar dört yurtsever yaşamını yitirdi.

"Oy vermek devrimci bir eylem midir artık?"

"Katliamcı TC seçimlere çok az bir zaman kala yeni bir katliama daha imza attı. Yüzlerçe kişi yaralandı, onlarca kişi ağır yaralı ve yaşamını yitirebilir, binlerce insan patlatılan bomba ile yaşamını yitirebilirdi. Düşüncenize sevinesi geliyor insanın daha fazla insan ölmedi diye, neyse ki öyle olmadı diye.

Dünden bu yana öyle öfkeliyim, yüreğim öyle acı olu ki yazmazsam eğer alışacakmışım gibi geliyor, öfkemi, acımı, mücadelemi paylaşmalı diye kaleme döktüm hissettiklerimi.

ATİK ve Yeni Kadın tutsakları için imza metni‏

Atik yalnız değildir

Fransa Partizan: Sami Solmaz için dayanışma eylemine çagrı

13 HAZİRAN tarihinde Fransa'da tutsak edilen yoldaşımız Sami Solmaz için dayanışma ve özgürlük eylemi gerçekleştirilecektir

Tarih: 13 Haziran, saat 11

Adres: Maison d'arrêt de chalon

1 ruelle Saint-Jacques

51000 REIMS

Fransa Partizan

 

Adıyaman'dan fransa'ya bir devrimcinin anatomisi Misak Manuşyan:Mehmet Can

Misak Manuşyan 1906  Adıyaman doğumlu  Ermeni  köylü bir ailenin çocuğuydu. Babası 1.Dünya Savaşı aşamasında Adıyaman ‘da ki çatışmalarda yaşamını yitirmiş, annesi de 1. Dünya Savaşı’nın ortaya çıkardığı kıtlık ve yoksulluğa daha fazla dayanamayarak hayatı sonlanmıştır. Misak Manuşyan annesiz ve babasız kalınca bir Kürt aile onu yanına alarak soykırımcı Osmanlı ve yerel Kürt derebeyi feodallerinden korumuştur. Bu şekilde katliamlardan kurtulmuş ve zaman içerisinde Ermeni kiliseleri aracılığıyla Suriye’de bir yetimhaneye yerleştirilerek burada büyümüştür.

Leyla Qasım 41 yıl sonra da biz kadınlara ışık oluyor:Armen Semsur

Bir süre önce, arkadaşlarla toplaşıp Leyla Qasım’ı yâd ettik. Hatıralarını kimi hüzünle, onurlu mücadelesini ise hafif bir tebessümle anlattık, umutla paylaştık.

Türkiyelileşme Siyasetinin Getirdiği Olanaklar ve Entegrasyon

Siyasi partiler sınıfların,kitlelerin,halkların,örgütlerin ve bazen de devletlerin genel gidişatı yönlendirmek,değiştirmek,kendi çıkarlarını savunmak için kullandıkları araçlardır.Her zaman iktidarı hedeflemeleri gerekmez.Siyasi partilerin hedefledikleri sonuçlara ulaşmaları, uygulanan taktiklerin stratejiyle uyumunu ve parti kadrolarının bunu içselleştirmelerini gerektirir.Karşıtı olunan güçlerin de partiyle ilgili fikirleri,politikaları ve yönlendirme güçleri olabileceği de hesaba katılmalıdır.Bu nedenle Türkiyeli bir siyasi parti olarak HDP sözkonusu olduğunda üzerinde yolalınan bıçaksır

Armenak ile Ferhat Amca

100.yıl anmaları çerçevesinde Türkiye'nin her tarafında yapılan anma etkinliklerinde Dersim ve Diyarbakır'da bir ilk yaşandı.Son senelerde Taksim'de saat 19.15'de yapılan anmaların yanısıra bilge adam,Agos gazetesi yazarı ve kurucularından Sarkis Seropyan'ın görüş ve önerileri ile Dersim ve Diyarbakır'da soykırım anmaları yapıldı.

Dersim'in Asırlık Asi kadını Şah Senem Cihan Ana'yı Kaybettik!

Dersimli Alevi bir Kürt kadını olmanın tüm özelliklerini, Ovacık’ın, Munzur Dağlarının ve Munzur Suyunun bütün asiliği, isyankârlığı ve dik duruşunu Senem ana da görüyor, kararlı otoriter tavırlarına hayranlık besliyordum. Aynı zamanda Senem Ana geleneksel bir aşiret kadınıydı.  Asırlardır Dersim’de süre gelmiş tüm geleneksel özellikleri taşımakla birlikte, “Kadın-Erkek” ayrımını takmayan, deyim yerindeyse Ev yönetimi başta olmak üzere, Aileyi yöneten, içeride ve dışarıda karar almalarda belirleyici olmaktaydı.

Bir faşistin portresi

12 Eylül askeri darbesinin mimarı, Türkiye’nin 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren’ın 9 Mayıs’ta 98 yaşında ölmesinin ardından, başta Evren olmak üzere darbecilerin yargılanamayışı konusu bir kez daha gündeme geldi. ‘Resmigeçit’ romanında darbeyi ve yakın dönem Türk siyasetini ironiyle sergileyen ve son olarak 26 Mayıs akşamı Notre Dame De Sion Fransız Lisesi ile Notre Dame De Sionlular Derneği tarafından düzenlenen NDS Edebiyat ödülünü alan Şebnem İşigüzel, bu vesileyle Kenan Evrene ilişkin özel bir yazı kaleme aldı.

Sayfalar