Ermeni fedai Rolada “Seyirci kalmak yerine fedai ruhunu canlandırma zamanı”
Rojava: Kadın devrimini bünyesinde barındıran ve geliştiren Rojava’da sırtını dağlara vermiş, özgürlük için savaşan bir Ermeni Fedaisi ile görüştük. Komutan Nubar Ozanyan’a dair düşüncelerini paylaşan Rolada röportajında “Seyirci kalmak yerine maddi ve manevi olarak fedai ruhunu canlandırma, ön saflarda dimdik ayakta durma zamanıdır. Geride durmak bize yakışmaz. Büyük bir direniş göstermenin zamanıdır. Bu güç de bizde var” diyor.
Yüzyılın başında insanlık, Ermeni soykırımına tanık oldu. Yaşadığı topraklar üzerinde 1,5 milyon Ermeni tarihte eşi ve benzeri görülmemiş şekilde yok edildiler. Kafkas cephesinde ise 1917 Ekim Devrimi ile Rusya’da iktidarı ele geçiren Bolşevikler bütün askeri birlikleri geri çekme kararı aldılar. Doğu Ermenistan’ı zayıf, güçsüz görerek işgal edip ele geçirmenin, soykırımı devam ettirmenin zamanı olarak gören işgalci Osmanlı-Türk devleti, önceden imzalanan tüm antlaşmaları tanımayarak Kars ile Erzurum’u ele geçirdikten sonra Yerevan’ı işgal girişiminde bulundular.
İşgal, yağma ve talan hareketi tam bundan 100 yıl önce 1918 Şubat’ında başladı. Yerevan, Vanadzor, Aparan’ı, Kazım Karabekir komutasında onbinlerce asker ile işgal eden Osmanlı-Türk ordusu karşısında Rusların çekilmesiyle kendi kaderleri ile baş başa kalan Ermeniler, Osmanlı-Türk çetelerine tarihte unutamayacakları bir ders vererek yendiler. Bunu üzerine Osmanlı geldiği gibi geri çekildiler.
İşgalci Türk ordusunun bugün ele geçirmeye çalıştığı Efrîn şehri, 100 yıl önceden yaşanmış Doğu Ermenistan’ın Sardarabad şehrine dönük işgal ile birebir aynıdır. Ermeniler var olmak ile yok olmak arasında mücadeleyi zaferle sonuçlandırırken, bugün de aynı akıbeti Efrîn halkı yaşamaktadır. Efrîn halkı da bu işgal karşısında muhakkak zaferle çıkacak, Osmanlı’nın torunlarına gereken dersi verecektir. Öyle ki şu anda Efrîn var olma ile yok olma arasında bir savaş vermektedir.
Sardarabad savaşına Gönüllüler Birliği ile katılan, Ermeni halkının eşsiz komutanı Antranik Ozanyansilah arkadaşı Ezidî halkının önderi Cihangir Ağa ile Mareşal Bağramyan Yerevan’ın savunmasında yer alarak Osmanlı’yı Yerevan’dan kovmuşlardır. Bağramyan, daha sonra Sovyetlerin Nazi işgaline karşı savunmayı üstlenmiş, Nazileri Moskova’dan Berlin’e sürmüştür.
Gönüllüler ordusu hiçbir güç yenilgiye uğratamaz
Bir ulusun varlığını reddeden, kendi kaderlerini özgürce belirlemesine, özgürce yaşamasına karşı çıkan, ırkçı, tekçi zihniyet Efrîn’de faaliyete geçmiş durumdadır. Uluslararası güçlerin üç maymunu oynadığı, televizyonlardan canlı soykırım ve işgal haberlerini yapıldığı bugünlerde Efrîn dört taraftan kuşatılırken 1915 soykırımından kaçıp Suriye’ye yerleşen Hristiyan topluluklar da sınıf kardeşleri Kürtler, Araplar gibi bugün Efrîn’de yine soykırım ile karşı karşıya kaldılar.
21. yüzyılın şafağında doğan Kürdistan yine Türk işgalcilerinin tehdidi altındadır. Kürt halkının uzun zamandır emek, alınteri, kan ve can pahasına bedeller ödeyerek kazandığı Rojava’yı boğmaya çalışan, günümüz İttihat ve Terakkicileri, Reqa’da DAİŞ’in üstlendiği rolü bu kez kendisi bizzat üstlenmiş, burada Reqa hamlesinden sonra iyice zayıflayan DAİŞ’i güçlendirmek adına onların komutanlarını kullandığı açığa çıkınca ise suçüstü yakalanmıştır.
Tarih en gelişmiş teknolojik silahlarla donanmış orduların, semirtilmiş çetelerin ezilen halkların birleşik gücü karşısında yenilgiden kurtulamadıklarını göstermiştir. Rojava topraklarının bir parçası olan Efrîn; Kürt, Arap, Süryani, Ermeni halklarının direnişi sayesinde düşmanlarına gerekli dersi verecektir. Her bir karış toprağında Arin Mirkanlardan Avestalara, Paramazlardan Ozanyanlara, David Taylor’dan Nicolas Werdenlere, Ayşe Denizlerden İvana Hofmannlara kadar bu gönüllüler ordusunun hiçbir güç tarafından yenilgiye uğratılamayacağı bir kez daha görülmüştür.
“Güçlü bir sesin, büyük adımların sahibi olmak için mücadele ediyorum”
Kadın devrimini bünyesinde barındıran ve geliştiren Rojava’da sırtını dağlara vermiş, özgürlük için savaşan bir Ermeni Fedaisi ile görüştük. Rolada isimli Ermeni Fedaisi ile yaptığımız söyleşiyi paylaşıyoruz:
– Bir Ermeni Fedai olarak YPG saflarında mücadele ediyorsunuz. Bunu konuşarak başlayalım, istersen.
– Bir Ermeni çocuğu olarak bütün halkların saygınlığını kazanmış bir ulusal partiye katıldım. Ermeni olarak toplumsal varlığımızın devamını sağlayabilmek için biz de özgürlük ateşini birleştiren bir neferiz. Nefer olarak da bütün halkların kardeşlik meşalesini, umut ediyoruz ki, daha yüksek tutarız. İki elimizle bütün ruhumuzla sımsıkı kaldırma umudundayız…
Biz Ermenilere reva görülen kırım ile soykırım olmuştur. Genel olarak hiçbir varlığa sahip olmamamızın gerekçesi yaşam kültürümüzdür. Var olan geleneksel yaklaşım tarzımızdır. Geçmişimizi ne kadar silmek isteseler de, kıyıda kalan bir kesimi veya kıtaya bizi bağlamak isteseler de varlığımızın tek gerekçesi özgürlüğümüzdür. Özgürlük dar bir kutuya sığdırılamayacak kadar bir aşk ister. Bu aşk da anlamlı bir savaşın, hakikat savaşçılığı ile olur. Bunun için ben de Kürt halkının içinde yerimi almış bulunmaktayım. Kürt halkı ile de ulusal bir gerçeklik bağını kurarak daha çok Ermeni Kürt halk gerçekliği ile iç içe kardeşçe bir yaşam yoldaşça bir yaşamın mimarı, savaş işçisi olmak umuduyla, bu umutla güçlü adımlarının sahibi olacağız. Ben de güçlü bir sesin, büyük adımların sahibi olmak için mücadele ediyorum.
Var olan bütün toplumsal mazlum halkların, şehitler olsa da savaş sözcüsüyüz. Bu anlamda katılımım benim için bir onurdur, bir şereftir. Ben de duruşumla, yaşamımla var olan insanlığımla bu görevi yerine getirmek için mücadele edeceğim.
“Nubar Ozanyan bizim için bir gerekçe, bir manifestodur”
– Nubar Ozanyan ile nerede karşılaştınız? Onun Hay olduğunu biliyor muydunuz?
– En başlarda bilmiyordum. Sonradan öğrendim. Ama çok görmüşlüğüm vardı. Eğitim işleri ile uğraştığım zamanlar, kendimde sabotajcıyım. Arkadaşın da etkisi o boyutta vardı. Benim de altı yıllık hem şehirlerde, hem de gerillada pratiğimden dolayı bu boyutta sohbetlerde kaynaşmamız oldu. Ermeni arkadaşlarla tanıştığını gördüğüm zaman, Ermeni olduğunu fark ettim. Bu kendi başıma toplumsal olarak farklı bir onur, ilk gördüğüm zaman farklı bir kişilik ve çocuk ruhu vardı. Yerinde durmayan kıpır kıpır yaşına oranla tazeliğini korumuş bir arkadaştı. Ben de gençtim, kendime baktım, yaşıma baktım. “Ben de bir eksiklik var” dedim. “Potansiyel olarak düşük bir bataryaya sahibim.” Biraz o boyutta etkilendiğim bir arkadaştı. Özellikle mütevaziliği, insani yaklaşımı daha çok etkiliyordu. Hepimiz insani duygulara sahibiz ama çocukla çocuk olacak, büyükle büyük olacak siyasi devrimci bir kişiliğe ulaşmak bir yerde siyasi olmak, bu karakteri kendinde oturtmak zordur. Çocukluktan alınan özellik de olabilir. Sonradan gelişen koyu bir sohbetimiz olmadı ama özden bir arkadaştı. Özdenliği daha çok çekiyordu. Toplumsal boyutta açık bir insan olduğu için, insanları etrafında topluyordu.
Onun şehadet haberini aldığımda Şengal’deydim. Buraya, Rojava’ya görev üzerine geldiğimde, duyduğum zaman farklı bir görev üstündeydim. Etkilendim. TV izleme imkanım fazla olmuyordu. Arkadaşlardan öğrenince etkilendim. Gerçekten eski bir arkadaştı. O bir meşaledir. Bir ateştir. Ölümsüzler kervanının öncülerindendir. Bizler için yaşam gerekçesidir. Tarihsel adımlarımızı daha sağlam atmanın gerekçelerindendir. Her fedai, bu dorukta mücadelede kalıp yine cesaretli bir şekilde, onurluca saflarda yerini almalı, nerede boşluk olursa orayı doldurma ilkesini omuzlamalı. Ben de bu konuda üzerime düşeni yapmaya çalışıyorum. Artık o bayrak bizim elimizdedir. O fedai ruh bizimledir. Hissettiğim gerçeklik buydu. O benim için özgürlüğün ve yaşam mücadelemizin sembolüdür. Bizim için bir gerekçedir. Bir manifestodur.
“Büyük bir direniş göstermenin zamanıdır. Bu güç bizde var.”
– 1915 Ermeni soykırımı ile tehcir edilen milyonlarca Ermeni ve Hristiyan halklar bugün Rojava topraklarında hayatını sürdürürken, Türk devleti destekli çetelerin katliamlarına yeniden maruz kaldılar. Nubar’ın bu çetelere karşı yürüttüğü mücadelede şehit düştükten sonra cenazesinin burada büyük bir askeri törenle kaldırılması, sahiplenilmesi, Rojava devrimine ait bir Ermeni fedaisi olarak burada defnedilmesi konusuna dair neler söylersin?
– En başta bizim için bir onurdur. Milyonlarca halk tarafından zılgıtlar altında büyük bir devrim fedaisi olarak, kardeş eliyle kaldırılması büyük bir onurdur. Var olan, üzerimize gelen soykırımlara karşı gelen parçalı duruşumuz biz Ermeniler için eleştiri konusudur. Azınlıkların toplamıyız. Ama toplumsal anlamda, insani boyutta ele aldığımızda demokratik bir gücüz. Sosyal alanda da büyük bir manevi değere sahip toplumuz. Nubar arkadaşın da o manevi değeri bütünlüğe kavuşturması yap-boz oyununu bozmaktadır. Bu konuda toparlayıcı bir güçtür. Onun dilinden kendi anadilimizden duyduğumuz her söz insanı etkiliyor.
Ermeni halkının acı dolu yıllarının mirası yeniden canlanmalıdır. Bu hakikatin uyanması anlamına gelir. Şu an uyuyan bir toplumuz aslında, Nubar yoldaşın şehadeti uyandırma mesajıdır. Bize bıraktığı bu mesaj, bu miras yerde kalmayacaktır. Birimiz binlere bedel olmalıyız. Bilimsel, felsefi, askeri boyutta hepimiz savaş sanatının bir neferiyiz. Katliamdan kalma bir ezilme psikolojisinden çok daha yücelme gücünü görmemiz, göstermemiz gerekiyor. Nubar’ın şehadeti sonrası Ermenilerin başları eğilmemeli, başımız dik olmalıdır.
-Diasporada yaşayan Ermenilere söylemek istediğin şeyler var mı?
– Bence ulusallaşmak, yeniden bir araya gelip toplumsal bir güce kavuşmak gerekiyor. Biz de Kürt halkı gibi parçalanmışlık içindeyiz. Ama kimliğimize ne kadar öz bilinçle sahip çıkarsak; ne kadar birlik, bütünlük içinde olursak o kadar daha çok bu konuda başarılı oluruz. Özellikle Rojava’da direniş savaşında yer almalı ve var olan mücadelemizi güçlendirmek temel amaç olmalıdır. Seyirci kalmak yerine maddi ve manevi olarak fedai ruhunu canlandırma, ön saflarda dimdik ayakta durma zamanıdır. Geride durmak bize yakışmaz. Büyük bir direniş göstermenin zamanıdır. Bu güç de bizde var.
Son Haberler
Sayfalar
Güzel insanların ardından kurulan her cümle yetersizdir…(İsmail Cem Özkan)
Şimdi anıları olanlar hemen anılarını paylaşmayacak, zamanı gelince yazarlar ya da anı kitabı yapılacaksa oraya bir kaç kelime bırakacaklardır ama popüler olanı yapacaklar yani varsa birlikte çektikleri/ çekildikleri fotoğraflarını paylaşacaklar...
Turan Eser benim geçmişi (artık geçmiş oldu, zamanda üzerine eklenince) uzun bir sancılı dönemin dostluğuna dayanıyor...
Emperyalizm Üzerine Notlar-6
13-15 Eylül 2024 ICOR Uluslararası “Lenin’in Öğretileri Yaşıyor” Semineri 1. Gün
Giriş: Almanya’nın Thüringen Eyaleti’ndeki Truckenthal’da 13-15 Eylül 2024 tarihleri arasında ICOR’un, Lenin’in 100. ölüm yıldönümü anısına, ”Lenin’in Öğretileri Yaşıyor” adı altında uluslararası büyük bir seminer yapıldı. Bu seminer’de “Lenin ve Emperyalizm” başlıklı 1. bölüm’de ben de bir sunum yaptım.
Rothe Fahne (Kızıl Bayrak) dergisinden kısa bir bilgilendirmeyi buraya alıyorum.
Erdoğan ve cumhur ittifakı’nın hazırlıkları iç savaş odaklıdır!
İçinden geçilmekte olan sürecin bu ayırt edici özelliği, rejimin ne kadar da kırılgan bir durumda olduğunun, çıplak bir ifadesi olarak da okunabilir elbet.
Serdareme, Caneme, Hevaleme…
Her devrimci değerlidir. Ancak bazıları istisnadır. Yaşam ve duruşlarıyla, söz ve eylemleriyle derin izler, unutulmaz anılar geride bırakır. Geçtikleri her yerde devrimin, özgürlüğün dinmeyen esintilerini bırakır. Devrimcilerin değerlerini belirleyen her daim hatırlanan pratik ve eylemleri ve yazdığı unutulmaz eserleridir. Serdar Can yoldaş her ikisini de doğru yapmaya çalıştı. Hem devrimin kalemini hem de devrimin silahını iyi kullandı. Hem de en geç yaşlarında.
Erdoğan yeni anayasa istemi ne tür bir ihtiyacin ürünü ?
Siyasal İslamcı din bezirganı Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, özelliklede son yerel seçimlerde uğradığı ağır hezimetin ardından, adeta gün aşırı bir sıklıkla, toplumun artık yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu dilendirmekte. Bu demek oluyor ki Erdoğan’a göre, 22 yıllık iktidarları döneminde yeni bir anayasa, toplumsal bir ihtiyaç haline gelmemiş. Gelse, ille ki o zaman da bunu gündeme taşır ve çözmek isterdi, değil mi? Peki şu son dört-beş aylık zaman diliminde ne oldu da birdenbire acil bir ihtiyaç haline geldi?
Asıl Olan, Örgütlü Yığınların Mücadelesidir
Çağımız, emperyalizm ve proleter devrimler çağıdır. Yaşanan tüm değişimlere, ideolojik anlamdaki çürüme ve yozlaşmaya rağmen işçi sınıfının ezen ve ezilenler mücadelesindeki tarihsel misyonu hala gerçekliğini korumaya devam ediyor.
Yaşanmakta olan, ikili hukuk denkleminde,bir ara rejim midir?
Resmi adıyla, “Cumhur Başkanlığı Hükümet Sistemi”ne, günlük kullanım diliyle “tek adam diktatörlüğü”ne geçişle birlikte ve özellikle de ırkçı faşist-kontra bir odak partisi olan MHP katılımıyla oluşturulan “Cumhur İttifakı” iktidarı altında; sistemin, Anayasasında kendisini tanımlaya geldiği ve iyi kötü ve de taklidi de olsa, bir şekilde uygulanmaya çalışılan “laik” ve Anayasal “hukuk Devleti” prensipleri, adım adım terk edilmeye başlandı.
Komutan Orhan Cihat Bingöl (Nubar Ozanyan)
Duyduğumuzda inanmakta ve kabul etmekte zorlandığımız şehit haberleri yüreğimizi fena halde acıtsa da ideallerine ve anılarına bağlı kalma, mücadele bayraklarını daha yükseklere taşıma sözü vermeye devam edeceğiz.
Kürt ve özgürlük düşmanları sevinmesin! Hesapsızca toprağa düşen her gerilla Kürdistan topraklarında yeniden doğacaktır. Ve onlar her daim ölümsüzlük içinde çoğalarak büyüyecek birer dağ olup düşmanın üstüne yürüyerek anılacaklar. Ne yaşamları ne toprağa düşüşleri ucuz ve kolay olmayacaktır.
Vitrin olma kız... vitrin olma...
Sen, senle halk arasında artırılan düşmanlığı çözmenin araçlarının neler olduğunu bilmiyorsan...
Şimdi ne kadar güzel olurdu değil mi kız...
ne kadar güzel olurdu...
mecliste, belediye başkanlıklarında bir...
Öyleyse.... öyleye...
Hayeller.... söylemler...
Kitleler...
yüzlerini dahil seçemeceğimiz kalabalıklar...
Gerçekler ise....
Zil zurna, kah kaha atarken sümükleri dahil ağızlarına giren masaları tek tek dolaşarak, mekan yeni insanlar..
Hemi... hemi...
hayat bu... gerçeklik bu ise...
Şeriat ve kadın
Tüm kurumları üzerinden devlet erkine artık tamamen hakim hale geldiğini düşünen siyasal İslamcı Erdoğan iktidarı, dini esaslar üzerinden toplumsal yaşamın yeniden kurgulanması esas hedefi doğrultusundaki ana hamlelerini, “İstanbul Sözleşmesi”ni feshederek, “Her kürtaj bir Uludere’dir”tavrıyla, en nihayetinde vasat ölçüler içinde kadın haklarını belli yönleriyle koruyan “6284 Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Yasası”na ilişkin tutumuyla ve keza “9.
Türkiye ve kuzey Kürdistanlı solculara yönelik bayrak eleştirisi
Kendisi de sol-sosyalist cenahtan olan yazar ve aynı zamanda televizyon programcısı sayın Merdan Yanardağ, on binlerce solcunun, Fransa’da faşistleri yenilgiye uğratarak seçimlerin galibi olan Yeni Halk Cephesi’nin zaferini kutlamak için, ellerinde Fransa bayrağı ile toplaştığı Cumhuriyet Meydanı’nda, coşkuyla Enternasyonal marşını seslendirmelerinden övgü ve gıptayla bahsederken: “Bakın diğer ülke devrimcilerinin kendi ulusunun bayrağıyla bir sorunu yok. Ellerinde Fransa Bayrağı ile hep birlikte Enternasyonal okuyorlar.