Pazartesi Ekim 5, 2026

EL KONULAN MEZAR TAŞI İLE YIKILAN ANIT MEZAR

Bir daha mezar yıkımlarının yaşanmaması ve artık bu son istirahatgahında rahat uyuması için,Dersim'de inşa edilen Pembelik barajında suyun altında bırakılan yaşam alanları,kutsal değerler Dersim halkının özverili çalışmaları sonucu kendi mezarları ile Armenak Bakırcıyan'ın mezarının da kurtarılarak daha yüksek bir alana,Ermeni soykırımının 100.yılında inşa edilmiş,törenle açılışı yapılmıştı.Ermeni aynı zamanda devrimci olmaktan kaynaklı mezarı şimdiye kadar çeşitli defalar saldırıya uğramış,yıkımlar geçirmiştir.Ama her seferinde,düşmana inat yoldaşları ve halk sahip lenmiş tekrar inşa etmiştir.Dileğimiz ve arzumuz artık bu son olur demiştik ama yanılmışız.

Türkiye devrimci hareketinde mezarı bu kadar saldırıya uğramış başka bir olaya şimdiye kadar rastlanılmadı.Resminin ve isminin ermenice yazılı olduğu mezar taşına önceden el konuldu.Dersim halkının ve Armenak'ın mezarının olduğu abide yıkıldı.Bu zulüm,bu topraklardan unutturulmak istenen,varlığına dahi tahammül edemeyen,mezar taşları,semboller,kutsal değerler,kin ve nefret ile dolu faşizmin ölülerimizden ve mezarlarımızdan korkunun ifadesidir.

Siyasetçilerin,aydınların,gazetecilerin,akademisyenlerin her konuşanın,düşünenin muhalif kimliği ile sosyalistlerin,devrimcilerin tutuklanıp cezaevlerine atıldığı,HDP binalarının ateşe verildiği cezaevlerinin tıka-basa dolu olduğu olağanüstü bir dönemden geçiyoruz.

 Tek kişi diktatörlüğünün hüküm sürdüğü ülkemizde artık hukuk ve üstünlüğünden,demokrasiden ahlak ve değerlerin ayaklar altına alındığı,şehit mezarlıkların dozerlerle yıkıldığı,islami-faşizmin bütün insanlık dışı uygulamalarına artık tanık olmaktayız.

Sözcü gazetesinin muhabirlerinden saygı Öztürk'ün ''Türkiye'de Ermeni terörist için anıt mezar diktiler '' başlıklı haberinden sonra Tunceli Valiliği'nin Armenak Bakırcıyan'ın Anıt Mezarı'nın yıkılmasına karar verildi.Yandaş medyanın ve kalemlerinden kan akan uşak basın mensuplarının,tetikçilerinin bugünlerde istemedikleri kişileri veya kurumları hedef göstermelerine artık sıkça rastlamaktayız.

1915 Ermeni soykırımı 100.yılı anmalarında ,Dersim halkının özverili çalışması ile 2015 yılında inşa edilen Anıt Mezar,yurt dışında yaşayan ırkçı,milliyetçi,faşist gurubun Anıt Mezar'ı hedef göstermesiyle başladı.Aralarında Ülkücülerin,sözde sivil toplum örgütleri,Azerbeycan'dan yazarlar,siyasetçiler,Talat paşa komitesinin elemanlarının oluşturduğu emekli askerlerin girişimiyle,Dersim valiliğine yapılan yıkılma çağrısı karşılık bulunca,valilik kararıyla yıkıldı.

Anıt Mezar'ın yıkılmasını da ''doğu ve güney doğu Anadolu'daki müslümanlara '', '' Azerbeycan'da Karabağ'da Ermeni'ler tarafından öldürülen Türklere '', ''öldürülen Türk diplomatlara '' adıyoruz diye açıklamalarda bulunarak '' bu hepimizin başarısıdır '' denilmiştir.Gazete aynı zamanda Ermeni ulusal kahramanı olan Enternasyonal devrimci,aslen Amerikalı olan Monte Melkonyan'ın resmini basarak hedef göstermiştir.

1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra,ayrılarak Bağımsızlığını ilan eden Ermenistan'a,Karabağ parlamentosu karar alıp bağlanmak istemiş,yüzde yüz Ermeni'lerden oluşan topraklarda başlayan savaşta ilkin düzenli ordusu olmayan Ermenistan'ın direnişi bölgesel gurupların,direniş komitelerinin savaşmaları ile olanaksızlıklar içerisinde olan,arkasında Türk işgalci güçlerinin desteği ile savaşan Azerbeycan ordusuna karşı savaşı kazanmasını bilmiştir.

Bu savaşta öne çıkan iki halk önderlerinden olan Monte Melkonyan ile Leonid Azdgaldyan savaşın gidişatını değiştiren savaşçılardır.Bu yüzden ulusal kahramanlar olarak anılmaktadırlar.TSK'nın Azerbeycan ordusuna askeri,siyasi,lojistik ve eğitim alanında her türlü desteği sağlarken,Karabağ savaşında Türkiye'den getirilen ülkücüler de savaşa katılmışlardır.Ama her türlü desteğe rağmen savaşı kaybetmişlerdir.Enternasyonal devrimci,Amerikan vatandaşı olan Monte'nin ve bir bilim adamı,fizikçi olan Leonid'in mücadeleleri düşman cephesinde onarılmaz yaralar açmıştır.Bu yüzden bu insanlar hedef tahtasına konulmuştur.

Halk tarafından sevilen adeta tapılan önderler,1915 Ermeni soykırımında ölüme çaresiz mahkum olan halk gibi değil savaşarak,direnişler örgütleyerek Van'da,Muş'da,Sasun'da,Diyarbakır'da,Bitlis' de..İttihat ve Terakki çetelerine karşı savaşan Ermeni halkının değerli evlatları,kahramanları olan Antranik Ozanyan'ların,Serop Paşa'ların Ağpür Serop'la rın,Sultanahmet'te idam edilen devrimciler Paramaz'ların direniş ve mücadelelerini,anılarını bugün devam ettiren önderler olmuşlardır.Bu yüzden hedef olmuşlar karalama kampanyalarının merkezinde gösterilmişlerdir.

Yurt dışında,ülkede birleşen Azeri-Türk faşist çetelerinin kirli emellerinin bir ve aynı olduğu bellidir.İki devlet,Tek millet şeklinde sloganlaşan,Kafkasya'ya hakim olmak,ardından Enver Paşa'nın ülküsü olan Türk cumhuriyetlerine açılma politikası Karabağ savaşında yenilgiye uğramıştır.Aynı zihniyet bugün Suriye'de devam eden savaşta ortaya çıkmıştır.BM tarfından tanınan meşru bir devleti içeriden yıkmak ve parçalamak,müslüman bir iktidar yerine getirmek için aynı Türk çeteleri, İŞİD ile birlikte Suriye'de savaş yürütmektedir.Başka milletlerin topraklarında her daim gözü olan işgal ederek ele geçirmeye çalışan Türk devleti,Kıbrıs'ta başarılı olmuştur.Ama başka yerlerde heveslerine ulaşamamışlardır.

1915 DEVAM EDİYOR...

100.yılında dikilen tüm mazlumların,soykırıma uğramış tüm halkların,uçurumlardan atılan,dipsiz kuyularda öldürülen,Munzur'da,Fırat'ta,Kemah boğazında sulara atılan isimleri ve mezar taşları olmayan bu insanlar adına dikilen bu anıt mezar Türkiye'de bir ilk olma özelliğini taşımaktaydı. Antranik Paşa'dan,Paramaz'lara sonradan Armenak Bakırcıyan'a gelene kadar kan revan haline getirilen Anadolu topraklarında Gomidasın çığlığının, adının, anıtlarda 100 yıl geçmiş olsa dahi bu topraklarda yaşatılmasına tahammül edemedikleri için yıktılar.

Hiç bir zaman Ermeni halkının değerlerini kabul etmeyen,bunu elinden gelen her fırsatta yok etmeye çalışan,kiliseleri,tarihi dokusunu,mezarları yıkan..bu ülkede hiç bir ize tahammülü yoktur.Hiç bir yazı,resim ve sembole kutsal değerlere izin vermemiş yok etmiştir.Anıt mezar için yaptırılan üzerinde Ermenice, ԱՐՄԵՆԱԿ ԲԱՔՐԶՅԱՆ 1953-1980 yazılı mezar taşına dahi mezarına inşa edilmeden el konulmuş engellenmiştir.Bu derin korku ve tahammülsüzlük,anıtlardan,cenazelerimizden korkunun ifadesidir.Kutsal değerlerimize saldırı,inkar ve red politikalarının sonucudur.

2015, Ermeni soykırımının 100.yılı olması dolayısıyla önemli bir tarihi süreçti.Türk devleti yeni bir yüzyılın başında işlediği insanlık suçunun telafisi için özür dileyerek,dünyaya dağılmış olan ermenilerin acısını hafifletebilirdi.Ama bu dahi yapılmadı.Özür dileyerek,demokratikleşmenin ilk adımı atılmış,diaspora ile ilişkilerin yeniden düzenlenmesi için bir vesile olabilirdi.Ama olmadı.Henüz yapısal değişikliklerin zemininin oluşmadığını,siyasal yapının köklü değişikliklere ihtiyacı olduğu ortaya çıktı.

2015,halen Tek devlet,Tek millet,Tek dil,Tek bayrak olan resmi zihniyetin Türkiye'de yaşayan herkes Türk'tür şeklinde kendini gösteren anlayış Ermeni'lerden özür dileme bir yana,Kürt'leri çökert-mek,dize getirmek ve yok etmek planının devreye sokulduğu,uzun bir dönem Kürt sorununun çözümü için yapılan görüşmelerde ,Erdoğan tarafından ''masanın devrildiği '' yıllardır.1915'de Ermeniler için '' yabancı devletlerle işbirliğ yaptılar '',1938'de Dersim soykırımında '' devlete isyan ettiler '',2016'da Kürt'ler için ''barikat ve hendek kazdılar '' diyerek,katliam ve soykırımları yalanlarla gerekçelendirmeye çalıştılar.

Erdoğan'ın başkan olabilmesi için,Kürtler oyalanarak zaman kazanma planı uygulanırken bazı aydınlarımız, buna inanmışlar bedelini bugün cezaevlerinde tutuklanarak ödemektedir.Krala biat eden Kürt'ler ile televizyonlar kuruldu,sonunda iflas eden Alevi açılımları oluşturuldu,hiç bir yaptırımı olmayan ve görevlendirilen akil adamlar ile toplumla dalga geçilmeye başlandı.

Toplumdaki ana sorunların kaynağı olan Ermeni sorunu ile yüzleşme ölçüt olacaktı.Özür ve yüzleşme olmadığı için samimiyet testinden sınıfta kalındı.Demokratikleşmenin önü kapatıldı.Kürt'leri imha ve yok etme politikaları devreye sokuldu.6 milyon oyu ile seçilmiş milletvekiller tutuklandı.Politika yapamaz halde linç kampanyaları ile karşı karşıya kaldılar.Evler yıkıldı.İnsanlar göçe zorlandı.Mezarlıklar hale yıkılıyor,şehitliklerde taş üstünde taş kalmadı,insan cesetleri arabalara bağlanarak çekiliyor.Bu vahşet tablosunun sorumlusu Erdoğan'dır.

Devletin ermeni düşmanlığı artık resmi ağızlardan hiç eksik olmamış her dönem sıkça kullanılır olmuştur.Erdoğan '' benim için çok daha çirkin söyleyenler oldu,Ermeni dediler '',daha dün Numan Kurtuluş '' bizim için bağımsızlık gavura ''gavur'' diyerek karşısına dikilebilmektir '' sözleriyle tepki alınca yanlış anlaşıldığını söyledi.Meral Akşener ırkçısının bakanlığı döneminde söylediği nefret söylemi '' ermeni dölü '' ise hala unutulmadı.Eskiden Ermeni ve yahudi'lerin ticaret merkezi olarak yoğunlukta olduğu Eminönü bölgesine İstanbul müftüsünün Yeni camiinin tanıtımında söylediği skandal sözler '' o bölge pis bir yahudi ve hristiyan mahallesiydi '' açıkça ermeni düşmanlığıdır.

2015,Nisan ayında İmralı'da müzakere masasının devrilmesiyle arkasından kürt illerinde başlayan yıkım ve katliamlar Ermeni, Boğos Nubar Paşa'nın sözleri ile bugün ispatlanmış oldu. ''Bize yapılanlar yarın siz kürtlerin de başına gelecektir.Sözümü unutma siz de sıranızı bekleyeceksiniz ''dedi.Kürt halkının haklı ve meşru davasında uluslararası alanda kabul edilen,Türkiye'nin de kabul ettiği bütün sözleşmeler rafa kaldırıldı.

Sivil yerleşim alanlarının yıkılması,bombalanması,sivillerin topluca yakılarak öldürülmesi,gerillaların savaşta kimyasal gazlarla öldürülmeleri,yaşlı,bebek,kadın ayırımı yapılmadan hedef seçilip öldürülmesi,İŞİD-El Nusra gibi çeteleri militarist güç olarak kullanılması hele hele son zamanlarda artan kutsal olarak görülen,savaşta dahi dokunulmayacak mezarlıkların,şehitliklerin parçalanmaları asla kabul görülmeyecek suçlardır.Bu uygulamalar savaş suçu sayılmaktadır.

* * * *

Bu topraklar üzerinde silinmek istenen ve unutturulmaya çalışılan tarih istediği kadar yokedilmeye çalışılsa da Aliboğazı'nda Orhan'lar,Kobane direnişinde Paramaz'lar olarak devam ediyor..Armenak'ın mücadelesi ve anıları hiç unutulmayacak sonsuza dek yaşayacaktır.

 

ERMENİ DEVRİMCİLER

54432

Agop Ekmekciyan

Özellikle azınlıklar üzerine yazdığı yazılarıyla tanıdığımız yazarımız,diğer birçok konuda da makaleleriyle tanınmaktadır.

agop@kaypakkaya-partizan.net(Hazırlanıyor)

Son Haberler

Sayfalar

Agop Ekmekciyan

Örgütlenme, Özgürleşme Ve Devrimin Güncelliği[1]

 

 

“İnsanlara şunu söylüyoruz:

Yalancıların maskelerini kaldırın,

körlerin gözlerini açın!”[2]

 

Sürdürülemez kapitalist çılgınlık şahsında, “Cehennem boşalmış, şeytanların hepsi burada!”[3] betimlenmesindeki bir hâl-i pür melal ile yüzleşiyoruz.

Dört Duvar Arasında Direnenler Dışarıdakiler İçin İnat Etme Manifestosudur

Yıllardır Sosyal medyada zindanları gündemde tutmak için güncel zindan haberlerini dışarıya ulaştırıp tutsak aileleri ve zindan arasında köprü olma misyonu ile tanınan bir hesapsınız. “Rojevazindanan” ismi ile dikkatleri üzerinize çekiyorsunuz. Twitter, instagram ve Facebook gibi geniş kesimlerin kullandığı bu mecraların hepsinde aynı anda aynı haberleri paylaşmanız da ayrıca emek isteyen bir çalışma. Biz Kaypakkayahaber sitesi olarak kitlesel refleks ve duyarlılık yaratmaya çalışan bu hesapları daha da iyi tanımak babında bir röportajı gerçekleştirmek istiyoruz.

Zafer ve yenilgilerle dolu bir tarih! Yarım Asırlık Mücadele Yolumuzu Aydınlatıyor

Proletarya partisinin kuruluşunun ve mücadeleye atılışının 50. yılındayız. Bu süre içinde mücadelesini kesintisiz sürdüren proletarya partisi, onu var eden koşullar devam ettikçe kuşkusuz varlığını devam ettirecektir.

Sınıf bilinçli proletaryanın öncü müfrezesinin ülkemizdeki varlık nedenleri, sistemin çöküntü içine girdiği günümüz koşullarında kendisini çok daha yakıcı dayatır duruma gelmiştir. Ve elbette ki proletarya partisi üstlendiği tarihsel rolü yerine getirecektir. Çünkü onun mücadelesine yol gösteren sağlam temellere dayalı ideolojik-politik pusulası vardır.

Eski sloganlar bugüne hitap etmiyor…(İsmail Cem Özkan )

Eski sloganlar atılıyor, eskisi gibi heyecanlı değil, çünkü ortam ve zaman değişmişti, eski sloganların ruhu da çoktan bizi terk etmişti... İnat ile eskiden kalan sloganlar atılıyordu ama o sloganlar bugünün sorununa yanıt vermiyor, sadece eski arkadaşlara "biz ayaktayız, yok olmadık, gelin bir arada olalım!" çağrısıydı. Fakat çoktan ayrılmıştık, ruhen bir arada ama eskinin yaratılmış öyküleri de abartılarak anlatılırken gerçeklikten uzaklaşmış ve eskinin yeniden yaşayacağı iyimserlik dışında bir arada olacağımıza dair her hangi bir şey söz konusu değildi...

Siyaset Yapma Tarzımız ve Verili Koşulların Önemi Üzerine

 


   Son dönemlerde kurumlarımızın yaptığı konferanslarda, basın açıklamalarında `Verili koşullar` dan bahsediliyor. Verili koşullardan kasıt, somut koşulların somut tahlili.

Ölümsüz(ümüz)dür NÂZIM HİKMET[1]

“Pişman değilim yaşadıklarımdan,

öfkem belki de yaşayamadıklarımdan.”[2]

 

“Ew çend giringî pê bide jiyana xwe ku di/ heftêyem de jî wek mînak çandina darzeytûnê bibe// Öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,/ yetmişinde bile mesela zeytin dikeceksin,” dizelerinin hakkını bir komünist gibi yaşayarak verdi. Eylül 1961’in Doğu Berlin’indeki, “sözün kısası yoldaşlar/ bugün Berlin’de kederden gebermekte olsam da/ insanca yaşadım diyebilirim,” demeyi de sonuna kadar hak etti…

Türkiye’de Durum: Çürüme ve “Çökme!”

Açıklama: Aşağıdaki makale Türkiye Komünist Partisi-Marksist Leninist Merkezi Yayın Organı Komünist’in Mayıs/2022 tarihli 76. sayısından alınmıştır.

İnsanî Mecburiyet(İmiz)dir Aşk[*]

 

 

“Güzelliğin beş para etmez,

bu bendeki aşk olmazsa.”[1]

 

Lev Tolstoy’un “Gerçekten aşk var mı?” sorusu bana hep itici gelmiştir; William Faulkner’in, “Aşkı kitaplara soktukları iyi oldu, yoksa belki de başka yerde yaşayamayacaktı,” tespiti gibi.

“Neden” mi?

Var olmayan şey soru(n) da ol(a)maz, ders kitaplarına da gir(e)mez…

SADAT

Son günlerde gündem olan SADAT ve Özel Savaş Şirketleri'ni, yeni yayınlanan “EMPERYALİST TÜRKİYE” (El Yayınları) kitabımda ele almıştım. Oradan kısa bir bölümü yayınlıyorum

Türk Tekelci Devleti’nin Paramiliter Gücü[1]

 

Yusuf Köse

TKP-ML -MKP: Cesaretimizin Sönmeyen Meşalesi Komünist Önder İbrahim KAYPAKKAYA Ölümsüzdür!

Dostlar, Yoldaşlar;

Bugün burada, ülkemiz devriminin önderini, kökleri asla sökülmemecesine toprağın derinliklerine işlemiş bir geleneğin yaratıcısı İbrahim Kaypakkaya yoldaşı anıyoruz.

Bugün burada, Marksizm-Leninizm-Maoizm’in usta bir öğrencisi olan komünist önderimizi anıyoruz.

İbrahim Kaypakkaya, Diyarbakır zindanlarında işkenceyle katledilmesinden bugüne kadar geçen 49 yıl içinde gerek mücadele yaşamı gerekse de ileriye sürmüş olduğu tezler nedeniyle güncelliğini korumaktadır.

Anlamak, Hatırlamak Zamanıdır Şimdi[*]

 

 

“-Prometheus: Ölüm kaygısından kurtardım ölümlüleri.

- Koro: Nasıl bir deva buldun bu derde karşı?

- Prometheus: Kör umutlar saldım içlerine.”[1]

 

O sadece kasketli değil; kasketin en çok yakıştığı insandı.

Benjamin Franklin’in, “Bazıları 25’inde ölür ama 75’ine kadar gömülmezler,” saptamasını tekzip eden bir mücadelenin, direncin, tarihin -ve elbette acının- adıydı.

Sayfalar