Salı Ekim 6, 2026

Egemenlik Altındaki Halklar Şovenizmin Turnusoludur

İki ülke  komünistleri  / fransa ykp ve türkiye mk taraftarları /, anti kapitalist- anti emperyalist mücadeleyi örgütleyerek yükseltmeli ve sistemle hesaplaşacak düzeye çıkarmalıdır. Emperyalizme karşı halkların ortak çıkarı ve geleceği için halkların ortak cephesini oluşturulmalıdır.  ( ykp  )

Yaşasın halkların birleşik mücadelesi.

Yaşasın halkların dayanışması.

Yaşasın ..........

HBDH ......  “cephe” örgütlemesidir.

Yaşasın .....

.... “Cephe” örgütlenmesinin kurulma koşulları

Yaşasın ...

.... ve şartı ....

Yaşasın ....... halkların / halklarımızın  vesilesiyle partimizin başka ülkelerde oluşturduğu kızıl alanlar.

HBDH ......  “cephe” örgütlemesidir  .... “Cephe” örgütlenmesinin kurulma koşulları ve şartı partimizin programatik görüşlerinde ve rehberimiz olan MLM öğretide oldukça nettir. Böylesi bir oluşumu partimiz kendi ideolojik, siyasi önderliği altında şart koşar.

Ne sevenim var ne soranım var.

Rojavaya elbise yardımı yapalım.

Öyle yalnızım ki.

Bol cebli.

Çilesiz günüm yok dert ararsan çok.

Gıda yardımıda yapalım.

Öyle dertliyim ki.

Tonbalıklı.

Bana kaderimin bir oyunumu bu.

Eminsin değil mi gardaş ?

Aldı sevdiğimi verdi zulumu.

Sen istersen bir daha tüzüğüne programına bak.

Dünyaya doymadan geçip gideceğim.

Memleketimizin egmenliği altındaki halkları, akrabalarını sevmek ....  başka memleketlerin egemenliği altındaki halkları, akrabalarını ... fransızları sevmeye benzemez gardaş. Sonra taliyi esaslaştırmış olmayalım.

Yoksa yaşamanın kanunu mu bu.

Bıktım artık ....  bıktım yaşamaktan.

Çekmekle biter mi bu hayat yolu .

Bu yalnızlık bu dertler.

..... emperyalist sermaye ve uşakları demokrasiyle bağdaşmazlar.

..... her parçadaki Kürt ulusunun .... boyunduruk altında tutuluyor olmalarının, tutulmalarının baş sorumlusu emperyalizmdir.

...... demokratik bir ülke istemek, bütün uluslar için tam hak eşitliğinin geçerli olduğu demokratik ülke talep etmek, emperyalizmi hedeflemeden şiddete, savaşa başvurup onu zafere taşımadan mümkün değil. ..... söylediğimiz gibi “ideolojik ve siyasal mücadelenin kaderinin değiştiği bir dönem” yoktur. Öyle bir dönem gelmedi.

Allah ...  Allah .... Allah .... Allah .....

.... emperyalizm eliyle ya da işbirlikçilerinin dönüşümüyle gerçekleşmiş olası federal Suriye ... demokratik olamaz.

..... KUH ve ortak hareket ettiği diğer ulus ve inanç topluluklarına ait kitleler bir yerde Amerika ile, bir başka yerde Rusya ve rejim güçleriyle müttefik olabiliyor, anlaşmalar yapabiliyor. Böyle olması esasında çıkarların örtüşmesindendir

Allah ...  Allah .... Allah .... Allah .....

Ne ara bu hale geldik ?

Ne kadar da hazır kıtayımışız ?

Ne ara sermayenin farklı sınıflarla, azınlıklarla ... girdiği ilişkileri sadece çıkarların ortaklaşması olarak görmeye başladık ?

Na ara kapitalizmin kendi sermayederi yüzerinde de bir fetişizm kurduğunu, sermayeyi kendisinin, sınıfların olduğu kadar da azınlıkların beklentilerinide yerine getiren bir araç haline dönüştürebildiğini  unuttuk ?


Ne ara farklı ülkelerdeki insanlara, akrabalarına karşı eternasyonalizmden öte bağ hissedenleri hiç hak etmedikleri şekilde başka ülkelerdeki devrimi esaslaştırmakla suçlar olduk ?

Ne arada ortaya çıkan yer yeni üretim ilişkisinin proletaryalarının var olan / eskiyen üretim ilişkisine ait ne varsa haklara, proletaryalara karşı dahil kendisini ortaya çıkaran üretim ilişkisiyle kolkola girebildiğini unuttuk?

Ne ara ?

Ne kadar da hazır kıtayımışız ?

Ne kadar da ....

Egemenlik altındaki halklar şovenizmin turnusoluymuş.
Ne kadar da .....
Başka şeylerde haklı olmak her şeyde haklı olduğumuzu göstermezmiş.
Ne kadar ?
Ne ara ?

49755

Zor Yıllarda "Aydın olmak"

“Ne kadar nahoş olsa da,olguları açıkça görmek,adlı adınca çağırmak, …doğruyu söylemek zorundayız.”[1]

“12 Eylül 1980 sonrası sosyalist mücadelede sosyalist aydınlar” konulu bir yazıyı kaleme almak “zor”; dahası, zor olduğu kadarıyla hüzünlü. 

Bizi bırakıp giden(lerden) biri bağlamında bana; Maksim Gorki’nin, “İnsan, ne onurlu sözcük”; Bertolt Brecht’in, “İnsan olmak büyük bir şeydir”; Anton Çehov’un, “İnsanlar inandıklarıdır,” sözlerini anımsatan Ata Soyer’e dair;[2] yazmak daha da “zor” bir iş...

Sayın Gizli Tanık ve Tanıklarıma: Lütfen Kendinizi deşifre Edin!

Yusuf KÖSE

Devrimci yaşama başlayıp biraz “sivirilince”, hakkımda da bir çok şeyler yazılıp çizilmeye başladı. Ancak, bunlar, genellikle burjuva devlet ya da bunların uzantıları aracılığıyla kamuoyuna sunuldu. Ve hala sunulmaya devam ediyor. Bir kısmı gerçekten karşı-devrimin direkt uzantıları, bir kısmı da bilmeyerek onlara hizmet eden “bir tas çorbacılar.”

Bahar geldiğinde filizlenecek olan Çiçek

Saat sabaha doğru yol alıyor, köpekler havlıyor dışarıda, hoparlörden Mehmet koçun sesi geliyor, elimde Sefagül Arslan’ın kitapları, gerillanın kaleminden kelimeler ısıtıyor soğuk odayı. Düşüncelere dalıyorum. İlkel komünal toplumda ava çıkıyorum. Analarımla topluyorum yiyecekleri. Mağaradan mağaraya koşuyorum. Aç kurtlar günümüzün korkusu, beterinden geçiyorum. sana yaklaştıkça azalıyor korkularım. Daha da azalacak korkularımız zaman denen tünelde, dün bugün ve yarın denen tarihsel ilerleyişinde. 

Alamut Kartal Yuvasıdır

Bundan yaklaşık bin yıl önce Selçuklu veziri Nizamülmülk, “Bunlar duvarların arkasında, memleketin kötülüğünü isteyerek karışıklık çıkarrnaya çalışırlar.” (Aktaran, Faik Bulut. Hasan Sabbah Gerçeği)  demişti. Bu sözlerin muhatabı, Büyük Selçuklu İmparatorluğunun baskısı altında açlık ve yoksulluk içinde yaşayanlara eşitlik-adil bir toplum için umut olan, ezilenler üzerinde gerçekleşen sınıf ve inanç baskısı karşısında başkaldıran, Nizari İsmailliğinin kurucusu Hasan Sabbah’dı.

Kılıçdaroğlu Alevileri mi temsil ediyor? —Ergin Doğru

CHP’nin Alevilerin temsilcisi olduğu iddiası, cumhuriyet tarihi boyunca sürdürülen aldatmacıdır. Alevilerin CHP ile ilişkisi sorgulanması ve tarihsel gerçeklerin sosyolojik olarak irdelenmesini gerektiriyor.

Gerici sistemlerin Sünni baskı politikalarına karşı sürekli olarak dışlanmış ve baskılanmışları temsil eden Alevilerin, cumhuriyete yaklaşımı baskılanmış toplum psikoloji ile olmuştur. Gerici baskılardan bunalan Alevilerin, kendilerine taktiksel olarak yaklaşan cumhuriyet yönetiminin riyakarlığını anlayabildiğini söylemek çok mümkün değildir.

Adı aşk olsun

Faruk Eskioğlu, bu kitapta yurtdışında yaşayan göçmenlerin memleket ve sıla özlemlerini tarihsel olaylarla harmanlayarak okuyucuya sunmuş. Faruk Eskioğlu, yazarlık yetisiyle gazetecilik gözlemlerini bütünleştirmiş, dişiyle tırnağıyla uğraşarak bulunduğu yerden hayata seslenmiş gazeteci bir dostumuzdur. Kendi deyimiyle bu kitap: ”Gurbetçilik, sürgünlük, kişinin dişiyle tırnağıyla, etiyle ayakta kalma savaşıdır.” Belki de bu tanımlama hayatın yeniden üretilmesi için uğraşan insanların dur-durak bilmeden bulundukları yerlerde çalışarak var-olma savaşını bizlere anlatmış.

Esas İşçi mi Köylü mü ?

Ya... bunlar insanı zoraki öncü ederler ya.. öncü.

Zindan(lar)in Türkçesi[1]

“Hapse düşmemiş bir insan,devletin ne olduğunu bilemez.”[2]

Çiğdem Diren Sarısülük;Sevgide Yoldaş olabilmek

Tüm Yoldaş kalabilenlere !

Sevgiyi, sensizlikte yaşamak öylesine zor ki güzel yürekli dost. Zamanı mıydı bu zamansız yolculuğun? Tüm güzellikleri onurluca yaşamayı, en güzel şeyleri hiç ummadığımız zamanlarda yapardın, yaparken de kıskandırırdın bizi.

Ya bu sefer ne demeli...

Hrant Dink’in Katline 2015 Perspektifinden Bakmak

 Başlıklı Yuvarlak Masa Toplantısı (18 Ocak 2014, Alba Oteli, Ankara) 

12.05 Moderatör Sibel Özbudun’un Hoşgeldiniz Konuşması. 

İnsanı faşist kılan nedir? Ergün Aslan

 İnsanı faşist kılan siyasi düşünceleri değil sergilediği üretim ilişkileridir.
Ya.. niye kullanmadığımız bilgilerimiz körelmek zorunda ya..
Haftanın son dört günü neydi?
Ne güzelde ara sıra olsa da göçmen işçi mi yoksa  yerel işçi mi daha köylü olduğunu karıştırıyor olsam da kolektifliğin sözcülüğünü, tabanlığını kaptırmayan her göçmenle kolektiflikteki  göçmenlerin yol açtığı gettolaşmayı değil de kolektifliğe hiç uğramayan yerel halkın kolektifte yol açtığı gettolaşmanın yarattığı sorunları tartışıyorduk.Ama şimdi...

Sayfalar