Efrin’de Dişe Diş Savunma Uygulanacak!-Dursun Ali Küçük
*Efrin şehir savunmasına da hazır...
Yerden bitip vuruyorlardı. Tankları tahrip oldu. Kobraları vuruldu. Öne İŞİD vb karışımı ÖSO yu eşek gibi sürüyorlar. Hani buda yerel ve milli ordudan sayılıyor. İnanılmaz bir savunma ve vurma taktiği uyguladılar.
Dünya buna gıpta ediyor ama ne yazıkki uluslarası güçlerden ciddi bir destek çıkmadı.
Türk ordusu dünyanın sessizliğine rağmen bataklığa batmıştır.
Hilal denilen ara yerlerde kurtuluş mücafdelesi daha sürüyor. Son günlerde Efrin’e yakınlaşmalarına rağmen YPG Türk işgalcilerine ciddi kayıplar verdirdi.
Çıkıp vuruyorlardı. Beklemedikleri anda üstüne yürüyorlardı. TC uçakları ve topları her yeri vurmasına rağmen ve belki de başlarını kaldıracak anlar az buldukları halde; Türk askerleri ve çete eşekleri ilerlemek isterken karşılarına hemen her taşın altında bir gerilla çıkıyordu.
Kaç birlikleri devre dışı kaldı.
Efrin küçük bir yer. TC devlet, hemen tasfiye olanlarının yerine yenisini fazlasıyla takviye ediyorlardı.
Efrin toprağını ve yurdunu savunmanın ne demek olduğunu TC işgalcilerine gösterdi.
Şimdi işler yavaş yavaş Efrin merkeze ilerdeki günlerde kayabilir.
Her ev ve her tünel, her gizlenmiş Efrinli Türk işgalcilerinin korkulu rüyası olacak.
Siz bakmayın yiğitlenmelerine.
Korkunç bir güç orantısızlığı olduğunu herkes görüyor.
Ama Efrin dişe diş savaşacak.
Suyunu kestiler, ilaçları tükeniyor. Halk savaşın yaşandığı yerlerden Efrin’e kaydı...
Konabi den daha ağır çatışmalar yaşanacak.
*TC yöneticileri ve işgalciler halkın hemen Efrin i terkedip gitmesini bekliyordu...
Böyle olsa hemen şehir merkezini küçük yerlerine kadar havadan ve karadan atışlarla harabeye çevirecekler. Uçaklarını daha yoğun devreye koyacaklardır.
Halkın bir kesimi sivil kalkan olacağını açıkladı.
Korkunç bir savaş yaşanacak.
Efrinliler kutuluş mücadelsine devam edecek..
Kobani gibi kolaisyon vb yeni bir güç ve siyaset devereye girer mi?
Hala bu durum belirsiz.
Ancak Kobani gibi ev ev, barikat barikat, yer altı ve yerüstüsüyle karşı konulacak.
Belkide beklemediğimiz süprizler yaşanabilir.
*Suriye ve İran yan çizdiler.
İran ve Suriye Rusya ya fazla yüklenmediler. Rusya nın Efrini satışını onayladılar.
Plan büyük.
Onlara göre Kürtler kurbanlık olacak.
TC’ye vurdurulacaklar ve kucaklarına koşması beklenecek...
Bu duaya kimse amin demez.
Suriye ordusuna bağlı Efrine giden milisler onlarca kayıplar verdi. Oda hava saldırılarında...
Şimdi Efrin kentinin güneylerine yani Halep yakın yerlere yerleşiyorlar.
Rusya TC yi Fırat ın Batısına yerleştiriyor.
Suriye fiilen üçe böünüyor. TC Fıratın batısına İŞİD, El Nusya ve bilumum islami terörisleri yerleştirecek.
Buraları Kürtlerden temizlemeyi kesin hedefine koymuştur.
Efrin işgal harekatı İŞİD vb lerini bölgede güçlendirdi.
Fırat ın Batısı sadece Kürtlerin sorunu değil. İşit patronu TC nin yavrularını buralarda kurumlaşmasına dünya seyirci kalıyor...
*Büyük güçler Kürtleri hafif siklet görüyor.
Kurbanlık olarak kullanılma riskimiz var.
Buna karşı uyanık olmalıyız.
ABD Efrin için TC ile savaşa girmez. Ama Fıratın doğusu ta Ürdüne uzanan yerlerden ABD çıkmaz. Burada çıkarları gereği Kürtlere ihtiyaçları vardır.
Kürtlerinde onlara ihtiyacı vardır. Suriye savaşı daha sürecek. Kolayca çözümün gerçekleşmeyeceği çok açıktır. Bir bakıma Suriye Lübnanlaşmıştır. İran sınırlandırılmak isteniyor ve bu sınırlandırma ve açık hedeflenme Suriye den başlayacak görünüyor.
PYD ve YPG büyük haritaya ve stratejiye bakmalıdır.
Efrin de yapılanların izah edilecek ve hoş karşılanacak bir yanı olamaz.
Duygusal davranmak doğru değil.
Özellikle Rusya, İran ve Suriye ittifakına yanaşmak yeni bir Kerkük yaşanılmasından öteye gitmez.
Efrin de sonuç ne olursa olsun Suiyenin fiilen üçe bölünmüş hali daha epeyce devam edecektir.
Bu süreç içinde siyaset denklemleri yeniden değişebilir.
*Kürdistan ve Kürtlerin birliğini önümüze koymadan Türkler-Fars ve Araplarla birliği konuşuyoruz.
Onlarda hala birliğin karşılığı ciddi anlamda yoktur.
Fırsatla ayağımıza gelmişti. Kürdistan parti ve grupları bırakalım genel birleşmeyi Kürdistan için parçalarda bile birleşmediler.
Birbirimize saygı ve sevgi göstermedik.
Birbirimizle anlaşıp tavizler vermedik.
TC, Irak ve İran vblerine Kürdistan partileri tavizler verdi ve hatta tavizlerin ötesine geçtiler. Birbirlerine ise doğru dürüst yakınlık göstermekten kaçındılar.
Ama her biri sıkıştığında ve alanı düşmalarımız tarafından daraltıldığında bütün Kürtleri direnişe ve sahiplenmeye çağırıyoruz.
Bu çağrılar yanşlış değil. Yanlış olan buna giden yol için zamanında gerekli olanları yapmamamızdır.
Irak a bakın. Kürdistan’a sahayı daraltmak ve yeni kazanımları elinde almak için hepsi harakete geçti.
Hemde işgalci ve haksız oldukları halde.
TC, İran ve Irak birleşti Kürtler konusunda.
Efrin konusunda da aşağı yukarı birleşiyorlar. Ama sadece Kürtler konusunda...
*Türkler için vatan işgal edilmiş ve fethedilmiş topraktan ibarettir.
Türk ve Kürtlerden bazı tekerlemeler sadece kandırmak amaçlıdır:
Türkler hani "Türkler ve Kürtler din kardeşi" idi.
Efrin deki Kürtleri niye vuruyorsunuz?
"Türk ve Kürt et ile tırnak gibidir".
Türkler hep et oldu, Kürtler ise tırnak. İşine gelmedi mi tınağı kesip atıyorlar.
Türkler Efrin'e tırnak gözüyle bakıyor.
"Çanakkalede ve Malazgirt ve ne bilmem ne kızılkurtta birlikte öldük"
Kürtler ahmaklığımızı anlayın. Türklerle birlikte ve Türk için ölmek;
Başka bir zamanda şimdi Efrinde olduğu gibi Türkün Kürdü öldürmesi demektir.
"Ortak vatan" "birlikte yaşam" hak, hukuk ve eşitlik olmadan boş laftır.
Bırakınız "ortak vatanı" bizi ortak olmayan vatan Efrin ve Rojava’da da vurmak istiyorlar.
"Kız alıp vermişiz"
Efrin için Fetih süresi ve hutbe okuttular. Kürt kızları ve kadınları ganimettir. İŞİD ruhu bunu yapar. Şengal vb yerlerde bunu gördük..
Efrin den bizi kovup tacavüzcü İŞİD ve El kaide, El Nusracıları vb yerleştiriyorlar.
İşgal savaşı nasıl "Zeytin Dalı" oluyorsa tecvüzcü İŞİD lilerde "Özgür Suriye Ordusu" oluyor...
Diktatör Efrinlileri ve Kürtleri öldüreceğiz, oradan kovup asıl sahipleri olan İŞİDlileri yerleştireceğiz diye bağırıyor..
Türklerin çoğu alkışlıyor...
Efrin ve Kürtler üzerinden güç gösterisi yapılıyor...
Evet Kuzey Kürtleri suskun ve sakin izliyor...
Size dün yaptıklarını bu gün Efrin e yapmak istiyorlar.
Türkçü duygularla ve yaşamla bağınızı koparmanın zamanı gelmedi mi?
Evet, biz Kürtler için ibretlik olaylar yaşanıyor.
Bu güce ve işgale ne kadar boyun eğersek o kadar dönüp bize saldırırlar...
*Düşmanlarımızın bizi birbirimize karşı çıkarmalarına izin vermeyelim.
Efrin için ayağa kalkmanın zamanıdır. Herbirimiz bulunduğumuz yerde elimizden ne geliyorsa ardımıza koymayalım...
Oyyyy Efrin. Biliyorum ki, Türk işgaline ve soykırımına karşı koyacaksın.
Her şeyini ortaya koyacaksın.
Ölüm bile senden korkacak.
Bakarsın, bir beyaz atlı Hızır yetişir!....
Türk İşgali büyük bir hezimetle sonuçlanır.
Dursun Ali Küçük
Son Haberler
“Ateş Hırsızları”nın Felsefesi, Filozofları[*]
hiçbir şey sonal,
mutlak, kutsal değildir.”[1]
Felsefe “Öldü” mü? Öncelikle belirtmeliyim ki, böyle düşünen insanlar olsa da, yaşam devam ettiği sürece felsefe nihayete ermez; onu “gereksiz” bir şeymiş gibi sunmaya kalkışanlar ise yanılıyor!
Felsefeye yabancılaşan bir çürüme/ çöküş labirentindeysek de; o, insan(lık)ın aptallaştırılmaması için vardır.
Marks'ın Hatalı Olmasını Ne Kadar İsterdik
Proletaryalarla sohbet.
Ah... ah... kaçımız ama kaçımız marks'ın hatalı olmasını istemezdik ki.
Hemi de kaçımız.
Heledeki sömürgecilik sosyo ekonomik yapıyı değiştirmez derken.
Heledeki yıllardır da sömürgeciliğin değiştirdiği sosyo ekonomik yapıda politika yaptığımızı da kabullenmişken.
Kaçımız ve kaçımız marks'ın hatalı olmasını istemezdik ki.
Belki de... sadece bu konularda da değil.
Başka konularda da marks'ın hatalı olmasını isterdik.
Bir Devrim Yapmalıyız!
Emperyalist dünya sistemi tam bir kaos içinde. Dünyaya egemenler ama dünyayı yönetemiyorlar. Soygun, sömürü ve savaş düzenleri her yönde çatırdamaya başaldı. Bir türlü azami karlarını istedikleri düzeye çıkaramıyorlar. Emperyalist sistem SOS veriyor. Ücretli kölelik üzerine kurulu aşırı kar ve aşırı üretim sistemi yürümüyor. Dünyanın toplam GSYH 105 Trilyon dolar iken, toplam borçları 310 trilyon doları geçmiş durumdadır. Bir taraftan devasa sermaye büyüklüğü, bir taraftan ise, muzzam bir yoksullaşma, yoksunlaştırma ve çürüme at başı gidiyor.
T.C.nin 100 Yıllık Tarihi ve Faşizme Karşı Sınıf Mücadelesi
Giriş:
Komünist Parti Manifestosu’nun giriş cümlesi “bugüne kadarki tüm toplum tarihi sınıf mücadelesi tarihidir” diye başlar. Bu belirleme o güne kadarki -ve elbette sonrası için de- tüm toplumların nasıl bir evrim izlediklerini gayet net ve anlaşılır bir şekilde özetlemektedir.
İyi Yahudiler de Var!
"1980'de başka bir operasyonda yakalanıp hapishaneye gittiğimde Yuda amcayla tanıştım. Satranç oynamayı bana o öğretti. Kültürlü bir insandı. Müthiş bir kitap okuma tutkusu vardı. Haftada mutlaka bir kitap okurdu. Şeker hastası olduğu için her yemeği yiyemezdi. Ona elimizden geldiğince yiyebileceği yemekler yapmaya çalışırdık"
Türk Devletinin Kuruluşundan Günümüze Ulus ve Azınlıklara Uyguladığı Baskı
Ülkemizde var olan ve yaşanan ulusal ve azınlıklar sorunun temelinde gerçekleşmemiş olan demokratik halk devrimi yatmaktadır. Demokratik halk devrimi gerçekleşmeden temel hak ve özgürlükler sorunun önemli parçası olan ulus ve azınlıklar sorunu asla çözüme kavuşamaz.
Emperyalizme Boyun Eğme ve Yarı-Sömürgeliği Kabul Etme Antlaşması Lozan
Kasım 1922’de başlayan ve Temmuz 1923'te sona eren Lozan Konferansı'nda emperyalist devletlerle Türk Devleti arasında yapılan görüşme de çizilen sınırlarla Türk Devletinin kuruluşuna onay verildi. Konferans belgelerinde Sovyetler Birliği'nin de katıldığı geçse de Sovyetler Birliği Boğazlar Meselesi dışındaki görüşmelere katmamıştır. Görüşmelere 1. Emperyalist Paylaşım Savaşının galipleri İngiltere, Fransa, Yugoslavya, İtalya, Romanya ve Yunanistan katılmıştır. Görüşmede belirleyici konumda İngiltere ve Fransa olduğunun altı çizilmelidir.
TC’nin Kuruluş İdeolojisi Kemalist Faşizm ve Günümüzdeki Varyantı
Ülkemizde sorun ve çelişkiler çözülmediği gibi mevcut durum giderek daha çetrefilli bir döneme girmiş durumdadır. Bunun sonucu işçi sınıfı ve emekçi yığınların sömürüsü had safhaya varmıştır. Yoksullaşma en üst düzeye çıkmıştır. Ülkenin girdiği sarmal durumun bedeli tamamen emekçi sınıflara yüklenmiştir. Elbette ki yoksulluk ve işsizlik her zaman var olmuştur. Sınıf çelişkileri, sömürü, baskı ve diktatörlük dönemleri her zaman yaşanmıştır. Bundan sonra da sınıf çelişkileri var olduğu müddetçe baskı mekanizması varlığını devam ettirecektir. Lakin günümüzdeki mertebeye çıkmamıştır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluşunda İzmir İktisat Kongresi, ya da Emperyalizme Bağımlılığın Belgesi
Osmanlı iktisat tarihinde önemli bir yer tutan kapitülasyonlar ilk olarak 1352 yılında Cenevizlilerle olan ticareti artırmak maksadı ile verilmiştir. İlerleyen yıllarda ise ticaret yollarında yaşanan değişiklikler ve dünya ticaretinin yeni rotalar edinmesi sonucunda başka bazı ülkeler de kapitülasyonlar yani ticaret yaparken kimi ayrıcalıklar edinme hakkı elde etmişlerdir.
Yüzyıldır Tarihin Dışında Bir Rejim: TC!
Türk devletinin kuruluşunun yüzüncü yılında, Türk devletinin kuruluşu ve adına “Milli Mücadele” ya da “Kurtuluş Savaşı” denilen süreci ve bu sürece önderlik eden sınıfları kısaca ifade etmek, Türk devletinin hangi temeller üzerinden yükseldiğini ve sınıfsal niteliğini tanımlamak açısından önemlidir.
TC'nin Yüzyıllık Tarihinde İşçi Sınıfı ve Mücadelesi
Giriş:
İşçi sınıfının tarihi kapitalist sistemin gelişmesinden ve burjuvaziden ayrı ele alınamaz. Burjuvazinin ortaya çıktığı yerde işçi sınıfı da vardır. Ve bir çelişmenin iki yanı olan işçi sınıfı ve burjuvazi, birlikte var olurlar. Bu iki zıt kutup hem birbiriyle mücadele ederler ve hem de biri olmadan diğeri olmaz. Bu iki toplumsal sınıfı yaratan kapitalist sistem olmuştur.