Cuma Ekim 2, 2026

Düşüncesi devrimci olmayanın pratiği devrimci olmaz!

Dünyada ve ülkemizde zulmün yaşanmadığı bir karış toprak parçası yoktur. Ülkemizde burjuva-feodal sistemi, faşist diktatörlüğü alt edip yenilgiye uğratmadan zulüm ortadan kalkmaz. Her bir politikaya, savaş ve kitleleri örgütleme pratiğine devrimci ideoloji yön vermezse zulmün ömrü uzar. Düşünceleri ve pratiği devrimci olan bir kolektif ancak zulme son verebilir.

Düşünceler birkaç eğitim ve birkaç yıllık pratiğin sonucunda hemen devrimcileşmez ve berraklaşmaz. Maddenin, toplumların, savaşın ve örgütün gelişim yasaları gibi düşüncenin de gelişim yasalarına zıtların birliği ve mücadelesi ilkesi yön verir. Sınıf savaşımının zorlu mücadelesi içinde düşünceler adım adım, derece derece devrimcileşmeye başlar. Mücadele pratiği içinde yanılgı-hata-kırılma ve yenilgiler yaşanarak düşünceler devrimcileşmeye başlar. Pratik süreç de benzer gelişim yolu izler. Ne düşüncelerin ne de pratiğin gelişim yasaları tekdüze bir yol, dümdüz bir çizgi izlemez. Mücadele-çatışma-başarısızlık-yenilgiler-düşüp-kalkma içinde düşünce ve pratik gelişir. Devrimcileşir. Bildiklerinde direten, hatalarını görmeyen “kendinin her şeyde en iyi, başkalarının her şeyde kötü olduğunu sananlar” düşüncede devrimcileşemeyecekleri gibi pratikte de devrimcileşemezler. Düşüncenin devrimcileşip berraklaşması dürüst, sağlam bilgilerle gerçekleşir.

Safları düzenli tutmadan, uygun adım yürümeden seçkin birlikler oluşturmadan düşman yenilgiye uğratılamaz. Kolektif derken bu niteliklere sahip olan bir kurumdan bahsediliyor. Zorlu ideolojik-pratik mücadele içinde büyük bedeller ödenerek devrimci değerler yaratılamadan düşünceler netlik ve sağlamlık kazanamaz. Dolayısıyla düşmana karşı örgütlü ve etkili savaşılamaz. Düşmana imha ve yok edici darbeler indirilemez. Halka güven veren kurum yaratılamaz.

Kolektifin politikası, kararları pratiği halkın özgürlük ve kurtuluş davasına, ihtiyacına en yakın olmalıdır. Kolektifin en üst kademesi başta olmak üzere komutan ve savaşçıları duruş ve yürüyüşleriyle, görevleri karşısındaki pratik duruş ve çalışkanlarıyla halka güven vermelidir. Halk, pratikleriyle güven veren kurumun etrafından kenetlenir arkasında saf tutar. 

Güven; kurum politikasının doğruluğu, kararların isabetli oluşu pratiğin görünür,  etkili ve oluşuyla elde edilmeye başlanır. Komutan ve savaşçıların fedakârlığı, adanmışlığı davasına ve görevlerine bağlılığı halka hizmet anlayışının somutluğuyla halkta güven olgusu oluşur.  

Kolektife sadece örgütsel olarak katılan, onun ideolojisi, devrimci değerleri ve ahlakıyla donanmayan, bütünleşmeyen küçük burjuvalar sahip oldukları yanlış düşünce ve hatalı pratikleriyle tasfiyeciliğin temsilcisi durumuna düşerler. Düşünceler, pratikler düzeltilip devrimcileşmediğinde küçük burjuvazi birer yıkım aracına dağıtma ve parçalama makinesine dönüşür. Kolektifin içini bozmaya çalışır, amaç ve hedeflerinden saptırır halka hizmet anlayışını lekeler. Dolayısıyla kurumun devrimci düzeni bozulduğu gibi yürüyüşü de aksak olur.

Her harekete, davranışa itim sağlayan ona yön veren düşüncelerdir. Yani dünya görüşüdür. Düşüncesi devrimci olmayanın pratiği devrimci olamaz. Küçük burjuva düşünüş tarzına sahip olanlar yanlış pratiklere yönelir; yanlışlar ise büyük suçlara ve yenilgilere dönüşür. 

“Kolektif içi ve halk arasındaki sorunlar eleştiri-özeleştiri yöntemiyle çözülür” diyen anlayış ve bunu savunan düşünce devrimcidir. Kurum içi ve halk arasındaki sorunlar “baskıyla, şiddet ve gaspla çözülür” diyen düşünceler tasfiyecidir ve bu düşüncenin yön veren pratik ise düşmana hizmet eder. Kolektif içinde kendini uzun süre gizlemeyi başaran, proleter ideolojiyle bütünleşemeyen bütünüyle devrimcileşemeyen küçük burjuvalar tasfiyeciliğin temsilcisi ve pratik uygulayıcısı durumuna düşerler. Bu düşünce sahipleri iç düzeni bozar, değerleri kirletir. Kendisiyle hem fikir olanlar bu anlayış temelinde yürürken karşısında duran proleter anlayış sahipleri bu yürüyüşün karşısına dikilir.

Düşüncesi devrimci olmayan her pratik, saldırgan, yıkıcı, kışkırtıcı ve bölücü karakter taşır. Bu pratiğini haklı ve meşru çıkarmak ise yalana, sahteliğe başvurmaktan utanmaz. Halkın ve yoldaşların gözlerinin içine bakarak yalan söylemeye, gerçekleri alt üst etmeye çalışır. Kendi savunduklarına inanmadıkları gibi başkalarının da inanmayacaklarına bildikleri halde amaçsız ve sonuçsuz “ikna” çalışmalarıyla devrimcilik yaptıklarını zannederler. Kolektifin parçalarında yoldaşların enerji ve potansiyelini düşmana karşı harekete geçireceğine düne kadar yoldaş dediklerine çevirir. Kitleleri gerçek sorunları etrafında örgütlemeye, düşmana etkili darbeler vurmak için hazırlık ve çalışmalar yapmak yerine “baş düşman” ilan ettikleri yoldaşlarına karşı mücadeleyi esas hale getirir.

Sınıf terbiyesi önemli bir yerde durmaktadır. Düşüncelerini proletaryanın ideolojisiyle-ahlakıyla terbiye edemeyenler her zaman düşman diye dostlara saldırmaya devam ederler. Yalancının kendini haklı çıkarmak için bulmaya çalıştığı gerçek olmayan gerekçeler gibi darbeci tasfiyeciler de kendi pratiklerine gerekçe olacak nedenler ve düşünceler bulmaya çalışırlar, ancak yüzlerine gözlerine bulaştırarak gülünç duruma düşerler. Haksızlığın pratik utancı içinde kimseyi inandıramazlar.

Bir Partizan

48482

Partizan'dan

Partizan'dan; Gündem ve güncel gelişmelere ilişkin politik açıklama ve yazılar. 

Son Haberler

Sayfalar

Partizan'dan

Kadınların Irkçı Hareketlere Katılımı: Karmaşık ve Çok Boyutlu Bir Gerçeklik -2-

Son yıllarda, emperyalist savaş tehlikesinin zemininin güçlenmesine paralel, dünya genelinde ırkçı hareketlerin ve partilerin dikkat çekici boyutta güçlendiğine vurgu yapmış, bu yükselişin, sadece belirli demografik gruplarla sınırlı kalmadığını, kadınları da içine aldığını gördüğümüzü ifade etmiştik.

Peki, kadınlar neden bu tür hareketlere katılıyor? Bu sorunun yanıtı, birçok faktörün karmaşık bir birleşiminde yatıyor.

Faşizmin Yüzünü Örten Çirkin Bir Maske (Nubar Ozanyan)

İttihatçı Türk kompradorları, ekonomik-mali-siyasal krizden bir türlü kurtulamıyor. Faşizmi maskeleyen kaba uydurma parlamentoyla bile ülkeyi yönetemiyor. Zorbalık her taraftan fışkırıyor. Kötülük ve çirkinlik her yerde bütün utancıyla görülüyor. Dağda, köyde, sokakta Kürt ve emekçi kanı dökmekten çekinmeyenler dünyanın gözü ve kulağının üzerinde olduğu parlamentoda bile Kürt kadın parlamenterin kanını dökmekten çekinmiyor. Zorbalık, pervasızlık, yasa, hukuk tanımamazlık ayyuka çıkmış, had safhaya ulaşmıştır.

Emperyalist haydutlar, 3.Dünya savaşı hazırlıklarını yoğunlaştırmakla meşgul…

Bazı sol-sosyalist ve kendilerini komünist addeden kesimler hâlâ (evet, hâlâ) bir 3. Dünya Savaşı çıkacak mı çıkmayacak mı ve keza “süreci belirleyen esas etmen savaş mı devrim mi?” ikilemi girdabında, adeta miskince bir fikirsel jimnastik rehavetiyle, sorunu ele almaya devam ede dursunlar; fakat süreç, maalesef ki hem de çok hızlı bir şekilde, o istenmeyen malûm sona doğru ilerliyor. 

Fakir (Nubar Ozanyan)

Yaşamı boyunca hep yokluk ve fakirlik içinde yaşadı. Bundandır ki arkadaşları ona “Fakir’’ dedi. Ne zaman biraz dünya nimetlerine yakın olan olanaklara sahip olsa o yine fakir yaşamından ayrılmadı. Yaşamı fakir, bilinç ve yüreği zengin olan Nubar Ozanyan en alttakilerin, yoksulların, mazlumların yoldaşı olmaktan bir an olsun geri durmadı.

Servet Vergisi ve Sermayenin Olmayan Vijdanı

Bugünlerde de toplumsal eşitsizlik sermayenin birikimine ve merkezileşmesine koşut olarak artınca, zenginlerden servet vergisi alınmasını dilendirenlerde çoğalmaya başladı.[1] Servet vergisi, toplumsal servetin  belli ellerde birikmesinden bu yana ara sıra gündeme getiriliyor. Zaman zaman kısmen de uygulanmıştır. Örneğin savaş dönemlerinde vb. Yine ABD'de, 1960'larda 400 zenginden %53 oranında vergi alınmıştır.

Inger Nubar Can, Hewal Nubar, Nubar Yoldaş’a!

Halen pek çoğumuzun inanmak istemediği Nubar Ozanyan’ın ölümsüzleşmesinin 7. yılında, onu bir kez daha saygı ve sevgi ile anarken, şehadetinin yıldönümünde onu anlatmak da bizim için en zor yazılardan olacaktır.

Rusya / Ukrayna Savaşında Yeni Bir Aşama

Savaşın Rus topraklarına doğru genişlemesi Ukrayna'daki savaşın yeni bir aşamaya geçmesi anlamına geliyor.

6 Ağustos Salı gününden bu yana Ukrayna birlikleri Rusya sınırını geçerek Rusya'daki savaşta yeni bir cephe açtı. En az üç Ukrayna tugayı ve çeşitli taburlar savaşa dahil oldu ve ilerleme Rus topraklarının yaklaşık 30 kilometre içine kadar ulaştı. Bu, savaşın yeni bir aşamasının başlangıcına ve dünya savaşı tehdidinin önemli ölçüde yoğunlaşmasına işaret ediyor.

İKTİDARIN BÜYÜK YALANI: “HİÇ KİMSENİN YAŞAM TARZINA KARIŞMIYORUZ.”

Genel olarak tüm siyasal İslamcıların, ama özel olarak da İslamo-faşist Erdoğan ve iktidarının, başvurduğu en kullanışlı “idare etme” araçlarının ilk sırasında hiç kuşkusuz ki dinlerince de serbest sayılan takiyedir. Yani amaçlananı gerçekleştirebilmek için, gözünü dahi kırpmadan YALAN SÖYLEMEKTİR. 

Türkiye „Yarı-Sömürge“ Bir Ülke Mi? Emperyalizm Üzerine Notlar-4

Sömürge-Yarı-SömürgecilikÜzerine

Belliki sol-sosyalist eski nostaljik söylemlerin tekrarı bugün artık kitlelerde herhangi bir karşılık bulmuyor!

Geçenlerde, “dini bütün” olarak tabir edilen kesimlerden bir ahbabımla, “ne olacak bu memleketin hali” kıvamında sohbetteyken, şöylesi bir cümle kurmuştu: “Abi benim anlamadığım, bunca açlık, yoksulluk, işsizlik ve zulüm varken, yani koşullar aslında tam da siz devrimci solcuların kolayca taban bulmanıza ve kitleleri harekete geçirmenize ve hatta devrim bile yapmanıza bunca uygunken; bu derece atıl ve etkisiz olmanız, sence normal mi?”

KADINLARIN BİRLİĞİ | Kadınların Irkçı Hareketlere Katılımı: Karmaşık ve Çok Boyutlu Bir Gerçeklik -1-

Emperyalistler arası çelişkiler derinleştikçe, ekonomik kriz ağırlaştıkça vb. bu sistemin sarıldığı en temel dayanaklardan birinin ırkçılık-faşizm olduğunu biliyoruz. Zira bunun, sistemin alametifarikalarından biri olduğunu birçok -acı- deneyimiyle elbette biliyoruz. Şu anda yine tam da böyle zamanlardan geçtiğimizi söylüyoruz. Bu tehlikeye dair önlemler almaktan bahsediyoruz, özellikle Avrupa’da ırkçı partilerin yükselişini izlerken, Avrupa Parlamentosu’ndan çeşitli Avrupa ülkelerinin kendi seçimlerine odaklarımızı çeviriyoruz vs.

Sayfalar