Pazar Eylül 13, 2026

“Durum İyidir, Gerçekler Devrimcidir”

Yaşadığı dönemin özelliklerini anlayarak, savaşın hükmüne, zorun değiştirici rolüne inanan, sınırlı yaşamını sınırsız davaya adayan önder yoldaş Mehmet Demirdağ ölümsüzdür! Özgürlüğü ve kurtuluşu herkesten ve her şeyden daha fazla isteyen bu uğurda emeğin eğittiği bilinçle savaşarak şehit düşen proletarya partisinin dördüncü genel sekreteri Mehmet Demirdağ yoldaşı üstlendiği öncü pratik ve önder duruşuyla tanırız. Düşman saldırılarının yoğunlaştığı bir süreçte sağdan soldan darbelenmeye çalışılan proletarya partisinin kumanda merkezinde görev alma cesaretiyle tanırız bilge duruşlu önderi!

En zor süreçlerde ve anda proletarya partisine, halka, devrime öncülük yapış tarzından, ateşi ellerine alarak kıvılcımı yangına çeviren cüretinden, sürekliliği sağlanmış gerilla savaş pratiğine önderlik tarzından tanırız. Kitleler içinde partiyi örgütleme ısrarından, başarmaya kilitlenmiş çabasından ve yorulmak bilmez çalışmalarından tanırız önder yoldaşı.

Devrimci hafızamıza yazılan, en zor koşullarda dahi unutulmadan hatırlanan, bizlere cesaret ve umut veren, devrimci gerçekçilikten kopmadan iyimserlik taşıyan “Durum iyidir, çünkü gerçekler devrimcidir” cümlesinden tanırız, önder yoldaşımızı.

Önder yoldaş, hayallerle değil gerçeklerle uğraştı. Kısır çekişmelerle değil gerçek sorunlarla uğraştı ve yoğunlaştı. Bize ışık tutan teorimizden, stratejimizden güç aldı. Yaşadığımız toprakların gerçekliğine uyarlanan halk savaşının geliştirilmesi üzerinde durdu. Çözümsüzlüğe değil çözüme odaklandı. Dağılmanın değil birleşmenin üzerinde durdu. Karamsarlığın değil umudun yolunda yürüdü.

Kadroların nasıl olması neler yapması nasıl bir donanıma sahip olması gerektiğine ilişkin “Devrimin atak, bilgili, fedakar kadroları olalım” tespitinden, güncelliğini ve zorunluluğunu koruyan devrimci değerlendirmelerinden tanırız can yoldaşımızı.

23 Kasım 1997 tarihinde büyük bir kahramanlık ve direniş örneği gösterek şehit düşen Tokat-Ese yaylası şehitlerimiz onurumuzdur. Devrimci irade ve savaş kararlığımız olduklarını, yolumuzu aydınlatan kutup yıldızları olduklarını deklare ederiz. Önder yoldaşımızı ve kendisiyle birlikte direnerek, savaşıp ölümsüzlüğe ulaşan dört kahraman Partizanımız onur abidelerimizdir. İsimleri asılı kalır devrim akademilerimizin salonlarında, silahlarımızın kabzalarında.

Onların mücadele pratiklerinden bahsederken, onları anıp ideallerine bağlılık sözümüzü yinelerken, bütün bunların sorumluluk taşımayan söylenmiş birer söz ne de şehit düştükleri tarihle sınırlı kalan sözler olarak da kabul etmeyiz! Onları anmak demek tarihsel sorumluluklarımıza ve güncel görevlerimize dört elle sıkı sıkıya sarılmak olduğunu biliriz. Onların görüşlerini ve ideallerini doğru anlayıp en ileri devrimci pratik içinde sonuç alıcı tarzda uygulamak gerektiğini unutmayız. Her bir sözlerinin bizler için ne anlam taşıdığını doğru anlamaya çalışırız. Onları uygulanması gereken savaş talimatları olarak kavrarız. Ve bir kez daha yine bir kez daha anlamalıyız ki, proletarya partisinin idealleri gerçekçi, amaçları gökyüzü kadar temizdir. Bundandır ki, gözünü bile kırpmadan en değerli yoldaşlarını, en gelişkin ve en yetkin öncü kadrolarını halk savaşına, demokratik halk devrimine feda etmiştir. Proletarya partisinin yoldaşları ve savaşçıları ise insanlığın en temiz sayfalarına yazılmıştır.

Tarihin, proletaryanın, ezilen sömürülen halkların omuzlarımıza yüklemiş olduğu devrimci sorumlulukla başarı ve zaferi kucaklamak için devrimci görevlerimize kilitleneceğiz. Bunun en önemli ve en anlamlı yerinde devrim ve parti şehitlerimizden öğrenmek, onlara doğru bakarak neler yapıp neler yapmamız gerektiğini anlayarak, nerede durup nasıl bakmamız, hangi hedefe doğru nasıl yürümemiz gerektiğini görüp iyi kavrayacağız. Onların geride bırakıp tamamlayamadıkları devrimci görevleri layıkıyla yerine getirmek için çalışacağız. Hayallerini savaşın ileri mevzilerinde yaşatmak için elimizden gelen her şeyi en iyi şekilde yapacağız.

Bunun için “Teorimize ve stratejimize, yaşadığımız topraklara ve dünya gerçeğine vakıf, diyalektik materyalist yöntemi içselleştirmiş” kadrolar olmalıyız.

Bunun için “Politik olarak üretken, planlı, disiplinli, hedefli bir çalışma tarzını uygulamalıyız”, “Her an öğrenci her an öğretmen olmayı öğrenmeliyiz. Kitlelerle canlı siyasi bağlar kurmalıyız. Savaşçı fedakar, gözüpek, insiyatifli, ufku geniş olmalıyız. Eleştiri özeleştiride bilimsel hesapsız çıkarsız dürüst olmalıyız. Yaşamın hiçbir anında hiç ir kişisel çıkarı rahatı kolayı gözetmemeliyiz. Partiye devrime halka yoldaşlara kendimizi adamalıyız.” Bunları derken önder yoldaşımız haklıydı. Gerçekçi, dürüst ve samimiydi. Dediklerini yaptı. Şimdi bizler yaptıklarını korkusuzca savunmalı ve geride bıraktığı devrimci görevlerini yerine getirmek için sınıf savaşımına devam etmeliyiz.

Önder yoldaşımız proletaryanın öncü partisi olmadan, sürekliliği sağlanmış gerilla savaş pratiği ve geniş kitleler içinde örgütlenmiş parti komiteleri yaratılmadan başarı ve zaferin mümkün olamayacağını biliyordu. Bunun için sürekliliği sağlanmış önderlik yaratılması için yoğunlaştı, gerçekleşmesi için ciddi kafa yordu. Demokratik halk devriminin somut, anlaşılır, açık, elle tutulur yürünür bir devrim yolu haline getirmek için her türlü çabayı ortaya koyup ciddi planlı ve yoğun çalıştı. Büyük bedeller ödeme pahasına devrimci pratiğe önderlik etmeye çalıştı. Dediklerinde haklı, yaptıklarında samimiydi. Doğru ve haklı bir noktada durdu. Partinin ve önderliğin örgütlenmesine büyük önem verdi ve mükemmel bir kafa ve aklın birliği içinde muazzam bir yaratıcı çaba ortaya koydu. Partiyi gerilla savaşı içinde şekillendirmek ve örgütlemek için büyük düşünüp çalıştı.

Devrimin bize yüklediği görevler

Dünyayı değiştirmek için yorumladı. Her yorumlamanın mutlak değiştirme amacına uygun olması gerektiğini aynı zamanda her değiştirme çabasının da mutlaka devrimci bir açıklamaya hizmet etmesi gerektiğini ifade etti. “Ne yapmalı” sorusu aynı zamanda bir yorumlama faaliyetidir. Ancak her yorumlamanın da mutlak bir değiştirme amacına hizmet etmesi gerekir. MLM, değiştirme amaçlı bir açıklama ve yorumlama bilimidir.

Proletarya partisini ele alırken tarihinden, uluslararası komünist hareketin içinden geçtiği durumdan, ülkedeki sınıf savaşımının gerçekliğinden bağımsız ve kopuk ele alınamayacağı gerekir. Olumlu ve olumsuz yönleriyle birlikte ele almak gerektiğinin doğru olduğunu ifade etti.

Gerçeğin en doğrusu olan MLM bilimi, haklılığını ve bilimselliğini dayandığı devrimci ideolojisinden alır. Proletarya partisi, MLM’nin yaşadığımız topraklardaki yegane temsilcisi olan İbrahim Kaypakkaya yoldaşın devrimci düşüncelerini rehber almıştır. Kuruluş sürecinden günümüze dek demokratik halk devrimi amacından, halk savaşı stratejisinden, komünizm hedefinden vazgeçmeden yürüyüşünü sürdürmüştür.

Soykırımcı faşist TC devletinin her türlü zulüm ve yok etme saldırıları karşısında sayısız şehitleri pahasına direnerek savaşmıştır. En zor koşullarda bile parti içi demokrasiden, özgürlük ideallerinden ve kurtuluş amacından vazgeçmemiştir.

Proletarya partisinin olumluluklarının yanısıra eksikliklerine ve yetmezliklerine değinen önder yoldaş, gerçeğin gözünün içine bakmaktan korkmadı. Gerilla savaşını yoğunlaştırıp sürekli kılmada, sağlıklı bir örgütlenme modeli ve çalışma tarzını yaratmada, sınıf savaşımında sürekli ve sağlıklı bir ilerlemede, doğru bir rotaya oturtmada ciddi eksikliklerin olduğundan bahseder. Süreci tersine çevirmeyi ciddi bir görev kabul eder ve büyük bir sorumluluk üstlenir.

Proletarya partisini bütünlüklü bir bakış açısıyla ele alıp değerlendirir. Onun içinde bulunduğu durumu objektif bir şekilde tahlil ederken aynı zamandan bütün benliğiyle sınıf savaşımının sorunlarını çözmeye yönelir. Proletarya partisine doğru bir önderlik ve savaş anlayışı kazandırmaya çalışır. Israr ve çabasından en ufak bir ödün vermeden kırsal alanda gerilla savaşının sürekli kılınmasına yoğunlaşır. Partisini bütünlük olarak sınıf savaşımının ileri mevzisinde konumlandırıp, sınıf savaşımının sorunlarına çözüm bulma önderlik çabasına yoğunlaşarak devrimci görevlerine dört elle sarılır. Ve en ileri mevzide, savaş ikliminde partisini, demokratik halk devrimini, halkı örgütlemeye çalışır. Partisinin olumluluklarını büyütürken olumsuzluklarına karşı mücadele eder. İdeolojik hastalıkların başında gelen subjektivizme, dogmatizme, darbeciliğe, bürokrat-burjuva önderlik tarzına ve anlayışına karşı bilinçli iradi ve hedefli mücadele yürütür. Kitlelerden kopuk, sınıf savaşımının sorunlarından uzak, halka yabancılaşmış, tek derdi yönetmek olan burjuva bürokrat kariyerist anlayışlara karşı mücadeleyi elden bırakmaz. Örgütsel görevlerin yerine getirilmesi için mutlak süretle ideolojik sorunlara çözüm bulmak gerektiğinin bilinç ve sorumluluğuyla hareket eder.

Sınıf savaşımının her pratiğinde kendini sınar, sorgular, düzeltir, yeniler. Yeniden sınıf savaşımının sorunlarına doğru müdahale etme, kitleleri örgütleme ve hareket geçirme, partisine ve halka önderlik etme çabasına yoğunlaşır. İlerleme ve gelişmenin en temel bileşenin ideolojik siyasal gelişim olduğu bilinciyle hareket eder. Başarılarını büyütmeye eksik ve yetmezliklerine karşı mücadeleyi esas alır. Özeleştiride cesur, yaratıcılık ve üretkenlikte devrimci bir tutum sergiler.

Genç yaşamına büyük devrim davasını sığdıran “Her şey parti, her şey sürekliliği sağlanmış gerilla savaşı, parti önderliğini savaş alanında inşanın” öncüsü, örgütleyicisi, komünist önder Mehmet Demirdağ ve dört partizan yoldaşımız Dilek Konuk, Ümit Çağlayan San, Ümit Dinler, Duran Salman ölümsüzdür! Şehitlerimiz başka baharda fide vermek için tohum olup toprağa düştü!

9747

TKP/ML MK SB”“ROJAVA VE FİLİSTİN DEVRİMLERİ YAŞAYACAK, YAŞATACAĞIZ!

Emperyalist-kapitalist egemenliğin ölüm makineleri yine işbaşındadır. Ezilen halk ve ulusların isyan ve direnişlerini bastırmak, özgürlük ve kurtuluş mücadelelerini kanla boğmak için azgınca saldırıyorlar. Ortada “yeni” değil yinelenen bir durum var. Tekrarlanan bu saldırı ve katliamların başlıca nedeni; sistemlerinin her yerden delinmesi, en acımasız zorbalık rejimleri eliyle geliştirilen sömürü ve zulüm politikalarında “başarı” ve “istikrar” sağlama çabalarının boşa çıkmasıdır.

Habip'in (bitmeyen)Öyküsü

Arkadaşları bazen, "Tünelci,"diye takılırlardı ona. Kendine ait olmayan sahte Habip Gül adıyla yakalandığında onca işkenceye rağmen bu isimde ısrar etmiş, mahkemelerde birçok kez bu isimle yargılanıp cezalar almıştı. Mahmut Alınak, "Seni yazmak istiyorum, bir sakıncası yoksa bana yaşam öykünü yazar mısın?"diye sormuştu ona. Habip söz verdiği yazıyı 4 Haziran 1998'de ulaştırmıştı Mahmut Alınak'a. Ankara Ulucanlar Cezaevi' inde yaşamının sona erdirilmesinden 16 ay önce….

Tanktan duvar(lar)ı yıkan 15-16 Haziran'ın hatırlattığı (1)

“Beklenmedik olanı beklemedikçe, onu bulamayacaksın.”[2]

Turgut Uyar’ın, “Bizim haziranımız bir yıl kadar yetecektir dünyaya/ /Ve kuytularda, dağlarda, alanlarda/ Akıtılan ve akıp gelen kanlarda/ Bir sabah büyük büyük ateşler yanınca/ Eller temizlenecektir/ Bir tören olacaktır/ Ölülerimiz toplanacaktır,” dizelerinde betimlenen 15-16 Haziran başkaldırısı, tarihimizin büyük işçi isyanı olarak anılmaya değer devrimci praksisidir...

IŞİD ve İslamcı ''Feministler

“Cehennem boş. Tüm şeytanlar burada... Hiç kimse duymak istemeyenbiri kadar sağır olamaz.”[1]

Haberiniz var, değil mi, El Kaide’den doğma, AKP beslemesi uluslararası Sünnî-İslâmcı örgüt Irak Şam İslâm Devleti (IŞİD), bir aya yakın bir süredir Irak’ta Musul ve çevresini kasıp kavuruyor. 

"Deniz" olmalıydım.../ Deniz Gülünay

Hasan Gülünay bu ülkede sayısı bile tam olarak tespit edilemeyen "kayıplardan" biri. İşe gitmek üzere İstanbul Tarabya’daki evinden ayrıldığı 20 Temmuz 1992 sabahından bu yana kendisinden haber yok.

Yine Bir Seçim Oyunu

"Bir cumhuriyet nasıl bir maskeye bürünürse bürünsün, ne denli demokratik olursa olsun, eğer o bir burjuva cumhuriyeti ise, eğer o toprak ve fabrikaların özel mülkiyetini koruyorsa ve eğer özel sermaye toplumun tümünü ücret köleliği içinde tutuyorsa, yani eğer bir cumhuriyet, bizim parti programımızda ve sovyet anayasasında söylenen her şeyi gerçekleştirmiyor ise, o zaman bu devlet, bazı insanların, ötekiler tarafından ezilmesi için bir makinedir.

Sînor u Mirin (Sınır ve Ölüm)

T.C beslemesi IŞİD çetesinin Kobane’ye yönelik saldırıları hız kesmeden sürerken bizler de Kürdistan Hukukçular Derneği olarak çeşitli emperyalist güçlerinin Ortadoğu’yu yeniden dizayn etme çabasının bir sonucu olarak TC-KDP işbirliğinin etkisiyle Rojava’da her gün yeni katliamlara imza atan bu paravan örgütün sınır bölgelerinde halka yaptığı zulmü yerinde görmek ve yaşananları bir de bölgedeki insanların dilinden dinlemek için Urfa’nın Birecik ilçesinde bulunan çadır alanını ve sınır köylerini ziyaret etme kararı aldık.

Biz Hayatı Öğretiyoruz, Bayım! (Rafeef Ziadah)

Kendisine “Çocuklarınıza nefret etmeyi öğretmeyi bırakırsanız, her şeyin düzeleceğini düşünmüyor musunuz?” diye sorulması üzerine Rafeef Ziadah ‘nin yazdığı şiir :

We Teach Life, Sir! ( Biz Hayatı Öğretiyoruz, Bayım! )

Bugün, bedenim TV’de yayınlanmış bir katliamdı.
Bugün, bedenim demeçlere ve kelime sınırlarına
sığmak zorunda olan, TV’de yayınlanmış bir katliamdı.
Bugün bedenim, ölçülü cevaplara karşı istatistikle dolmuş demeçlere ve kelime sınırlarına sığmak zorunda olan, TV’de yayınlanmış bir katliamdı.

Ilımlı İslam projesi ve İhvan mesajı

İslam dininin iktidar, devlet ve siyasetle ilişkisi dini, siyasi ve sosyal çevrelerin, egemen güçlerin sürekli gündeminde olmuştur. Bu ilgi “yakın tarih” diyebileceğimiz zaman dilimi içinde oldukça artmıştır. Siyasal İslam olgusu toplumsal yaşam içerisinde daha çok yer almaya başladıkça ilginin dozajı da yükselmiştir. Son olarak Mısır’da İhvan hareketinin darbeyle dağıtılması, üyeleri hakkında alınan idam kararları bu gerçekliğin bir yansımasıdır. “Siyasal İslam”ın yani siyaset ve din/İslam kavramlarının biraradalığını bu dinin ortaya çıkış yıllarına kadar götürmek mümkündür.

40. Yıl'ında Kıbrıs işgal altında esirlere ne oldu?

Kıbrıs,Sicilya ve Sardanya'dan sonra Akdeniz'in üçüncü büyük adasıdır.Bulunduğu coğrafi konumu itibariyle önemli bir yere sahiptir.Tarihten günümüze sayısız işgallere ve savaşların yaşandığı Kıbrıs'ta stratejik konumu,Ortadoğu'ya açılan pencere,her türlü müdahale için harekete geçebilme açısından önemlidir.

Unutul(a)mayan ölümsüz sesler [*]

“Yavaş yavaş ölürler;okumayanlar,müzik dinlemeyenler,vicdanlarında hoşgörüyübarındıramayanlar.”[1]

Mirabeau’nun, “Bırakın, müzikle öleyim,” dediği o muhteşem şey için Unamuno, “Aşkın duygusal anlatımı müziktir”; W.Shakespeare, “İnsanın iç dünyası müzikle beslenir”; Björk, “Müzik, dinleyeni ve dinleteni öngörülmez kılar”; Esma Redzepova, “Müzik fakirlerin tek lüksüdür”; Miguel de Cervantes, “Müziğin olduğu yerde kötülük olmaz”; Emil Zeig, “Müzik, duygularımızın en açık dilidir”; Cemal Süreya, “Ayrılık acısıdır her müzik,” notunu düşerler…

Sayfalar