Salı Eylül 29, 2026

Dursun Abeme! (Vedat)

 

Böylesi durumlarda söylenenler genelde klasik ve belli kalıplar içerisinde kalıyor. Oysaki sıra dışı olanlarımızın sıra dışı anlatılması gerektiğine inanıyorum.

Sevgili DURSUN ABE, ben aynen abe demeyi tercih ediyorum çünkü yazılımı güzel olsun diye e yerine i koymayı doğru bulmuyorum. O bizim DURSUN ABE’mizdi.

“SIRA DIŞI BULUYORUM”

Sene 1994 daha 19 yaşındayım Ulm’e geldim, ortalık kaynıyordu, ha koptu ha kopacak, Nisan ayı itibarı ile olan oldu. Ulm’de hatırı sayılır yoldaşlardan sadece DURSUN ABE net bir tavır takınmıştı. Geriye bir kaç tane çocuk yaşta genç diyebileceğimiz yoldaş kalmıştık. Hatırlıyorum nasılda canla başla çalışıyor ve bütün zorluklara rağmen nasıl çabalıyorduk. İlk başlarda bizi ciddiye dahi almıyorlardı, akşama kadar onlarla cebelleşiyor sonra da nefesi DURSUN ABE’nin yanında alıyorduk. Adeta bizim limanımız, sığınağımız gibiydi, onun varlığı bize güç veriyordu. Mütevazılığı, sabırlı yaklaşımları, engin ve olgun tavırlarıyla bize can katıyordu. Yaşımızı, deneyimsiz ve tecrübesiz olmamızı bir sorun olarak görmüyor, oğlu da dahil bize yoldaş diyerek hitap ediyor ve yol gösteriyordu. İnsan kendini onunlayken değerli ve işe yarar his ediyordu. Bu özelliği bence onun en muazzam özelliklerinden sadece bir tanesiydi. Velhasıl 94 üzerimize karabasan gibi çökmüştü. Var olan dernekte devam etme olanaklarımızda elimizden alınmıştı. Çizgiye ve mücadelenin devamına nefes aldıracak bir tutumla çıkmak gerekiyordu. Yapılan dernek kongresinde o mağrur edasıyla tavır takınıyor bu platformda devam edemeyeceğini söylüyor ve çıkıyordu. Biz genç çocuklar ve bu arada kazandığımız az sayıda yoldaşla kongreyi terk ettik. Kendimizi yine o meşhur otelde DURSUN ABE’nin etrafında kümelenmiş olarak bulduk. Dağılmanın değil toparlanmanın, umutsuzluğun değil umudun, örgütsüzlüğün değil örgütlülüğün ısrarında olmamız gerektiğini söylüyor ve en kısa zamanda kitleleri toparlayabileceğimiz bir mekanın oluşturulması gerektiği konusunda vurgular yapıyordu. Bize adeta umut ve ışık oluyordu. Karanlık bir mekana hüzme olarak sızan ışığı bulup gösteriyordu. İşte böyle tanıdım ben DURSUN ABE’yi.

O; dili, kültürü, kimliği ve varlığı yok sayılan, sürekli kırım ve baskılara maruz kalan bir coğrafyadan DERSİM’den geliyordu. Munzur kadar hırçın, Düzgün Baba gibi kudretli, Seyit Rıza gibi mert, asil ve cesurdu.

Suyunu Dersim’in her ocağından içmiş yoldaşımın erdemi, tamda buradan geliyordu.

Yüzyılların direniş geleneği onda tecelli ediyor ve yaşamının, söyleminin her anında kendini gösteriyordu. İnsan dediğin nedir ki zaten; zamanın ve tarihin toplamı değil mi?

Geçmiş ve gelecek arasında muazzam bir köprü kurmuştu. Bilgisini birikimini Marks’ın aritmetiğine vurmuş oradan çıkardığını Engels’in doğanın diyalektiği ile birleştirmişti. Elde ettiğini sınıfının deryasında harmanlamış ve muazzam güzellikte bir sermayeye sahip olmuştu.

Ancak dedim ya Dersimli’ydi, Zerdüşt’ün aradığı erdemli üstün insandı. Kibirli davranıp cimrilik yapamazdı. Her daim neyi var neyi yok hep paylaşırdı. Bundandır hepimizde senden bir parça olması.

Halkçıydı, hiç bir etnik, ulusal guruba mesafeli davranmazdı. Ve her zaman, yeter ki doğru bağlar kurulsun oradan da sınıfın deryasına akacak suyun varlığına inanırdı. Bu yönüyle tam bir Maoist idi. Halk içerisindeki çelişkilerin doğru değerlendirilmesinin halkı örgütlemenin tek ve yegâne koşulu olduğunu kavrayan ve uygulayan idi.

Araştırma ve incelemede derinlemesine biriydi. Bu özelliği ile İBRAHİM’İ andırırdı, hatta bir defasında bir yoldaş (Daimi) onu ziyaretinden sonra yaptığımız bir sohbette, “ne gördüm inanamazsın” diye başlıyordu anlatmaya, “DURSUN ABE yeni başlayanlar için Marks ve Mao’yu okuyor” demişti, çok şaşırmıştı. İhtiyacı olmadığı halde ne düşünerek okuyordu bende bilmiyorum. Ancak bilgiye küçümsenerek bakılmayacağını gösteren güzel bir örnek sergiliyordu.

Seminer panel ve diğer etkinliklerde sunumu yapanların değil de, DURSUN ABE’nin ne diyeceğini hep beklerdim, tarzına anlatımına edasına tavırlarına bakardım. Bu anlarda hep önderlik nedir nasıl olmalıdır diye sorardım. Bir yerlerde olmak, atanmış olmak önder olmaya yeter mi ki ? Mekanik anlamda evet, fakat olayın doğasında, örgütleme, birlik ve bütünlüğünde hayır. DURSUN ABE doğal bir önderdi bu onun doğasında vardı. Bundandır ki bulunduğu alanda sadece kendi yoldaşları üzerinde değil diğer dostları üzerinde de sözünün bir ağırlığı ve değeri vardı.

Evet kimimizin DURSUN ABE’si kiminin CEKETLİSİ, dokunduğu herkeste iz bırakan mütevazi yoldaş, seni çok sevdik.

Yaşama dair çok güzel özelliklerin vardı, sevgin, ilgin ve merakın sadece insana değildi. Senin kedin, köpeğin, tavuğun, koyunun vardı. Onları da başka severdin, zaman ayırır emek verirdin. Yaşamın doğayla uyum içerisindeydi. Şu lanet hastalığa yakalanman doğanın sana yaptığı en büyük haksızlık oldu. Ancak doğanın sana bir vefa borcu var, beş temel kuralından biri olan ‘hiç bir şey vardan yok olmaz…..’ ilkesi sende vücut bulacak. Sen yok olmayacaksın, nasıl mı? Mesela ben şimdiden seni çocuklarıma anlatmaya başladım bile. Bundan sonraki bütün münasebetlerimde senden örnekler ve alıntılar olacak. Yetiştirdiğin emeğin olan biz yoldaşların olduğu müddetçe sende bizimle yaşayacaksın.

Davaya kattıkların, kazandırdıkların, emeklerin herkes tarafından biliniyor. Bu haliyle sınıfın ve örgütlü gücünün de sana bir vefa borcu var. Bu borcun ödeneceğine olan inancımı tekrarlamak isterim.

Sevgili Elif abla, Yıldız abla yanınızda olmayı çok isterdim, yaşadıklarınızı çok iyi anlıyor ve paylaşıyorum. Koşulların uygun olduğu en kısa zamanda mutlaka geleceğim.

Kardeşlerim Barış, Ulaş, Özgür ve Binali, böyle bir babanın çocukları olduğunuz için kendinizi çok şanslı görmelisiniz. Yaşadığınız şey çok ağır, zamansız ve çok erken bir gidiş, unutmak denen bir şey yok, yokluğuna alışmakta yok, sadece eksikliğinin vermiş olduğu hüzün, acı, özlem ve buruklukla yaşamayı kabullenmek var. Siz aynı zamanda Onun haleflerisiniz. Davasını devrettiği yerden sürdüreceğinize olan inancımla sizleri selamlıyor, metanet ve sabır dileyerek yüreğinizden öpüyorum.

HOŞÇAKAL KUDRETLİ, ERDEMLİ ÜSTÜN İNSAN

HOŞÇAKAL DURSUN ABE

Bir halefin olarak

Vedat

02.03.2021 Paris

12070

KCK Silahlı Mücadeleyi Terkediyor mu? - Dursun Ali Küçük

Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir.

KCK lideri Öcalan esir alındıktan sonra ilk geri çekilmeyle silahlı mücadeleye veda görüşleri belli düzeyde ortaya çıkmıştı.

Sonra 2003 te yeniden ve hemde kontrol altındayken, Genelkurmay-Ergenekon isteği (ki o zaman yeni gelen AKP hükümetine karşı darbe yapılacaktı, asker buna ihtiyaç duyuyordu) üzerine yeniden “silahlı mücadeleyi değerlendirin” mesajlarını göndermeye başladı.

Grup Yorum ve Kobane üzerine iki satir

Kobane'de top mermisinin açtigi delikte gunesi goren cocuklar!

Varin Kobane'nin bir Devrim olup olmadigina siz karar verin.

Ama unutmayin!, ortacag duzenini, 700 yillik Feodal despotluk ve Ruhban sinifin karanlik iktidarini sona erdiren Fransiz Ihtilalide sömürüyü ortadan kaldirmamisti, o Burjuvazinin bir devrimiydi, Kapitalizme yolu acmisti...

Devrimlerin, önderligine gore degil, toplumu nerden nereye tasidigina bakilarak Devrim olup/olmadigina karar verilir.

TKP/ML TİKKO Kobanê: Newroz'u Kuşan, İsyanı Harmanla!

"Newroz'u Kuşan, İsyanı Harmanla!

Bu yıl halkımızın direniş ve serhildanlarının günü olan Newroz bayramını karşılarken, Kobanê direnişi, 6-7 Ekim serhildanı ve bütün Rojava direnişi tüm sıcaklığıyla Newroz’a doğru akmaktadır. Direniş bayrağı diktiğimiz Kobanê sokaklarından, başta Amed, Dersim, İstanbul olmak üzere tüm şehirlere, Newroz’un isyan şiarıyla sesleniyoruz;

Halkımız,

1915 - 2015 ERMENİ SOYKIRIMINI 100.YILINDA LANETLİYORUZ

VE

YENİ SOYKIRIMLARA BİR DAHA ASLA !

ՄԵՆՔ  ԴԱՏԱՊԱՐՏՈՒՄ  ԵՆՔ  ՑԵՂԱՍՊԱՆՈՒԹՅԱՆ  100 ԱՄՅԱԿԸ

և

ԿՈՉ  ԵՆՔ  ԱՆՈՒՄ  ՈՐ  ԵՐԲևՒՑԵ  ՉԿՐԿՆՎՒ !  

Site yazarlarimizdan Agop Ekmekciyan'in Ermeni soykirimini 100.ci yilinda lanetliyoruz 13 bölümden olusan yazi dizisi 21 Mart'tan itibaren  yazarimiza ait kosesinde yayinlanacaktir.

 

1-1915 -  2015 

2-Ermeni tarhi

3-İttihat ve terakki

4-Soykırıma giden yol

5-van Direnişi

6-Tehcir kanunu

7-kanlı şafak

8-Negiste plus

9-İttihatcılar yargılanıyor

“Evet hâlâ, ısrarla, yeniden isyan”

“Hangi dağ efkârlıysa ordayız, Perişan edilen her şey bizimdir.”[2]

“Evet hâlâ, ısrarla, yeniden isyan”ı haykırmaya; “Tek yol devrim” demeye geldim buraya…

Kimileri buna “hayal” ya da “umut işte” diyebilir…

Ama unutmayın: Aristoteles, “Umut, uyanık insanın rüyasıdır,” derken; Remy de Gourmont da, “Gerçek bir hayal ve hayal bir gerçektir,” vurgusuyla yanıtlar bu kuşkucu itirazları…

Hayır kuşkuya, tereddüde yer olmamalı hayatımızda…

Özgecan'ın katlinin AKP’le ne ilgisi var ?[1]

“Omnes una manet nox.”[1]

Özgecan’ın katledilmesinin ardından patlak veren yığınsal öfkeye bakıp, medya ve sosyal medyadaki AKP kuyrukçuları soruyor: “Canım siz de ayağınız taşa takılsa, AKP’den bileceksiniz. Özgecan’ın öldürülmesinin AKP ile ilgisi ne?”

Hangisinden başlayalım ki?

ALÂEDDİN’e bir dilek ve telafinin gelecegi[1] ERIC NAZARIAN

Bugün burada olduğunuz ve beni davet ettiğiniz için teşekkür ederim. Çocukken Alâeddin masalını severdim. Hangi çocuk üç dileğini yerine getirecek şişedeki bir cini istemez ki? Okuldan eve yürürken hayalimdeki bu cinle sohbetlerimi hatırlıyorum. Gizli defterime yazdığım bir dilek listem vardı. Dileklerim çeşitliydi. “Keşke kanatlarım olsaydı ve uçabilseydim” şeklindeki çocukluk dileğim biraz büyüdüğümde Sophia Loren’i öpmek ve Charles Aznavour gibi şarkı söyleyebilmek şeklini almıştı.

TKP/ML TİKKO Kobanê Komitesi

“Erkan Altun Yoldaşı Mücadelemizde Yaşatacağız!

IŞİD’in (DAİŞ) kent merkezine yoğun saldırılarının gerçekleştiği 15 Ekim 2014 tarihinde, mevzisine gelen havan sonucu Erkan ALTUN (Komünist Nefer) yoldaş şehit düşmüştü. Erkan yoldaş Rojava’da halkımıza yönelen saldırılara karşı gövdesini siper etmiş, bu uğurda sonsuzluğa yürümüştür. Kendi inisiyatifiyle, bağımsız bir savaşçı olarak gelmiş, Kobanê direnişini kendi direnişi saymış, bu uğurda enternasyonal savaşçı olarak şehit düşmüştür.

TKP/ML: Avaşin Tekoşin Güneş onurumuzdur

TKP/ML Ortadoğu Bölge Komitesi, Rojava’da yaşamını yitiren Ivana Hoffman anısına yayınladığı açıklamada, “Ivana Hoffman tıpkı yıllar öncesinde İsviçre’nin ALP’lerinde koparak Dersim dağlarına gelerek şehit düşen enternasyonalizmin kızıl gülü Barbara Anna Kistler yoldaşın izini sürerek Rojava’da zalimlere karşı çarpışarak şehit düşmüştür” dedi.

Fırat Haber Ajansı’nda (ANF) yayınlanan habere göre Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist Ortadoğu Bölge Komitesi geçtiğimiz günlerde ölümsüzleşen enternasyonalist MLKP savaşçısı Ivana Hoffman için yazılı bir açıklama yaptı.

Bu açıklama o açıklama değil :Metin Ayçiçek

Tarihi açıklamayı” bekliyordum zaten. Her zamanki gibi, seçimlere beş kala bildik simalar sahne aldı. Bir eylem programından yoksun olan açıklamanın üstü, cafcaflı sahne dekorlarıyla örtülmüştü. Taraflar arasında kan uyuşmazlığının varlığı, baştan beri net bilinen tek bilgi idi. AKP+MHP+CHP yani Devlet Cephesi ile Kürt Özgürlük Hareketi ve ittifaklarından oluşan Barış ve Özgürlük Cephesi’ni, söz konusu on maddede ortaklaştırabilecek tek bir madde yok.

Karman Çorman

Hani mecliste akp nin geçirmeye çalıştığı şu güvenlik paketi vardı ya..

Ha... işte o.

Sahi ya.. çoktandır bu paket geçmemiş miydi ?

Öyleyse biz yoksulların yaşadığı ne ?

Sokakta, okulda....

Bizler çocuklarımızın yaşama tutunabilmesi için mücadele ettikçe hocalar kendilerinden sonra ders girdi diye çocuklarımızı yok yazıp devamsızlıktan kalmasını sağlamaları ne ?

Faşizm birileri içinde daha açık hale gelecekmiş ne yazar.

Şu İstanbul çok ilginç bir yer.

Sayfalar