Dostları “Peygamber” İsmail’i uğurladı
1981-1984 yılları arasında TKP/ML TİKKO davasından Erzurum Askeri Hapishanesi’nde yatan ve o dönemde gördüğü ağır işkenceler sonucu kalıcı hastalıklarla mücadele eden İsmail Mehrekula, tedavi gördüğü hastanede 3 Eylül gece saatlerinde yaşamını yitirdi. “Peygamber” kod adıyla tanınan Mehrekula, dün İzmit’te son yolculuğuna uğurlandı.
Herkes ona “Peygamber” diyor, öyle tanıyor, ismini az buçuk bilseler de soy ismini tam olarak bilemiyorlar ancak onu tanıyan istisnasız herkes onun için “kirlenmemiş”, “dürüst”, “halk insanı”, “moral kaynağı” olarak tanımlıyor. Ama tüm bunların da ötesinde tutuklandığı 12 Eylül Askeri Faşist Cunta koşullarında “direnişin sembolü” olması ve “ser verip sır vermeme” geleneğinin en onurlu sürdürücüsü olması ile yoldaşlarının gönlünde taht kuruyor “Peygamber”!
Ona neden ve kimin Peygamber lakabını verdiği bilinmese de, tüm sayılan bu özellikleri ile “peygamber gibi insan” olduğu herkes tarafından kabul görünüyor.
“Devrimciler 500 kişi ile Susuz’u bastı”
“Peygamber” İsmail, 1956 yılında Kars’ın Susuz ilçesine bağlı Masucuk Köyü’nde dünyaya gelir. Çok küçük yaşta babasını kaybeden İsmail’i, en büyük abisi nüfusuna alır. Yoksul ve emekçi bu ailenin çocuğu olan İsmail, 1977-78 yıllarında Proletarya Partisi ile tanışır.
Aynı dönem beraber mücadele yürüten yoldaşları onun tam bir pratik insanı olduğunu ve hiçbir fedakarlık kaçınmadığını anlatıyorlar. Mücadeleye en iyi şekilde katkıda bulunmak için kendisini geliştirmeye çalışan İsmail, aynı zamanda boksörlük yapar.
Bir yoldaşı, şöyle bir anısını anlatıyor İsmail’le:
Susuz’a yazılamalar yapılacak. İsmail ile bir yoldaşı silahlı bir şekilde güvenliği alarak yazılamalara başlıyorlar. Diğer yoldaşın dedesi aynı zamanda mahallenin gece bekçisi… Tam o sırada gece bekçisi Alişan Dede, 2 jandarma eşliğinde teftişe çıkmıştır. Dedesi gören yoldaşı, İsmail’e “Ne yapalım?” der. İsmail yolun bir kenarına, yoldaşı diğer kenarına geçer ve yere ateş etmeye başlarlar. Dede ve jandarmalar oradan kaçarlar.
İşleri bitirdikten sonra Alişan Dede’nin evine giden İsmail ve yoldaşı uyurlar. Sabaha karşı gelen Alişan Dede, ortalığı ayağa kaldırır: “Kalkın, kalkın! Devrimciler 500 kişi ile Susuz’u bastılar!” Tabii İsmail ve yoldaşı bu duruma içten içe gülseler ve dedeye “böyle bir şey olmaz” deseler de dedeyi ikna edemezler!
“Peygamber tatile çıktı, yerine ben bakıyorum”
Yıl 1981. 12 Eylül Askeri Faşist Cuntası, ülkeyi “Edirne’den Kars’a” faşizm örtüsü ile sarmalamıştır. Bir süredir aranan İsmail yakalanır. İlk olarak Kars’taki polis karakoluna götürülür. Burada onun getirilişine tanıklık edenler, onun polis ile dalga geçtiğini görürler. “Her zaman neşeliydi İsmail. Ben ilk olarak onu böyle gördüm.”
“Peygamber” kod adını yoldaşları kadar polis de biliyordur. “Sana neden peygamber diyorlar?” diye soran polislere yine neşesinden bir şey kaybetmeden cevap verir: “Peygamber tatile çıktı. Yerine ben bakıyorum!”
Burada polis işkencesinde 1 ay kalır. Her güne “Herkese günaydın” diyerek başlayan İsmail’in bulunduğu nezarettekiler, yataklarından onun şakalarıyla kalkar. Ondan önce Erzurum Askeri Hapishanesi’ne gönderilenler dört gözle onun yolunu beklerler. Daha sonra İsmail de buraya getirilir.
İşkencelerin ağırlaştığı askeri hapishanede de İsmail, her daim önder olarak gördüğü Kaypakkaya’nın duruşunu örnek alır ve kendisine yüklenen hiçbir şeyi kabul etmez, düşman ona işkence tezgahlarında hiçbir şeyi kabul ettiremez. Ne Filistin askısı ne de kum torbalarıyla yapılan işkence onu çözemez.
İşkenceler, yıllar sonra hastalığa dönüştü
4 seneye yakın hapishanede kalan İsmail, tahliye olduğunda ardında bir direniş bırakır. Ancak bu işkenceler iç organlarında geri dönülmez tahribatlara yol açar. Bir böbreğini kaybeden İsmail’in diğer böbreğinin de % 20-30’u çalışır durumdadır. Ayrıca ciğerlerinden de rahatsızdır.
Proletarya Partisi ile ilişkisi kopan İsmail, İzmit’e gelerek burada belediyede çalışmaya başlar. Dostları ile sıcak ilişkilerini sürdüren İsmail dürüstlüğü, çalışkanlığı ile girdiği her çevre tarafından saygıyla anılan biri haline gelir.
Yılların ilerlemesi ile işkencede tahrip olan vücudu alarm vermeye başlar yeniden. Karaciğer yetmezliği nedeniyle durumu ağırlaşan İsmail için dostları dayanışma kahvaltısı düzenler ve onun en iyi şekilde tedavi olması için elinden geleni yapar. Ancak 3 yıl tedavi gören İsmail, tedavi gördüğü özel hastanede 3 Eylül Çarşamba akşamı yaşamını yitirir.
“O unutulmayacak bir Partizan’dır”
Peygamber İsmail’in yaşamını yitirmesinin ardından evinde buluşan ailesi, yakınları ve dostları onu son yolculuğunda yalnız bırakmazlar. Dün (4 Eylül) Mevlana Camii’de ikindi ezanını takiben kılınan cenaze namazının ardından dostları adına Yurdeşen Tuna İsmail için kısa bir açıklama yaptı.
İsmail Mehrekula’nın ölümünün doğal bir ölüm olmadığını belirten Tuna, onun 12 Eylül faşizmi sırasında gördüğü yoğun işkencelerin sonucu olarak bugün yaşamını yitirdiğini söyledi. Baş eğmez duruşundan hiç taviz vermeyen, sıcaklığını hiç yitmeyen Mehrekula’nın her daim Kaypakkaya’nın mücadelesinin takipçisi olduğunu ve unutulmaz bir Partizan olacağını söyledi.
Son yolculuğunda alkışlar eşliğinde ve omuzlar üzerinde camiden çıkarılan Mehrekula evinin yakınındaki mezarlıkta toprağa verildi. Okunan duaların ardından mezar başında “İsmail yoldaş ölümsüzdür”, “Kahrolsun faşizm, yaşasın mücadelemiz” sloganları haykırıldı. Ve “Peygamber” böyle uğurlandı.
Son Haberler
Sayfalar
Korktum:Muzaffer Oruçoğlu
Ehlibeytle birlikte Şii Arapların, Türkmenlerin Tanrısı kaçtı. Bütün Asur Tanrıları kaçtı. Eğer günah işlemiyorsam, sanırım dünya işlerine karışmayan bizim güzel Tanrımız Azda da kaçtı. Mezopotamya sisine büründü, Zerdüşti ve Sufi ışıltılar içinde çekilip gitti zaman ötesine. Ve en son, kaçmaz dediğim Melek Tavus da kaçtı. Dayanamadı şehirdeki vahşete. Cümle Ezidiler kaçtı. Yalnız kaldım. Korktum.
Hayastan’ın Yiğit Kadınlarından, Meryem Ana’ya… H.GÜRER
Anılar güzeldir! Ve bir o kadar da özel! Anılar özneldir! Yaşanan olaylarda! Anı’lar, kişilerde bıraktığı anlama, öneme, algılanışa göre de biçimlenir ve yorumlanır! Aynı olayı ve an’ı yaşayanlar tarafından aynı algılanmayı ve yorumlanmayı sağlamaz! Aynı değerlendirmelere ve ifadelere kavuşmaz… Çünkü aynı an’ı ve olayı yaşayan farklı kişiler, farklı öyküler anlatır!.. Bunun için anı’larımı yazmaktan hep kaçınmışımdır.
Mehmet Serhat Polatsoy tahliyesini istiyor
Polis baskısı sonucu alınan gizli tanık ifadesi ve "bombalı çuval" komplosunun deşifre olmasına rağmen bir yılı aşkın bir süredir cezaevinde tutulan Kürt siyasetçi Mehmet Serhat Polatsoy, 20 Ağustos günü Urfa 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 6. duruşmasına çıkıyor.
Zaman zaman çeşitli muhalif internet sitelerine yazılar da yazan Polatsoy, Mayıs 2013 tarihinde Emniyet’in komplosu sonucu tutuklandı. Davanın en büyük delili olarak gösterilen gizli tanığın, polisin şantajı sonucu gizli tanık olduğunu mahkemede itiraf etmesine rağmen Polatsoy bir yılı aşkın bir süredir hapiste tutuluyor.
Ayran kabarması
Yaz sıcağında Cumhurbaşkanlığı (CB) seçimleri gerçekleşti. Beklenen oldu ve R. T. Erdoğan'ın seçildi. Hâkim sınıflar açısından merak edilen Erdoğan'ın ne kadar oy alacağı ve seçimlerin ikinci tura kalıp kalmayacağıydı. Seçim sonuçları açısından hâkim sınıflar nezdinde şaşırtıcı olan bir diğer olgu da katılım oranının düşüklüğü oldu.
"Sürgün" sürgün verecek mi? Ganime Gülmez
“Teori gridir dostlarım, ama hayat ağacı yeşildir”-Goethe-
Kaldığım şehirde Eritreliler çok. Çoğuda, “henüz” iyi Almanca konuşamıyorlar. 40’lı yaşları geçkin neredeyse bütün kadınlar, Yaşlı Bakım Evleri’nde çalışıyorlar. Koloni olma aşamasını daha hala atlatamamış bir ülkeden geldikleri için, İngilizce biliyorlar. Hristiyanlar. Geldikleri ilk günden itibaren bu ülke vatandaşlarıyla kiliselere giriyorlar.
Atılım’ın Gordion Düğümü!
Atılım, 18 Temmuz tarihi 130. sayısındaki “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde solun açmazları” başlıklı bir yazıyla Partizan’ı, “sol” etiketli bir torbaya koyup boykot tavrı nedeniyle değerlendirmiş/eleştirmiştir. Ne var ki boykot tavrımızın özünü değil kendi niyetini ele alarak hareket etmiştir. Dolayısıyla onun tavrımızı anlama çabası da kalmamıştır.
Meryem Ana oğlunun kanlı gömleği ile son yolculuğuna uğurlandı
07-08.-2014’de Armenak (Orhan) Bakırcıyan’ın annesi Meryem Bakırcıyan Stockholm’de ailesi, sevenleri ve oğlunun yoldaşlarının da katıldığı bir törenle toprağa verildi. Törende Ermeni ve Süryani dostların yanı sıra Partizan temsilcisi de hazır bulundu.
Şengal Dağ'ına yolculuk
Uluslararası Af Örgütü yaptığı açıklamada, uluslararası toplumun IŞİD'in etnik temizliğinden kaçıp Şengal Dağ'ına sığınan yüz binlerce insana yardım etmesi için derhal harekete geçmesi gerektiğini istedi.
ÖCALAN, DEMİRTAŞ VE DÜZEN SİYASETÇİLİĞİ
Selahattin Demirtaş'ın Vatan gazetesinde bugün çıkan röportajında, "Cumhurbaşkanı olursanız İmralı adasına gidip Öcalan'la görüşecek misiniz?" sorusuna verdiği cevap beni alıp yıllar öncesine götürdü.
“ALACAKARANLIK KUŞAĞI”NIN OZANI AHMET ERHAN[*]
“Ateşe dokunmaktır şiir,”[2] der Asım Öztürk.
Alper Hasanoğlu da, “Şiir insan ruhunun derinliklerine nüfuz eder,” derken; ekler Sennur Sezer: “Şiir her derde devadır…”
Kobanê direnişinin diğer parçaları etkilemesi kaçınılmaz
Rojava'da IŞİD'in başta Kobanê olmak üzere halkların yarattığı özerk bölgelere saldırıları devam ederken, Ortadoğu'nun birçok merkezinde ise çatışmalar sürüyor. İsrail'in Gazze'yi vurmasının yanı sıra Irak'ta IŞİD saldırıları da hız kesmeden devam ediyor. Ortadoğu'nun çalkantılı gündemini ve Kürtlerin stratejik adımlarını yazar Temel Demirer, DİHA'ya değerlendirdi.
'Irak haritası yeniden çiziliyor'