Cumartesi Ekim 17, 2026

Doğu Perinçek'in dişine kan değdi

Önceki gün Ulusal Kanal iflah olmaz Halk düşmanları Doğu Perinçek ile Yalçın Küçük'ün tartış malarına sahne oldu.Baştan sona hararetli geçen tartışmalardan sonra çıkan sonuç,ikisinin de gelenekçi,ittihatçı,ırkçı,faşist TC Devleti'ni savunan unsurlar olduğunu bizzat kendi ağızlarından duyduk ve dinledik.Şarlatan ikilinin bu kadar hararetli tartışmaları,aralarında ilkin nitel bir görüş ayrılığı gibi algılansa da,özleri aynıdır.Aralarındaki farklar niceldir.Yok birbirlerinden farkı ikisi de Osmanlı torunlarıdır.

Faşist Türk ordusundan Gazi Kartını göstererek övünen Küçük ile Perinçek'in tartışmalarında ana konu Kürt illerinde yaşanan sokağa çıkma yasağı,abluka,aç ve susuz bırakma ile devletin,dolayısıyla özel harekatçıların,ordunun tehcir uygulamaları damgasını vurdu.

Perinçek'e göre 

''herşey doğru ve normaldır'',''savaş koşullarında böyle ölümler doğaldır''''derhal HDP kapatılmalıdır''''dokunul mazlıklar kaldırılarak tutuklanmalılar''''PKK'yı Türk ordusu hendeğe gömdü''''teröristler temizlendi'' derken,Küçük ise ordunun sınır tanımadan katliam,vahşet ve soykırım uygulamalarının bu kadar aleni yapılmamasını,''bir düzen içerisinde olması gerekir'' düşüncesi ile ayrıldılar. Küçük ile Perinçek'in ayrıldıkları yandaş basının ve tüm burjuva kesimlerin hep bir ağızdan yürüttükleri savaş propagandalarında ''PKK'yı bitirdik''''Sur'da temizledik'' gibi propagandaların gerçeği yansıtmadığı,yalan ve inandırıcılıktan uzak olduğunu Küçük'ün teyid etmiş olması önemlidir.Erdoğan ile Perinçek'in bugün bir çizgide buluşmuş olmaları da ayrıca dikkat çeken noktadır.

Peki Doğu Perinçek şarlatanı kimdir ?

Her konuşmasında ''vatan,millet,sakarya'' naralarını dilinden düşürmeyen,TC Devleti'ni savunma misyonu üstlenen,devrimcilere,Ermeni'lere,Kürt'lere,Alevi'lere kin kusan Perinçek ailece devlete en üst düzeylerde hizmet etmiş çevrelerden gelmektedir.Dayısı Tümgeneral Turhan Olcayto Ankara zırhlı Tümen komutanıdır.Teyzesinin oğlu Gürbüz Tüfekçi MİT görevlisidir.Babası Hakim Yargıtay Başsavcılığına kadar yükselmiş,her nereden bakarsan damarlarında,genlerinde 100 yıllık soykırımcı devleti savunma görevini kendinde görmektedir.Baba mesleğini icra ederek,aileden gelen mirasını sürdürmektedir.

Silvan,Sur,Cizire'de duvarlara Özel harekat polis'lerinin ''Ermeni ....'',''kurdun dişine kan değdi,korkun'',...gibi iğrenç yazılamaların yanısıra,çatışmalarda ölen kadın gerillaların bedenlerini sosyal medyada yayınlayan,savunmasız insanları bodrum katlarında diridiri yakan cellatlar,aslında acz ve çaresiz durumda olduklarını göstermişlerdir.Bu yüzden pervasız olmuşlardır.Tıpkı doğada yaşayan kurtlar gibi.Kurtlar da analarından doğduktan sonra hemen sütünü emer,beslenir hayata tutunur.Ama ne zaman ki,yaşamak için avlanmaya çıkar,yakaladığı hayvanları parçalar ve yer artık dişine kan değmiştir.Bundan sonra ''ne anasını tanır,ne de babasını'' saldırganlaşır.

Kurt Perinçek cezaevinden çıktıktan sonra pervazsızlaşmıştır.Şimdilik üçyüz bin kürdün Tehcir edildiği,yazın bu rakamın iki üç katı ile yükseleceği şimdiden Nusaybin,Hakkari Tehcirleri ile görünmektedir.7'den 70'e insanların evlerinden,ocaklarından sürgün edildiği,çocuk ve yaşlı ayırımı yapılmadan infaz edildiği,ordunun kendi vatandaşlarının evlerine top atışları yaptığı,hiç bir kanunun artık geçersiz olduğu,saray'ın emir ve talimatları doğrultusunda yakan-yıkan kurt'ların artık gözü dönmüştür.Sadakatlarını katliam fotoğraflarını gösterecek kadar ileri gitmişlerdir.

40 yıllık siyasal hayatında her dönem farklı,önceki söylediklerinin tam 180 derece aykırı düşünceleri savunan,düşman gördüklerini,bir dönem dost gören,devrimcileri gazetelerinde ihbar eden,Kürt hareketine övgüler yağdıran,sonra ''uşak,piyon'' yakıştırması yapan,Atatürk'e hakaretten hüküm giymiş,''put'' derken,sonradan ''M.Kemal'in askerleriyiz'' gibi düşünceleriyle gülünç durumlara düşen Perinçek'in ırkçı-faşist kimliği bu son olaylarda yüzündeki maske tamamen düşmüştür.

Türk ordusunun,polisinin soykırım uyguladığı tüm dünyanın gözü önünde Perinçek'in yorumları insanın kanını dondurmuştur.Sur'da bodrum katında mahsur kalan,savunmasız şekilde,yaralı olup özel harekatçılar tarafından yakılarak öldürülen,bugün dahi DNA testinden kimlikleri belli olmayan bu vahşet karşısında ''evet çok mutluyum''''hayatımın en mutlu dönemindeyim'' diyerek,sevincinden dört köşe olan Perinçek'in ''dişine kan değdiği'' seviyesizlikte,alçaklıkta sınır tanımayarak pervazsızlaşmıştır.Hitler'i dahi geride bırakan bu uygulamalar karşısında memnuniyetini dile getiren Perinçek,insanlıktan çıkmış iblis ve sadist olarak bundan sonra anılacaktır.

Devrimci,Komünist önderler daha 1970 yıllarında Perinçek' şiddetle eleştirerek revizyonist,oportunist,dönek,ihanetçi kimliğini ''tehlikeli'' kişiliğini görmüş tüm bağlarını daha o yıllarda kesin olarak kesmişlerdir.Mahir Çayan ''kişiliklerinde devrim yapamayanlar devrimci olamazlar''diyerek,Hikmet Kıvılcımlı ''Mao kalpazanlığı,CIA sosyalizmi'' tespitinde bulunmuş ''işbirlikçi''''sahte devrimci'' diyerek Perinçek'i mahkum etmişlerdir.Yusuf Küpeli daha sert eleştirerek ''burjuva politikacılığının ustası'' olarak görmüştür.En köklü eleştiriler ise İbrahim kaypakkaya'dan gelmiştir.PDA revizyomnizminin eleştirisini yaparak bütün bağlarını koparmış,Perinçek Kaypakkaya'yı öldürtmek istemiş,öldürmeye giden arkadaşının itirafı ile olay ortaya çıkmıştır.Karanlık geçmişi ile ancak karanlık bir dünyanın ve geleceğin adamı olursun,başka ne beklenebilir ki ?

ŞARLATAN PERİNÇEK !

Her seçim arifesinde keskin çıkışları ile seçim propagandalarından tanıdığımız Kurt politikacı Perinçek ve tayfasının hezimeti geçiştirmek içn türlü türlü komplolar içerisinde olduklarına şahit oluyoruz.''Hedefimiz 5 milyon oy ile barajı geçmektir'' diyen ''baraja dayandık''''barajı aşacağız''''seçim lerden sonra iktidardayız'' diyerek sadece insanların,kafalarını karıştırmak,dikkatleri dağıtmak oldu.Seçim sonuçları açıklanınca % 0,35 yani Türkiye genelinde yüz elli bin oy alarak,gülünç durumlara düştüler.

Kurt politikacının karanlık geçen 40 yıllık siyasal yaşamı yalan,demagoji,politikada belirsizlik,MİT ile karanlık ilişkiler içinde geçmiştir.Bugün artık politikada son noktaya gelmiştir.Çelişki içerisinde bulunduğu Ermeni soykırımı değerlendirmeleri,Kıbrıs işgali,Rauf Denktaş'ın konumu,Atatürk için öncesi ve sonrası söyledikleri,PKK için,gerillalar için övgü dolu sözlerden bugün artık hiç bir eser kalmamış,TC devletinin akıl hocası durumuna gelmiştir.Bu ancak şarlatanlıkla izah edilebilinir.

Bizzat İttihat ve Terakki Partisi'nin üyesi de olan Kemal Atatürk Cumhuriyet Türkiyesi'nin kuruluşunu Ermeni,Rum,Suryani halklarını yok ederek topraklarına malına her şeyine el koyark inşa etmiştir.TKP'nin kurucu önderlerini karadeniz'de hunharca öldürmüş,yeni bir yüz yılın başında Komünist Hareketin doğuşunu engellemiştir.K.Atatürk'ün bu yüzünü görmezden gelerek Atatürk'e övgüler yağdıran,''M.Kemalin askerleriyiz'' diyerek,kendilerine rehber ve ilham kaynağı alan kurt politikacı Perinçek'in maskesi düşmüştür.

TC Devleti tarafından sol ve devrimci hareket içerisine özel olarak seçilip gönderilen ''böl-parçalayönet'' yöntemi ile sol içerisinde ,devlete mücadele yerine ,bitmek tükenmek bilmeyen tartışmalarla gündem oluşturan,MİT'ten aldığı bilgiler ile tanınan kurt politikacı Perinçek Ermeni meselesinde 70'lerde çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu.TİİKP Davası savunmalarında ''İttihatçı kompradorlar milli azınlıklar üzerinde de baskı ve katliam politikası uyguladı.Doğuda yüzbinlerce Ermeni'yi katletti.Geri kalanları da yurtlarından sürdü...''demişti. Daha ileri giderek,''Ermeni-Kürt çatışması yaratıldı.Ermeni'lerin anti-feodal ve milli mücadelelerine karşı Hamidiye Alayları seferber edildi.Kürt feodalleri,Ermeni-Kürt çatışmasını kendi emelleri için körüklediler.Ermeni'lerin mallarını gasp ettiler...''savunmanın başka bölümünde ise ''..1894 Sasun katliamında on binden fazla Ermeni hamidiye alayları tarafından katledildi...'' derken bugün taban tabana zıt Osmanlı'ya ve TC Devleti'ne toz kondurmayan duruma gelmiştir.

Rauf Denktaş,Ferit İlsever,Kemal Kerinçsiz,Perinçek ailesi...yurt dışında ard arda gelen soykırım kararı tasarılarına tepki olarak 2007 yılında Talat Paşa Komitesi oluşturuldu.Bizim kurt politikacının Rauf Denktaş için söyledikleri ''yenilir-yutulur'' gibi değildir.Ama buna rağmen birlik oluşturmuşlardır.''Türk askeri adada işgalci,R.Denktaş da faşist'tir!Rumlar,Türk'ler tarafından baskı altına alınmıştır..'',''..Bugün Rum milleti Türk işgalcileri tarafından uygulanan milli baskılar altındadır...'' ''Kıbrıs'ta yağma ve talana son verilmelidir..'' derken''talancı ve yağmacı'' Denktaş ile kanka oldular.

Geçmişte söylediklerini unutup,inkar etti.Bunun adı şarlatanlık değil de nedir ?Kurt politikacı Perinçek'in bugün ağzından hiç düşürmediği ''kahraman Türk ordusu'' için 90'larda ise ''ordu emperyalizmin silah depolarıdır'',''hakim sınıfların elindeki bir kurumdur'' düşüncesinden vazgeçerek en barbar,en şovenist kesimlerin temsilcisi olmuştur.Bir dönem de devletin MİT'in kontrolünde Bekaa vadisine A.Öcalan ile görüşmeler yapmak,PKK hareketini etkisiz,kendisi gibi devlete çalışan harekete dönüştürmek istese de başaramamış eli boş dönmüş,bugün ise saldırganlaşmış,

PKK denilince ,kan basıncı yükselir duruma gelmiştir.12 Eylül Askeri faşist diktatörlüğe karşı tavır almayıp destekleyen ''12 Eylül hareketine karşı federasyonumuz olumlu tutum almıştır'' diyerek övünmüştür.İnsanlık suçu işkenceyi ve işkencecileri ''MGK kurulunu küçük düşürmek'' için diyerek aklamaya çalışmıştır.

Devletin yeniden şekillenmesi için bir örgütlenme olan Ergenekon Teşkilatı'nın kurucularından Veli Küçük'ün talimatı ile kanlı örgütün programının yazılması Perinçek ekibine verilmiştir.Bu çete yurt dışında bir araya gelerek örgütlenmeler yapmış,ödenekten alınan paralar ile Ulusal Kanal inşa edilmiştir.Hrant Dink'in ölümünden ,mahkemelerde yürütülen linç kampanyalarından sorumlu Veli Küçük'ün bütün talimatlarını ''arz ederim konutanım'' diyerek yerine getirmiştir.34yıl ağır hapis ce- zasına çarptırılan Perinçek Türkiye'yi senelerce meşgul eden davalardan tahliye edilip serbest kaldı.

Kurt politikacı Perinçek 2005 yılında İsviçre'de bir konferansta ''ermeni soykırımı emperyalist yalandır'' sözlerinden dolayı cezaya çarptırıldı.İdam cezası ile yargılandığı davadan tahliye olur olmaz ayağının tozu ile isviçre'ye şov yapmaya gitti.Önceden yurt dışı yasağı bulunan Perinçek'in bu kararı kaldırıldı.Hatta AKP'den Egemen Bağış,CHP'den Deniz Baykal da mahkemede Perinçek'i yanlız bırakmadılar.Hiç bir zaman yan yana gelemeyen ve anlaşamayan partiler,Ermeni düşmanlığı konusunda hemen anlaşır oldular.

AİHM'de görülen davada, 1915 Ermeni soykırımı konuşulmamış,karar alınmamış,yetkilerinin olmadığı belirtilmiş olmasına rağmen mahkeme kararları Türkiye'de çarpıtılarak ''zafer'' havası esti- rilmiştir.AİHM Perinçek'in görüş bildirilmesini haklı görerek,Perinçek'in dolayısıyla düşüncelerinin Türkiye'de Ermeni halkı için nefret söylemi olarak yansımalarının kötü sonuçlar doğuracağını hesaba katmamıştır.Yanılmışlardır.Hitler Faşizmin'den çok çekmiş olan Avrupa'da ''Adolf Hitler Komitesi'' gibi bir oluşuma müsade etmeyeceği,düşünce özgürlüğü olarak değerlendirilemeyeceğine göre Perinçek burada mahkum olması gerekiyordu.AİHM aynı hataları Sur,Cizire'de bodrum katında 150'ye yakın Kürt insanını diri diri yakan özel harekatçılar ve Türk ordusunun operasyonlarına red kararın vermediği için soykırım yaşanmıştır.AİHM burada oynaması gereken rolü yerine getirmemiş,siyasi çıkarlar için insanların ölümüne onay verilmiş,katil başbakanı Avrupa'ya gelişinde kırmızı halı üzerinde karşılamışlardır.

DİCLE NEHRİNDEN AKAN İNSAN PARÇALARI,

Bugün Sur,Cizire,Nusaybin ilçelerinde yaşanılan vahşi katliamlar ''1915 Ermeni soykırımı ile tıpa tıp benzemektedir'' diyen Nalbantyan Dicle nehrinden akan insan parçalarından,bodrum katlarında infaz edilip,yakılan savunmasız Kürt halkının acısı karşısında ''hayatımın en mutlu gününü yaşıyorum,PKK temizleniyor'' diyerek memnuniyetini dile getiren kurt Perinçek nefret suçu işlemektedir.HDP'yi hedef tahtasında gösterip,yargılanmalarını,tutuklanmalarını istemek,yasal yollardan seçimle işbaşına gelmiş bir Parti'nin temsil edilmesine karşı gelmek demektir.Milyonlarca Kürd'ün oyunun hiçe sayılması demektir.

Periçek gibi ulusal solcuların,milliyetçilerin,muhafazakar tüm kesimlerin bugün inatla kan dökerek akademisyenleri,gazetecileri tutuklayıp,özgürlükleri kaldırmanın tek amacı ''Reis'''in kral olması içindir.İŞİD'i silahlandırıp,bombaların patlatılması Erdoğan'ın politikalarına hizmet etmek ve mağ- dur algısı yaratmak içindir.Dışarıdan gelen tepkiler ve suçlamalar karşısında elini tamamen güçlendirmek içindir.

Sur ,Cizire',Nusaybin ilçelerinde yürütülen operasyonlarda hezimete uğrayan Nato'nun en güçlü ordusu olmakla övünen Türk ordusu, gençler karşısında ağır kayıplar vererek özel harekatçı alımı için başvuru duyurusu yapmıştır.Dört bin özel harekatçının alınacağı personel alımında yeterli başvuru olmadığı için tekrar süre uzatıldı.Ama yine istenilen sonuç çıkmadı.Savaştan ve kandan beslenen başta Erdoğan'ın oğlu Bilal,Perinçek'in oğlu,Mehmet,Allah nasip ederse şehit olmak isteyen TanerYıldız ve tüm AKP milletvekillerinin oğulları ve hatta kızları da savaşa gönderilmeli boşalan yerleri ancak sizin çocuklarınız doldurabilir.

''Vatan sana canım feda'' diyenler hodri meydan !

Kurt politikacının kim olduğunu en iyi kısa ve öz olarak Cengiz Çandar'ın dönemin İstihbaratDaire Başkanı ile yaptığı söyleşide söylediği üç kelime her şeyi anlamamıza yeterli olacaktır.

PERİNÇEK JİTEM'İN SÖZLEŞMELİ PERSONELİDİR.

56889

Agop Ekmekciyan

Özellikle azınlıklar üzerine yazdığı yazılarıyla tanıdığımız yazarımız,diğer birçok konuda da makaleleriyle tanınmaktadır.

agop@kaypakkaya-partizan.net(Hazırlanıyor)

Agop Ekmekciyan

Ankara’nın grisinden dağların yeşiline dört mevsim…(SEFAGÜL ASLAN)

Medya Savunma Alanları’nda bulunan TİKKO gerillalarından Sefagül Aslan, 23 Ekim 2015’te, Dersim-Şahverdi’de Cengiz İçli (Ünal) ve Hakan Çakır (Yurdal) ile birlikte şehit düşen TİKKO gerillası Özgüç Yalçın (Sefkan); 23 Nisan 2018’de Dersim-Aliboğazı’nda şehit düşen Gül Kaya (Nergiz) ve Hasret Tanrıverdi (Çiğdem) ile 18 Ağustos 2016’da Colemerg-Qilaban’da şehit düşen Şakir Ek (Arhat Ba)’yı anlattı.

Kadın Partileşmeli, Parti kadınlaşmalıdır!

Kadının bir cins olarak bin yıllardan beri uğradığı tarihsel haksızlık, her dönem daha fazla çeşitlenerek daha fazla katmerlenerek süregeliyor. Şiddetin, emek sömürüsünün, kimliksizleştirip, kişiliksizleştirmenin her alanda her türlüsünü yaşamaya devam ediyoruz.

Yenildik…[ismail cem özkan]

Yenildik ve ayağa kalkamadık, kalkmak içinde yan yana gelip konuşma yerine, birbirimizden uzak durduk, çünkü eteklerde biriken taş ağırdı ve sonucu ne olacağı belli değildi... Eteklerinde taş olanlar izleyici oldu, fırsat kollanıldı, yakalayan tam taşı atacakken süreçler ve gündem değişti… Kimse etek giymiyordu ama taş vardı eteğinde, etek giyenler ise cezaevlerinde onurlu mücadele yapmışlar, çok ağır bedeller ödemişlerdi…

Kandil-Yerevan Yürüyüşümüz(1)-Dursun Ali Küçük

*Geziye karar verdik.
Otobüsle Iğdır-Aralık ve Nahçivan sınırlarını kapsayan yerleri geziyorum.
Yarım otobüste 11 değişik kişileriz. Erivan’a ulaştık. Oradan iç turların yapıldığı yarım-otabüsle yolculuğa başladık. Tarih 22 Eylül 2018 gösteriyor.
İlk gün Iğdır hattı boyunca gidiyoruz. Iğdır’ı Yerevan’dan ayıran Aras nehridir. Aras nehri çevresi ilk uygarlığın başladığı yerlerden biridir.Zerdüşt peygamberlerin tek olmadığı, Zerdüştlerden birinin Aras nehri civarlarında yaşadığı söylencesi var.

İşçiler Gelecek..!

İşçiler mutlaka gelecek. Ülkenin ve dünyanın üzerine çökmüş bu kara bulutlar mutlaka ama mutlaka bir gün dağılacak. Karamsarlıklar, yılgınlıklar ve zulüm düzeni ortadan kalkacak. Boyunlar bükülmeyecek, tahta kuruları ve bitlerle birlikte yatmak işçilerin kaderi olmayacak ve “milletin anasına..” diyenler ve onların siyasal temsilcileri yeryüzünden silinerek bir daha asla!

Savaşlarda ölmek yoksulların, bombalarla parçalanmak çocukların kaderi olmayacak.

Dersim’de devletin oyununu bozalım!

 

Düşman yoğun bir saldırganlıkla bölgede önüne gelen her şeyi yok etmeye çalışmaktadır. Burada şunu söylemek yanlış olmayacaktır; Dersim’de yakılan ormanlar ve boşaltılmak istenen köyler ile propagandası yapılan projelerin amacı aynıdır.

Rojava Nasıl Kurtulur...-Dursun Ali Küçük

*Bütün dünya devleri ve bölge güçleri Suriye'de..
Suriye denkleminin çözülmesi zor görünüyor. Daha süreceğe benzer. O zamana kadar Rojava-Kürdistan'ı da belirsizliğini korur.
Suriye fiilen 3 bölünmüş durumdadır. Büyük devletler anlaşmadığı sürece Suriye'de bir çözüme gitmek mümkün görünmüyor..daha çok yol var..

*ABD-Fransa ve batı işin bir tarafını oluşturuyor. Suriye'den vazgeçmeyecekler.

İmar affı-kentsel dönüşüm ve konut sorunu

Bilindiği üzere iskansız ve ruhsatsız yapılmış olan yapılar ile iskanı yada ruhsatı olupta projeye aykırı olarak yapılan yapılar imar planlarına aykırı yapılar olarak görülmektedir. Burada kanun gözünde herhangi sınıfsal bölgesel farklar ve özel durumlar dikkate alınmamıştır. 

Birinci olarak işçi köylü ve memurlar ile ücretli çalışan kesimlerin kaçak olarak yapılan yapıları ile orta sınıfların ve müteahitlerin 'kaçak yapıyı' yapma nedeni arasındaki farkları silikleştirilmiş olup burjuva hukukun 'herkese' eşit mesafe de olma sahtekarlığı altına gizlemiş bir fark vardır. 

12 EYLÜLÜ GÜNLER DE BİTECEK!

Bundan 38 yıl önce kuvvet komutanı faşist generaller 12 Eylül 1980’de tıpkı 27 Mayıs 1960 ile 12 Mart 1971 ve sonraki tüm darbelerde olduğu gibi, halkın gelişen muhalefetini durdurmak, sol-sosyalist, emek cephesinin ‘özgürlük eşitlik, adalet’ mücadelesinin önünü kesmek, toplumsal hareketi engellemek, emperyalistlerle işbirlikçi komprador feodallerin çıkarlarını korumak için bir darbe yaparak yönetimi ele geçirdiler .

Göçmenler…[ismail cem özkan]

Göçmenler geldikleri ülkeye göre nasıl algılandığı aslında hepimiz biliyoruz ama tekrarlamakta yarar var sanırım;

Göçmenler anavatanlarına göre para gönderen ve sağılması gereken birer saf yatırımcı…

Göçmenlerin lobi olarak kullanılan bir nüfus harekatı ve var oldukları ülkede ki demokrasinin izin verdiği gösteri yapma hakkını kullanarak ülkelerini cennet olarak gösteren eylemlere katılmaları… Lobicilik sorunların görmezden gelmek ve sorunların üzerini ülkelerinin lehine örtmeleridir…

Nubar Ozanyan Yerevan‘da özlem ve saygıyla anıldı…

Şahadete ulaştığı, Rojava topraklarındaki askeri törenden sonra, 26 Ağustos 2018 Pazar günü Ermenistan’ın Yerevan kentinde başta eşi ve sevenleri ile silah arkadaşları bir anma etkinliği gerçekleştirdi.

Հայաստանից մինչեւ Պաղեստին,

Տերսիմից մինչեւ Ռոժավայ,

Յեղափոխության պատմության

Հերոս Մարդակեր Նուպար Օզանյան ՛ը անմահ է …. (1)

Yerevan: Martager Nubar Ozanyan’ın ölümsüzlüğünün I.yılında bir çok yerde anma etkinlikleri düzenlenmeye devam ediliyor.

Sayfalar