Çarşamba Eylül 16, 2026

Diz çökmeyenlerin direnişini selamlıyoruz! Halk savaşçıları ölümsüzdür!

21 Ekim’i 22 Ekim’e bağlayan gece Dersim’in Pulur (Ovacık) ilçesine bağlı Mercan Vadisi’ndeki Sahverdi Köyü’nde TC ordusu ile TKP/ML TİKKO’ya bağlı gerillalar arasında saatlerce süren çatışmanın ardından 3 halk savaşçısı şehit düştü. Cengiz İçli (Ünal), Özgüç Yalçın (Sefkan), Hakan Çakır (Yurdal), komünist önder İbrahim Kaypakkaya’dan aldıkları “ser verip sır vermeme” geleneğinin sürdürücüsü olarak son nefeslerine kadar düşmanın saldırılarına göğüs germiş ve direnmişlerdir.

Teslim olmamışlardır faşizmin ordusu karşısında… Diz çökmeyi reddetmişlerdir… Düşmanın ne bombası ne ordusu ne de işkenceleri kâr etmiş, çılgına çevirmişlerdir direnişleriyle düşmanı… İşte tam da bu yüzden diz çökmeyi reddeden ve halka yönelik saldırganlığa karşı daha fazla örgütlenerek, sınıf savaşını sıcak mevzilerinde yer alarak ölümü de anlamsızlaştıran halk savaşçılarını, onları uygun bir şekilde uğurlamak ve verdikleri mesajı doğru anlamak boynumuzun borcu olmalıdır/boynumuzun borcudur/boynumuzun borcu olacaktır!

TC devleti ve dümenindeki AKP bugün halka saldırma konusunda yeni aşamalar kaydederken; halka dönük teker teker, onar onar ve Ankara Katliamı’nda da görüldüğü üzere yüzer yüzer katliamlarını devreye koyarken; halk savaşçılarının bizlere verdiği mesajı anlamak, kavramak ve yaşama geçirmek kaçınılmazdır!

Devrimin yılmaz neferleri...

Şehitlerimizin her biri devrim mücadelesinin saygın birer emekçisi, hamalıdır. Yeni Demokrat Gençlik mücadelesinde uzun yıllar yer alan, kafa yoran, gençliğin önder kadrolarından olan ve bir süre de Özgür Gelecek gazetesinde çalışan Cengiz İçli, teorik kavrayış düzeyi ve yoldaşlarının gelişimi için harcadığı çaba ve her zaman gülen yüzü, sevgi dolu ve sabırlı kişiliği ile yoldaşlarının gönlünde yer edinmişti. Erzingan denildi mi herkesin ilk aklına gelen isim olan Hakan Çakır ise Erzingan’ın örgütlenmesinde ciddi bir emeği ortaya sermişti. Yeni Demokrat Gençlik çalışmalarının emekçilerinden olan Çakır, Erzingan’da İşçi-Köylü ve sonrasında Özgür Gelecek iletişim bürosunun kurumsallaşması için de büyük çaba serf etmiştir. Çakır ve İçli bir süre faşizmin hapishanelerinde de tutsak kalmışlardır.

Yeni Demokrat Gençlik çalışmalarının militan yüzü Özgüç Yalçın ise Ankara-Hacettepe Üniversitesi’nde YDG’nin kurumsallaşması için emek vermiş, nerede bir faşist saldırganlık nerede bir ÖGB ve polis baskısı varsa orada, onların karşısında yer almıştır. Yoldaşlarına kopmaz bağlarla bağlı olan Yalçın’ın en önemli özelliklerinden biri de TEKEL işçilerinin Ankara’daki direnişinin her gününde, orada yer alması ve işçi sınıfı mücadelesine olan ilgisiydi.

Her biri bir cihan parçası, her biri devrimin yılmaz neferleri olan şehitlerimiz ölümsüzleşirlerken de devrime ve yoldaşlarına bağlılıklarını haykırmışlar ve bayrağı MLM bilimini rehber edinenlere bırakmışlardır.

O bayrak yere düşmeyecek yoldaşlar! Size ve tüm devrim şehitlerimize binlerce kez söz olsun! Bugün işçi sınıfının, halkın örgütlenmesi için yapılan bütün faaliyetlerin adı sizsiniz! Bugün Kürt ulusuna yönelik TC faşizmine karşı duruşun adı sizsiniz! Kadın ve LGBTİ’lere dönük ayrımcılığa karşı verdiğimiz mücadelenin bilincinde siz varsınız!

 

Cengiz İçli, Hakan Çakır ve Özgüç Yalçın yoldaşlar ölümsüzdür!

Ünal, Yurdal ve Sefkan yoldaşlar ölümsüzdür!

Halk savaşçıları ölümsüzdür!

Gerillalar ölmez, yaşasın halk savaşı!

 

PARTİZAN

24 Ekim 2015

49039

Partizan'dan

Partizan'dan; Gündem ve güncel gelişmelere ilişkin politik açıklama ve yazılar. 

Son Haberler

Sayfalar

Partizan'dan

Hangi Sınıfın Cumhuriyeti Yaşasın?

Feodal aristorkrasiye karşı burjuvazinin iktidara gelmesi ve feodalizmi yıkması tarihsel olarak ilericiydi. O dönemde “ kahrolsun feodalite, yaşasın cumhuriyet” sloganı ileri bir hedefi gösteriyordu. Bu tarihsel dönüşüm Fransız burjuvazisinin 1789 burjuva devrimiyle başarıldı. Bu, toplumlar tarihinin geri döndürülemez diyalektik gelişimiydi. Feodal aristokrasi, ne kadar çaba harcarsa harcasın, gelişen üretici güçlerin önünde daha fazla direnemezdi ve kendinden önceki toplumların başına gelen kendisinin de başına gelmişti: Toplumlar tarihinin çöplüğündeki yerini aldı.

Zorunlu Açıklama!

Kısa bir süre önce; "Bir İşkencehane Olarak Sansaryan Han ve Süleyman Cihan." başlıklı bir yazı yazmıştım. Yazının giriş bölümünden de anlaşılacağı gibi bu yazı, Anayasa Mahkemesi'nin Sansaryan Han’a ilişkin kararı vesile yapılarak yazılmıştı.

Sosyal medyayı ve malum platformları aktif olarak takip etmediğimden; yazıya ilişkin kimlerin ne türden değerlendirmeler de bulunduğunu bilmiyorum. Bu çok ta önemli değil; elbette her okurun kendine göre değerlendirme, beğeni ve yergileri de olacaktır.

Ali Haydar Dersim’e (Nubar Ozanyan)

Değerli bir komutanı daha kaybettik. Dersim halkının bağrından çıkıp, dağlara sevdalanan, özgürlüğü zirvelerde arayan bir komutanı yitirdik. Büyük bir yürek acısı daha yaşadık.

„Holodomor „ Yalanı Üzerine

Başta Avrupa emperyalist burjuvazisi olmak üzere, bütün gerici devletler, emperyalist Rusya'nın Ukrayna'ya saldırı ve işgalini bahane ederek, tüm SSCB kazanınlarını, anıtlarını yok etmenin yanında, yeni yeni kararlarla, Stalin önderliğindeki SSCB'ni ve sosyalizmi karalamak için her türlü yalana baş vurmaya hız verdiler. Burjuvazinin, sosyalizm ve onu anımsatan herşeye düşmanlığı, kapitalizm ayakta kaldığı sğrece devam edecektir. Bu nedenle, burjuvazinin bütün yalanlarını açığa çıkarmakta devrimci mücadelenin en önemli ayaklarından biridir.

Liberallerin ve Ulu“sol”cuların Solculuğu-2 Kemalizm Sol Değildir!

AKP-MHP faşist ittifakı süresince siyasal İslamcılığın karşısına da alternatif olarak Kemalist ideoloji çıkarılıyor. Kendine “sol” diyenlerin siyasal İslamcılığın alternatifi olarak Kemalizm’i yeğlemeleri kabul edilebilir bir siyasi tutum değildir.

Bir İşkencehane Olarak Sansaryan Han Ve Süleyman Cihan!

Dün, Sansaryan Han’a ilişkin bir haber okudum gazetelerde: “92 yıl sonra Sansaryan Han için tarihi karar.” başlığı altında, özetle, şunlar aktarılmaktaydı: 

 

Ermeni fakir çocukların eğitim masraflarının karşılanması amacıyla vakfedilen ancak 1930 yılında devlet tarafından el konulan ve uzun yıllar İstanbul Emniyet Müdürlüğü olarak kullanılan Sansaryan Han, Anayasa Mahkemesi kararıyla 92 yıl sonra Ermeni vakfına geri verilecek.”[1]

 

Uluslararası İşçi Sınıfı İçin Büyük Bir Kayıp! Jose Maria Sison'u Sonsuzluğa Uğurladık

Filipin Komünist Partisi'nin (FKP)  kurucu önderi, Yeni Halk Ordusu (YHO) ve Filipin Ulusal Demokratik Cephe'nin (FUDC) danışmanı ve  Uluslararsı Halkların Mücadele Birliği'nin (ILPS) kurucularından ve başkanı, Filipin proletaryasının ölümsüz militanı Jose Maria Sison'u (yoldaşlarının Joma'sı) 16 Aralık 2022 tarihinde kaybettik.

Hızır

Hdp'liler katı atık tesisinin yeri değiştirilmesi konusunda öneri gelirse destekleyeceklermiş.

Demek ki gelmese...

De gurban... aha çevreci projeniz... aha boğuniz... aha siz...

Sütlüce'ye akmasın... kendi içimize... köyümüze.... aksın diyorsanız...

De... hadi...

Sütlüce'ye katı atık tesisi kurulmasın.... kendi köyümüze kurulsun... diye önerge getirinde sizi görem.

De.... Hadi kurban...

De.... Hadi...

Gerçekten çok akıllıca.

Gerçekten çok sinsice.

Liberallerin ve Ulu“sol”cuların Solculuğu-1- (Sentez)

"İşçi sınıfının devrimciliğine karşı çıkanlara sol denebilir mi? Ya da bunlar gerçekten sol olabilir mi?"

Sınıflı bir toplumda, bu toplumun alternatifi olarak sınıfsız toplumu öngören ve bunun mücadelesini veren Marksizm-Leninizm-Maoizm’in eleştirilmemesi, özellikle de mülk sahibi sınıfların ideolojik ve siyasal temsilcilerinin eleştirileri ve demagojik saldırılarına maruz kalmaması düşünülemez.

Barbara ve Sara olma zamanı! (Nubar Ozanyan)

Emekçi kadınlar birçok şeyden mahrumdur. Yoksun olduğu esas şeyler, özgürlük ve örgütlülüktür. Faşist devlet şiddeti, feodal baskı, Türk şovenizmi, egemen erkek zihniyeti, işgal ve saldırı, erkek adalet, aile ve din, dışlanma, aşağılanma vb. Saymakla ve yazmakla bitmiyor. 

KKB’li TİKKO Savaşçısı:Kobanê Ruhuyla Rojava’yı Savun!

Faşist TC içindeki klikler, Kobanê zaferinden bu yana dillerden düşmeyen bir yarasında birleşti.

Milli birlik ve beraberliğe ihtiyaç duydukları böylesi günlerde sağdan soldan TC faşizmi her zaman birleşmiştir. Bu bazen masa altından olur, bazen kapalı kapılar ardında, bazense öylece aleni. Burjuvazinin kalbini korkudan hoplatan bir işçi direnişi olabilir, emperyalist tekellere geçit vermeyecek bir çevre direnişi olabilir, faşizmi zayıflatacak bir demokrasi talebi olabilir, ataerkiyi ve heteroseksizmi titretecek bir adım olabilir bu gizli ya da açık el sıkışmaların sebebi.

Sayfalar