Pazar Ekim 25, 2026

Devrimin Emektarı ve Değeri Olmak; Dursun Çaktı’ya…

Sınıf mücadelesi içerisinde yitirdiklerimizi anlatabilmek önemlidir. Deneyimlerini, hayat ve mücadele birikimlerini, değerleri sahiplenme, zor ve fırtınalı süreçlerdeki duruşları; alçakgönüllü oluşları, mütevazı kişilikleri, kitle inisiyatifleri gibi birçok konuda ortaya koyduklarını anlatmak gerekir.

İşte Dursun yoldaşı anlatmak, tam da bu mütevazı değerlerin karşılığına denk gelmektedir.

68 kuşağının etkileriyle devrimci mücadele ile tanışan bir neslin emektarlarını yavaş yavaş uğurlamaya başlıyoruz. Bu kuşağın çok değerli katkılarını, öğretilerini ve mücadele felsefelerini beraberinde götürmeleri haksızlık olur. Bu anlamıyla yaşamları içerisinde elde ettikleri bu birikim ve değeri, onlar adına devralacak yoldaşları ve siper yoldaşları devam ettirmekle mükelleftir. Siyasi görüşlerimiz farklılık içerse de ayrı siyasetlerde yer almış olsak da bu gerçekliği yok sayma inkarcılığına düşemeyiz.

Türkiye sınıf mücadelesi, yeni nesle aktaracağı çok büyük deney ve birikimlere sahip nice değerli emektarı çevresinde barındırmaktadır. Şu veya bu şekilde örgütlü mücadelenin sürdürücüsü olamamış, yürüttüğü sorumlulukları kaldıramamış, yorgun düşmüş ancak kirlenmeden, karşı-devrime tavizsiz yanaşmış, hala devrimci mücadelenin çevresinde yer alarak katkı sunan ve devrimci değerlere zeval getirmeyen emektarların hem yaşarken hem de uğurlanıp gittiklerinde hak ettikleri değeri görmeleri, devrimci bir yaklaşımı ve sorumluluğu gerektirmektedir.

Kullanılan üslup, yaklaşım ve söylem, devrimci hareketler ve temsilcileri açısından toplum karşısındaki sorumluluğu hatırlatır. Emek saflarında yer alışındaki duruş, emektara verilecek değerle karşılık bulur. Dursun yoldaşı işte bu çerçeve içerisinde ele alarak değer biçiyoruz. Dursun yoldaşı sıradan bir yaşamın son bulan parçası olarak görmüyoruz.

Duruşuyla, devrimcilerin ve partisinin dostu, emekçi savunucusu, kısacası birikimi ve olaylara felsefi yaklaşımındaki samimiyet ile devrimin dostu ve emekçisi olarak ele alıyoruz.

Dursun yoldaş, 68 ve 70 kuşağının o özlenen devrimci özelliklerini yaşatmış ve aynı zamanda günümüze taşımış emektar yoldaşlarımızdan biriydi. Kaypakkaya yoldaşı ve siyasi çizgisindeki halk kavramını, bu kavramın önemini, devrimdeki rolünü iyi kavrayan biriydi.

Parti çizgisindeki ısrarlı duruşu, 45 yıllık Kaypakkaya çizgisindeki duyarlılığı çok şey ifade ediyordu. Politikadaki fırtınalı dönem ve durağanlık dönemi dahil kesintisiz bir şekilde yarım asrı bulan kitle derneklerindeki emeği ve üyeliği, örgütlü insan ve mücadelesi açısından onunla ilgili önemli bir veri sunmaktadır.

Henüz on sekizinde, gençliğinin baharında Almanya’ya gelmesine rağmen, birkaç yıl içerisinde siyasetle tanışması, gençliğinin baharında, 68 gençlik önder ve militanlarının, genç ama politik donanımlı ve devrim sevdalısı heyecanını kapmış, örnek bir gelişim göstermiştir.

Tüm ayrılık ve kopuşlara tavır alarak, kurumunun yanında kalabilmiş nadide kişiliklerden biridir. Savunduğu Kaypakkaya çizgisinde uyanık ve aynı zamanda tutuculuğu ret eden yaklaşımı önemliydi. İnsanların acı ve güzel günlerinde yanında olma duyarlılığıyla, toplum içerisindeki sevgi ve saygınlığı ile kabul görmüştü. Bu kabulleniş onun siyasetteki birikimi ile bütünleşince ortaya bu ‘Doğal önderlik’ gerçeği çıkıyordu.

Dost ve düşman kavramını ve ayrımını yerinde ortaya koyabilme siyasi farklılığını gösteriyordu. Ayrıca halk kavramı ve bu statüde olan kesimler için ve kitle derneklerinin misyonu noktasında bugünkü gelişimimize önemli katkıları olmuştur. Yaşadığı süreçte de bir kolektifin emektarlarına nasıl yaklaşması gerektiği üzerinde defalarca sohbet konuları açılmış ve her seferinde sekter, ben bilirim, ben merkezci yaklaşımları eleştirmiştir.

Kısacası Dursun Çaktı yoldaşımız, altmış yedi yıllık yaşamı içerisine sığdırdığı, yaşamının her anına yedirdiği Kaypakkaya çizgisinin, sahiplenilmesi ve yaşatılması gereken önemli bir emek savunucusuydu. Bu emek, söylem düzeyinde değil, bizzat yaşamın pratik sonuçlarıyla kanıtlanmıştı. Yarım asırlık bir mücadele içerisinde son bulan bir yaşama, kitlelerin sahip çıkışı ve sahiplenişindeki içtenlik, devrimci kadro ve faaliyet açısından titizlikle ele alınması gereken önemli bir noktadır.

Pandemi koşullarına rağmen üç gün içerisinde binleri bulan sahiplenme ve mezar anmasındaki yüzlerce kişilik katılım ve tüm siyasi ve demokratik kurumların sahiplenmedeki pratik yaklaşımı önemli bir veridir. Kitle ve halk kavramının Mao ve Kaypakkaya geleneği açısından mücadelenin temel öğesi olduğu açıktır. Devrimi yapacak olanın kitleler olduğu gerçeğinden yola çıktığımızda; bu sahiplenişe neden olan yaklaşımın ne kadar anlamlı olduğunu görebiliriz.

Toplumsal mücadeleden kopmadan, yanı başında gelişen her türlü haksızlığa karşı örgütlü tavrını ortaya koyan değerli bir kişiliktir.

Ölüm oruçlarına ve açlık grevlerine özellikle bu süreçte eleştirel bakmasına rağmen çarşı merkezinde açılan çadırın en aktif destekleyicisi olmuştur. Eleştirileriyle birlikte HDP’nin sokak etkinliklerine en aktif katılanlardan biri olmuştur. Dernekte yapılan seminer ve panellerde devrimci çizginin dışında savunulan anti-Marksist tezlere karşı sesli ve açıktan düşünce belirlemiştir.

Öyle ki Muzaffer Oruçoğlu ile yapılan bir söyleşide Oruçoğlu’nun “proletarya diktatörlüğü” anlayışındaki değişime hararetle karşı çıkışında Oruçoğlu’nun deyimiyle ‘Dursun eski hararetinden ve çizginden bir şey kaybetmemişsin’ söylemi bir geleneğin savunulması açısından önemliydi.

Bu anlamıyla devrimin emektarı olmak, yürüdüğü yolda iz bırakmak bir erdemdir ve Dursun Çaktı bu erdemiyle hep mücadelemizde yaşayacaktır.

Şairin dediği gibi ‘her ölüm erken ölümdür’. Evet bu ölüm de erken bir ölümdü!

10780

Özgür Gelecek

Gündem ve güncel gelişmelere ilişkin politik açıklama ve yazılar. 

Son Haberler

Sayfalar

Özgür Gelecek

Aydın/ Entelektüel Meselesine dair[1]

“Entelektüelin görevi iktidara hakikâti söylemektir.”[2]

 

Aydın/ entelektüel konusunda epeyce yazdım.[3] Yazdıklarımın tümü, elbette taraflıydı.

Yeri geldi belirteyim, sınıflı bir toplumda “tarafsızlık” yaygaralarını kaale almayan birisi olarak:

Marguerite Duras’nın, “Politik değilseniz, entelektüel de olmazsınız!”

Albert Camus’nün, “Entelektüel, aklı kendisini gözleyen kişidir”![4]

Küçük Burjuva “Sol”culuğun Açmazları

Küçük burjuva “sol”culuğu birleştirici değil, dağıtıcı ve yıkıcıdır. Onun bu nitelikleri, sınıfsal karakterinden ileri gelir. Kapitalist sistem içinde, o her şeyini yitirmiştir. Burjuvaziye kin duyar ve kinini bazen anarşist bir şekilde ortaya koyarken, bu, bazen ise sınıf uzlaşmacılığı şeklinde ortaya çıkar.

Gitmediğin yere başkasını gönderme!

Sınıf savaşımında militanlık ve devrimci önderliğe ilişkin temel bilgilerin elde edilmesi güne ve ana uyarlanarak güncellenip, uygulanması örgüt bilimi açısından tayin edici düzeyde önemlidir. Temel bilgiler ne kadar önemliyse bugün yaşanan ve devam eden sorunlara, sürecin ve anın ihtiyacına yanıt olacak şekilde yenilenip güncellenerek uygulanması bir o kadar önemlidir.

Her an...

Sınıf savaşımında yola çıkanlar yaşamla ölüm arasındaki ince çizgi üzerinde yürür. Yaşamla ölümü her an iç içe, beraber yaşamaya, karşılamaya hazır yürür. Hangisinin ne zaman ağır basacağını “bilemeden” yürür. Ancak bir gün mutlaka ölümle karşılaşıp tanışacağını çok iyi bilir. Devrimcilerin sonsuzluğa uzanan yolculuğunda ölümle karşılaşması sınıf savaşımının nesnel koşullarına, düşmanla yaşayacağı çatışma durumuna, mevzilenme ve konumlanmasına bağlıdır. Ancak ölümle karşılaşma anı her şeyden önce ideolojik donanıma, örgütlenme gücüne ve yürüyüşüne bağlıdır.

Çelişkilerden faydalanabilmek doğru konumlanmayı gerektirir!

İçinden geçtiğimiz süreci doğru anlayabilmek için pek çok gelişmeyi bir arada değerlendirmemiz gerekmektedir. Ortadoğu'daki değişimler, Kürt ulusal hareketinin gelişim seyri, egemen kliklerin arasındaki çelişkiler, ezilenlerin durumu, devrimci hareketler... Bunlar ilk akla gelen başlıklardır. Sonuç olarak süreç, birçok çelişkiyi barındırdığı oranda ezilenler için fırsatlar da yaratmaktadır. Fakat bu fırsatlardan yararlanabilmek süreci doğru analiz edebilmeyi ve doğru bir ideolojik-politik ve örgütsel konumlanışı gerektirir.

Sürüngen gökte kartal olmaz! (2)

30 yıllık Ermeni mücadele tarihinde Kafkaslar'da, Batı-Doğu Ermenistan'da ve Ortadoğu'da Ermeni toplumu içerisinde en güçlü, çoğunluğu elinde bulunduran, temsil eden EDF (Ermeni Devrimci Federasyonu) Taşnak Partisi, aynı zamanda kendi içerisinde siyasal çatışmaların yaşandığı uzun bir dönemeçtir. Bu dönemecin önemli figürlerinden birir olan Antranik Paşa yeni bir yüzyılın başında Osmanlı'ya karşı mücadele içerisinde bir HINÇAK Parti taraftarlığından, Taşnak Partisi'nin bir savaşçısı, aynı zamanda Halkın Fedaisi konumuna getiren onun partiler üstü konumu olmuştur.

Kılıçdaroğlu’nun “adalet” yürüyüşü, gerçekler ve tarihsel olarak sivil itaatsizlik-1

Enis Berberoğlu’nun MİT tırlarının bilgilerini basına sızdırmasından dolayı yargılandığı mahkemece 25 yıl hapis cezasına çarpılması ve tutuklanmasının ardından CHP, yargılamanın “adaletsiz olduğu ve Enis Berberoğlu’nun serbest bırakılması” için Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Adalet” için yürümesine karar verdi.

Keş(iş)inde Söz Söyleme Hakkı Var

Kimine göre sosyalizm bilimseldir, kimine göre de değil.

Bana göre de sosyalizm bilimsel değildir.

Şayet sosyalizm bilimsel olsaydı herkesin ama herkesin sosyalizm için söz söyleme hakkı olurdu değil mi ?

Bilimsellik için söz söyleyenlere bir bakın. İçerisinde kimler var kimler.

Papazlardan tutun anarşistlere kadar herkes var.

Türlerdeki evrimleşmenin nasıl gerçekleştiğini açıklayan Mendel bir papaz idi.

Acı Esintiler

İzmir 1 Nolu Sıkıyönetim Komutanlığı'nda süren davamız nihayet bir karara bağlandı. Hakkımda istenilen 5 yıllık ceza da onaylanmış oldu. Ama avukatlarımız temyize başvurdular. “Sonuçlanması birkaç yıl sürer…” dediler.

O süre içinde yurtdışına kaçma planları yapmaya başladık. İlk grubun içinde ben de vardım. Ama ekildim. İbo ekti beni. Dede, “İbo istemedi seni” dedi. Yıllar sonra İbo’yla buluştuğumda sordum: “Dede istemedi seni” dedi. İkisine de inanmadım.

Özgür Gelecek-Partizan;ÇAĞRI ve UYARIMIZDIR

Devrimci, demokratik kamuoyuna ve okurlarımıza çağrımızdır!

Devrimciliği çoktan askıya almış kesim karşısında alanlarımızı sonuna kadar koruyacağız!

Uzun bir süre kolektif içinde yaşandıktan sonra artık devrimci kamuoyunun gözleri önünde yaşanan “iç” sorunlarımızda, çeteci mantıkla sorunları kangrenleştiren ve devrimcilere yönelik şiddet uygulamaktan geri durmayan kesimin saldırıları sürüyor.

Canım biraz HASAN AKSU'yla uğraşmak istiyor!

Hasan Aksu, onun tabiriyle gelenekten biri. Epey bir geçmişi var. Fakat son 35 senedir gelenekten uzakta yaşıyordu. Yurt dışına geldiğinde ( ya da onun söylemiyle yd atandığında) bir süre doruklarda dolandı.

Sayfalar