Çarşamba Eylül 23, 2026

Devrimci Şiddetin Reddi, Devrimin Reddidir

Fasizm/Fasistlerle Mucadele Sadece Egitim/Teorik Mucadele Degil, Ayni Zamanda Politika/Devrimci Siddet Sorunudur

''"Eleştiri silahı, silahların eleştirisinin yerini kuşkusuz alamaz; maddi güç ancak maddi güçle yenilebilir; ama teori de, yığınları sarar sarmaz maddi bir güç durumuna gelir." Marks-Engels

 

Kendi basina-volantiristik/iradeci olarak silahli mucadele fetisizmi yapmakla, yine kendi basina, silahli mucadele karsitligi yapmanin felsefi temeli aynidir; idealizm...ML ler mucadele bicimlerini icat etmezler, ote yandan, varolan, gelisen bicimleri de red etmezler...MLM ler kitle hareketinin ortaya cikarttgi mucadele bicimlerini sistematize ederler, ona siyasi bir sekil, dogrultu, yon verirler; devrimci bir program ve felesefe kazandirirlar...O yuzden asagidaki Leninin sozleri, hem silahli mucadeleyi fetis haline getirenlerin, hem de silahli mucadele karsitligini fetis haline getirenlerin iyi kavramasi gereklidir...  ''Bütün soyut kalıpların ve öğreti reçetelerinin can düşmanı olan Marksizm, mücadele ilerledikçe, kitlelerin sınıf bilinci büyüdükçe, ekonomik ve politik buhranlar keskinleştikçe sürekli olarak yeni, değişik savunma ve saldırı yöntemleri doğuran ilerleme halindeki kitle mücadelesi karşısında dikkatli bir tavır alınmasını gerektirir. Bu yüzden, Marksizm, kesinlikle hiçbir mücadele biçimini reddetmez. Marksizm, hiçbir şekilde kendini yalnızca belli bir anda var olan olabilir mücadele biçimleriyle sınırlamaz. Bunu yaparken, toplumsal durum değişince o anda içinde olanların bilediği yeni mücadele biçimleri doğmasının kaçınılmaz olduğunu bilir. Bu bakımdan, Marksizmin kitlelerin pratiğinden öğrendiği söylenebilir.''
Lenin / Gerilla Savaşı Üzerine  Devrimci siddet sorunu her  devrimin temel sorunudur. Devrimci siddeti kafadan kapi disari etmis, siyasi mucadeleyi ve siyasi calismayi salt bir A/P ve bilincin ilerletilmesi sorunu olarak gormek, Proleteryayi iktidar mucadelesi vermekten cikartip, saf bir aydinlanmaci, bir felsefe hareketi olarak dusunmektir. Bu liberalizmin dunya gorusudur. Yikmayan, sadece elestiren, iktidar olmayan, sadece iktidari elestiren, yapmayan, sadece yikan, ellerini yikayan ama suya sabuna dokunmayan bir felsefe dusler aleminde gezinen bir kucuk burjuva muhalefet kafasidir.


Guce ve gucluye tapma insanligin binlerce yillik bir sorunudur...
Gonullu koleleligin, gucun/guclunun zorlamasiz esiri olmanin temeli kendini guvende hissetmek, guce dahil olarak guclu ve mutlu olmak hissine sahip olmaktir.

Peki bu ne anlama geliyor?

Fasizm ve fasistlerle mucadele sorununun salt bir bilinc/ bilinci gelistirme sorunu olmadigini, ama ayni zamanda bir tercih sorunu oldugunu da...Meseleyi salt aptallik/geri bilinc olarak koydugunuz yerde, bilincli tercih gercegini gormediginiz yerde, hayat size insanin bu diger gercegini de aci bir sekilde ogretecektir.

Bilinc sorunu bilinclenme, siyasal gercekleri aciklama, fasizmi teshir etme, bakis acisini degistirme, bilinci acma, kisaca egitim ve A/P nin konusudur.

Ama ya peki gonullu kolelik, bilincli fasizmin elemani olma, gucluden yana olma hali?...Iste, orda sadece bilincin/kitabin yeterli olmadigi, her devrim harketinin, neden ayni zamanda silahli bir hareket olmasi gerektigi, silaha mahkum oldugu gercegini gorursunuz.

Tum devrimlerin ayni zamanda sivil bir ic savas devrimleri olmasi kacinilmaz gercegidir bu. Devlete, burjuvaziye, fasizme karsi savas, tum ulkelerde kacinilmaz olarak halkin ikiye bolundugu bir ic savas seklini alir/almistir/alacaktir...Cunku koleligin de bir guc oldugu, guclunun bayragi altinda kalmaninda insani guclu, guvende ve ayricalikli yaptigi gercegi ile karsi karsiyayiz.

Unutmayin ve dikkat edin; tum burjuva ordular yoksullardan, kolelerden olusmustur. Salt Burjuvalardan olusan bir burjuva ordu dunyada gorulmemistir.Burjuvaziye askerlik yapan yine bu gonullu kolelerdir.

Fasizm ve fasistlere karsi boylesi bir bakis, bu ideolojik temel, bizleri politika da farkli bir tavir ve felsefe uretmeye goturecektir;o da, bir elinde bildiri/felsefe olan bir isci hareketi, ama, ote elinde de silah olan ve halkin ikiye bolundugu bir ic savasin kacinilmaz sosyal, tarihsel bir gerceklik oldugunu kavramis bir isci hareketi.

Fasistlerden, gonullu kolelerden koparabildiginiz kadarini koparin, yeniden egitin. Ama sunu asla unutmayin, 75 milyonun hepsini egiterek kazanmak gibi bir caba ancak bir liberalin, bir idealistin bos sozleri olacaktir. Ne yaparsaniz yapin guclunun ordusuna katilmaktan geri durmayacak, secimini gucten yana yapicak olan gonullu koleler, burjuvaziye ruhunu satmis olan, guce dahil olmayi bilincli bir tercih olarak secen sivil fasistler her zaman olacaktir, ve onlarla tek mucadele de devrimci-siddet olacaktir.

Aci, ama gercek...burjuvazi yine ordusunu gonullu kolelerden kuracaktir...Tum bir insanlik tarihinde oldugu gibi!

Ne diyordu Komunist Menifesto; "Lümpen proletaryaya gelince, eski toplumun bu en alt katmanlarındaki pasif çürümüşlük, bir proleter devrim sayesinde yer yer hareketin içine savrulsa da, yaşam tarzının bütünü gereği gerici çabalara satılmaya daha istekli olacaktır."

Peki paradigmayi boyle koymazsak ne olur?

Burjuva-feodaller ve onlarin resmi-sivil kole ordulari bir bocek gibi ezerler bizi;kafamizi kaldirmamiza izin vermezler...Oyle de olmadi mi simdiye kadar?

Gelelim bu sayfanin ne yapmaya calistigina....

Benim elimde tufek mi var?...Yok!
Bir ordu mu kuruyorum burada?...Yok!

Ama tum reformist, sistem ici sol ne yapiyor karsimizda?...
Burjuvazinin onlardan bekledigini; devrimci isci hareketinin yonunu parlementoya, secim sistemine, sistemi yikmayan bir sistem sosyalizmine yoneltmeye, disleri-tirnaklari sokulmus, uysal bir isci hareketi yaratmaya...Devrimci siddeti yasaklamis sozde bir devrimcilik yaratmaya!

Bunun icin yazdiklarimiz onlari dehsete dusuruyor. Proleteryanin silahlanmasi fikri bile onlari dehsete gark ediyor, efendileri burjuvazi yerine, onlar, bu kez koleler-isciler-sosyalizm adina hiddetle saldiriyorlar bizlere.

Fikrinin bile burjuvaziyi ve onun sosyalist maske takmis koruyucalarini dehsete dusurdugu sey, iste tam da proleterya ve bir devrim icin gerkli olan seydir...

Bir ordunun kurulmasi ise ne buranin konusudur ne de buranin isidir;felsefe yolu acar, Marksizmi kursuna donusturur;onun gucu kitleleri sardigi olcudedir...

Oyleyse ilkonce devrimci siddetin felsefesini yaratin, o yoksa devrim de yoktur.
Proleteryanin ve halkin silahlanmasi fikrini yaymaya devam; devrimci siddeti savunmak devrimi savunmaktir!

Kahrolsun silahlanmis burjuva devlet!

''Bir halkin ordusu yoksa hicbirseyi yoktur'' Mao Zedong...

 

https://plus.google.com/112365406570080242447/posts

98348

Devrimci iktidar hedefiyle çalışmalarımıza yüklenelim!

Türkiye; sokaklarıyla, meydanlarıyla, doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine son 1,5 yıldır sürekli “hareketli” durumda.

Gezi İsyanı, 17-25 Aralık yolsuzluk karşıtı eylemler, Soma katliamına tepkiler ve Kobane serhıldanıyla; gencinden yaşlısına, her mezhepten ve milliyetten kadın-erkek halkımız milyonları bulan sayılarla sokaklara döküldü.

Kürtler savaş istemiyor

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Sayın Cemil Bayık: “Biz Türkiye halklarına duyduğumuz saygıdan dolayı yeniden silahlı mücadele başlatmak istemiyoruz”, diyor ve ekliyor; “ ama bu süreç de, Türkiye için son bir şanstır.”

Dikkat edilirse burada saygı halklara, şans ise devlete oluyor.

Dêrsim Dağlarının beklentisi---Ergin Doğru

Dêrsimliler ve dostları, Dêrsim Soykırımı ve Dêrsim kimliğinin geleceği açısından yeni bir sıçrama yapmak zorundadır. Öncelikle yüreği Dêrsim'le atan herkes, "Ne yapmalı” sorusunu kendisine sormalıdır.

”SAF TÜRK OLMAYANIN HAKKI, HİZMETÇİLİK VE KÖLELİKTİR” (M.E.B.) Sait Çetinoğlu

Resmi İdeoloji’nin Seyir Defteri Resmi Tarih ve “Azınlıklar”

Tarihin hiçbir safhası eğilmeyen, dönmeyen ve daima yüksek duran Türkün başı bu badirede de yine yüksek ve vakur kaldı. Tanrı istemiş ki bütün eğilen başlar, solan tarihler içinde Türkün başı eğilmesin, tarihi solmasın. İnsanlık, vicdan,şeref ve haysiyet örneğini Türk denilen abideden alsın… Türkiye Türklerindir.

Mahmut Esat Bozkurt (Saday-ı Hak,25 Mayıs 1924)

MAHÇUPYAN , BİZİ MAHÇUP ETTİ

Henüz 301 kişiye mezar olan Soma maden ocağının yaralarını sarmadan,bu sefer acı haber Ermenek maden ocağından geldi.Yine aşırı kar ve işgüvenliğinden mahrum çalışan 18 işçinin hayatını kaybettiği maden ocağından 20 gün olmasına rağmen katledilen madencilere ulaşılamadı.İlkel ve kaba yöntemlerle yürütülen kurtarma çalışmalarında maalesef bu gidişle ulaşılamayacağı kaygısını taşıyorum.Dileğim bunda yanılmış olurum.

ABD, Türkiye’yi kurtardı!

Otuz dokuzuncu gününe giren Kobanê direnişi, YPG/YPJ ve halkın büyük direnişiyle devam ediyor. Bu süre zarfında Hegemon güçlerin verdiği destek ile IŞİD’in üstün teknikli yoğun saldırıları karşısında direnişe geçen Kürt halkı hem bölge de ve hem de Türkiye metropollerinde serhıldana kalktı. Kuzey Kürdistan halkının bu tepkisi hapsedilmiş atom moleküllerin tepkimeleri gibi kabuğunu kırıyordu. Türkiye metropolleri ve Kuzey Kürdistan birkaç gün içerisinde yangın yerine döndü. Yaşanan olaylarda elliye yakın yurttaş yaşamını yitirdi. Gidişat bir iç savaşın provası gibiydi.

Seyit Rıza Onurumuzdur, cesaretimizdir, geleceğimizi aydınlatan geçmişimizdir…

Yazmak bireysel olduğu kadar evrensel bir eylemdir aynı zamanda, bu kaygıyı taşıyanlar ise bir satır yazmadan önce bin kere düşünmelidirler. Üzerinde çalıştığım bir dosyaya kendimi kaptırınca gündelik yapay polemiklerden ister istemez uzaklaşıyorum. Ama öyle bir an geliyor ki köşe başlarını tutmuş pespaye kalemşörler bilinçli dezanformasyonlarını uygulamaya koyuluyorlar, geçmişlerindeki kanı gelecekleriyle yıkamaya çalışan geleneklerin temsilcileri kutsallarımıza dil uzatma cüreti gösteriyor, o zaman onlara hiç değilse ferdi bir cevap verme gereği hissediyorum.

Hazan Mevsimi – Ulm`lü Piro`yu Kaybettik :Cihan Erdoğan

 İlk defa böylesine büyük, kalabalık ve düzenli bir tren garı görüyordu.
İri yarı sarışın kadın ve erkeklerin arasında bir cüceden farksız görünmesinin komikliğinden ziyade, yitip gitme korkularına kaptırmıştı kendini.
Dilini bilmediği, yağmurunu tanımadığı bu ülkede, birbirine karışmış insan renklerinin, renk tonlarının ortasında kaybolup gitmişti sanki.
Tren garını altüst eden gürültülü müziğin tınılarından başka hiçbir şeyin anlamını, derinliğini çözemiyordu.
Gök gürültüleriyle birlikte boşalan yağmurun bile yabancısıydı.

Karadeniz'in utanç tablosu;Ünye'nin soytarı çocukları:Tamer Çilingir

52 soytarı, üzerinde ilkokul önlükleri ellerinde bayraklarla Mustafa Kemal’in türbesini ziyaret etmişler 10 Kasım’da. Kendilerine ’’Ünye’nin Dünkü Çocukları’’ adını vermişler. Aralarında 40 ila 60 yaşlar arasında esnaf, emekli, siyasi parti temsilcileri ve öğretim üyelerinden kişiler bulunuyormuş. Grubun başkanı olduğunu söyleyen Ordu Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Görevlisi Ahmet Erkan Birben, beyaz yakalı önlüğü ve bayraklarıyla muhabirlere poz verirken, bağıra çağıra bir marş söylüyor aynı zamanda.

“ÇÖZÜM SÜRECİ”: Kitlelerin Devrimci Gücünün Denklem Dışında Tutulması Mı?

Çözüm süreci bir kez daha devletin kıskacına girmiş durumda. Devletin çözüm sürecinden anladığının PKK’nin silahlı mücadelesinin öncelikle tasfiye edilmesi, buna paralel olarak ideolojik ve politik olarak da bir tasfiye gerçekleştirerek Kürt meselesini kendi siyasi egemenliği içinde uzun süre uykuya yatırmak ve Ortadoğu politikasında bir sıçrama tahtası olarak kullanmaktı.

“Mahsus mahâl”(ler)in hâl-i pür melâli[1]

“Duvarda kaldı gözlerim Dalmışım.”[2]
‘Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi’nin, “Mahsus mahâl”lerin hâl-i pür melâlini gündemleştiren “Hasta Mahpuslar Sorunu ve Çözüm Önerileri” Sempozyumu’nun “Çözüm Önerileri”ne yönelik “Üçüncü Oturumu”nun moderatörlüğünü Hasan Gülbahar arkadaşım yönetecekti.
30 yıl zindanda yatan Gülbahar arkadaşım şimdi burada değil, “5.5 yıl daha yatacaksın!” diyen zalimler tarafından tekrar Mersin zindanına kapatıldı…[3]

Sayfalar