Pazar Ekim 18, 2026

Devrimci mücadeleyi birlikte yükseltelim

AKP-MHP iktidarı, topluma yaşattığı ağır sorunların, içerde ve dışarda yaşadığı hezimetin iç politikada tartışılmasını istememektedir.

AB ülkeleri ve ABD’nin sıkıştırmaları sonucu Oruç Reis araştırma gemisi ve ona eşlik eden savaş gemileri Antalya açıklarında demirledi.

NATO’nun bastırmasıyla Doğu Akdeniz’deki sorunların müzakereler yoluyla çözülebilmesi için Türkiye’nin Yunanistan’la müzakere masasına oturacağı duyuruldu…

Libya’da UMH’nin başı Sarraç’ın istifasını ilan etmesinin ardından başlayan barış görüşmelerinde yabancı askerlerin ülkeden çıkarılması gündemi, ayrıca TC’nin Suriye’den cihatçı çeteleri Libya’ya taşıdığı iddiaları uluslararası medyada yer almaya başladı. Libya’ya taşınan cihatçıların sayısının 19 bin dolayında olduğu ifade edilmektedir. Bunların içerisinde 350’ye yakın çocuk yaşta savaşçının olduğu da uluslararası basında yer alıyor.

TC’nin, askerleri ve cihatçılarıyla birlikte Libya’yı terk etmesi gerektiği açıklamaları yapıldı.

Öte yandan, Suriye’de daha doğrusu İdlib’de sular ısınıyor. Geçen hafta Ankara’da Rusya ve TC’nin askeri heyetlerinin görüşmesinde Rusların Türk gözlem noktalarının anlaşmalardaki sayıya (12 gözlem noktasına) düşürülmesi ve bu bölgelerdeki asker ve zırhlı araçların geri çekilmesini TC tarafına iletildiği açıklandı. Rusya ve Suriye askeri güçlerinin İdlib’e yönelik saldırıları gerçekleşti. Yakın bir süreçte de havadan ve karadan büyük bir askeri operasyonun başlatılacağı görülüyor. Rusya’nın TC’den, askerlerini geri çekmesini istemesinin arkasında yatan İdlib’e yönelik saldırının yakın olmasıdır…

TC’nin Ermenistan’la Azerbaycan’la arasındaki çatışmalarda taraf olması yetmezmiş gibi İdlip’den cihatçıların (Sultan Murat Tugayı) Azerbaycan’ın yanında çatışmalara katılması için taşındığı dünya basınına yansımış durumda…

Van’ın Çatak ilçesinde 11 Eylül’de operasyona çıkan askerlerce gözaltına alındıktan sonra iki kişinin helikopterden atıldıkları ve hastanedeki işkenceli fotoğrafları basına yansıdı. Aynı zamanda helikopterden atıldıkları hastane raporuyla da kanıtlandı…

TC’de ekonomi dibe vurmuş, TL’nin dünyadaki tüm para birimleri karşısında değer kaybettiği bir süreci yaşıyoruz. Dolar ve Euro her gün yeniden kendi rekorlarını kırıyorlar. Euro 9 TL’ye yaklaşmış, dolar ise 7.70 TL civarında. AKP-MHP iktidarı işsizlik fonu, sigortalar fonu, varlık fonunu bitirmiş, Merkez Bankası rezervlerini tüketmiş durumdadır.

Sağlık alanında ise AKP-MHP iktidarının manipülatif söylemlerin arkasında, ABD’deki ilaç firmalarına olan 2.3 milyar dolarlık borcu ödeyemeyen bir gerçekliği bulunmaktadır. Üstelik koronavirüs salgını karşısında da dünyanın en başarısız hükümetleri arasına girmiş durumdadır…

ABD’de kasım ayında yapılacak seçimlerde Trump kaybederse barışçıl bir devir teslimin sözünü vermeyi reddettiğini belirten Temsilciler Meclisi Başkanı N. Pelosi’den “Burası demokrasiyle yönetilen bir ülkedir. Türkiye’de değilsiniz” yanıtı, TC’nin dünyada görünüşüne iyi bir örnek oluşturuyor.

HDP’ye saldırı devrim ve demokrasi güçlerinedir

AKP-MHP iktidarının içeride ve dışarıda sıkıştığı tam da bu süreçte içeride devrimci demokratik güçlere yönelik bir saldırı başlattı. Faşist rejim ülke içinde ve dışında kaybettikçe, yaşadığı sıkışmayı ve çözümü devrim ve demokrasi güçlerine saldırıda buldu. Bu saldırıda rol, düğününden sonraki ilk ziyaretini Saraya yapan Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman’a verildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 6-8 Ekim 2014 tarihleri arasında gerçekleşen Kobane eylemleriyle ilgili olarak yürüttüğü soruşturmada 82 kişi hakkında gözaltı kararı verdi. Soruşturma kapsamında o tarihte HDP Merkez Yürütme Kurulu üyeleri, eski HDP’li vekiller ve Kars Belediye Eş başkanı Ayhan Bilgen’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi sabah saatlerinde evleri basılarak gözaltına alındı. HDP eski milletvekillerinden Sırrı Süreyya Önder, Ayla Akat Ata, Altan Tan da gözaltına alındılar.

6-8 Ekim 2014 tarihleri arasında gerçekleşen Kobanê eylemlerindeki gerçeklerin ortaya çıkarılması ve suçluların yargılanması için HDP, Meclise birden fazla araştırma önergesi verdi ama asıl sorumluların ortaya çıkarılması ve yargılanması iktidarın işine gelmediğinden araştırma önergeleri her defasında AKP ve MHP oylarıyla reddedilmiştir.

6-8 Ekim 2014 tarihindeki Kobanê eylemlerinde 47’si HDP üyesi veya taraftarı olan 54 kişi yaşamını yitirmişti.

6-8 Ekim 2014 tarihindeki olaylarla ilgili olarak açılan davalardan bazıları beratla sonuçlanmıştır. Aynı suçlamayla ikinci kez karşı karşıya kalan ve gözaltına alınan Kars Belediye Eş Başkanı Ayhan Bilgen daha önceki davadan 2017’de 8,5 ay hapis yattı. Mahkeme beraatla sonuçlanınca bu dosyadan tazminat da aldı. Tüm bunlar bilinmesine rağmen Ayhan Bilgen için 6-8 Ekim Kobanê eylemlerinden dolayı yeniden gözaltına alınmasındaki amaç Ayhan Bilgen’in cezalandırılmasından öte bugüne değin başarılamamış olan Kars Belediyesine kayyım atamak (!)

6-8 Ekim Kobanê eylemlilikleriyle ilgili olarak HDP’li 82 kişinin gözaltına alınması emrini veren Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman hızını alamayarak şu anda parlamentoda yer alan 7 HDP’li vekil Saruhan Oluç, Meral Danış Beştaş, Garo Paylan, Hüda Kaya, Sezai Temelli, Serpil Kemalbay, Pervin Buldan hakkında dokunulmazlıklarının kaldırılması için de fezleke hazırlayıp meclise göndermeye hazırlanıyor.

AKP-MHP iktidarı, topluma yaşattığı bu denli ağır sorunların, içerde ve dışarda yaşadığı hezimetin iç politikada tartışılmasını istememektedir. AKP-MHP iktidarı gelinen aşamada içeride ve dışarıda yaşadığı çıkmazı devrimci demokratik güçlere saldırarak aşmak istiyor. HDP’ye yönelik bu operasyon toplumsal muhalefete gözdağıdır. Bu gözaltı operasyonu demokrasiden yana olanları sindirmeyi amaçlayan bir operasyondur.

HDP’yi, devrimci demokratik güçlerini hedef alan bu saldırıya karşı birlikte mücadeleyi örgütlemeliyiz.

Gün faşizme karşı mücadele günüdür…

Özgür Gelecek.net

7348

Comment form

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Ekonomi ve siyaset

Siyaset mi ekonomiyi belirler, ekonomi mi siyaseti belirler, hep tartışılır olmuştur. Burjuva düşünce sahipleri, siyasetin ekonomiyi belirlediğini ileri sürerken, Marksist-Leninist-Maoist (komünist) düşünce sahipleri, ekonominin siyaseti belirlediğini savuna gelmişlerdir. Doğru olanda bu son yaklaşımdır.

Kürtler bağımsızlık dedi

25 Eylül 2017 tarihinde Irak Kürdistan'ın da yapılan referandumla Kürt Ulusu bağımsızlık için ilk eşiği geçmiş oldu. IKBY'nin aylar öncesi ilan ettiği referanduma katılım oldukça yüksek oldu. Oy hakkına sahip seçmenlerin %91'nin evet oyuyla geçilen eşik yaratılmak istenen tüm manipülasyonları da yer bir etti.

Kapitalizm Vahşettir

Faşist Türk devletinin artık gizlemeye gerekesinim duymadan, işkence fotograflarını basına servis etmesi, ve iktidar yanlısı faşist basının ise bunları “ovücü” ve bir “zevk aracı” olarak sunmaları, kapitalizmin çürümüşlüğünün resminden başka bir şey değildir. Ayrıca, bu tür görüntüler ilk defa ne Türk devletince servis ediliyor ne de İŞİD vasıtasıyla, ne de CİA/Pentagon’un Ebu Gureyp’inde…

TKP/ML-TİKKO Gerillaları ile röportaj: “Partimiz ilkeleri üzerinden yükselerek, düşmandan hesap sormaya devam edecektir!” -2-

“Temel meselemiz ideolojiktir, devrimciliğe dairdir!”

- Son olarak “Ortada bir yıldır merkezi bir önderlik yoktu” dediniz. Biraz daha açar mısınız?

SERDAR CAN’A.. Artin CAN yoldaşa...

Kaypakkaya geleneğinin son yıllarda kaybettiği seçkin, aydın, entelektüel, örgütleyici bilge özellikleriyle tanıdığımız Serdar(Artin) CAN’ın şahadet haberi ile sarsılıyoruz. Bir kez daha yıkılıyoruz.

Çetelere karşı şehadet haberlerinin Ağustos sıcaklığında dalga dalga gelirken, ilkin komutan Ulaş BAYRAKTAROĞLU, ardından Nubar OZANYAN, Gökhan TAŞYAPAN ve bu gün Serdar CAN’ı yıldızlara, Nubar OZANYAN’ın yanına uğurluyoruz.

İflah olmaz oportünistlere bir öğüt: “Ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün”

Bu söz Mevlana Celâlettin Rumi tarafından yüzlerce yıl önce söylenmiştir. Sözün ya da deyimin doğruluğu aradan geçen zamana karşın güncelliğinden ve anlamından bir şey kaybetmemesinde yatıyor.

Politikasızlık-hareketsizlik yenilgiyi yaratır!

Dünyada ve ülkede siyasal-ekonomik kriz ve hâkim sınıfların yönetememe sorunsalı çerçevesinde şekillendirdiği politikalar ezilenlere yönelik saldırganlaşmaya devam ederken bu krizi oluşturan faktörleri sadece sömürücülerin yönetememe krizi açısından ele alamayız.

Diyalektiğin temel yasaları burada da karşımıza çıkmaktadır, hâkim sınıfların içerisinde olduğu, kriz halinin ezilenlerin mücadelesi ile bağlantısı alenidir. Yaşamda hiçbir olay kendiliğinden gelişme gösteremez, zıtların birliği ve mücadelesi gelişen olayları ve yönünü belirler.

Ekim Devrimi'nin yüzüncü yılında,öğretileri ve kazanımları

Ekim Devrimi’nin Diyalektiği

Sovyet Devrimi, Bolşevik Partisi önderliğinde yapılmıştır. Parti olmadan bu devriminin gerçekleşmesinin olanağı yoktur. Ancak, Devrim hazır olarak komünistlerin önüne gelmedi. Yani, başkası tarafından hazırlanıp Bolşeviklerin önüne konmadı. Bolşevikler, devrim için olgunlaşan koşulları, devrimin gerçekleşmesi için Marksist-Leninist taktiklerle, devrimin diyalektiğini ustaca ve doğru bir şekilde kullanarak, devrimi gerçekleştirmeyi başarabildiler.

Partizan,Sınıf Teorisi,Atılım,Alınteri,DKP'den Paneller: 100.Yılında Ekim Devrimi işçi sınıfına ve ezilen halklara yol göstermeye devam ediyor

Paris Komünü’nden sonra, insanlığın nihai kurtuluş yolundaki en büyük ayağa kalkışı Proleter Sosyalist Ekim Devrimi’dir. Bu devrimin 100. yılındayız.

Emeğin köleleştirilmesine dayalı kapitalizme karşı Rusya'da işçi sınıfı ve müttefiki köylülüğün gerçekleştirdiği devrim, dünyanın en büyük köhnemiş düzenini, Çarlığı yıkarak tüm insanlığa yolu açtı.

TKP/ML-TİKKO Gerillaları ile röportaj | “Partimiz ilkeleri üzerinden yükselerek, düşmandan hesap sormaya devam edecektir!” -1-

Nisan 2015’ten bu yana ideolojik, politik düzlemde bir tartışmanın yaşandığı ve gelinen aşamada söz konusu sürecin bir ayrışmaya dönüştüğü TKP/ML içindeki gelişmeler devrimci demokrat kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor. Bu gelişmelere dair yaşanan ayrışma ve tartışmanın bir tarafı durumundaki TİKKO gerillaları ile bir doğal muhabir tarafından yapılan röportajı haber değeri taşıdığından ve güncelliğinden dolayı olduğu gibi yayımlıyoruz.

"Gitmekten Korkmayana; Mücadelenin Kızılını Hep Yanında Taşıyana…"Aslı Ceren Aslan

Toprağa dikenli bir tel koydular. Etrafını mayınlara bezediler. Yetmedi duvar diktiler. İnsanların acısını, sevincini, kederini, keyfini dilimlediler. En çok da düşmanlaştırmaya çalıştılar. Parçaladılar, böldüler ve böylece yönetmeye çalıştılar. Değişmeyen şey katliam, zulüm ve sömürü oldu.

Sayfalar