Cuma Kasım 6, 2026

Dersim’e “Yabancı Yazar”; Ali Çatakçın ve Dersim Gerçeği :Umut Munzur

10 Temmuz Cuma günü Newedersim internet sitesinde Ali Çatakçın imzalı “Dersim Festivali Yaklaşırken” başlıklı bir yazı yayınlandı. Ali Çatakçın yurtsever hareket saflarında yer alan bir “yazar”, Newededersim ise yurtsever harekete yakınlığıyla bilinen Dersim’e dair haber ve makalelerin yer aldığı bir internet sitesidir. Açıkçası “Dersim”, “Festival”, “Kürt Özgürlük Hareketi” gibi birçok konuyu içerisinde barındırdığı için yazı ilgimizi çekti.

Ali Çatakçın tarafından dile getirilen düşüncelerin Kürt Özgürlük Hareketi’ni bağlayıcılığı olmadığını biliyoruz. Kendinden menkul, saldırgan, abartılı düşünce ve yaklaşımları kendi çapı veya çapsızlığı kadardır.

Dersim gerçeğini bilenler açısından Çatakçın’ın dile getirdiği düşüncelerin ciddiye alınacak bir yanı yoktur. Bir-kaç kelam etmek istememizin nedeni ise, Yurtsever Hareket saflarında yer alması ve buna paralel yazısının Newededersim internet sitesinde yayınlanmasıdır.

Çatakçın kendi kendine soru sorarak başladığı yazısında, gelebilecek eleştirilerin önüne geçmek istemiştir. “Ülke gündemi bu kadar sıcak ve hareketliyken” neden Dersim festivali başlıklı bir yazı yazdığını söylemek istese de özünde soruyu yanlış sormuştur. Soru yanlış olduğu için lokal sorun olarak gördüğü Dersim Festivali’ni gündemine almasını, “genel toplumsal sorunları çözümünü kolaylaştırmak” olarak cevaplamıştır. Fakat “kendi çalıp kendi oynamaktan” öteye gidememiştir. Bu soruyu sorarak, “7 Haziran seçimlerinde yakalanan ittifak ve başarı ortadayken neden böyle bir yazıya ihtiyaç duydun?” sorusunu önüne geçmek istemiştir.

Genel toplumsal sorunlara, lokal sorunlardan çözüm üretme çabasında olduğunu iddia eden Çatakçın’ın esas derdinin Türkiye Devrimci Hareketi olduğunu anlamamak mümkün değildir.

Dersim’de Türkiye Devrimci Hareketi’nin yaratmış olduğu değerleri, ödediği bedelleri yok saymak, sübjektif ve sekter bir yaklaşımdır. Her şeyden önce Türkiye Devrimci Hareketi Dersim’in bir gerçeğidir. Gerçeğe gözlerini kapatanların, onu her gördüğünde öfkelenmesi, kabul edememesi “üzüntü” duyduğumuz bir olaydır. Ondan kaçması mümkün değildir. Neredeyse her köyünde, kahvelerinde, kafelerinde, minibüslerinde, otobüslerinde, patikalarında, vadilerinde, dağ doruklarında, düğünlerinde, mezarlıklarında onunla karşılaşacaktır ve karşılaşmaktadır. Başta Kaypakkayacılar olmak üzere, sizin “Türk Solu” dediğiniz, Türkiye Devrimci Hareketi günlük hayatın bir parçası olmuşlardır. Siz bunu hazmedemeyerek gerçeklere gözünüzü kapatmaktan başka bir iş yapmıyorsunuz. Bu durum ne kadar gerçekse, bu gerçeğin Çatakçın vb. kişilere “acı veriyor ve acıtıyor oluşu” ise o kadar gerçektir!

Kürt Özgürlük Hareketi saflarında Türkiye Devrimci Hareketi’ne yönelik saldırgan üslup ve sekter yaklaşımların başını hareket içerisinde ve çevresinde yer alan Dersimli kimi unsurların yapıyor oluşunun elbette ki psikolojik ve sosyolojik nedenleri vardır!

Eğer kimi ruhsal sorunlar yaşıyor olmasaydı; “Türk Solu, deyim yerindeyse, sömürgeci politikanın bir sonucu olarak Kürdistan’a yerleşti.” “Eğer Kürd özgürlük hareketi ortaya çıkmasaydı, devletin yüzzılda başaramadığını ‘’Devrimcilik’’ adına bir kaç yılda tamamlanmış olurdu.” diyecek kadar çıldırabilir miydi? Dersim gerçeğini görmek, anlamak istemeyerek kendi fikir ve düşüncelerini Dersim’e dayatanların bu kadar çıldırmış olması oldukça vahim değil midir?

Bunlar Dersim gerçeğini kabul edememekte ve saldırarak gerçeği değiştireceğini düşünmektedir. Anlayamadıkları bu saldırganlığın Dersim Halkı nezdinde bir karşılığının olmadığıdır. Olabildiğine gerçeklerden uzak kendi istek ve çabalarını dayatmanın hayatta karşılığı yoktur. Bu yaklaşımın Kürt Özgürlük Hareketi’ne kazandırdığı/kazandıracağı hiçbir şey yoktur.

“Bu psikolojik vakalar” Dersim’e yabancılaşmış kimi kesimlerin duygularını okşamaktan ileri gidemeyen bu yanlıştan vazgeçilmelidir. En büyük zararı kendi hareketlerine vermektedirler.

7 Haziran seçimlerinde ortaya konulan ortak çaba ve yaratılan birlikteliği ileri taşıyacak çalışmalara her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. Üzerinde düşünülmesi, tartışılması gereken burasıdır. Durduk yere, “genel toplumsal sorunlara anahtar sunmak” aldatıcılığı arkasına sığınarak, ortaklığı dinamitleyecek yaklaşımlardan uzak durulmalıdır. Kendi duygu dünyasını okşayan, kendi kendini tatmin etmekten öteye gidemeyen bu saldırgan üsluptan vazgeçilmelidir. Her defasında, ortak iş yapma kültürünü zayıflatan bu gibi kişilere Kürt Özgürlük Hareketi gerekli tavrı almalıdır.

Dersim festivalinde Mao resimleri açılmasından neden rahatsız olmaktadır. İnanın bu kafa yapısı festival alanlarında Mao’nun posterlerini birkaç kişinin elinde görmüş olsaydı bir zenginlik olarak görecekti. Belki beraber fotoğraf çekip internet üzerinden paylaşarak şov yapacaklardı!

Fakat Dersim’de Çatakçın’ın hazmedemediği, kabullenemediği bir gerçek vardır. O gerçek şu ki yüzlerce Dersimlinin elinde Mao ve Kaypakkaya resimleri vardır. Bu resimler binlerce Dersimlinin evinde asılıdır. En önemlisi de yüreğinde saklıdır…

Umut MUNZUR

58209

Misafir yazarlar

Güncele iliskin yazilariyla sitemize katki sunan yazar dostlarimiza ait bölüm

Son Haberler

Sayfalar

Misafir yazarlar

Kadınların Irkçı Hareketlere Katılımı: Karmaşık ve Çok Boyutlu Bir Gerçeklik -2-

Son yıllarda, emperyalist savaş tehlikesinin zemininin güçlenmesine paralel, dünya genelinde ırkçı hareketlerin ve partilerin dikkat çekici boyutta güçlendiğine vurgu yapmış, bu yükselişin, sadece belirli demografik gruplarla sınırlı kalmadığını, kadınları da içine aldığını gördüğümüzü ifade etmiştik.

Peki, kadınlar neden bu tür hareketlere katılıyor? Bu sorunun yanıtı, birçok faktörün karmaşık bir birleşiminde yatıyor.

Faşizmin Yüzünü Örten Çirkin Bir Maske (Nubar Ozanyan)

İttihatçı Türk kompradorları, ekonomik-mali-siyasal krizden bir türlü kurtulamıyor. Faşizmi maskeleyen kaba uydurma parlamentoyla bile ülkeyi yönetemiyor. Zorbalık her taraftan fışkırıyor. Kötülük ve çirkinlik her yerde bütün utancıyla görülüyor. Dağda, köyde, sokakta Kürt ve emekçi kanı dökmekten çekinmeyenler dünyanın gözü ve kulağının üzerinde olduğu parlamentoda bile Kürt kadın parlamenterin kanını dökmekten çekinmiyor. Zorbalık, pervasızlık, yasa, hukuk tanımamazlık ayyuka çıkmış, had safhaya ulaşmıştır.

Emperyalist haydutlar, 3.Dünya savaşı hazırlıklarını yoğunlaştırmakla meşgul…

Bazı sol-sosyalist ve kendilerini komünist addeden kesimler hâlâ (evet, hâlâ) bir 3. Dünya Savaşı çıkacak mı çıkmayacak mı ve keza “süreci belirleyen esas etmen savaş mı devrim mi?” ikilemi girdabında, adeta miskince bir fikirsel jimnastik rehavetiyle, sorunu ele almaya devam ede dursunlar; fakat süreç, maalesef ki hem de çok hızlı bir şekilde, o istenmeyen malûm sona doğru ilerliyor. 

Fakir (Nubar Ozanyan)

Yaşamı boyunca hep yokluk ve fakirlik içinde yaşadı. Bundandır ki arkadaşları ona “Fakir’’ dedi. Ne zaman biraz dünya nimetlerine yakın olan olanaklara sahip olsa o yine fakir yaşamından ayrılmadı. Yaşamı fakir, bilinç ve yüreği zengin olan Nubar Ozanyan en alttakilerin, yoksulların, mazlumların yoldaşı olmaktan bir an olsun geri durmadı.

Servet Vergisi ve Sermayenin Olmayan Vijdanı

Bugünlerde de toplumsal eşitsizlik sermayenin birikimine ve merkezileşmesine koşut olarak artınca, zenginlerden servet vergisi alınmasını dilendirenlerde çoğalmaya başladı.[1] Servet vergisi, toplumsal servetin  belli ellerde birikmesinden bu yana ara sıra gündeme getiriliyor. Zaman zaman kısmen de uygulanmıştır. Örneğin savaş dönemlerinde vb. Yine ABD'de, 1960'larda 400 zenginden %53 oranında vergi alınmıştır.

Inger Nubar Can, Hewal Nubar, Nubar Yoldaş’a!

Halen pek çoğumuzun inanmak istemediği Nubar Ozanyan’ın ölümsüzleşmesinin 7. yılında, onu bir kez daha saygı ve sevgi ile anarken, şehadetinin yıldönümünde onu anlatmak da bizim için en zor yazılardan olacaktır.

Rusya / Ukrayna Savaşında Yeni Bir Aşama

Savaşın Rus topraklarına doğru genişlemesi Ukrayna'daki savaşın yeni bir aşamaya geçmesi anlamına geliyor.

6 Ağustos Salı gününden bu yana Ukrayna birlikleri Rusya sınırını geçerek Rusya'daki savaşta yeni bir cephe açtı. En az üç Ukrayna tugayı ve çeşitli taburlar savaşa dahil oldu ve ilerleme Rus topraklarının yaklaşık 30 kilometre içine kadar ulaştı. Bu, savaşın yeni bir aşamasının başlangıcına ve dünya savaşı tehdidinin önemli ölçüde yoğunlaşmasına işaret ediyor.

İKTİDARIN BÜYÜK YALANI: “HİÇ KİMSENİN YAŞAM TARZINA KARIŞMIYORUZ.”

Genel olarak tüm siyasal İslamcıların, ama özel olarak da İslamo-faşist Erdoğan ve iktidarının, başvurduğu en kullanışlı “idare etme” araçlarının ilk sırasında hiç kuşkusuz ki dinlerince de serbest sayılan takiyedir. Yani amaçlananı gerçekleştirebilmek için, gözünü dahi kırpmadan YALAN SÖYLEMEKTİR. 

Türkiye „Yarı-Sömürge“ Bir Ülke Mi? Emperyalizm Üzerine Notlar-4

Sömürge-Yarı-SömürgecilikÜzerine

Belliki sol-sosyalist eski nostaljik söylemlerin tekrarı bugün artık kitlelerde herhangi bir karşılık bulmuyor!

Geçenlerde, “dini bütün” olarak tabir edilen kesimlerden bir ahbabımla, “ne olacak bu memleketin hali” kıvamında sohbetteyken, şöylesi bir cümle kurmuştu: “Abi benim anlamadığım, bunca açlık, yoksulluk, işsizlik ve zulüm varken, yani koşullar aslında tam da siz devrimci solcuların kolayca taban bulmanıza ve kitleleri harekete geçirmenize ve hatta devrim bile yapmanıza bunca uygunken; bu derece atıl ve etkisiz olmanız, sence normal mi?”

KADINLARIN BİRLİĞİ | Kadınların Irkçı Hareketlere Katılımı: Karmaşık ve Çok Boyutlu Bir Gerçeklik -1-

Emperyalistler arası çelişkiler derinleştikçe, ekonomik kriz ağırlaştıkça vb. bu sistemin sarıldığı en temel dayanaklardan birinin ırkçılık-faşizm olduğunu biliyoruz. Zira bunun, sistemin alametifarikalarından biri olduğunu birçok -acı- deneyimiyle elbette biliyoruz. Şu anda yine tam da böyle zamanlardan geçtiğimizi söylüyoruz. Bu tehlikeye dair önlemler almaktan bahsediyoruz, özellikle Avrupa’da ırkçı partilerin yükselişini izlerken, Avrupa Parlamentosu’ndan çeşitli Avrupa ülkelerinin kendi seçimlerine odaklarımızı çeviriyoruz vs.

Sayfalar