Cuma Ekim 16, 2026

Cumhurbaşkanlığı Seçiminin Öğrettikleri

İlk defa yurt dışında yaşayan Türkiye vatandaşlarının da oy kullanabildiği Cumhurbaşkanlığı seçimi, beklenildiği gibi R.T. Erdoğan’ın kazanmasıyla sonuçlandı.

Bu seçimin diğer seçimlerden iki noktada farkı vardı. Birincisi yukarıda da belirttiğimiz gibi, yurt dışındaki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da oldukları ülkelerde oy kullanabilmeleri idi. İkincisi de yine ilk defa olarak Cumhurbaşkanını doğrudan halk oylaması ile “seçilmesi” idi.

T.C Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) yaptığı incelemeler sonucunda, Türkiye dışında  yaşayan ve oy verme yaşında olan  (18 Yaş ve üzeri) 2.780.757 seçmenin olduğunu açıkladı.  Tabii, bu rakamlar bizler açısından yeni bir istatistik olmasına rağmen, bu AKP açısından, seçimden önce böyle bir yasa çıkarmalarından da anlaşılacağı üzere bilinen bir gerçeklikti. Erdoğan’ın esasen hedefi yurtdışından gelecek oylarla HDP’ye giden oyları telafi etmekti. Aşağıda vereceğimiz istatistiklerden de anlaşılacağı gibi evdeki hesap çarşıya uymadı.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde YSK’nın verilerine göre 54 ülkedeki 2.780.757 seçmenden 230.938 i oy kullandı. Bu oyların 1.857si çeşitli nedenlerden dolayı geçersiz sayıldı. Seçime katılım oranı belki de hiç kimsenin beklemediği oranda % 8.32 gibi çok düşük bir seviyede kaldı. Oyların genel dağılımı ise  şöyle olmuştur: R.T. Erdoğan %62.3 (143.873), E. İhsanoğlu %27.92 (64.483), S. Demirtaş %9.78 (22.582).

Avrupa‘da da yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde ülkelere göre adayların aldıkları oy oranı ( % olarak).

Yurtdışı seçmenlerinin %49 u Almanya’da yaşamaktadır.

Seçim öncesinde yapılan tartışmalarda dinci olarak tanımlanan kesimin daha örgütlü olduğundan ve sandıkların burada açılmayacak olmasından (Türkiye’deki seçimlerde göz önünde yaşanan o kadar sahtekarlıklarda düşünülünce)  kaynaklı ciddi bir oyun AKP’nin hanesine yazılacağı düşünülüyordu, ama olmadı, olamadı. Yaşanan süreç bizlere, Gülen cemaatinin gücünü nasıl abarttığımızı gösterdiyse, dincilerin örgütlülüğünü de öyle abarttığımızı gösterdi.

ATİK olarak bu seçimlerde boykot kararı almıştık. Ve bundan kaynaklı başta yurtsever arkadaşlar olmak üzere birçok devrimci, demokrat ve ilerici çevreler ve kişilerden hiçte hakketmediğimiz eleştirilere maruz kaldık.

Boykot kararı konusunda gerekli ve yeterli çalışmayı yapamadığımızdan dolayı tüm kamuoyuna özeleştiri vererek iş başlayalım.  Hayat bizlere bir kez daha gösterdi ki, siz ne kadar doğru tespitlerde  bulunursanız bulunun o kararın gereğini yerine getirmediğinizde yaşam bunun hesabını sizden sorar.

Seçime katılım oranının bu kadar düşük olduğu bir coğrafyada gerekli çalışmalar yeteri kadar yapılsaydı, hem bu bahaneyle hedeflediğimiz insanlarla ilişkilenebilir, hem de kitlelere politikalarımızın doğruluğunu kavratabilirdik.

Ayrıca, katılımın %10 bile olmamasını bir kısım aklı evveller göçmenliğe bağlayabilir, ama onlar bize; bu insanların Türkiye’de yaşanan olaylara karşı bu kadar duyarlı olmalarını (Gezi, Köln, Berkin Elvan protestoları vb.), oradan hala mülk satın almaların ve en önemlisi Türkiye vatandaşlığından çıkmamalarını vb. açıklayamazlar. Oysa bizce bu veriler; halkımızın Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden bir beklentisinin olmadığının,  egemenlerin  düşündüğü kadar rahat onu manipüle edemediğini, kendine yurtsever, devrimci demokrat diyen çevre ve insanlardan daha ileride düşündüğünü  göstermiştir.

Tekrarlarsak hayat bize insanların bizim politikalarımıza yatkın olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bizlere düşen hatalarımızdan ders çıkararak çizgimize ve halkın gücüne inanmak ve bunu örgütlü bir güce çevirmek için daha fazla cesur ve özverili olmaktır.

93179

Misafir yazarlar

Güncele iliskin yazilariyla sitemize katki sunan yazar dostlarimiza ait bölüm

Son Haberler

Sayfalar

Misafir yazarlar

Margenthau anlatıyor…

Yeni bir yüzyılın başında Ermeni halkının başına gelen Felaket’e tanık olan, 1913-1916 yılları arasında Osmanlı Türkiye’sinde Amerika’nın Türkiye Büyükelçisi görevinde bulunan Henry Morgenthau, Talat Paşa ile görüşmelerinde bugünkü Türkiye’nin başına gelecekleri konusunda uyarılarda bulunuyordu;

“Ermeni’lere yönelik tutumun Türkiye’yi dünyanın gözünde çok kötü duruma düşüreceği ve ülkesinin bu rezaletten asla kurtulamayacağı konusunda Talat’ı ikna etmeye çalışıyordum…”

“‘Büyük hata yapıyorsun’ dedim, üç kere tekrarladım…”

“Gök Kubbenin Altında Kaos Var”

2019 yılını geride bırakırken, dünyadaki ekonomik ve siyasal gelişmeleri, kısaca şöyle özetleyebiliriz:[1]

Miadını Tamamlayan Sisteme Karşı Halklar Ayaklanıyor

Dünya çapında ülkeler yeni bir sürece giriyor. Halklar kitlesel olarak sokaklara dökülüyor. Yaşadıkları koşullara olan tepkilerini mevcut yönetimlere başkaldırarak dile getiriyorlar. Çünkü halklar eskiye kıyasla daha yoksullaşmış, daha çok sömürüye tabi tutulmuş, aldıkları ücretlerin alım gücü iyice düşürülmüş, işsizlik çığ gibi büyümüş, yaşam şartları iyice zorlaştırılmıştır. Tüm bunlar yetmediği gibi ürünlere sık sık yapılan zamlar, artırılan vergiler, artan kesintiler, gaspedilen haklar vb. gasplar ile sistemin yarattığı külfet halklara çıkarılıyor.

İSMAİL BULUT ve YILDIZ ÇİÇEK

Kity Genovese, Hüseyin Aslan, "çeşmeden çıkan gerçek" İSMAİL BULUT ve YILDIZ ÇİÇEK

Bu Ne Hiddet, Bu Ne Celal; Bu Neyin Hezeyanı Böyle?!...H.Gündoğan

Bu Ne Hiddet, Bu Ne Celal; Bu Neyin Hezeyanı Böyle?!...

"Bir bardak suda koparılan fırtına" ya tanık olduk resmen..

Takınılan tavır, gösterilen tepki ve sarf edilen laflar kesinlikle eleştirel bir tutumun öğeleri olamazdı.

“Önem bakışında olsun, bakılan şeyde değil…”[1]

(Yobazlığa denk gerici bir bakış açısı ve anlayışı üzerine eleştirel notlar…)

 

22 Kasım 1986 Yılında Ölümsüzleşen 9’ların Kızıl Anılarını Selamlıyoruz!

Hapisten çıkmıştı çoğu… Kısa süre şehirlerde kalıp örgütsel çalışmaları yürüttükten sonra, Parti konferansına delege olarak katılmak üzere Dersim’e gerilla bölgesine tereddütsüz yürüdüler. Silah kuşanıp gerilla savaşı siperlerinde konumlandılar. Gerilla birliği çok geçmeden düşman saldırısına maruz kalarak büyük bir çarpışmaya girdi. Bu çarpışmada yedisi konferans delegesi, ikisi parti savaşçısı olmak üzere toplam 9 yoldaş, 22 Kasım 1986 günü Dersim-Ovacık kırsalında düşman tarafından hunharca katledildi. Yoldaşların katledilmesi partimiz açısından ağır bir örgütsel darbe oldu.

Yabancılaşmayı kırmak, insanı yüceltmek gerek"

Mavruk, Aytmatov okuduğu dönemlerin onun hayatında önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade ediyor…

Şair Ruhan Mavruk, son dönemde toplumu en çok etkileyen olgunun yabancılaşma olduğunu ifade ederek, şiirlerinde bunun yarattığı sorunlara dikkat çekmeye çalıştığını söyledi.

Erdoğan’dan Yeni Nubar Yalımyanlar, Sakine Cansızlar Tehdidi

Erdoğan’dan Yeni Nubar Yalımyanlar, Sakine Cansızlar Tehdidi *

TC'nin başı R.T. Erdoğan, 30 Ekim 2019 tarihinde yaptığı grup toplantısında açıktan misilleme yapacaklarını açıkladı.

Sosyalizm Kazanacak

Emperyalist burjuvazinin kapitalist sistemi dünyayı uçuruma doğru hızla götürdüğünü neredeyse burjuvazinin kendisi de kabul eder duruma geldi. Kapitalist sistem ciddi bir bunalım içinde ve artık sistemi yönetemez duruma gelmiş durumdadır. Sermaye büyüdükçe ve merkezileştikçe daha fazla saldırganlaşıyor. Birkaç yüzyıl denebilecek süreçte işçi sınıfının ağır bedeller karşılığı kazandığı demokratik ve ekonomik hakları gasp ediyor. 

Garbis ve Anıya Saygı/ Erdal Emre

Hayattayken fazlaca anımsanmayan, hatta neredeyse yalnızlığa mahkûm edilen kimi insanların beklenmedik ölümü geniş kesimlerde bir şok tesiri yaratır. Ölümlerini izleyen günlerde ise birbiri ardına ve çoğunlukla birbirine benzeyen taziye mesajları, anı anlatımları, “ölümsüzleşti”, “unutulmayacak”, “yaşayacak” temalı tutkulu, tek tip konuşmalar yapılır. Sonra her şey rutine döner.

Karşı karşıya bulunduğumuz ve ne yazık ki artan ölçüde kanıksadığımız bir durumdur bu. Özellikle de, küçülen, ama aynı zamanda hızı giderek artan dünyamızın yeni gerçeği…

Sayfalar