Cuma Ekim 2, 2026

Çöktürme Planı Uygulayan Cumhur İttifakı’nı Cezalandırmalıyız!-Dursun Ali Küçük

*Bu seçimlerde Türk usulü cumhurbaşlığınının yanı diktatörlüğün yerleşmesine, Kürtlere karşı yürütülen savaşa tamam mı?

Devam mı?

Tamam deniliyorsa Cumhur İttifakı postalanmalı ve cezalandırılmalıdır.

 

*Bu seçimler; bir mevzi elde etmek, Kürtlerin fiiili kazanımlarını korumak ve halkın örgütlenmesi ve ayakta kalması vb vb için bir basamak olarak değerlendirilmelidir.

Hedefi budur. Kimseyi kandırmıyoruz.

Kurtuluşu getirmeyecek.

Ama Kürtlere karşı savaş hükümeti olan Cumhur ittifakını tepelemek çok önemlidir.

 

*Devlet konsepti: HDP baraj altı kalsın. HDP etkisizleştirilsin...

Recep: ""Onların baraj altında kalması demek, bizim farklı yere gelmemiz demektir."

Recep diktatörlüğün devamı için HDP nin baraj altı kalmasını açıkça söylüyor. HDP kaybederse dikataorluğunu garantileyecek.

Demirtaş’a ceza verecek...

Muhtemelen ya HDP yi tamamen etkisiz hale getirecek ya da tamamen kapatacak...

Cumhur ittifakının çöktürme planı bu vb şeyleri kapsıyor...

Heryerde Kurde karşı savaşı dayatacaklar....

Öteki halklara ve inançlara düşmanlıkta tavan yapacak...

Ekonomi çökecek....

İç çatışmalar artacak....

Kürtlerin işlerini hallederlerse sıra Türklere gelecek...

Şimdi Türklerin çoğunluğunu Kurde ve ötekine karşı kullanıyorlar...

Bir süre daha buna devam edecekler...

HDP lilere yönelecekler...Linç girişimleri olacak..

Irkçı ve faşist, yeşil faşist grupları üstlerine salacaklar...

Cumhur ittifakı, seçim kararı alınınca oyları biraz yüksekti. Son günlere kadar düşüşü yaşıyor...

Daha da düşüşe geçecek...

Gideceği korkusunu yaşamaya başladı...

Recep yolcudur..

Bu seçimlerle yolcu edilirse kankayıpları azalacak...

Yök kıl payı kazanırsa ve hileyle ipi göğüslerse çok kan akacak...

Recep ve Bahçeli savaş demektir...

Barış diye birşey olmayacak....

Çok baskı uygulasın halk uyanacak doğru değildir....

Derin baskılar boşa çıkarılmazsa herkes bir süre biat etmeye başlar...

En doğrusu Cumhur ittifakını yolcu etmek...

Hangi açıdan ele alırsanız alınız; bu, herkesin hayrina olacak...

Oylar HDP ve Demirtaş'a....

 

*HDP ile resmi devlet partilerini aynı kefeye koynmak yanlıştır...

Böyle düşününler bütün yumurtaları aynı sepete koyup çürük diyenlerdir.

Önerdikleri ve ciddi hatta Kürdistanı anlamda yaptıkları fazla birşeyde yoktur...

Kürdistanı ittifak diyenlerin sonuçta Selahattin Demirtaş’a oy vermeleri önemlidr.

Gönül isterdiki HDP ile seçim ittifakı kurup bu süreci birlikte götürmeliydiler.

Kürdistanı bir cephe biraz süreç işiydi, onuda bırakmıyacaklardı.

Bu kesimler bazıları tarafından baskı altına alındı...

HDP ve AKP aynı gösteren kafalar ve zihniyet bu baskılamayı yapıyordu.

Türkiyelileşmeyi asla kabul etmem. HDP ye ciddi eleştirilerim vardır.

Bu seçim sürecinde artı ve eksileri hesaplayarak Demirtaş ve HDP’nin desteklenmesinin daha yararlı olacağına inandım.

Ve bu temelde yazdım...

TC, HDP’yi kabul etmiyor. Eritmek istiyor. HDP ile yapmak istediğini yapamadı. Gerilla dağdan indirilseydi, HDP ye farklı bi rol oynatılırdı. Oda olmayınca Türkiyelileşme yattı..

Çöktürme planının hedeflarinden biri HDP oldu.

Cumhur ittifakı ve diğerleri HDP’nin baraj altında bırakılıp marjinalleşmesi için çalıyorlar.

Hiç bir Kürt, devrimci, demokrat ve inanç sabıbı bir insan bunu kabul etmez.

 

*Türkiye ki demokrat, devrimci ve demokrasi ve özgürlüklerden yana liberal vb kesimle birleşseydi, bu daha etkili olurdu.

Türkiye de oluşturulacak bir demokrasi cephesine Kürtler her konuda ittifak yapabilirdi. İki cephenin birliği vb vb vb

HDP bir bloktur. Türkiyeli sol ve devrimci, sosyalist, demokrat kesimlerde yer alıyor..

Bana sorarsanız Kurt sorununda elle tutulacak görüşleri gene bu kesimler ağırlıklı savunuyor.. demokrasi ve özgürlükler için çaba içindeler...

Aslında Türkiye de güçlü bir demokrasi cephesi veya güçlü bir demokrat, özgürlükçü ve bütün demokrasi güçlerini bünyesinde toplayan bir parti olsaydı çok iyi olacaktı.

Bu, Kürdistan ve Kürtlerinde işlerini kolaylaştırırdı.

Bazı Kürdistanı geçinenler Kürtlere yakın duran bu sol kesimi hiç beğenmez.

PKK’yı beğenmez.

HDP’yi beğenmez.

Ama AKP’ yi gizlice beğenirler. Kaldı ki geçen referandumda açıkça Erdoğan tarafını tuttular....

Bunları unutmuyoruz.

Bu durumunu gizleyip şimdi de tek eleştirileri HDP ve Demirtaş...

Kürdistanılığın böylesi benden uzak dursun. Kürdistanılık bir kılıf ve Kürdi durusuda boşa çıkarıyorlar...

Ben Kürdistanıyım. Türkiyelileşme bana göre değil. Ama sizin Kürdistanılığınız boştur, öyle Kürdistanılık mı olur?

 

*Kürt cephesi ve demokrasi cephesi ağırlıklı HDP te toplanmıştır.

İster kabul edelim ister etmeyelim ...

Gerçek durum budur...

Seçim döneminde ben ağırlıklı Cumhur ittifakına vururum.

HDP eleştirisi zamanı değil bana göre... Eleştirilerimi seçimden sonraya bıraktım..

Bu seçimde HDP yi hedef yapmak, bağımsızlık referandumunda KDP ve YNK eleştirilerini yapmaya benzerdir.

Kerkükteydim. Bağımsızlık referandumundaydım. Efrindeydim. Şengaldeydim. Kobanideydim...

Şimdi onlar gibi olmasada, Kuzeyde ve Türkiye de bu seçimde Demirtaş ve HDP ileyim..

Türkiye de demokratik güçlerin yanındayım...

 

*Bunun için oylar DEMİRTAŞ ve HDP’ye diyorum...

 

Dursun Ali Küçük

48503

Misafir yazarlar

Güncele iliskin yazilariyla sitemize katki sunan yazar dostlarimiza ait bölüm

Son Haberler

Sayfalar

Misafir yazarlar

Devrimci Pratik ve Militanlaşma

Günlük, üretkenlikten yoksun, kendini tekrarlayan faaliyetler militanlaşma anlamında bir gelişmeyi tetiklemez. Yine devrimci pratiği zayıf bir özne, her şeyden önce geçmiş olumsuz alışkanlıklarıyla devrimci bir tarzda hesaplaşmaya girmez. Yani düşünsel ve pratik olarak küçük burjuva düşünüş ve yaşam tarzından militanca bir kopuş sürecine yönelmez. Çünkü devrimci militanlaşma proleter düşünüş tarzına aykırı olan her türlü burjuva anlayışla hesaplaşma düzeyine bağlıdır. Sade bir dille ifade edecek olursak; köklü bir kopuş, çok yönlü ve kapsamlı bir hesaplaşmayla mümkündür.

“CHP’yi demokrasi cephesıne katılmaya zorlama” yaklaşımları üzerine - I

Toplumda ve doğada yaşanan her değişim, dönüşüm ve gelişmeye koşut olarak, her olgu ve kavram gibi, CHP de elbette ki tartışmalar konusu olabilir, olmalıdır da. Bunda herhangi bir anormallik olmasa gerek. Hayatta, ortaya çıktığı o ilk andaki haliyle, değişmeden kalan/kalabilen hiçbir şey olamayacağına göre; CHP’de de bu kural gereği, el mecbur, bazı değişim ve dönüşümler yaşanacaktır. Bunu yadsımak, hayatın diyalektiğini yadsımakla eşanlamlıdır.

Tutuculuk,dogmatizm ve tabela devrimciliği devrime vardırmaz!

Kısa bir süre önce, “Bu Kendi Kendimizi Kandırmamız Daha Ne Zamana Kadar Sürecek Acaba?” başlıklı, kısa-özlü bir yazı kaleme alıp, bloğumda paylaşmıştım.

Yazıda Türkiye ve K. Kürdistan Devrimci Hareketinin içinde bulunduğu olumsuz durum ve açmazları özetlenmiş, kendi kendine yapageldiği ajitasyona ve kafasını kuma gömme hallerine dikkat çekilmiş ve son paragraf olarak da şu soru sorulmuştu:

Tehlikenin farkında mıyız?

"Türkiye yüzyılı maarif modeli" ile hedeflenen şey; Devlet eliyle "dindar ve kindar nesil" yetiştirmek ve tedrici geçişle din esaslı bir rejim inşa etmektir,

Öncelikle ve de tereddütsüzce idrakinde olunmalı ki bu konuda yapılmak istenenin tümü, ‘toplumsal mühendislik’ yöntemleriyle, zamana yayılı olarak tamamen Erdoğan’ın ‘gizli ajandasının’ şu son derece aleni ideolojik tercihlerini hayata geçirmek maksadıyla yapılmaktadır. Yani asla ‘masumane’ ve de spontane şeyler değil bunlar. Örneğin şöyle diyordu fiiliyatta kendisine İslâm halifesi misyonu yüklemiş olan Erdoğan:

Bugün Galatasaray Meydanında bariyerler bir genişledi ve arkasından geri daraldı.

Meydana gelmeden meydana açılan her yol denetim altına alınmış, polis denetiminden ve üst aramasından sonra meydana girdik... Arkasından heykelin olduğu yere geldim, orası da bariyer ile çevrilmişti, ön taraftan giriş yerine yan taraftan giriş açılmıştı, oradan da üst aramasından geçip oturma eyleminin olacağı heykel çevresine geldik. Heykel, cumhuriyetin 50. Yıl heykeli. 100. Yıl heykeli yapıldı mı bir yerlerde bilmiyorum...

Bariyer içinde bariyer ve onun içinde izin verilen sınırlar içinde acılarımızı haykırmak!

Disiplin anlayışımıza eleştirel bir bakış – II

II.Bölüm:

Laz Nihat’ın başında bulunduğu ekip, öylesine şuursuzca bir gözü kapalılıkla kontraya tabi hareket etmekteydi ki düşünün, düşman operasyonlarının sürmekte olduğu bir arazide, başta ben olmak üzere, kendilerinden yana tavır almayacaklarına kanaat getirdikleri bir grup gerillayı silahsızlandırarak, öylece araziye terk etmeyi bile göze alabildiler… 

Disiplin anlayışımıza eleştirel bir bakış – I

Aslında bu konuyu yıllar önce kaleme aldığım “Dersim Dağlarında” ve “Mao Zedung Değerlendirmeleri” isimli kitaplarımda, yaşanan somut örnekler üzerinden irdeleyip, kendimce, genel yaklaşımın ne olması gerektiğini, özlü bir perspektif olarak ortaya koymuştum. Ancak ne var ki bu kitaplarda ki tüm diğer konular olduğu gibi, bu konu da ‘meşru muhatapları’ olması gereken kişi ve yapılarca; ‘üç maymun’ seçeneğiyle karşılanmaya devam ediyor.

TKP-ML Merkez Komite: Pratiğimizde Bilinç, Bilincimizde Rehberdir İbrahim Kaypakkaya!

Coğrafyamız komünist önderi ve Demokratik Halk Devrimi’nin sönmez meşalesi İbrahim Kaypakkaya yoldaşın Amed Hapishanesi’nde katledilmesinin 51. yılındayız. Önder yoldaşımızın 18 Mayıs 1973’te katledilmesinden sonraki yarım asırlık zaman diliminde Türkiye ve Türkiye Kürdistanı toplumsal mücadeleleri tarihinin gelişim seyri, İbrahim Kaypakkaya’nın görüşlerini sadece doğrulamakla kalmamış aynı zamanda güncel kılmıştır.

Selahattin Demirtaş'a ve bütün tutsaklara...

"YÜREĞİN UMUT ETTİĞİ O ADRESTE" "LI DILÊ KU DIL HÊVÎ DIKE"

Düşkünlüğün, alçaklığın, düzenbazlığın, bağnazlığın, ırkçılığın, sefilliğin, çürümüşlüğün, bencilliğin, rezilliğin ve vurdumduymazlığın rağbet gördüğü bu topraklar sana göre değil dostum.

Yıllardır tanırım seni.

Hani, yüz yüze görüşmüşlüğümüz olmasa da, beraber oturup bir bardak çay içmemiş, tek kelime sohbet etmemiş olsak da, sen hep aşinaydın bana.

Bir aralar bu aşinalığa bir isim bulayım dedim ama inan hiçbir yere oturtamadım.

Akraba desem, değil.

Komşu desem, hiç değil.

TKP-ML MK Siyasi Büro Üyesiyle Röportaj: “Partimiz 53. Mücadele Yılında Faşizme Karşı Savaşını Kararlılıkla Sürdürecektir”

” Kitlelerin hakim sınıfların siyasetinden bağımsız, kendi siyasetini örgütlenmesi ve dahası bir güç olarak ortaya çıkmasını önemsiyoruz. Bu anlamıyla başta İstanbul 1 Mayıs Taksim alanı olmak üzere, işçi sınıfının, emekçilerin, kadınların ve halk gençliğinin 1 Mayıs’ta Alanlara çağrısını değerli ve anlamlı buluyoruz.”

– Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

– İsmim Özgür Aren. TKP-ML MK, Siyasi Büro üyesiyim.

Tayyip'i, tayyip'e olan güvende yendi

Ah... kuzucuğum ah...

Ne oldu bize böyle.

Ne oldu.

Her şey tıkırında giderken...

Neler yaşadık böyle.

Bu seferde kediler chp'nin lehine mi trafoya girdi ne

Veyahut da.... veyahut da...

"Sizin siyasetçiler bizim sermayeden bir kaç kişiyi yemeye niyetlenirde  bizde hemide hala iktidardayken sizlerden daha fazlasını ham... ham... etmeyiz mi ha..." demenin yarattığı korku uzlaşısı dolu komplo teorileriyle mi  bundan sonraki seçimleri açıklayacağız.

Yoksa... yoksa...

Daha dün bir; bu gün iki

Sayfalar