Canım biraz HASAN AKSU'yla uğraşmak istiyor!
Hasan Aksu, onun tabiriyle gelenekten biri. Epey bir geçmişi var. Fakat son 35 senedir gelenekten uzakta yaşıyordu. Yurt dışına geldiğinde ( ya da onun söylemiyle yd atandığında) bir süre doruklarda dolandı. Kendi tabiriyle birileri ona ''haksızlık'' yapınca kızmış ve pılını pırtını tollayıp attığı bir parandeyle tepede oturduğu bir kaya üzerinden aşağı da olup bitenleri seyrederken, eski kadim dostları acımış ve uzattıkları bir ağaç dalıyla aşağı inmesini sağladıktan sonra, yazdığı ''Şafak Alazında'' anı kitabıyla biraz popolitesi artmışken, bu hızla daha başka 'misyonlara' soyunarak yaşamını devam ettiriyor.
Hesocuğum biraz sekterdir. Birileri onu gıdıkladığı müddetçe sağa sola gülücükler atar, ancak biri kendisine 'yan gözle' bakmasın, dumanını attırır! Yumuşak elli değildir. Benim gördüğüm diş geçirdiği biri varsa, köşe yazıları ve sosyal medya hesaplarıyla canına okumada kimse onu tutamaz. ''Zübük Devrimciler'' yazısı çok tartışıldığı için sadece örnek vermek istedim.
Heso, 'askerlik' anılarını her anlattığında YD'da kendisine nasıl haksızlık yaptığını övüne övüne anlatırken, başkaları aynı haksızlığa uğradığını söylediğin de ise, hesocuğum ''söyledik dinlemediler'' gibi, gayet babacan öğütler vermekten de geri kalmaz. Eeee, ne de olsa eski tüfek! içinde barut olmasa da, birileri dolu sanarak belki ciddiye alınır diye omuzundan tüfeğini hiç indirmez. Bak Hesocuğum, birileri seni niye ciddiye alsın. Sen ermiş misin, senden başka kimse mi yok? İnsanlar bön de, sen mi çok akıllısın? Kelli felli adamlar kendi sorunlarını çözemiyor, sen mi çözeceksin? Halkın çok güzel bir deyimi var. Kim takar Yalova Kaymakamını. Onun için sana bir dost tavsiyesi biraz rahat dur!
Hesocuğum'un soyadı AKSU olsa da, görüşleri pek bulanıktır. Bazen bakıyorsun tam damardan konuşuyor, bir bakıyorsun, karnından konuşuyor. Adeta daldan dala atlayarak ne dediğini bilmiyor bu eski tüfek.Son yazdığı iki makale var. bunlardan biri CHP'nin ''Adalet'' yürüyüşü, diğer ise ''öldürülen insanlık'' yazısı.
Hesocuğum ''Adalet'' yürüyüşü yazısında bakın ne diyor; ''O halde devrimin yapı taşlarını örmenin tek başımıza mümkün olmayacağı gerçeğini kavramamız gerekiyor. Hangi dönem kiminle, kime karşı geçici, göreceli birlikte duruş gösterebiliriz? Kimlerle kalıcı ittifak ve EYLEM birlikleri oluşturabiliriz ve bu güçleri devrimin müttefiki görebiliriz, tespiti çok önemli olduğu kadar güncel politik gelişmelere de tavır takınmanın yollarını da bize açacaktır.
O sebeple, “adalet” isteği, kısmi hak ve özgürlükleri devletin çizdiği yasal çerçeve içerisinde görülselde dile getirilen istek ve talepler ağırlaştırılmış faşizm koşullarında haklı ve ilerici bir içerik taşımaktadır. Ortaya çıkan bu toplumsal tepki ve direnişin dışında kendimizi tutamayız. Başlatılmış olan bu toplumsal direnişin dışında kalan bir yapı geleceğini doğru yönlendiremez'' miş. İşte size bir güzelleme. Hesocuğum, hatırlıyor musun, Nisan 2017 tarihinde yapılan ''referandum'' oylamasında, benzer yaklaşım sergileyenleri nasıl salvo atışına tutarak elinde tuzluk Boykot Boykot diye avazın çıktığı kadar bağırarak koşan sen değil miydin? Nasıl oluyor da ''referandumda'' 'Hayır dersiniz', bu gelenekle bağdaşmaz diyen zatı-aliniz değil miydi?
''Adalet'' yürüyüşü herkes için bir mihenk taşıdır. Kim nasıl yaklaşıyor, kim umut bağlıyor bunlar oldukça önemli şeyler. Ezberlemişsin 'devrimciler her yerde çalışır, gerici kurumlarda bile faaliyet yürütür' sözünü, bunu alıp her yere uydurmaya çalışıyorsun. Hesocuğum; al bir kaya nereye dayarsan daya, bu işler böyle olmuyor. Desteklenecek her eylem, etkinlik vb şeylerin hedefi nedir? kime hizmet ediyor? önderliği kimdedir? Bunlar oldukça önemli şeylerdir. Bu söylediğin CHP'nin başlattığı ''Adalet'' yürüyüşüne hiç uymuyor. Kasıklarını fazla zorlamışsın. CHP'nin bugünkü ''Adalet'' yürüyüşü, CHP'nin üstelendiği misyonun caddelere dökülmüş halidir. 14 yıldır AKP'ye destek veren CHP, bunca yapılanlara ses çıkartmazken, Kürtlerin hak arayışlarını ''terör'' sayarak AKP'nın çıkardığı tüm kanunlara, dokunulmazlıkların kaldırmasına evet derken, şimdi kalkıp 'Adalet arıyorum' çıkışı sadece bir aldatmacadır. Pazar günü yapılan mitingle de bu ''Adalet'' arama son bulmuştur. CHP, halkın biriken öfkesini, caddelerde insanları yorarak sonlandırmıştır. Nitekim sözcüleri, 'bu yürüyüşü yapıp bitirdikten sonra da ülkeye adalet gelmeyecek' diyen kendileridir. Asıl adalet arayışı Gezi Direnişinde başlamıştı, bunun başarıya ulaşmaması için uğraşan, Gezi Direnişinden vaz geçin çağrısı yapan CHP değil miydi?
Bak Hesocuğum, inan, ''Bilmeliyiz ki, toplumsal hareketleri “tukaka” diyerek, küçümseyerek gericiler, faşistlere, yasalcılığın reformist temsilcilerine bırakmayız.'' diyeceğimize, her yönüyle bu düzenin tam bir savunucu olan CHP'yi sahte 'adalet' arayışında yalnız bırakmak ve bunun yerine, halka CHP'nin faşist diktatörlüğün kurucu bir partisi olarak teşhir etmek en doğru olandır.
Hesocuğum bakıyorum iyi üfürmüşsun, tama da, ''Bizlerin bu tür toplumsal hareketlerde atıl kalmamızın en acı yönü bu gerçeğimizdir. Önderliğine bakmadan, toplumsal muhalefetin haklı – demokratik istemlerine bakmak ve onu sahiplenecek iradeyi yaratmaya çalışma esas alınmalıdır.'' diyorsun da, bizim midemiz senin kadar büyük değil. her şeyi yiyemiyoruz. İnan biz biraz titiziz. Somut tahliller yapmayı biraz seviyoruz. Örneğin MHP'nin yapacağı bir ''adalet'' yürüyüşünde onun faşist Önderliğine bakar ve kitleleri uyarırız. Sen sanırım meseleyi böyle anlatırken, aklına şu Mao'nun Çan-Kay Şek'le yaptığı ittifak mı geldi ne!
Hesocuğum şu ''Adalet'' yürüyüşünde CHP'nin kuyruğuna niye takılmamamız gerektiğini oldukça iyi anlatmışsın. Bak buna diyeceğim yok, yazının bu paragrafı ile önceki paragrafları o kadar çelişiyor ki, keşke bu zeminde kalsaydın. Bak ne güzel diyorsun; ''Buraya kadar genel ve özgül durum üzerine yazdım, peki KILIÇDAROĞLU’NUN BAŞLATTIĞI “adalet yürüyüşü” ilerici bir içerik taşıyor mu? Tabi ki hayır!'' bu kadar yeter, seni daha fazla yormayalım!
Hesocuğum ''öldürülen insanlık'' yazısında ''Kürdistan da yürütülen faşizme karşı ulusal kurtuluş mücadelesi amasız- fakatsız desteklenmeli'' demişsin. Buna ne denilebilir ki. Ancak, senin şu daha önce yazdığın ''Rakka'' ve onun devamı olan ''Rojova'' vb yazılarınla bu çelişmiyor mu? Orada da ulusal kurtuluş mücadelesi verilmiyor mu? O, değerlendirmelerinde öyle şeyler söylemiştin ki, şimdi söylediklerinle tam zıt şeylerdi. Rojova Kürtlerine sadece ABD'nin uşağı demediğin kalmıştı. Hatta o kadar ileri gitmişin ki, 'diğerlerini anlıyorum da, şu bizim geleneğin orada ne işi var' diye öğüt veren de sen değil miydin?
Gayet acık ve net olarak ''Kürt ulusal kurtuluş hareketiyle eylem birliklerinden kaçınamamak gerekiyor. Diğer devrimci güçlerde bizlerin dostu ve müttefikimizdir.'' yaklaşımı oldukça doğru, doğru doğru olmasına da, senin, daha önce HBDH konusunda oldukça saldırgan bir dille eleştirdiğin son dönemin yakalanmış en geniş eylem birliğini yerlerde sürüklerken, şimdi kalkıp sağa sola akıl vermeyi bir yana bırak, boyunu aşan konularda susarsan daha hayırlı bir iş yapmış olursun. İşte soyadı AKSU, ancak görüşleri bulanık akıyor dediğim de tam bu! Bilmen anlıyor musun Hesocum?!
Hesocuğum, dönem dönem gelenek falan deyip duruyorsun da bari geleneğin görüşleri üzerinden değerlendirmelerini sürdürsen, senin gibi eski bir tüfek için daha iyi olmaz mı? Bakıyorum bazı entel takımı seni de bayağı etkilemiş. Baksana pekte güncel olan ''AKP FAŞİZMİ BAŞ DÜŞMANIMIZDIR.'' diyerek bu entel takımı içinde kendine bir yer mi edinmek istiyorsun? açıkça sana yakıştırmadım. Sen ki, hep sol şeritte yürüyen biri olarak, nasıl oldu da biraz da sağdan yürüyelim diye biliyorsun? Sen de biliyorsun, geleneğin tüm diğer devrimci yapılardan ayrıldığı en temel sorunlardan biri de şu faşizm meselesidir. Hatırlarsın 1980'lerde de ülkenin niteliği tartışıldığında (ki hala öyle) aynen bugün olduğu gibi o zaman da faşizmi sadece MHP'den ibaret görenler az değildi. Gelenekte, faşizm bir devlet sitemidir, gelip geçici değil, partilerle aynılaştırmakta hiç doğru değil diye karşı çıkıyordu. Onun için gel, yol yakınken şu ''AKP faşizmi'' sevdasından vaz geç!
Ayrıca ''Okun sivri ucu bu baş düşmana yöneltilmelidir.'' dediğinde, onun dışında kalan tüm güçlerle (hadi MHP demeyelim de yumuşak bir şekilde CHP diyelim'' ittifak edilmesi gerekir. Mesele AKP'yı hükümetten al aşağı etmek değildir. Mesele devrim sorunudur.
Aynı yaklaşımı ''Ortadoğu’da Amerikan emperyalizmi ve NATO Ortadoğu halklarının baş düşmanıdır.'' değerlendirmesinde de dile getirmişsin. Bügün mesele sadece ABD emperyalizmi değil, genel olarak tüm emperyalistlerdir. ''AKP baş düşmandır'' dediğin yerde, söylediklerim ABD emperyalizmi konusunda da geçerlidir. Baş düşman tespiti gelenekçe esas olarak savaşın esas olduğu dönem için yapılır tespiti hala değişmiş değil. 35 senedir geleneğin görüşlerini takip etmede geri kalmış olabilirsin diye hatıralatayım dedim. Günümüz açısından dünyada devrim esas akımdır ve dünya çapında baş çelişki de emperyalizm ile ezilen halklar arasındadır.
Hesocuğum bilmiyorum kızdın mı? Bence kızma! Ne yani benim de iki lafın belini kırmaya hakkım yok mu? Ne dersin?
Ali Kara Hanoğlu
Ali Kara Hanoğlu sitemizin köşe yazarıdır. Teorik ve politik konularda yazılar yazmaktadır.
Son Haberler
Sayfalar
Dağlar Erirse / Zevebân…(1)
“Ben şiir yazıyorum.Kedi uyukluyor Güneş sıcak.Çok şükür yaşıyoruz.Suyun şavkı vuruyor bize Çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze...”[2]
Evli kal, Evli değilmişcesine yaşa ( Satirik )
Maoizmin, Leninizmin, Checiliğin... Türkiye' deki temsilcileri Deniz' in, Mahir' in, İbrahim Kaypakkaya' nında süre gelenleri sosyalist proletarya köylülerle sohbet.
Herkesin dört büyük takımlı, dört büyük partili... doğduğu bu memlekette nasıl örgütleneceğine, örgütlü yaşanılacağına.... dahil tereciye tere satacak halim yok .
Yaşamak bir sanattır.
Helede ki Stalin' in resmini taşırken sizi alkışlayan, Stalin' nin ( yeni - eski ) demokratik halk devrimlerine yönelik eleştirilerinin doğruluğuna inanıyorum deyince de.......
Kan damlıyor bayrağınızdan…
O bayrağın altında Ermeni, Rum, Laz, Süryani, Kürt, Alevi halkından milyonlarca insanın kanına girildi. O bayrağın altında içlerinde Türk etnik kimliğinden sosyalistlerin de olduğu yüzbinlerce devrimciye işkence yapıldı… Hapishanelerde, sokaklarında, köylerinde, evlerinde cinayetler işlendi bu toprakların, o bayrak altında.
İşkenceci ve katillerin hepsi o bayrak altında yemin etmediler mi?
O bayrak altında astınız Denizleri…
O bayrak altında katlettiniz Kızıldere’de Mahirleri…
O bayrak altında kıydınız İbrahim’e…
O bayrak altında Kürdistan’ı kana boyadınız…
TKP/ML TİKKO gerillalarından Lice İçin Misilleme!
ANF’de (Fırat Haber Ajansı) geçen habere göre TKP/ML’ye bağlı TİKKO gerillaları, geçtiğimiz gün Lice’de Kalekol inşşatını protesto eden halka yönelik gerçekleşen katliamın hesabını sormak için bir misilleme eylem gerçekleştirdi.
Kürdistan yanıyor, biz de yanalım!
“Çözüm” denilen süreçte, gerillanın ilan ettiği ateşkesi “fırsat bu fırsat” diyerek karşılayan devlet T. Kürdistanı’nı kalekollar ile dolduruyor. “İlginç değildir ki”, Kürt Ulusu’nun bütün tepkilerine rağmen ve “barış” sürecinin bütün “olumluluğuna” rağmen devlet tek yerde dahi geri atım atmadı. Bugün Kürdistan’da halkın dağları mesken eylemesi ve insanların katlediliyor olması bu yüzdendir.
“Barış” süreci ve devletin savaş hazırlığı
Sahte yurtseverler ve çoban yıldızı aydınlar
Tarihin defalarca doğrulanmış tanıklığı ile bilinmektedir ki, sahte yurtsever siyasetçilerin peşinden giden toplumların sonu yılan kaynayan kuyuların dipsiz karanlığıdır. Para, makam ve şöhret bataklığına saplanan o sahte yurtseverler adları üstünde sahtekârdırlar. Marazlı ruhlarını yurtseverlik ve halkçılık gibi cazibeli sözlerle perdelemede ve sinsi yüzlerini saklamada oldukça ustadırlar; halkı tilkice hileler ve makyajlanmış yalanlarla aldatmada üstlerine yoktur. Şarlatandırlar; sesleri gerçek yurtsever aydınlardan hep daha gür çıkar.
TKP/ML- TIKKO gerillaları “Daha fazlasını yapabilmek için çabalayacağız”
Daha önce e-posta yoluyla elimize ulaşan bir haberi sizinle paylaşmış ve bu haberlerden birinde Türkiye Komünist Partisi/Marksist-Leninist (TKP/ML) Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu (TİKKO)’ya bağlı gerillaların 19 Mayıs günü Dersim’de yol kesme eylemi gerçekleştirdiğini aktarmıştık.
Yine elimize e-posta yoluyla ulaşan bir haberde bu yol kesme eylemini gerçekleştiren gerillalarla bir söyleşi gerçekleştirilmiştir. Biz de bu söyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz:
TKP/ML TİKKO Dersim Bölge Komutanlığı
TKP/ML TİKKO gerillaları komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın katledilişinin 41. yıldönümü vesilesiyle bir açıklama yapti ve çeşitli eylemler gerçekleştirdiler. Elimize e-posta yoluyla ulaşan açıklama ve eylemleri güncelliğinden kaynaklı okurlarımızla paylaşıyoruz:
İbrahim Kaypakkaya ölümsüzdür!
Kalbimize saplandı 5 bıçak… (video)
Dersim: 2 Şubat 2011 tarihinde şehit düşen TKP/ML MK üyesi Sefagül Kesgin, TİKKO Bölge Komutanı Nurşen Aslan ve TİKKO komutan ve savaşçıları Gülizar Özkan, Derya Aras ve Fatma Acar’ın mezar yerlerinin açıklanmasının ardından cenaze töreni Dersim Merkez’de gerçekleşti. Yüzlerce insanın katıldığı cenaze töreni ardından şehit düşen gerillalar, kavga yeminleri ve savaş sloganları ile Dersim Belediye (Asri) Mezarlığı’na defnedildi.
Mayıs’(lar)ımızın anlatıp,hatırlattıkları
“Ego contra mundum”[2]
Erdoğan’ın, “Biz bu ülkede hiçbir gerilimin kaynağı değiliz… Berkin Elvan’ın anmasını yapıyorlar... Her ölüm hadisesinde bir tören mi düzenleyeceğiz. Ölmüştür geçmiştir...
Bütün bu araçların üzerine bu teröristler camları kırmaya çalışıyorlar. Polis eli kolu bağlı mı kalacak, bir şey yapmayacak mı? Nasıl sabrediyorlar anlayamıyorum. Hiçbir medya yaralanan polislerin durumu ne olacak demiyor…”[3] diye haykırdığı zor ve zorlu günlerden geçerken; acı çekiyoruz.
Bejdar'ın tutsak alınamayan şiirleri [*]
“Şiir hayatın özetidir.”[1]
Bejdar Ro Amed…
Kürt şiirselliğiyle yüklü bu adı ilkin -olasılıkla Amed’de, Kürtleri “te’dip”te kararlı, rejimin sadık bekçisi, dediğim dedikçi, işgüzar bir nüfus memurunun dayatmasıyla kayda geçilmiş Türkçe bir adın yanına parantez içinde çiziktirilmiş olarak gördük, Kürt coğrafyasındaki cezaevlerden birinden gelen zarfın üzerinde…