Cuma Ekim 2, 2026

Burjuvazinin MLPD'yi Kriminalize Etme Taktikleri

Kapitalizmin krizinin derinleşmesi, burjuvazi ile proletarya arasında varolan sınıf çelişmesini de keskinleştirici bir rol oynamaktadır. Burjuvazi, böylesi dönemlerde, proletaryanın öncü örgütü üzerindeki baskılarını artırma ve onu sınıftan tecrit etmenin taktiklerini izler.

Alman Tekelci burjuvazisi, MLPD’nin proletarya içindeki etkinliğinin artmasını engellemek ve onu tecrit etmeye çalışmaktadır. Kapitalizmin ekonomik, finans ve siyasi krizinin derinleştiği, toplumun genel olarak burjuva sistemine karşı güvensizliğinin geliştiği bir süreçte, Alman tekelci burjuvazisinin temsilcisi birçok siyasi kurum çok yönlü ve aşamalı olarak, MLPD üzerindeki baskılarını artırmakta, küçük burjuvazi yoluyla da onu işçi sınıfı ve emekçiler içinden tecrit etmeye çalışmaktadır.

MLPD’nin işçi sınıfı içinden tecrit edilmesi görevini, bütün burjuva partilerin yerine getirmeye yeminli olmasının yanında, esas olarak işçi sınıfından yana gibi gözüken küçük burjuva devrimcileri (oportünist, revizyonist ve anarşistler) de bu görevi üstlenmiş gibi. Tekelci burjuvazi, “sol” görünümlü, anarşist ve maceracı bu tasfiyeci gruplara, bu görevi vermiş gözükmektedir. Çünkü, bu grupların ezici çoğunluğu, Stalin şahsında, işçi sınıfının dünya görüşü olan Marksizme-Leninizme karşıdırlar. Burjuvazi ve neonaziler ile bazı anarşist-maceracı küçük burjuva gruplar, siyasal farklılıkları olsa da, MLPD düşmanlığında birleşmiş durumdalar.

Burjuvazi, MLPD’nin önderlerine konuşma yasağı getiriyor. Geniş kitlelerin katıldığı festivallerini yasaklıyor, merkezi bürolarını kapatıyor. Neonazi faşistler ise, MLPD’nin önder ve ileri gelen kadrolarını açıktan ölümle tehdit ediyor. Küçük burjuva anarşist-maceracı gruplar ise yürüyüş ve mitinglerde MLPD’ye saldırıyor. Tekelci burjuva devletin polis şefleri, burjuva basınında ve tv’lerdeki açık oturumlarda MLPD’yi hedef alıyor.

Küçük burjuva marjinal maceracı gruplarda, yürüyüş ve mitinglerde MLPD saflarında yürüyenlere sprey boya sıkarak saldırmakta, onun bayraklarını indirmeye çalışarak, yırtarak polisin görevini üstlenmekte bir sakınca görmüyorlar. Onlar, ML bir partiyi düşmanlaştırmakta burjuvaziyle aynı saflarda hizalanmanın ayırdına varamayacak durumdalar ya da bilinçli olarak planlı davranmaktalar. Bunun sonuçlarını görmüyor olduklarını varsaymakla hareket edemeyiz, onların bu küçük burjuva yaklaşımlarını, düşmanla onları taraf yapan MLPD ‘ye yönelik saldırılarını görmemek ML yolunda yürüyenler için naif bir yaklaşım olsa gerek.

Üzücü olan, kendine ML diyen Türkiye’li bazı gruplarda bu anarşist-maceracı grupların MLPD’ye yönelik karşı-devrimci saldırılarını görmezden gelerek, onları destekler duruma düşmektedirler.

Burjuvazinin MLPD’den rahatsızlığı anlaşılır. Çünkü iki karşıt sınıftırlar ve MLPD; proletaryanın ideolojik olarak kazanılmış ve pratik olarak deneyimlenmiş ML partisidir . Almanya çapında çalışması ve büyük fabrikalarda örgütlenmesi vardır. Büyük işçi direnişlerinde MLPD’nin imzası vardır. Tekelci burjuvazi bu nedenle MLPD’ye saldırmaktadır. Ancak, proletaryanın dünya görüşünden yoksun küçük burjuva tasfiyeci (likidatör) gruplarda, burjuvazinin bu karşı-devrimci taktiklerini, kendi taktikleri olarak benimsemişlerdir.

Maceracı ve marjinal tasfiyeci grupların, MLPD’ye yönelik saldırgan tavrıları, burjuvazinin MLPD’yi kriminalize etme çalışmalarına hizmet etmektedir. Bütün ML parti ve devrimci örgütlerin ortaklaşa mücadeleyi geliştirmeleri gerekirken, bazılarının, tasfiyeci-macerajı grupları kollamaları, onların Marksist-Leninstlere karşı saldırılarına kol-kanat germeleri kabul edilemez.

Bugün, anti-faşist, anti-emperyalist birleşik cepheyi bütün alanlarda geliştirme görevi acilken, küçük burjuva maceracı grupların enternasyonal proletaryanın birliğine kast eden eylemleri teşhir edilmeli, gerçek niyetleri ve ML düşmanlıkları kitlelere, bıkmadan usanmadan anlatılmalıdır.

“Sol” maceracılık ve oportünizm yenilgiye, Marksizm-Leninizm zafere götürür!

Not: MLPD: Almanya Marksist-Leninist Partisi (Marxistisch-Leninistische Partei Deutschlands)

Yusuf Köse 

8668

Yusuf Köse

Yusuf Köse teorik ve politik konularda yazılar yazmaktadır. Ayrıca 7 adet kitabı bulunmaktadır. Kitapları şunlardır: Emperyalist Türkiye, Kadın ve Komünizm, Marx'tan Mao'ya Marksist Düşünce Diyalektiği, Marksizm’i Ortodoks’ça Savunmak, Tarihin Önünde Yürümek, Emperyalizm ve Marksist Tarih Çözümlemesi, Sınıflı Toplumdan Sınıfsız Topluma Dönüşüm Mücadelesi.

yusufkose@hotmail.com

http://yusuf-kose.blogspot.com/

 

 

Yusuf Köse

"Tarihte kalmış bir savaştan notlar ve dersler"*

1973'de Amerikan askerleri Vietnam'dan çekilirken, New York Times gazetesinin hükümete yakın yazarlarından Sulzberger şunları yazıyordu:" Birleşik Devletler savaşın kaybeden tarafı olarak görünüyor. Tarih kitapları bunu böyle yazmak zorunda… Biz savaşı Mekong Vadisi'nde (Vietnam'da) değil, Mississippi Vadisi'nde (Amerika'da) kaybettik. Birbiri ardından gelen Amerikan yönetimleri, ülke içindeki halktan asla kitlesel destek görmedi."

Tatava yapma, bas geç

Gündemle ilgili yazmak bana göre değil.

Aklım sırrım almıyor.

Delirecem.

Seçimler 30 Martta.

31 Mart ve ardında bazıları seçimlerde uğradığı hezeyanla  ... 

Seçimlere, örgütlenmeye .... yönelik iflah olmayan proletarya köylünün haline karşı kolektiflere sokağın, mücadelenin ve kavganın yıkıcı gücünü ( Bolşevikliği ) tavsiye ediyor. 

Kimileri de, Yetmez ama evetçilerin gezideki adı: Tatava yapma, bas geçciler, diyi veriyor.

Ve daha nice şeyler.

Ya kardeşim: Durun, hele.

Sizler  ne yazdığınızın farkında mısın ?

“İnsanlık için komünizmden başka yol var mı?” derdi o...

“İçinde bir tutam delilik olmayan hayat eksik bir hayattır.”[1]

Ataol Behramoğlu’nun, “… insan olmak/ çoğalabilmektir başkalarıyla/ İnsansın, birinin canı yanıyorken/ senin de canın yanıyorsa,” dizelerini anımsatan bir devrimci ruh daha ayrıldı aramızdan... Çocuksu, coşkulu, insan gibi insandı... 

Gerçek şudur ki Onun ölümüne inanmak zor, O az sonra kapımızı çalabilir…

Kolay mı? Can Yücel’in, “Bana Bir Varmış de!/ Bir Varmış Bir Yokmuş deme!/ İçime dokunuyor” şiirinin “Bir Varmış de” bölümünü gerçek kılmışlardandır Tuncel Kurtiz... 

TKP/ML- TİKKO Gerillalarından Bombalı Pankart

Yerel  kaynaklardan  öğrendiğimiz  bilgilere göre,  10 Nisan2014 günü TKP/ML’ye bağlı TİKKO gerillaları Ovacık’ta yol kapatma eylemi yaparak bombalı pankart astı.

Değişimlere Direnen İdeal İnadımı

Aradan otuz yıl geçmişti, ben daha ülkedeyken tanıdığım kadim bir dost diye bildiğim Hasan’a misafirliğe gitmiştim. Hal hatır faslından sonra kardeşi olan Hüseyin’in durumunu sormuştum. Aldığım cevap ise, ‘’Annesi ve babası bir olan bir ilişki içinde değiliz maalesef’’ olmuştu.

Çocukluğumdan beri anne ve babası bir diye bildiğim bu kadim dostumun söyledikleri kafamı epey karıştırmasına yetmişti bile. Hasan bana dönerek ‘’Yok yok zannettiğin gibi değil ya da düşündüğün anlamda baba veya annemiz bir değil anlamında söylemedim’’ diye tekrar aynı vurguyu yapmıştı.

Eleştirinin sefaleti

Halkın Günlüğü gazetesinin 16–28 Şubat 2014 tarihli 77 sayısında “Eleştirinin Eleştirisi!” başlıklı bir yazı yayımlandı.

Munzur’dan İstanbul'a Yaralı Kartal: Ali Uçar!

Yıl 1974 Haziran’ıydı. Seni İstanbul- Kazlıçeşme’de tanıdım. Daha çok gençtin, 16 yaşındaydın. Dersim-Ovacik Cakperi köyünde yoksul ama Munzur suyu kadar temiz bir Anne-Baba'dan gelmeydin. Okullar yaz tatiline girmiş sen ve abin Musa Uçar okul paranızı ve ailenize maddi yardımda bulunmak için Kazlıçeşme deri fabrikalarında çalışacaktınız. Okullar açıldığında ise geri Dersim’e dönerek eğitiminizi sürdürecektiniz. Ama öyle olmadı. Partimizle tanıştın. Eğitimini yarıda bıraktın. Zeytinburnu’nda işçi sınıfı içerisinde örgütlendin, örgütledin.

Sürecin hasasiyetine hasasiyetle cevap vermek gerekiyor

Yaklaşık 30 yıldan beridir Kürt halkının ulusal demokratik taleplerinin seslendirilmesini üstlenerek öncülük eden Kürt siyasal hareketin siyasal konumunda olan siyasal güçleri, son barış sürecinin heyecanıyla atağa kalktıklarından beri, ağızlarından hiç düşürmedikleri süreç ve bu sürecin ortaya koyduğu ‘’süreç çok hassastır’’ söylemidir. 

Yaşamı degistirmek için tüm renkleriyle örgütlenmek[1]

“İnsan, uğrunda ölümü göze alabileceği bir şey bulmadığı müddetçe insan değildir.”[2]

Yaşamı, tüm renkleriyle, hep beraber, “11 Tez”in ısrarlı yaratıcı/ yıkıcılığıyla birlikte, el ele, omuz omuza örgütlemek insan olmanın ve kalmanın “olmazsa olmazı” olsa da, sürdürülemez kapitalizmin yıkım ve yoksulluk dünyasında hiç de kolay değildir…

KAPİTALİST VAHŞET

Seçim mi Devrim mi ?


Bu coğrafyada halklar düzenin yüz yıldır sahnelediği seçim oyununa katılmakla baltayı bilinçsizce hep kendi ayaklarına indirdiler. Bu 30 Mart yerel seçiminde de halk diğer seçimlerde olduğu gibi yine kendisine biçilen militan figüranlık rolünü oynadı. Yorucu bir seçim kampanyasını sırtlayarak Meclis partilerine pek çok belediye başkanlığı ve il meclis üyelikleri kazandırdı.

Sokaklar babam kokuyordu

Babamı hiç tanımadım, kokusunu da bilmem. Kulaklarımda çınlayan ne bir sesi ne de duvarımızda asılı bir resmi vardı. Olsaydı hep bakardım… Tam beş yaşındaydım. Bunların yokluğuyla bir gün sordum anneme. “Beni kaçırdı, köyden alıp getirdi buralara. Gerçi İzmir çok güzel ama…” dedi. Sustu, gözlerini tavana dikti, sonra da, “Benim için çoktan öldü baban,” dedi. ‘Benim için neden ölmedi?’ diye geçirdim aklımdan, hayıflandım. Biraz da gönül koydum. Babasızlık çok zormuş, insan büyüdükçe bunu daha iyi anlıyor. Örneğin sokaklarda hiç kavga etmedim, kavgadan kaçtım hep.

Sayfalar