Bir Varmış Bir Yokmuş
Masal gibi başlayan destan gibi biten hikâyelerden ne kaldı zaman içinde bize. Zebur, Tevrat, İncil ve Kuran. Homer İzmir de okuyor dizelerini amfiden. Aşil topuğundan vurulmasa ne olurdu? Helen Afrika Coğrafyasında yavuklusuyla yan yana yatsa da Truva’dan dehşet bir ceng kaldı bize. Tanrılar ve Tanrıçalar sevişiyor ırmak kenarlarında, Titanlar ne tarafa yana. Brahma Hintli dizimin kenarında günah çıkarsa, Çinli savaş ağalarının günahını hangi surları aşamaz? Yaşıyoruz işte Hallaç dan beri derimiz yüzüle yüzüle, destan ve hikayelerle uyutula uyutula. Munzer ve on binlerce köylü başı Almanya da kazıklara dikile, sefasını Martin süre! Bedrettin asılı kalsın çarşının tam orta yerinde. Aristo prenslere ders verirken çığnadığım üzüm tanelerinden kanımı içe dura! Ne yapsın o felsefe o çağda da sırtımdan yüksele! Masallar ve destanlar diyarından gelen umut(suzluk) Süpermen’in pelerininde Hollywood semalarında çelebi gibi süzüle! Kafamdaki düşümdeki, rüyamdaki ilkelerim ve kurgularımla yaşıyordum. Ne güzel Anadolu da her adımda düldülün ayak izleri var! Ali’nin haberi yok! Düldülün haberi yok! Ne güzel Sarı Irmakta çimdiğim günler! Düştüğüm yollar. Ne güzel Felsefimi gökyüzünden yeryüzüne indirmeyen sınıflara. Ne de olsa beterin beteri var! Herkes payına razıysa çırpın sanda yırtınsan da boşuna!
Aptallık ahmaklık değil benimkisi yaşamdan anladığım buysa maraba olurum ağanın ayağına. Ücret ve fazla çalışma değil derdim. Sınıfldaşlarımın Yaratıp kurduğu şeyleri kaybetmedim sadece yıkıntı altında! Burjuva’nın da adaleti kalmadı çağımda. Destanlarda ve hikâyeler de aranıp yalanıp durmam, Ömer’in Adaletini sakalımın akında buluna diye! Dünya benim için benim dışımda senin içinde! Felsefem Marx’la süzüldü. Masallardan hikâyelerden kırkların ceminden Marx’a garabet bir şey kaldı. Acılar ve çığlıkların sebebi bu. Ben düşlerden dünyaya giden bir yoldan çıkamadım. Dünyadan düşe giden yolu bulamadım. Yaşamım için önce düşlerimden hikâyelerimden kurguladığım ilkeleri koydum önüme. İnce Memed dağ başında sansın kendini raflarda tozlana dura. Kör Abdiler kına yakıyor kıçına. Daha kendi günlük hayatımızı disiplin altına sokamazken dünya ya yeni düzen kimler getire! Uzun zamanlara gidecek yollara azıksız çıkana kimler güvene! İpini tuta! Sırtını dayaya! Bir Viking gibi düşse yola azığında kurutulmuş balık yoksa yem olur canlı balığa! Okumasa da duymasa da deneyimcidir ruhum. Görmeden dereyi, sıvamam paçayı! Aklın varsa sende ıslana durma!
Bir varmış bir yokmuş deneyimim. Düşlerim başka dünya başka! Uçurumu kim giderecek bilmiyorum? Yol göster on iki havarilerim, On iki imamım! Tarihten kalan umutlarım! Başka bir düş bilmiyorum. Cami duvarına yaslanmam, çarmıha gerileni boynuma asmam eski düşlerden başka tutunacak dalim yok sanmamdan.
İlkelerimden taviz vermem! Vermem! Vermem! Yobaz kim diye sorsa bebekler gözbebekleriyle! Cevap ağlayışlarında! İlkeler konusunda Engels ne demişti Duhring’e hatırlayan var mı ola?
“Demek ki ona göre önemli olan şey ilkelerdir, doğaya ve insan dünyasına uygulanması, dolayısıyla doğa ve insanın uyması gereken, dış dünyadan değil, düşünceden türeyen kesin ilkeler. Ama düşünce, bu ilkeleri nereden alır? Kendinden mi? Hayır, çünkü bay Dühring kendisi söyler: Arı düşünce alanı mantıksal şemalar ve matematik yapılarla sı- nırlanır (bu son olumlama, ayrıca, ilerde göreceğimiz gibi, yanlıştır da). Mantıksal şemalar, yalnızca düşünce biçimleri ile ilgilidir; oysa burada sözkonusu olan yalnızca Varlık, yalnızca dış dünya biçimleridir ve düşünce, bu biçimleri hiçbir zaman kendinden değil, ama tastamam ancak dış dünyadan çıkartıp türetebilir. Ama böylece, tüm ilişki tersine döner: İlkeler, araştırmanın çıkış noktası değil, sonucudur; doğaya ve insanların tarihine uygulanmazlar, bunlardan soyutlanırlar; doğa ve insan dünyası ilkelere uymaz,ilkeler ancak doğa ve tarihe uydukları ölçüde doğrudur. Sorunun tek materyalist anlayışı budur ve bay Dühring’in bunun karşı- sına çıkardığı anlayış, idealisttir. Bu anlayış sorunu tamamen başaşağı koyar ve gerçek dünyayı fikirden, şemalardan, dünyadan önce nerede olduğu bilinmeyen ve düşünülemeyecek bir zamandan beri varolan plan ya da kategorilerden hareket ederek kurar – tıpkı ... bir Hegel gibi.”(Anti Duhring,sayfa34-35)
Düşlerde kurulan metafizik-mekanik marksizmin kafasını duvarlara çalmasının İşte sebebi tam da burada! Düşten dünya ya kurulan gökkuşağı yolu neresini yırta dura ezilen sınıflara umut olamamakta!
Biz Maoistleri de aynı düşsel beyniyle kavramaktan uzakta. O düşten dünyaya yollar çize biz dünyadan düşünceye! O zaman biz neden bu fantastik dünyadan farklı bir yol çizemiyoruz? Bir adım ilerde olmak sadece hedefe giden yolda bir adım önde olmak demektir. Başka bir anlamı yoktur. DÜNYADAN DÜŞÜNCEYE YANSITILAN SOMUT DURUMU TEKRAR DÜŞÜNCEDEN DÜNYAYA UYGULAMA SÜRECİNDE TÖKEZLİYOR OLMAMIZDANDIR. Duhring vari materyalizmle kardeşliğimiz buradadır.
Bu İbo’suz ulusal sorun tartışanlar, parti, ordu, sınıflar arası bağı koparan katagorizasyon marksistler, şeyler arası ilişkileri önemsiz gördüklerinden, şeylerin kendileri ile meşgul olduklarından, aynı şeyden bizimde sorumlu olmamızdan sesimizi güçlü çıkaramıyoruz Tencere dibin kara senin ki benden kara! . Hâlbuki akşama kadar da “Gerçekler Devrimcidir!” diye çığırıyoruz! Sanki kulağına küpe olsun sürecini yaşadık son elli yılda.
Düşsel ilkelerimle mutluysam, mutluysan? Yaşam akıp gidiyor ve yetişemiyorsak? Diyalektiğe hep birlikte sövelim!
Kahrolsun Hareket!
Bir varmış bir yokmuş…
Uyusunda büyüsün nenniiii…
Tıpış tıpış yürüsün nenniii…
Yürütebilen varsa?
Taner özcan
Taner Özcan sitemizin köşe yazarıdır. Kültürel ve politik konularda yazılar yazmaktadır
Son Haberler
Sayfalar
3. Havalimanı İşçilerinin Direnişinin Öğrettikleri
3. Havalimanı inşaatı projesi, Türk tekelci burjuvazisinin sermaye birikimini ve kar oranını artırma projesi olarak yürürlüğe sokuldu.
Bunun anlamı; işçilerin en ağır koşullarda, her türlü sosyal ve demokratik haklardan yoksun olarak çalıştırılması demektir. Türk burjuvazisinin siyasal temsilcisi faşist AKP hükümeti, uzun yıllardır Türkiye’yi ucuz bir iş gücü cenneti olarak yönetmektedir.
Rus Ruleti ve Kürtlere Göz Koyan Katil Sürüleri!-Dursun Ali Küçük
Rusya sözcüleri yaptıkları açıklamalarla Rojava'da özerkliği bile fazla buluyorlarmış.
Rus ruleti oynanıyor; kim kimin kafasına veya kendi kafasına sıkacak...
Merak konusu budur..
Rusya federal ve özerk bölgelerden oluşuyor. Ama sıra Kürtlere gelince Rojava'da bunu fazla görüyorlar.
Esad'a göre konuşuyorlar..
ABD Kürt devletinin temelini atıyor diyorlar..
TC'yi yanına çekmek içinde özellikle bunu yapıyorlar..
Sazansın be kardeşim! (İsmail Cem Özkan)
Her canlının hafızası vardır ama elde ettiği tecrübeyi bir başka kuşağa aktaracak hafıza sadece insanda var olduğu söyleniyor, çünkü henüz evrenimizde ki evrim devam ediyor bir bakmışsınız bizim gibi tecrübesini kendisinden sonra ki kuşağa aktaran bir canlı bulunur. Var olan bilgi ile sadece insan vardır elde ettiği tecrübelerini aktaran. İnsan zaman içinde kendi hayatı içinde biriktirdiği bilgileri kendisinden sonra ki kuşağa aktararak bir itici güç konumundadır. İnsanlık sürekli ilerleyecektir her ne kadar görünümde öyle gibi gözükmese de!
Yerel seçimlerde ‘’ Ecolo ‘’ ile ‘’ sol ‘’ dalgası esiyor...
14 Ekim 2018 tarihinde ,altı yılda bir yapılmakta olan Belediye seçimlerinde kazananlar ‘’Ecolo’’ ile ‘’sol’’ parti oldu.Ertesi gün çıkan gazetelerde ve televizyon yorumlarında ‘’Ecolo ile PTB dalgası ‘’ diye verildi.Altı yıldır yerel yönetimlerin birikmiş sorunlar karşısında bir varlık gösterememeleri kendi sonlarını hazırladı.Değişen acil çözüm bekleyen,dünyadaki gelişmelerden bağımsız olmayan sorunlar karşısında politika üretemeyen iktidarları,kitleler seçimlerde al aşağı etti.Cezalandırdı.Aynı zamanda 2019 mayıs ayında yapılacak milletvekili seçimleri için Charles Michel iktidarına bir
Yağmur yağıyor dışarıda
Yağmur yağıyor dışarıda
Şehir griye düştü
Aklımda deli düşler ve sonunda gerçekliğimiz
O kadar acı olsa da umut dağlara çekilmiş kar altındadır
Şehir bir hengâme içinde seksenli filmlerde ki gibi
Duraklar pazara insan taşıyor
Pazar insan satıyor ve alıyor
Dostlar birbirine küskün
Düşman sarayında keyif çatıyor
Üzerime bir çağ yapılırken
Logar kapağının altında üç gündür ölü bedenim
Tam üç gündür yatmakta
Öğretmenim ben
Cebimde on lira ile astım bedenimi o ağaca
Öğrendiniz mi bari
Çin Devrimi ve Maoizm -2-
Sosyalist Dönüşümde Kitlelerin Enerjisine Dayanma
Mao devrimden hemen sonra gittiği SSCB’nin, “gerçek bir devrim değil” diyerek işbirliği yapmaya yanaşmadığını ancak Kore Savaşı’nın bütün yükünü omuzladıklarında işbirliğini kabul ettiklerini açıklamıştır. (Sabah Tufanı-2, Sayfa 174)
Dogmatizmin Eksensiz Çukurunda Yön Aramak-2
MA’nin “ahlaklı” Düşman Ajanı NT’sinin Rolü Neydi?
Düşman, özellikle komünist ve devrimci örgütlenmelerin içine ajan sızdırmak için özel bir çaba harcar. Düşmanın bu davranış biçimi devrimci ve komünist örgütlenmeler için yadırganacak bir durum değildir. Düşman, “içeriye sızdırma” işini çok yönlü olarak yapar. Birincisi içerden kazanmak yoluna özel bir önem verir. İkincisi korkutarak, tehdit ederek ya da satın alarak yapar. Üçüncüsü ise kendi adamlarını örgütten birisiymiş gibi örgüte sızması yoluna gider. Teknik dinlemeler bunların dışındadır.
Alman İşçi Sınıfı Irkçılığa Geçit Vermeyecektir
Bir kere daha yazmalıyım. 25 Eylül 2017 Almanya Genel Seçimleri sonuçları üzerine yazdığım yazıda, “Almanya’da artık her şey farklı olacaktır” demiştim. Bu değerlendirme; Federal Alman Parlementosu’na 94 millet vekili sokan ırkçı-faşist AfD’nin (Almanya İçin Alternatif) seçim “zaferi” üzerine yapılmıştı. Ve son gelişmeler, işçi sınıfı ve emekçilerin sokaklarda olması, buna karşı Alman tekelci burjuva hükümetinin gerici yasaları sürekli gündeme getirmesi bu görüşümü doğrulamıştır.
Yeniyi inşa etmenin dinamiği! Tarihi yazan kitlelerdir!
“Nesnel dünyanın yanı sıra öznel dünyayı değiştirmek”; yani “dünyayı değiştirirken kendini de değiştirmek”… Proletarya ve kitleler kadar, tek tek bireyler açısından da devrimci mücadeleyi kavramada temel yaklaşım bu olmak zorundadır.
“.. Birincisi bağımsızdır ve temel doğası kendi için olmaktır; öteki bağımlıdır ve özü başkası için yaşamak veya var olmaktır. İlki efendidir; ikincisi ise kul”… Hegel’in bir egemenlik ilişkisi içinde “efendi” ve “kul”un konumuna ilişkin bu saptamaları sınıflı toplumlarda sömüren ve sömürülenler arasındaki ilişkide de geçerli değil midir
Aşkımın Büyük Yanılgısı
Ve geldik şu aşkımın diline.
Aşkımın dilinin hiç kaygısı yok devrimlilerdeki işçilerin ücretlerine vede devrimlerin değişik renkteki ülkelerle gerçekleştirdiği siyasi ekonomik ilişkilere bakarken.
Hemen suçluyor veriyor devrimlerde geriye dönüşler gerçekleşmiştir diye.
Ne yani devrimin ilk hallerinde ölen devrimciler gibi mi ölmeliyim?
Sadece fransız devriminin sonuçlarıyla karşı karşıya kalmamış devrimciler parti gereksinimiyle ilgilenmemişlerdir de ondan.
Sovyet devriminin sorunlarıyla karşı karşıya kalan devrimcilerden bana kalan mirasta...