Bir Bölündü İki Oldu Ya da Tarihsel Tekrar
Abartmak ile kucumsemek kardestir...Her ikisi de isci sinifi mucadelesine zarar verir...Tum mesele dogada, siyasette, felsefede, toplumda, bireyde, herseyi oldugu gibi, objektif, eksi ve arti yanlariyla dengeli degerlendirebilmektir...
Cunku hersey, buna biz de dahil, her zaman kutbun iki yanini icinde tasir..
Dialektik bize her zaman birin ikiye bolundugu gercegini soyler; bu birin kaderidir, onun ic yapisinin, ic celiskilerinin kacinilmaz sonucudur..
Birin ikiye bolundugunu gordugunuzde sasirmayin; onu anlamaya calisin. Kavrayabilelim ki, neden bolunmenin kacinilmaz oldugunu ve onun hangi sartlarda, bu ic celiskilerinin keskinlesip, iki olarak onumuzde durdugunun sirrina erebilelim..
Bilim sasirmaz. tersine, sasirmamak icin bilime ihtiyacimiz vardir.Soguk gercek, en sicak, en faydali yalandan, en esrarli hayalden her zaman iyidir. Cunku nedenlere goturur bizleri..
Neden-sonuc dialektigi ise, tum yaralarin sarilmasinda, insan bilincinin bir ust asamaya sicrayisinda, bilimin kulvarina geciste olmazsa olmazimiz olmalidir...
TKP ve Halkin Gunlugu'nden ayrilik sesleri geliyor...''Bir'' maktus talihini yasiyor, ''iki'' oluyor...
.Peki neden?
Iki olmayi var eden kosullar dunun icinde gizlidir; 'bir'i 'iki' yapan gercek orda saklidir...
Gecmisi olmayanin geleceginin tesadufi olmasi bir gercek ise, gecmisinden dogru dersler cikartamayanlarin da geleceklerinin dogru olmayan sonuclar uretmesi kacinilmazdir...
TKP benim konum disinda, bana uzak bir akim...
Ama bizimkiler icin soylemek gerekirse, 'bir'i iki'ye bolen gercek, salt bugunun gercegi degil...Ilk yapi tasi 1986'da atilmisti...
Bir'i iki yapan, iki olarak guclenebilme tezi o zamana aittir...Aradan 28 sene gecti..Peki bu tez kendini pratikte ne yonde ispat etti?...Ileri mi, geri mi?...
Ileri olduguna inanc bugun de yasiyorsa eger; her bolunmenin proleterya icin ileri bir bolunme olduguna inaniliyorsa ege;, bolunerek ilerleme tezi, sinifsal-siyasal atilim donemleri olarak degil, 'daha iyi' teorinin, 'daha kotu' teoriye karsi zaferi olarak goruluyorsa eger; o zaman ne dun, ne bugun, ne de yarin yeni bolunmelerin kacinilmazligi karsisinda sasirmamak gerekir..
Dunu kabul eden bugunu; bugunu kabul eden yarini da kabul edecektir.
Burda sihir, her bolunmenin mi?, yoksa kacinilmaz, artik karsit iki cizgi, bir arada yasama imkani kalmamis iki cizgi, bolundugunde, kendisiyle birlikte kitleleri bolen, kitlelerin ileri, en genis bolumunu birlikte goturen, komunizm programinin, icinden gecilen o tarihsel asamasina denk dusen bolunmelerin mi proleteryanin bolunme siyaseti oldugudur...
Ozcesi teorik bolunme mi?, pratik bolunme mi? sorusudur bu. Kacinilmaz dogum asamasi mi, sezeryanla mudahele midir?...Herkes kendi oturdugu, baktigi yerdn bir cvp verecektir bu soruya..
Ama asl olan sinif mucadelesinin kendisi acisindan, kendisinin verdigi cevaptir...Bir menseviklerin enerjisini bile Demokrat Devrimde kullanmis bir Lenin, bir Trockinin, Zinoyevin, Kamanevin oportunist enerjisini bile Sosyalist Devrimde kullanmis bir Lenin...ya da bolunmekten ziyade 'birlesme' cizgisinde daha fazla durmus bir Mao'nun dunyasinda hersey yer, zaman, mekan, durumun icinden bakilarak yerli yerine konmustur...
Ama biz kucuk burjuvalar ulkesinin, kucuk burjuva zihniyetimiz acisindan, herseyin oturdugu yer devrimin, devrimin o anki gorevlerinin, halkin cikarlari degil de; kendi kafamiz, kendi dogrularimiz, kendi teorik gerceklerimiz olursa, denklem boyle konursa eger..O zamanda her kis bir baska ayrilik turkusu dillendirmek kacinilmaz olur...
Yara derinde, dunde, daha gerilerde...
Dost aci soyler.
Son Haberler
Sayfalar
Provaksyon siyaseti
Dün İsviçre Basel'de 1 Mayıs mitingindeyiz. Yağmurlu ve serin bir hava...Gelecek güzel günler özlemi yüklenmiş bir 'avuç' coşkulu yürek. Toplumun üzerine serpilmiş ölü toprağı sessizliğine inat avaz-avaz özgürlük, eşitlik ve adalet taleplerini haykırıyorlar. Belki çok küçük, ama mevcut realitede, anlamlı ve değerli görkemli bir duruş abidesi misali...
TKP-ML MK SB: 1 MAYIS, GERÇEK VİRÜS EMPERYALİST-KAPİTALİST SİSTEME KARŞI MÜCADELEDİR!
Bütün Ülkelerin İşçileri ve Ezilen Halkları, Birleşin!
Burjuvazi ile işçi sınıfı ve milyonlarca ezilen emekçi yığınlar arasındaki savaşımda, en önemli kilometre taşlarından biri olan 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü, devrim ve karşı-devrim güçlerinin saflarının daha da netleştiği, çelişkilerin daha bir açık hale geldiği, ezilenlerin öfkesinin henüz kabuğunu kıramamış olsa da biriktiği bir süreçte karşılıyoruz.
TKP-ML KKB’den KBDH Konsey Üyesi Çiğdem Vartinik: Her zaman tetikte, sürekli direnişte…
– Tüm dünyada askeri-politik gelişmeler yaşanıyor. Kadınlar ve LGBTİ+lar bu gelişmelerden direkt etkileniyor. Bununla birlikte yükselen bir kadın ve LGBTİ+ hareketi de var. Hemen hemen bütün eylemlerin de önünde yer alıyorlar. Bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Heval Sinan Dersim’e - Süleyman Gürcan
Hani derler ya bazı insanlar iz bırakır diye. Sinan'da birkaç yıllık tanışma ve ortak çalışmada bende yoğun bir iz bıraktı. Ortak çalışmaya verdiği önem, eksikliklere ve yanlışlıklara yaklaşımda örgüt ayrımı yapmadan eleştiren ve yanlışlardan ders çıkartan bir kişiliği vardı.
Bizi kim değiştirecek?
Geçen sayımızda “Aynaya Bakmak” başlığını atmış ve bireyin-bileşenin-kolektifin “körleştiği” noktada ona ayna olan yoldaşlardan bahsetmiş ve bunun “bir şans” olduğunun altını çizmiş; bununla bağlantılı olarak başarının müdahaleye-eleştiriye açık olmakla ilişkisine değinmiştik.
TKP-ML MK üyesi Meral Güzel: “Halk Tava Gelmiş Demir Gibidir, Örsle Çekiç Olmak Bizim Elimizde!”
Merhaba, öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?
– Merhaba, adım Meral Güzel, TKP-ML MK üyesiyim
Hem emperyalist kapitalist sistemdeki hem bölgedeki hem de Türkiye- Kuzey Kürdistan’daki siyasi-ekonomik gelişmeler coğrafyacımızdaki devrim mücadelesinin gelişimine olanak ve fırsatlar sunan güçlü bir zeminde olmasına rağmen devrim mücadelesi istenilen boyutta değil, bunu nasıl açıklayabilirsiniz?
CIA’nın Anti-Komünist “Özgür Düşünceli” Entellektüelleri (1.Bölüm)
Giriş:
Emperyalist merkezler, dünyayı yeniden paylaşmak için hummalı bir savaş hazırlığı içindeler ve buna göre de rakiplerine kutuplaşmalar giderek sertleşmektedir. Silahlanma son hızla yapılırken, faşistleşme ve iç faşistleşme de, hemen hemen bütün ülkelerde gelişmekte, işçi sınıfı ve emekçiler üzerindeki baskılar günden güne artmaktadır. Kazanılmış demokratik hak ve özgürlükler, burjuvazi tarafından gasp edilmektedir.
Egemenlerin korkularını tarihimizden aldığımız güçle büyütelim…
Türkiye işçi sınıfının ve çeşitli milliyet ve inançlardan ezilen halkımızın öncü ve önder gücü Proletarya Partisi’nin kuruluşunun 49. yılındayız. Proletarya Partisi, 24 Nisan 1972 tarihinde bir tesadüf sonucu kurulmadı.
Dünyadaki ve ülkemizdeki gelişmelerin bir iz düşümü olarak doğdu. Proletarya Partisi’nin kurucu ve kuramcısı İbrahim Kaypakkaya, hem pratik hem de politik bir önder olarak kısa yaşamında tarihi değerde araştırmalara imza attı. İçinden çıkıp geldiği politik çevrelerde iki çizgi mücadelesi verdi.
TKP-ML TİKKO Genel Komutanlığı: Bu Çelik Aldığı Suyu Unutmadı, Unutmayacak!
Partimiz TKP-ML, İbrahim Kaypakkaya önderliğinde kurulduğunda ellerinde yalnızca birkaç kırma ve dünyayı temellerinden sarsacak MLM biliminin yol göstericiliği vardı. ’71 silahlı çıkışının komünist yanı olan partimiz TKP-ML, silahlı mücadele hattında taviz vermeden ilk günkü inat ve kararlılıkla silahlı mücadeleyi bugünlere taşıyabilmiştir.
Proletarya Partisini ortaya çıkaran şartlar
24 Nisan 1972, coğrafyamızda komünist mücadele ateşinin yakıldığı tarihtir. 1920 Eylül’ünde Bakü’de Mustafa Suphi önderliğinde kurulan TKP’nin mirasçısı olarak ortaya çıkan proletarya partisinin kuruluş tarihidir. Proletarya partisinin kuruluşunun ilanı, Mustafa Suphi ve yoldaşlarının Kemalistler tarafından katledilmesinin ardından 50 yıllık reformizme ve parlamentarizme karşı cepheden bir ideolojik, siyasal saldırıdır/savaşımdır.
TKP-ML MK SB: Paris Komünü ışığında 49.kuruluş yılımız kutlu olsun!Bugünden yarına;Daha azimli,Daha kararlı,daha ısrarlı!
TKP-ML, 24 Nisan 1972 tarihinde İbrahim Kaypakkaya önderliğinde sınırlı sayıda kadroyla sınıf mücadelesinin pratiği içinde kuruldu. Partimizin 49. kuruluş yıldönümünü kutladığımız bu yıl, aynı zamanda K. Marks’ın ifadeleriyle “cennetin zaptına çıkan” Komüncülerin ve Paris Komünü’nün 150. yıldönümüne denk gelmektedir.