Pazar Eylül 27, 2026

ԲարեւՆուպարՃան Merhaba Nubar Can…

Aradan geçen iki yıl zarfında zamansız bir anda aramızdan ayrılmanı hiç beklemiyorduk.

Ve hiç de kabullenmedik. Dostların, arkadaşların, yoldaşların tüm yakınların arasında şok etkisi yarattı. Yıkıldık, kaldık…

Rojava’dan Başur’a, Bakur’danYerevan’a kadar ne kadar da sevenin-soranın olduğunu bizi bırakıp gittikten sonra anladık, yaşadık ve gördük. Mütevazilik, çıkarsız davaya bağlı kalmanın, alçak gönüllü ve mert bir Partizan olmanın yarattığı sevgi seline bizi bırakıp gittikten sonra tanık olduk…

Yoldaşlığın, paylaşmanın, fedakarlığın, ezilenin, hor görülenin her zaman yanında olurken, iyi erdemlerin sıralamakla bitiremeyeceğimiz şekilde hepsinin senin üzerinde toplandığı, hele hele bugünkü zor koşullarda parmakla gösterilen ender Partizanlardan birisi olduğunu, ilerlemiş yaşına rağmen senin şahsında gördük.

Şehit düştüğüne halen inanamıyorum. Her zamanki gibi halini hatırını sormak, derin bir sohbete dalmak içimden geliyor. Ama askeri üniforma, Parti amblemi altında çekilen ve bizlere gülümseyen resmini hatırladıkça o zaman seni yıldızlara uğurladığımızı hatırlıyor ve kendimi toparlıyorum.

Seni hiçbir zaman üzmek istemezdim. Ama bazı gerçekleri söylemek zorundayım. Senden hemen sonra çok geçmeden her zaman seninle beraber, en zor anlarda senin yanında olan Serdar Can’ı da kaybettik. Belki de seni kaybetmenin derin üzüntüsüne kalbi dayanamadı.

O Amed’de, sen ise Derik’te aranızda TC’nin ördüğü aşılamayacak, uzak zannedilen derin duvarlarla örülmüşken ne kadar da yakınsınız.

Zamansız bir vakit aramızdan ayrıldıktan sonra, bir yıl geçmeden hasret ve acılara dayanamayan sürgünde yaşayan babanı da Nisan 2018’de kaybettik. Zaman bütün değerlerimizi bizden almaya devam ediyordu. Sakın ha üzülme, kendine dert etme. Senin yokluğunu ailene hiç hissettirmedik.

Yoldaşların aileyi bir an olsun yalnız bırakmayarak, son yolculuğunda bulundular…

Bize, arkana bakmadan mücadeleyi devrederek gittin…

Hakikat savaşı devam ediyor… Ճշմարտութեանպատերազմըշարունակվումէ…

Uyanan ve ayakları üzerinde durmaya çalışan Kürt halkının, ağır bedeller ödeyerek Ortadoğu karanlığının içinde yeni bir düzen, yeni bir toplum amacıyla yürüttüğü mücadele her geçen gün güçlenerek büyümektedir.

Kazanımların bir gün bütün bölgeye yayılacağının farkında olan gerici faşist iktidarlar ile başta TC’nin başı diktatör Erdoğan’ın rüyalarını kaçırmaktadır. Bu yüzden sınırlara duvarlar örmüş olmamış, şimdi de IŞİD çetelerini “güvenli bölge” adı altında Rojava’ya yerleştirerek işgal gayreti içerisindedir.

ABD ile Rus emperyalistlerine uşaklıkta sınır tanımayan Erdoğan, iki emperyalist devlet arasındaki çelişkileri kullanarak, NATO’nun en kalabalık ordusunu Rojava sınırına yığınak yaparak işgal tehditleri savurmaktadır. Bunun adı soykırımdır.

Arap, Kürt ve Hıristiyan halklar yeni bir soykırım ile karşı karşıyadır. Böyle bir çılgınlık yapması halinde savaşın bütün bölgeye yayılacağı, sorumlusunun Erdoğan olacağı ortadadır. İşte şu anki Rojava’da durum böyledir.

Peki biz bu savaşın neresindeyiz? Her zaman her koşulda belirttiğin sorun, bugün açık ve net olarak kendini gösteriyor.

Türkiye’de gerçek komünistler ile naylon sosyalistler-komünistleri birbirinden ayıran esas mesele Ermeni sorunu ile Kürt sorununa bakış açısıdır. Karşı çıkanlar her zaman İttihatçı damardan beslenenler, red ve imha politikalarının destekleyicileri olmuştur.

Bu güruh, ahlak ve vicdanen sınıfta kalmışlardır.

Geleneğimizin içinde de görünen bu anlayış Kaypakkaya’cılar ile naylon komünistler arasında da baş göstermiş, Kaypakkayacılar bunlarla arasına kalın bir çizgi çekmesini bilmişlerdir.

Rojava Devrimide tarafını belli etmiştir. Senin de içinde bulunduğun Partizan geleneği ilk günden bu yana direniş, özgürlük ve mücadeleden yana olmuştur.

Ama bedeli de çok ağır olmuştur.

Geleneğimiz bugünlere gelene kadar yüzünü iki kere Ortadoğu’ya çevirmiş ama her defasında kendi kendini fesh ederek başarısızlıkla sonuçlanmıştır. O dönemden bize miras kalan sadece Ozanyan ile Serdar Can olmuştur. Bunlar tesadüfi değildir.

Ve bugün Rojava gerçekliği ile geleneğimiz ayakları üstüne oturmuş ise bunun öncüleri sizler sayesinde oldu.

Demek ki istenildiğinde, doğru politikada ısrar ve sebat gösterildiğinde başarılı olunuyormuş.

İşte bugünlerin esas yaratıcıları sizler oldunuz …

Madalyonun öbür tarafında ise sana sevindirici haberlerim var. Geleneğimizin içinde bulunduğu kaos ve bunalımdan çıkması için gösterdiğin emek ve çabanın sonuçları görülmeye başlandı.

OHAL şartlarında birçok defa Dersim kırsalına giderek yoldaşlara ulaşma gayretin sonuçsuz kalmıştı. Her seferinde engellenen çaban önce ‘Örgütleme Komitesi’ sayesinde devam ettirildi. Sonra da 47 yıllık Parti tarihinde I. Kongre yapılarak taçlandırıldı.

Dil öğrenme konusunda ne kadar yetenekli olduğunu hem Paris’ten hem de çevirilerinden hemen anlaşılıyor. Paris’te Fransızca’yı çok kısa bir süre zarfında öğrendikten sonra Türkiye’den gelen ilticacılardan hemen hemen yardım etmediğin kimse kalmamıştır.

Herkese karşılıksız yardımda bulunmuşsundur. Yine Ermenice’den Türkçe’ye kazandırdığın hazine değerinde Şahumyan ve Orjonokidze’yle ilgili eserler Türkiye’de bir ilk olmuştur. Merak etme, emek ve çaban boşa gitmedi.

Sen ölümsüzleştikten sonra, çevirdiğin “Hristiyan Protestanlar ve Kızılbaş Mezhebinin Doğuşu” kitabı da okuyucularla buluştu.

Karabağ savaşının devam ettiği en zor günlerde ambargo ile kuşatılmış Ermenistan’da elektrik, ekmek ve gaz sıkıntısı altında yaşama tutunmaya çalışan Ermeni halkının acılarını ancak yaşayanlar bilir.

Halkın çaresizlik içerisinde gelenekselleşmiş kesin her evde bulunan kütüphanelerden kitapları ısınmak için yakarken tarihi değerdeki kitaplara senin nasıl sahip çıktığını biliyoruz. Bu anlamda zengin kitaplığından bir sürüsü halen bizlere emanetindir.

Türkiye’de saklı, yazılmayan tarih ile senin her zaman her fırsatta tarihi gerçekleri anlatımlarını unutmayacağız…

Türk Devleti Kürt halkından sonra her zaman Hristiyan halklar için bir tehdittir.

Artık Türkiye’de kırıntıları kalan Hristiyan azınlıklar, Suriye’ye tehcir olmuş aradan yüz yıl geçmiş olmasına rağmen tehlike halen geçmemiştir. Türkiye ve IŞİD tehlikesi bitmemiştir.

Süryaniler, Kildaniler TSK ve IŞİD saldırılarına karşı kendi öz savunma güçlerini inşa ederken, Ermeniler de artık yüz yıl sonra Suriye’de kendilerini koruyacak bir birlik oluşturarak adını“Şehit Nubar Ozanyan Taburu” koydular.

Yani sevgili kardeşim, emek ve çabaların boşa değilmiş!

Uzun ve yorucu yolculukların, sırt çantalı, aç ve susuz sınır boylarında sınır tanımadan Güney’den Rojava’ya geçişler, tuzak ve pusulardan Peşmergelerin teröründen hepsinin üstesinden gelip bugünlere gelmek kolay değilmiş.

Senin şehit düşmenden sonra, Rakka ile Dera Zor hamlelerinde TSK destekli IŞİD çeteleri tarihin çöplüğüne gömüldü.

IŞİD’in elindeki bütün toprak parçaları özgürleştirildi.Teker teker teslim oldular. Diz çöktüler. Bugünleri görmeni çok isterdim. Yoldaşların, senin ile omuz omuza savaşanlar Rakka’da bir operasyona senin adını vererek öldürücü darbeler vurdular.

Esir halkları IŞİD’in elinden kurtararak,halklara umut oldular.

Rojava Devrimi dünyanın değişik yerlerinden gelen devrimcilerin, anarşistlerin, komünistlerin ilgi odağı olurken İtalya’dan Halk Ordusuna katılan LorenzoOrsetti (TekoşerPiling) yoldaş senden sonra şehit düştü. “Bizim” naylon komünistler devrimi seyrederken dünyanın değişik yerlerinden gelip şehit düşen yüzlerce devrimciye tanık olduk.

İşte bu kahramanlardan birisi olan Lorenzo senden sonra kaybettiğimiz en değerli savaşçılardan birisi olmuştur.

Hoşça kal sevgili yoldaşım…

Bedenini toprağa, mücadeleni armağan ettin ezilen halklara …

Türkülerin türkülerimizdir…

Mücadelen mücadelemizdir…

 Bir Yoldaşın…

9170

Agop Ekmekciyan

Özellikle azınlıklar üzerine yazdığı yazılarıyla tanıdığımız yazarımız,diğer birçok konuda da makaleleriyle tanınmaktadır.

agop@kaypakkaya-partizan.net(Hazırlanıyor)

Son Haberler

Sayfalar

Agop Ekmekciyan

TKP-ML TİKKO Genel Komutanlığı: YAŞASIN TİKKO KONFERANSIMIZ!

DEVRİMCİ SAVAŞTA İLERİYE DOĞRU BİR HAMLE!

YAŞASIN TİKKO KONFERANSIMIZ!

DEVRİMİN ZAFERİ İÇİN HALK SAVAŞI’NDA DERİNLEŞ, GERİLLADA UZMANLAŞ!

Ömer Koç'un „Üzüntüsü“; Kapitalizmin Yeni Eğilimidir

Uluslararası tekel Koç Holding’in şefi Ö. Koç, TÜSİAD'ın 13 Ocak 2022 tarihinde düzenlediği „Dijitalleşme Türkiye Konferansı“nda yaptığı konuşmada, Uluslar arası tekellerin iki kaygısını dile getiriyor. Birinicisi, işgücü nüfus üretiminde zorlandıkları ve ikincisi ise, mesleki olarak „yetişmiş işgücün“ün başka ülkeler tarafından „çalınması“.

Koç şöyle diyor:

Dedef ve Dersim’in fethi (Ava Neşe KALP)

29 Aralık 2021 ile 2 Ocak 2022 tarihleri arasında İstanbul Yenikapı’daki 5 günlük "Tunceli Tanıtım Günleri" adlı organizasyon sonrası yaşanan eleştirilerle ilgili bir iki söz söylemenin vaktidir sanırım.

Yeni Bir Mücadele Yılına Girerken: Ölümsüzlerimizle Yürüyoruz!

2021 yılını geride bıraktık. Yeni bir mücadele yılına girerken gerek dünyada ve gerekse de ülkemizde başta sınıfsal çelişkiler olmak üzere bir dizi çelişkinin giderek keskinleşmesi 2022 yılının sınıf mücadeleleri açısından hareketli geçeceğini göstermektedir. Küçük bir örnek olması açısından MESS grup sözleşmesinde sefalet zammını kabul etmeyen ve iş bırakan Birleşik Metal-İş üyesi Çimsataş işçilerinden 25’i, SMS’le işten çıkarılınca direnişe geçtiler. Yeni yılda bu türden örneklerin artacağı öngörülebilir.

Katledilişinin 15. Yılında Bir Kez Daha; Hrant Ahparig

Ermeni yazar, gazeteci Hrant Dink’in katledilişinin üzerinden 15 yıl geçti. 15 yıldır Hrant, başta Agos gazetesinin önünde olmak üzere birçok yerde “Ahparig” denilerek “Buradayız” şeklinde verilen mesajla anılmaya devam ediliyor.

Hrant Dink, 19 Ocak 2007’de Şişli’de Halâskârgazi Caddesi üzerindeki Agos Gazetesi’nin çıkışında, 14.54’te, arkasından ve çok yakın mesafeden yapılan üç el silah atışıyla katledildi.

Kürtleri boğmak (Nubar OZANYAN)

İşgalci, soykırımcı Türk devleti ve çeteleri, Rojava’ya ve bir bütün olarak Kürtlere karşı saldırılarına ara vermeden yoğunlaştırıyor. Gün yok ki, haber ajanslarına Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırı haberleri geçmesin. Gün yok ki, toplu insan kaçırmalar, hırsızlık, doğa katliamı, su depolarına yönelik suikast haberleri ajanslara yansımasın. Uluslararası ve bölgesel anlaşmaları, insanlık hukukunu çiğneyerek son 15 gün içinde havan, obüs ve tanklarla tam 225 saldırı gerçekleştirdi.

Faşist şef Amed’e giremez (Selahattin ERDEM )

  • JİTEM esasta bir MHP örgütlenmesi oluyor.
  • Aslında orman kurma değil, soykırımın zaferi ilan edilmek istenmektedir.
  • Peki Amed böyle bir hakaret ve saldırıyı kabul edecek midir?
  • Amed halkı 1975’de Alpaslan Türkeş’e karşı direndi ve kazandı, şimdi de Devlet Bahçeli’ye karşı direnecek ve kazanacaktır.

Türkiye’deki Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) NATO’nun süper gladyosu tarafından kurulduğunu çok iyi biliyoruz.

Tek Yol Birleşik Devrim-Taylan Ateş

Biliyoruz, makalenin başlığı bilindik, bir o kadar da klasik oldu. Ama ne yaparsınız, Türkiye ve Kürdistan emekçi sınıfları en pespaye görüşlerle, sokaktaki insanın bile artık inanmadığı öneri ve düşüncelerle aldatılmaya çalışılırsa ve bunda ısrar edilirse bize düşen de devrimci çözüm biçimini ısrarla ve defaatle öne sürmektir.

Dünden bugüne enternasyonalizm ve enternasyonal faliyetlere kısa bir bakış

Bu belgede ortaya koyacağımız düşünceler dünden bugüne enternasyonal çalışmalara bakışımızı yeniden özetler niteliktedir. Bu nedenle hem geçmiş belgelerimizden geniş aktarmalar yapacağız hem de güncel bağlamda nasıl bir enternasyonal çalışma yürütmemiz gerektiği sorusuna yanıt vermeye çalışacağız. Elbette ki kendi cephemizde ortaya koyacağımız düşünceleri diğer kardeş parti ve örgütlerle tartışacağız. Bu noktada her türlü eleştiri ve öneriye açığız.

İnanlar unutulmasın! (İsmail Cem Özkan)

12 Eylül öncesi devrimcileri gerçekten devrim olacağına inanıyordu, inandığı için hayatını ortaya koymuş, bulunduğu mahallelerin dışına gidip, dayanışmayı canıyla ortaya koyardı. Sabahlara kadar yazılan kuşlamalar, belirlenen meydanlarda havaya atılır ya da otobüsün havalandırılmasına bırakılır, otobüs hareket edince durak ve yol kuşlama kağıdı ile dolardı. Mesaj halka verilmiş olurdu bu suretle.

Sosyalizm Kazanacaktır!

2021’nin son yazısı olarak bazı nesnel olguları kısa başlıklar halinde belirteceğim.

Öncelikle, kapitalist-emperyalist dünya sisteminin bugünkü kısa özetini verelim:

Sayfalar