Çarşamba Ekim 28, 2026

ATİK ve Yeni Kadın tutsakları için imza metni‏

Atik yalnız değildir

15 Nisan 2015 tarihinde Alman polisi birkaç eve eş zamanlı operasyon düzenleyerek 7 ATİK (Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu) üyesini gözaltına alıp tutuklamıştır. Operasyon Almanya ile sınırlı kalmayıp İsviçre, Fransa ve Yunanistan’a da sıçramış, İsviçre’de 1, Fransa’da 1 ve Yunanistan’da da 3 kişi gözaltına alınıp tutuklanmıştır. Avrupa çapında ve hukuk kuralları hiçe sayılarak yapılan bu operasyon, Almanya Adalet Bakanlığı’nın kararı ile 129a ve 129b Anti Terör Yasasına dayandırılmaktadır. Bu yasa, 2001 yılında ABD’nin İkiz Kuleler’e yönelik saldırıyı bahane ederek dayattığı bir yasadır.

Yasa, ülke sınırları içinde ve uluslararası alanda işçi sınıfına ve emekçilere, toplumsal halk muhalefetine saldırma ve sindirme amacını taşımaktadır. Ve bugünkü hedefinde de ATİK bulunmaktadır.

ATİK, Türkiye’den Almanya’ya işçi göçünün ardından ortaya çıkmış, örgütlenmesi 1970’li yılların ortalarına dayanan bir göçmen işçi örgütlenmesidir. Türkiye’yi terk etmek zorunda kalan politik ilticacıları da kapsayan ve ana gövdesini işçilerin oluşturduğu ATİK, çeyrek yüzyılı aşkındır demokratik hak ve özgürlükleri savunan, bağımsız, yasal ve tüzel kişilik almış bir kuruluştur.

ATİK; anti-emperyalist, anti-faşist, anti-militarist çeşitli milliyetlerden Türkiyeli göçmen işçilerin demokrasi ve özgürlük mücadelesinin bir örgütlülüğüdür.

ATİK; bulunduğu ülkelerde işçi ve emekçilerin ekonomik ve demokratik mücadelesini destekleyen ve birlikte hareket eden bir emek mevzisidir.

ATİK; Türkiyeli ve mevcut ülkelerdeki gençliğin akademik, demokratik hak ve özgürlükler mücadelesinin içinde olmuş bir kuruluştur.

ATİK; kadınlara yönelik her türlü sömürü, baskı, şiddet ve eşitsizliğe karşı mücadele eden bir demokratik kitle örgütlenmesidir.

ATİK; LGBTİ birey ve kurumların uğradığı baskı, şiddet ve haksızlığa karşı duran ve mücadele eden bir örgütlenmedir.

ATİK; kendi varlık koşulu olarak her türlü ırkçı, faşist örgüte karşı siyasal ve pratik tavır alan; ayrımcılık ve yabancı düşmanlığının karşısında duran ve bunlara karşı mücadele eden bir kurumdur. Nazizm ve neo-Nazizm ideolojisine; NSU ve işlediği cinayetlere karşı tavır almış: yabancı düşmanlığını körükleyen faşist örgütlenmelerin yeni bir versiyonu olan PEGİDA’ya karşı tepki gösteren ve El-Kaide, El-Nusra, IŞİD, Boko Haram gibi gerici cinayet şebekelerine karşı durmuş bir kuruluştur. IŞİD’in Rojava ve Kobane saldırısı karşısında tüm gücü ile demokratik tepkisini göstermiş, maddi ve manevi desteğini olanakları ölçüsünde sunmuştur.

ATİK; Ermeni Soykırımını kabul ederek, gerçeklerin ortaya çıkarılması için mücadele eden bir kurumdur.

ATİK; her zaman haksız savaşlara karşı gelmiştir. Afganistan, Irak, Libya, Suriye, Yemen gibi ülkelerin işgal edilmesine karşı durmuş, bu ülkelerde işgale karşı tavır alan işçi, emekçi ve ezilen halkların yanında olmayı varlık koşullarından biri olarak gören bir kuruluştur.

ATİK; İsrail devletinin, Filistin halkına yönelik, katliam ve soykırım; baskı, tecrit ve ambargo saldırılarına ve estirilen teröre karşı tavır almış bir kuruluştur.

ATİK; Türkiye’den gelen çeşitli milliyetlerden göçmen işçi ve emekçilerin demokratik örgütlerinden birisidir. Ve tamamen yasal ve demokratik zeminde mücadele eden bir örgütlenmedir. Kısaca vurguladığımız bu zemin, duruş ve meşru pratiğinden dolayı saldırıya uğraması kabul edilemezdir.

Bizler aşağıda imzası bulunan kurumlar ve kişiler olarak, tutuklanan bütün ATİK üyelerinin derhal serbest bırakılmasını talep ediyor, ATİK’e yönelik saldırıyı kınıyoruz.

Alınteri gazetesi

Özgür Gelecek gazetesi

Yeni Demokrat Gençlik

Partizan Şehit ve Tutsak Aileleri

Devrimci Demokratik Sendikal Birlik

Partizan

Haluk Gerger

Temel Demirer

Sibel Özbudun

Necati Abay (Gazeteci)

Mukaddes Erdoğdu Çelik

Açılım Hukuk Bürosu

Yeni Demokrat Kadın

Rojava Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği

Munzur Çevre Derneği

 

56102

Partizan'dan

Partizan'dan; Gündem ve güncel gelişmelere ilişkin politik açıklama ve yazılar. 

Son Haberler

Sayfalar

Partizan'dan

Aydın/ Entelektüel Meselesine dair[1]

“Entelektüelin görevi iktidara hakikâti söylemektir.”[2]

 

Aydın/ entelektüel konusunda epeyce yazdım.[3] Yazdıklarımın tümü, elbette taraflıydı.

Yeri geldi belirteyim, sınıflı bir toplumda “tarafsızlık” yaygaralarını kaale almayan birisi olarak:

Marguerite Duras’nın, “Politik değilseniz, entelektüel de olmazsınız!”

Albert Camus’nün, “Entelektüel, aklı kendisini gözleyen kişidir”![4]

Küçük Burjuva “Sol”culuğun Açmazları

Küçük burjuva “sol”culuğu birleştirici değil, dağıtıcı ve yıkıcıdır. Onun bu nitelikleri, sınıfsal karakterinden ileri gelir. Kapitalist sistem içinde, o her şeyini yitirmiştir. Burjuvaziye kin duyar ve kinini bazen anarşist bir şekilde ortaya koyarken, bu, bazen ise sınıf uzlaşmacılığı şeklinde ortaya çıkar.

Gitmediğin yere başkasını gönderme!

Sınıf savaşımında militanlık ve devrimci önderliğe ilişkin temel bilgilerin elde edilmesi güne ve ana uyarlanarak güncellenip, uygulanması örgüt bilimi açısından tayin edici düzeyde önemlidir. Temel bilgiler ne kadar önemliyse bugün yaşanan ve devam eden sorunlara, sürecin ve anın ihtiyacına yanıt olacak şekilde yenilenip güncellenerek uygulanması bir o kadar önemlidir.

Her an...

Sınıf savaşımında yola çıkanlar yaşamla ölüm arasındaki ince çizgi üzerinde yürür. Yaşamla ölümü her an iç içe, beraber yaşamaya, karşılamaya hazır yürür. Hangisinin ne zaman ağır basacağını “bilemeden” yürür. Ancak bir gün mutlaka ölümle karşılaşıp tanışacağını çok iyi bilir. Devrimcilerin sonsuzluğa uzanan yolculuğunda ölümle karşılaşması sınıf savaşımının nesnel koşullarına, düşmanla yaşayacağı çatışma durumuna, mevzilenme ve konumlanmasına bağlıdır. Ancak ölümle karşılaşma anı her şeyden önce ideolojik donanıma, örgütlenme gücüne ve yürüyüşüne bağlıdır.

Çelişkilerden faydalanabilmek doğru konumlanmayı gerektirir!

İçinden geçtiğimiz süreci doğru anlayabilmek için pek çok gelişmeyi bir arada değerlendirmemiz gerekmektedir. Ortadoğu'daki değişimler, Kürt ulusal hareketinin gelişim seyri, egemen kliklerin arasındaki çelişkiler, ezilenlerin durumu, devrimci hareketler... Bunlar ilk akla gelen başlıklardır. Sonuç olarak süreç, birçok çelişkiyi barındırdığı oranda ezilenler için fırsatlar da yaratmaktadır. Fakat bu fırsatlardan yararlanabilmek süreci doğru analiz edebilmeyi ve doğru bir ideolojik-politik ve örgütsel konumlanışı gerektirir.

Sürüngen gökte kartal olmaz! (2)

30 yıllık Ermeni mücadele tarihinde Kafkaslar'da, Batı-Doğu Ermenistan'da ve Ortadoğu'da Ermeni toplumu içerisinde en güçlü, çoğunluğu elinde bulunduran, temsil eden EDF (Ermeni Devrimci Federasyonu) Taşnak Partisi, aynı zamanda kendi içerisinde siyasal çatışmaların yaşandığı uzun bir dönemeçtir. Bu dönemecin önemli figürlerinden birir olan Antranik Paşa yeni bir yüzyılın başında Osmanlı'ya karşı mücadele içerisinde bir HINÇAK Parti taraftarlığından, Taşnak Partisi'nin bir savaşçısı, aynı zamanda Halkın Fedaisi konumuna getiren onun partiler üstü konumu olmuştur.

Kılıçdaroğlu’nun “adalet” yürüyüşü, gerçekler ve tarihsel olarak sivil itaatsizlik-1

Enis Berberoğlu’nun MİT tırlarının bilgilerini basına sızdırmasından dolayı yargılandığı mahkemece 25 yıl hapis cezasına çarpılması ve tutuklanmasının ardından CHP, yargılamanın “adaletsiz olduğu ve Enis Berberoğlu’nun serbest bırakılması” için Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Adalet” için yürümesine karar verdi.

Keş(iş)inde Söz Söyleme Hakkı Var

Kimine göre sosyalizm bilimseldir, kimine göre de değil.

Bana göre de sosyalizm bilimsel değildir.

Şayet sosyalizm bilimsel olsaydı herkesin ama herkesin sosyalizm için söz söyleme hakkı olurdu değil mi ?

Bilimsellik için söz söyleyenlere bir bakın. İçerisinde kimler var kimler.

Papazlardan tutun anarşistlere kadar herkes var.

Türlerdeki evrimleşmenin nasıl gerçekleştiğini açıklayan Mendel bir papaz idi.

Acı Esintiler

İzmir 1 Nolu Sıkıyönetim Komutanlığı'nda süren davamız nihayet bir karara bağlandı. Hakkımda istenilen 5 yıllık ceza da onaylanmış oldu. Ama avukatlarımız temyize başvurdular. “Sonuçlanması birkaç yıl sürer…” dediler.

O süre içinde yurtdışına kaçma planları yapmaya başladık. İlk grubun içinde ben de vardım. Ama ekildim. İbo ekti beni. Dede, “İbo istemedi seni” dedi. Yıllar sonra İbo’yla buluştuğumda sordum: “Dede istemedi seni” dedi. İkisine de inanmadım.

Özgür Gelecek-Partizan;ÇAĞRI ve UYARIMIZDIR

Devrimci, demokratik kamuoyuna ve okurlarımıza çağrımızdır!

Devrimciliği çoktan askıya almış kesim karşısında alanlarımızı sonuna kadar koruyacağız!

Uzun bir süre kolektif içinde yaşandıktan sonra artık devrimci kamuoyunun gözleri önünde yaşanan “iç” sorunlarımızda, çeteci mantıkla sorunları kangrenleştiren ve devrimcilere yönelik şiddet uygulamaktan geri durmayan kesimin saldırıları sürüyor.

Canım biraz HASAN AKSU'yla uğraşmak istiyor!

Hasan Aksu, onun tabiriyle gelenekten biri. Epey bir geçmişi var. Fakat son 35 senedir gelenekten uzakta yaşıyordu. Yurt dışına geldiğinde ( ya da onun söylemiyle yd atandığında) bir süre doruklarda dolandı.

Sayfalar